Risale-i NurMektubat

Dördüncü Sebeb:

Mektubat · s.369

Bazan tevazu', küfran-ı nimeti istilzam ediyor; belki küfran-ı nimet olur. Bazan da tahdis-i nimet, iftihar olur. İkisi de zarardır. Bunun çare-i yegânesi ki; ne küfran-ı nimet çıksın, ne de iftihar olsun. Meziyet ve kemalâtları ikrar edip, fakat temellük etmeyerek, Mün'im-i Hakikî'nin eser-i in'amı olarak göstermektir.Meselâ: Nasılki murassa' ve müzeyyen bir elbise-i fahireyi biri sana giydirse ve onunla çok güzelleşsen, halk sana dese:"Mâşâallah çok güzelsin, çok güzelleştin."Eğer sen tevazukârane desen:"Hâşâ!.. Ben neyim, hiç. Bu nedir, nerede güzellik?"O vakit küfran-ı nimet olur ve hulleyi sana giydiren mahir san'atkâra karşı hürmetsizlik olur. Eğer müftehirane desen: "Evet ben çok güzelim, benim gibi güzel nerede var, benim gibi birini gösteriniz." O vakit, mağrurane bir fahirdir. İşte fahirden, küfrandan kurtulmak için demeli ki:"Evet ben güzelleştim, fakat güzellik libasındır ve dolayısıyla libası bana giydirenindir, benim değildir." İşte bunun gibi, ben de sesim yetişse, bütün Küre-i Arz'a bağırarak derim ki:Sözler güzeldirler, hakikattırlar; fakat benim değildirler, Kur'an-ı Kerim'in hakaikinden telemmu' etmiş şuâlardır. ﻭَ ﻣَﺎ ﻣَﺪَﺣْﺖُ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ﺑِﻤَﻘَﺎﻟَﺘ۪ﻰ٭ ﻭَ ﻟٰﻜِﻦْ ﻣَﺪَﺣْﺖُ ﻣَﻘَﺎﻟَﺘ۪ﻰ ﺑِﻤُﺤَﻤَّﺪٍ düsturuyla derim ki: ﻭَ ﻣَﺎ ﻣَﺪَﺣْﺖُ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥَ ﺑِﻜَﻠِﻤَﺎﺗ۪ﻰ٭ ﻭَ ﻟٰﻜِﻦْ ﻣَﺪَﺣْﺖُ ﻛَﻠِﻤَﺎﺗ۪ﻰ ﺑِﺎﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ yani:"Kur'anın hakaik-i i'cazını ben güzelleştiremedim, güzel gösteremedim; belki Kur'anın güzel hakikatları, benim tabiratlarımı da güzelleştirdi, ulvîleştirdi."Madem böyledir; hakaik-i Kur'anın güzelliği namına, Sözler namındaki âyinelerinin güzelliklerini ve o âyinedarlığa terettüb eden inayat-ı İlahiyeyi izhar etmek, makbul bir tahdis-i nimettir.