Üçüncü Nükte:
Mektubat · s.452
"Sünnet-i Seniye ve ahkâm-ı şeriat haricinde tarîkat olabilir mi?" diye sual ediliyor.
Elcevab:
Hem var, hem yok. Vardır, çünki bazı evliya-yı kâmilîn, şeriat kılıncıyla i'dam edilmişler. Hem yoktur, çünki muhakkikîn-i evliya, Sa'dî-i Şirazî'nin bu düsturunda ittifak etmişler: ﻣُﺤَﺎﻟَﺴْﺖْ ﺳَﻌْﺪ۪ﻯ ﺑَﺮَﺍﻩِ ﺻَﻔَﺎ ٭ ﻇَﻔَﺮْ ﺑُﺮْﺩَﻥْ ﺟُﺰْ ﺩَﺭْ َﻯِ ﻣُﺼْﻄَﻔٰﻰ Yani:Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın caddesinden hariç ve onun arkasından gitmeyen muhaldir ki; hakikî envâr-ı hakikata vâsıl olabilsin.Bu mes'elenin sırrı şudur ki: Madem Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Hâtemü'l-Enbiya'dır ve umum nev'-i beşer namına muhatab-ı İlahîdir; elbette nev'-i beşer, onun caddesi haricinde gidemez ve bayrağı altında bulunmak zarurîdir. Ve madem ehl-i cezbe ve ehl-i istiğrak, muhalefetlerinden mes'ul olamazlar; ve mademinsanda bazı letaif var ki, teklif altına giremez;o latîfe hâkim olduğu vakit, tekâlif-i şer'iyeye muhalefetiyle mes'ul tutulmaz; ve mademinsanda bazı letaif var ki, teklif altına girmediği gibi, ihtiyar altına da girmez; hattâ aklın tedbiri altına da girmez, o latîfe, kalbi ve aklı dinlemez; elbette o latîfe bir insanda hâkim olduğu zaman-fakat o zamana mahsus olarak-o zât, şeriata muhalefette velayet derecesinden sukut etmez, mazur sayılır.Fakat bir şartla ki, hakaik-i şeriata ve kavaid-i imaniyeye karşı bir inkâr, bir tezyif, bir istihfaf olmasın. Ahkâmı yapmasa da, ahkâmı hak bilmek gerektir. Yoksa o hale mağlub olup, neûzü billah, o hakaik-ı muhkemeye karşı inkâr ve tekzibi işmam edecek bir vaziyet, alâmet-i sukuttur!
Elhasıl:
Daire-i şeriatın haricinde bulunan ehl-i tarîkat iki kısımdır: