Üçüncü suale deriz ki:
Mektubat · s.268
Hak namına, hakikat hesabına olan tesadüm-ü efkâr ise; maksadda ve esasta ittifak ile beraber, vesailde ihtilaf eder. Hakikatın her köşesini izhar edip, hakka ve hakikata hizmet eder. Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan bârika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor. Çünki maksadda ittifak lâzım gelirken, öylelerin efkârının Küre-i Arz'da dahi nokta-i telakisi bulunmaz. Hak namına olmadığı için, nihayetsiz müfritane gider. Kabil-i iltiyam olmayan inşikaklara sebebiyet verir. Hal-i âlem buna şahiddir.
Elhasıl:
ﺍَﻟْﺤُﺐُّ ﻟِﻠّٰﻪِ ٭ ﻭَﺍﻟْﺒُﻐْﺾُ ﻓِﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ٭ ﻭَﺍﻟْﺤُﻜْﻢُ ﻟِﻠّٰﻪِ olan desatir-i âliye düstur-u harekât olmazsa nifak ve şikak meydan alır. Evet ﺍَﻟْﺒُﻐْﺾُ ﻓِﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ٭ ﻭَﺍﻟْﺤُﻜْﻢُ ﻟِﻠّٰﻪِ demezse, o düsturları nazara almazsa, adalet etmek isterken zulmeder.