Üçüncü Misal:
Mektubat · s.132
Hazret-i Ali ve Hazret-i Câbir ve Hazret-i Âişe-i Sıddıka'dan nakl-i sahih ile sabittir ki: Dağ, taş, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a "Esselâmü aleyke ya Resulallah" diyorlardı. Hazret-i Ali'nin tarîkında diyor ki: Bidayet-i nübüvvette, nevahi-i Mekke'de, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ile beraber gezdiğimizde, ağaç ve taşa rastgeldiğimiz vakit, "Esselâmü aleyke yâ Resulallah" diyorlardı. Hazret-i Câbir, tarîkında der ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm taş ve ağaca rastgeldiği vakit, ona secde ediyordular; yani inkıyad edip, "Esselâmü aleyke yâ Resulallah" diyordular. Câbir'in bir rivayetinde, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: ﺍِﻧّ۪ﻰ لَاَعْرِفُ ﺣَﺠَﺮًﺍ ﻛَﺎﻥَ ﻳُﺴَﻠِّﻢُ ﻋَﻠَﻰَّ Bazıları demişler ki: O, Hacerü'l-Esved'e işarettir. Hazret-i Âişe'nin tarîkında demiş: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: ﻟَﻤَّﺎ ﺍﺳْﺘَﻘْﺒَﻠَﻨ۪ﻰ ﺟَﺒْﺮَٓﺍﺋ۪ﻴﻞُ ﺑِﺎﻟﺮِّﺳَﺎﻟَﺔِ ﺟَﻌَﻠْﺖُ لَا ﺍَﻣُﺮُّ ﺑِﺤَﺠَﺮٍ وَلَا ﺷَﺠَﺮٍ اِلَّا ﻗَﺎﻝَ اَلسَّلَامُ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻳَﺎ ﺭَﺳُﻮﻝَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ