Risale-i NurMektubat

Yirminci Mektub'un Onuncu Kelimesine Zeyldir

Mektubat · s.254

ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩ۪ ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ ﺍَﻻﺎ ﺑِﺬِﻛْﺮِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺗَﻄْﻤَﺌِﻦُّ ﺍﻟْﻘُﻠُﻮﺏُ ٭ ﺿَﺮَﺏَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻣَﺜَﻼﺎ ﺭَﺟُﻼﺎ ﻓ۪ﻴﻪِ ﺷُﺮَﻛَٓﺎﺀُ ﻣُﺘَﺸَﺎﻛِﺴُﻮﻥَ

Sual:

Sen çok yerlerde demişsin ki:"Vahdette nihayet derecede kolaylık var; kesrette ve şirkte nihayet müşkilât oluyor. Vahdette vücub derecesinde bir suhulet var; şirkte, imtina' derecesinde bir suubet var."diyorsun. Halbuki gösterdiğin müşkilât ve muhalat, vahdet tarafında da cereyan eder. Meselâ diyorsun:"Eğer zerreler memur olmazlarsa; herbir zerrede, ya bir ilm-i muhit veya bir kudret-i mutlaka veya hadsiz manevî makineler, matbaalar bulunmak lâzım gelir. Bu ise yüz derece muhaldir." Halbuki o zerreler memur-u İlahî de olsalar, yine öyle bir mazhariyet lâzım gelir.. tâ hadsiz muntazam vazifelerini yapabilsinler.Bunun hallini isterim.

Elcevab:

Çok Sözlerde izah ve isbat etmişiz ki: Bütün mevcudat bir tek Sâni'a verilse, bir tek mevcud gibi kolay ve suhuletli olur. Eğer müteaddid esbaba ve tabiata isnad edilse; bir tek sinek, semavat kadar; bir çiçek, bir bahar kadar; bir meyve, bir bahçe kadar müşkilâtlı ve suubetli olur. Madem şu mes'ele başka Sözler'de izah ve isbat edilmiş; onlara havale edip, şurada yalnız üç işaret ile, o hakikata karşı nefsin itminanını temin edecek üç temsil beyan edeceğiz: