Risale-i NurMektubat

Gönüller Fâtihi Büyük Üstada

Mektubat · s.480

Nuruyla bütün gönlümü fetheyleyen üstad Gönlüm seni, kudsî heyecanlarla eder yâd İlhamıma can geldi beraet haberinle Mü'minleri şâdeyleyen ulvî zaferinle Sıyrıldı ufuklardan o kasvetli bulutlar Göklerde melekler, bu büyük bayramı kutlar Milyonların imanını kurtardı cihadın Par-par yanar imanlı gönüllerdeki yâdın Coşturmada imanları, binlerle vecizen Tarihini kudsî heyecanlarla süzerken İlhamımı mestetti tecella-yı cemalin "Fâtih" gibi rehberleri andırmada halin Dağlar gibi sarsılmadın, en korkulu günlerde Her ânı ölümler dolu tazyikin önünde Dünyalara dehşet salıyor sendeki iman Sarsılmayan imanına düşman bile hayran Rehber sana zira "Yüce Peygamberimiz"dir Ölmez eserin: Gençliğe gösterdiğin izdir Kur'an-ı Kerim'in ezelî feyzine erdin İnsanlığa, iman ve kemal dersini verdin Ey başlara Cennetlerin ufkundan inen tâc Âlem senin irfanına, irşadına muhtaç Derya gibi nurlar taşıyor her eserinden "Allah"a giden Nurcuların rehberisin sen Milyonları derya gibi coşturmada "Sözler" Cennetteki âlemleri seyretmede gözler Hikmet dolu her cümlede, Kur'andaki nur var Her lem'ada, binbir güneşin huzmesi çağlar "Nur yolcusu" insanlığa örnek olacaktır Kudsî heyecanlarla, gönüller dolacaktır Mefkûresi, günden güne erdikçe kemale Gark olmada iç âlemi, en tatlı visale Coştukça denizler gibi kalbindeki iman Bin ders-i hakikat veriyor ruhuna Kur'an Âzadedir İslâmı saran tehlikelerden Davası temiz çünki siyasî lekelerden Her hamlesinin kuvve-i kudsiyesi vardır Vicdanları mesteyleyen ulvî sesi vardır Aşkın ezelî sırrına erdikçe gönüller Yer yer donatır ufkunu sevda dolu renkler Bir ülkeyi baştan başa fetheyledin ey Nur Nurun olacaktır, bütün insanlığa düstur Kur'an seni teyid ediyor mu'cizelerle Ey şanlı gönül fâtihi hiç durmadan ilerle Tarih-i hayatın doludur hârikalarla Hiç sönmeden âlemde güneşler gibi parla Manzume-i Şemsiyeyi temsil ediyorsun Heybetli fezalarda hız almış gidiyorsun İmanlı nesiller seni takibedecektir Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir Tarihi aşarken sen o iman dolu hızla Milyonları aşmış bütün evlâdlarınızla Birden açılır ruhuma esrarlı bir âlem Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem!

Ali Ulvî

--

[Bu mektub, oniki sene evvel yazılmış ve Sikke-i Tasdik-i Gaybî mecmuasında dercedilmiş bir mektubdan bir parçadır. Risale-i Nur'un bu vatan ve millete kazandırdığı büyük ve çok mukaddes iki neticeyi beyan etmesi, filhakika aynen bu iki neticenin tezahürü bu memlekette ve âlem-i İslâmda görülmüş olması dolayısıyla bu mektub çok ehemmiyetlidir.] ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ Risale-i Nur, bu mübarek vatanın manevî bir halaskârı olmak cihetiyle; şimdi iki dehşetli manevî belayı def'etmek için matbuat âlemi ile tezahüre başlamak, ders vermek zamanı geldi veya gelecek gibidir zannederim. O dehşetli beladan birisi: Hristiyan Dinini mağlub eden ve anarşiliği yetiştiren, şimalde çıkan dehşetli dinsizlik cereyanı bu vatanı manevî istilasına karşı Risale-i Nur bir sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur'anî vazifesini görebilir. İkincisi: Âlem-i İslâm'ın bu mübarek vatanın ahalisine karşı pek şiddetli itiraz ve ittihamlarını izale etmek için matbuat lisanıyla konuşmak lâzım gelmiş diye kalbime ihtar edildi. Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa'da istilakârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilasına karşı Risale-i Nur hakikatları bir kal'a olduğu gibi, âlem-i İslâm'ın ve Asya Kıt'asının hal-i hazırdaki itiraz ve ittihamını izale ve eskideki muhabbet ve uhuvvetini iade etmeğe vesile olan bir mu'cize-i Kur'aniyedir. Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur'u tab'ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun. Acaba bu yirmi sene zarfında iman-ı tahkikîyi pek kuvvetli bir surette bu vatanda neşreden Risale-i Nur olmasaydı; bu dehşetli asırda, acib inkılab ve infilâklarda bu mübarek vatan, Kur'anını ve imanını dehşetli sadmelerden tam muhafaza edebilir miydi?

Said Nursî

--