Risale-i NurMektubat

Üçüncü Temsil:

Mektubat · s.256

Meselâ iki arkadaş var. Hiç görmedikleri bir memleketin ahvaline dair istatistikli bir nevi coğrafya yazmak istiyorlar. Birisi, o memleketin padişahına intisab edip, telgraf ve telefon dairesine girer. On paralık bir tel ile, kendi telefon makinesini devletin teline rabteder. Her yer ile görüşür, muhabere eder, malûmat alır. Gayet muntazam ve mükemmel coğrafya istatistiğine ait san'atkârane bir eser yapar. Öteki arkadaş ise, ya elli sene mütemadiyen gezecek ve müşkilâtla heryeri görüp her hâdiseyi işitecek veyahut milyonlarla lirayı sarfedip, devletin tel ve telefon temdidatı kadar ve padişah gibi telgraf sahibi olacak. Tâ evvelki arkadaşı gibi o mükemmel eseri yapsın. Öyle de: ﻭَﻟِﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻤَﺜَﻞُ ﺍﻻﺎَﻋْﻠٰﻰ eğer hadsiz eşya ve mahlukat Vâhid-i Ehad'e verilse, o vakit o irtibat ile herşey birer mazhar olur. O Şems-i Ezelî'nin tecellisine mazhariyetle, kavanin-i hikmetine ve desatir-i ilmiyesine ve nevamis-i kudretine irtibat peyda eder. O vakit havl ve kuvvet-i İlahiye ile herşey'i görür bir gözü ve her yere bakar bir yüzü ve her işe geçer bir sözü hükmünde bir cilve-i Rabbaniyeye mazhar olur. Eğer o intisab kesilse; o şey, bütün eşyadan dahi inkıta' eder, cirmi kadar bir küçüklüğe sığışır. O halde bir uluhiyet-i mutlaka sahibi olmalı ki, evvelki vaziyette gördüğü işleri görebilsin.

Elhasıl:

Vahdet ve iman yolunda, vücub derecesinde bir suhulet ve kolaylık var. Şirk ve esbabda, imtina derecesinde müşkilât ve suubet var.Çünki bir vâhid, külfetsiz olarak kesîr eşyaya bir vaziyet verir ve bir neticeyi istihsal eder. Eğer o vaziyeti almayı ve o neticeyi istihsal etmeyi, o eşya-yı kesîreye havale edilse; o vakit pek çok külfetle ve pek çok hareketlerle ancak o vaziyet alınır ve o netice istihsal edilir. Meselâ Üçüncü Mektub'da denildiği gibi: Semavat meydanında, Şems ve Kamer kumandası altında yıldızlar ordusunu harekete getirmekle, her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan cazibedar, sevimli vaziyet-i semaviye ve mevsimlerin değişmesi gibi büyük maslahatların vücud bulması demek olan o ulvî, hikmetli netice-i Arziye, eğer vahdete verilse; o Sultan-ı Ezel kolayca Küre-i Arz gibi bir neferi, o vaziyet ve o netice için ecram-ı ulviyeye kumandan tayin eder. O vakit Arz, emir aldıktan sonra, memuriyet neş'esinden mevlevî gibi zikr ve semaa kalkar; az bir masrafla o güzel vaziyet hasıl olur, o mühim netice vücud bulur. Eğer Arz'a, "Sen dur, karışma!" denilse; ve o netice ve o vaziyetin istihsali de semavata havale edilse; ve vahdetten, kesrete ve şirke gidilse; her gün ve her sene, binler derece Küre-i Arz'dan büyük olan milyonlar adedince yıldızlar hareket etmek, milyarlar sene mesafeyi yirmidört saatte ve bir senede kestirmek lâzımdır. Netice-i Meram: Kur'an ve ehl-i iman, hadsiz masnuatı bir Sâni'-i Vâhid'e verir. Doğrudan doğruya her işi ona isnad eder. Vücub derecesinde suhuletli bir yolda gider, sevkeder. Ve ehl-i şirk ve tuğyan, bir masnu-u vâhidi hadsiz esbaba isnad ederek, imtina' derecesinde suubetli bir yolda gider. Şu halde Kur'an yolunda, bütün masnuatla; dalalet yolunda, bir masnu-u vâhid beraberdirler. Hattâ belki bütün eşyanın vâhidden sudûru, bir vâhidin hadsiz eşyadan sudûrundan çok derece eshel ve kolaydır. Nasılki bir zabit, bin neferin tedbirini, bir nefer gibi kolay yapar ve bir neferin tedbiri, bin zabite havale edilse; bin nefer kadar müşkilâtlı olur, keşmekeşe sebebiyet verir. İşte şu hakikatı şu âyet-i azîme, ehl-i şirkin başına vuruyor, dağıtıyor: ﺿَﺮَﺏَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻣَﺜَﻼﺎ ﺭَﺟُﻼﺎ ﻓ۪ﻴﻪِ ﺷُﺮَﻛَٓﺎﺀُ ﻣُﺘَﺸَﺎﻛِﺴُﻮﻥَ ﻭَﺭَﺟُﻼﺎ ﺳَﻠَﻤًﺎ ﻟِﺮَﺟُﻞٍ ﻫَﻞْ ﻳَﺴْﺘَﻮِﻳَﺎﻥِ ﻣَﺜَﻼﺎ ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺑَﻞْ ﺍَﻛْﺜَﺮُﻫُﻢْ ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻻﺎ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻻَﺎ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠ۪ﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢُ ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﻋَﻠٰﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺫَﺭَّﺍﺕِ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ﻭَ ﻋَﻠٰٓﻰ ﺍٰﻟِﻪ۪ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪ۪ ﺍَﺟْﻤَﻌ۪ﻴﻦَ ﺍٰﻣ۪ﻴﻦَ ﻭَﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤ۪ﻴﻦَ ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﻳَٓﺎ ﺍَﺣَﺪُ ﻳَﺎ ﻭَﺍﺣِﺪُ ﻳَﺎ ﺻَﻤَﺪُ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ ﻭَﺣْﺪَﻩُ ﻻﺎ ﺷَﺮ۪ﻳﻚَ ﻟَﻪُ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻟَﻪُ ﺍﻟْﻤُﻠْﻚُ ﻭَ ﻟَﻪُ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻭَ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻳُﺤْﻴ۪ﻰ ﻭَ ﻳُﻤ۪ﻴﺖُ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﺑِﻴَﺪِﻩِ ﺍﻟْﺨَﻴْﺮُ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﻫُﻮَ ﻋَﻠٰﻰ ﻛُﻞِّ ﺵldıc Rَﻳْﺊٍ ﻗَﺪ۪ﻳﺮٌ ٭ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺍﻟْﻤَﺼ۪ﻴﺮُ ﺑِﺤَﻖِّ ﺍَﺳْﺮَﺍﺭِ ﻫٰﺬِﻩِ ﺍﻟْﻜَﻠِﻤَﺎﺕِ ﺍِﺟْﻌَﻞْ ﻧَﺎﺷِﺮَ ﻫٰﺬِﻩِ ﺍﻟﺮِّﺳَﺎﻟَﺔِ ﻭَ ﺭُﻓَﻘَﺎﺋَﻪُ ﻭَ ﺻَﺎﺣِﺒَﻬَﺎ ﺳَﻌ۪ﻴﺪًﺍ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤُﻮَﺣِّﺪ۪ﻳﻦَ ﺍﻟْﻜَﺎﻣِﻠ۪ﻴﻦَ ﻭَ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺼِّﺪّ۪ﻳﻘ۪ﻴﻦَ ﺍﻟْﻤُﺤَﻘِّﻘ۪ﻴﻦَ ﻭَ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤُْﻤِﻨ۪ﻴﻦَ ﺍﻟْﻤُﺘَّﻘ۪ﻴﻦَ ﺍٰﻣ۪ﻴﻦَ ٭ ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺑِﺤَﻖِّ ﺳِﺮِّ ﺍَﺣَﺪِﻳَّﺘِﻚَ ﺍِﺟْﻌَﻞْ ﻧَﺎﺷِﺮَ ﻫٰﺬَﺍ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ ﻧَﺎﺷِﺮًﺍ ﻻﺎَﺳْﺮَﺍﺭِ ﺍﻟﺘَّﻮْﺣ۪ﻴﺪِ ﻭَ ﻗَﻠْﺒَﻪُ ﻣَﻈْﻬَﺮًﺍ ﻻﺎَﻧْﻮَﺍﺭِ ﺍﻻﺎ۪ﻳﻤَﺎﻥِ ﻭَ ﻟِﺴَﺎﻧَﻪُ ﻧَﺎﻃِﻘًﺎ ﺑِﺤَﻘَﺎﺋِﻖِ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ ﺍٰﻣ۪ﻴﻦَ ٭ ﺍٰﻣ۪ﻴﻦَ ٭ ﺍٰﻣ۪ﻴﻦَ

--