Üçüncü Nokta: Sual:
Mektubat · s.362
Madem Kur'an-ı Hakîm'in feyziyle ve nuruyla en mütemerrid ve müteannid dinsizleri ıslah ve irşad etmeye Kur'anın himmetine güveniyorsun. Hem bilfiil de yapıyorsun. Neden senin yakınında bulunan bu mütecavizleri çağırıp irşad etmiyorsun?
Elcevab:
Usûl-ü şeriatın kaide-i mühimmesindendir: ﺍَﻟﺮَّﺍﺿ۪ﻰ ﺑِﺎﻟﻀَّﺮَﺭِ ﻻﺎ ﻳُﻨْﻈَﺮُ ﻟَﻪُ Yani:"Bilerek zarara razı olana şefkat edip lehinde bakılmaz."İşte ben çendan Kur'an-ı Hakîm'in kuvvetine istinaden dava ediyorum ki:"Çok alçak olmamak ve yılan gibi dalalet zehirini serpmekle telezzüz etmemek şartıyla, en mütemerrid bir dinsizi, birkaç saat zarfında ikna etmezsem de, ilzam etmeye hazırım."Fakat nihayet derecede alçaklığa düşmüş bir vicdan ki, bilerek dinini dünyaya satar ve bilerek hakikat elmaslarını pis, muzır şişe parçalarına mübadele eder derecede münafıklığa girmiş insan suretindeki yılanlara hakaiki söylemek; hakaike karşı bir hürmetsizliktir. ﻛَﺘَﻌْﻠ۪ﻴﻖِ ﺍﻟﺪُّﺭَﺭِ ﻓ۪ﻰ ﺍَﻋْﻨَﺎﻕِ ﺍﻟْﺒَﻘَﺮِ darb-ı meseli gibi oluyor. Çünki bu işleri yapanlar, kaç defa hakikatı Risale-i Nur'dan işittiler. Ve bilerek, hakikatları zındıka dalaletlerine karşı çürütmek istiyorlar. Böyleler, yılan gibi zehirden lezzet alıyorlar.