Risale-i NurMektubat

Eğer denilse:

Mektubat · s.52

Hazret-i Ömer'in (R.A.) minber üstünde, bir aylık mesafede bulunan Sâriye namındaki bir kumandanına ﻳَﺎ ﺳَﺎﺭِﻳَﺔُ ﺍَﻟْﺠَﺒَﻞَ ﺍَﻟْﺠَﺒَﻞَ deyip, Sâriye'ye işittirip, sevkü'l-ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde, neden yanındaki kātili Firuz'u o keskin nazar-ı velayetiyle görmedi?

Elcevab:

Hazret-i Yakub Aleyhisselâm'ın verdiği cevab ile cevab veririz. {(Haşiye): ﺯِ ﻣِﺼْﺮَﺵْ ﺑُﻮﻯِ ۪ﻳﺮَﺍﻫَﻦْ ﺷِﻨ۪ﻴﺪ۪ﻯ ِﺭَﺍ ﺩَﺭْ َﺍﻩِ ﻛَﻨْﻌَﺎﻧَﺶْ ﻧَﺪ۪ﻳﺪ۪ﻯ ﺑَُﻔْﺖْ ﺍَﺣْﻮَﺍﻝِ ﻣَﺎ ﺑَﺮْﻕِ ﺟِﻬَﺎﻧَﺴْﺖْ ﺩَﻣ۪ﻰ َﻳْﺪَﺍ ﻭ ﺩ۪ﻳَﺮْ ﺩَﻡْ ﻧِﻬَﺎﻧَﺴْﺖْ َﻫ۪ﻰ ﺑَﺮْ ﻃَﺎﺭُﻡِ ﺍَﻋْﻠٰﻰ ﻧِﺸ۪ﻴﻨَﻢْ َﻫ۪ﻰ ﺑَﺮْ ُﺷْﺖِ َﺍﻯِ ﺧُﻮﺩْ ﻧَﺒ۪ﻴﻨَﻢْ } Yani: Hazret-i Yakub'dan sorulmuş ki: "Ne için Mısır'dan gelen gömleğinin kokusunu işittin de, yakınında bulunan Ken'an Kuyusundaki Yusuf'u görmedin?" Cevaben demiş ki:"Bizim halimiz şimşekler gibidir; bazan görünür, bazan saklanır. Bazı vakit olur ki, en yüksek mevkide oturup her tarafı görüyoruz gibi oluruz. Bazı vakitte de ayağımızın üstünü göremiyoruz."

Elhasıl:

İnsan her ne kadar fâil-i muhtar ise de, fakat ﻭَﻣَﺎ ﺗَﺸَٓﺎُﻥَ ﺍِﻻَٓﺎ ﺍَﻥْ ﻳَﺸَٓﺎﺀَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ sırrınca, meşiet-i İlahiye asıldır ve kader hâkimdir. Meşiet-i İlahiye, meşiet-i insaniyeyi geri verir. ﺍِﺫَﺍ ﺟَٓﺎﺀَ ﺍﻟْﻘَﺪَﺭُ ﻋُﻤِﻰَ ﺍﻟْﺒَﺼَﺮُ hükmünü icra eder.Kader söylese; iktidar-ı beşer konuşmaz, ihtiyar-ı cüz'î susar.