Dördüncü Hâdise:
Mektubat · s.159
Manevî tevatüre yakın bir şöhretle ve ekser ehl-i tefsirin ﺍِﻧَّﺎ ﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﻓ۪ﻰ ﺍَﻋْﻨَﺎﻗِﻬِﻢْ ﺍَﻏْﻼﺎﻻﺎ ﻓَﻬِﻰَ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻻﺎَﺫْﻗَﺎﻥِ ﻓَﻬُﻢْ ﻣُﻘْﻤَﺤُﻮﻥَ ٭ ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﻣِﻦْ ﺑَﻴْﻦِ ﺍَﻳْﺪ۪ﻳﻬِﻢْ ﺳَﺪًّﺍ ﻭَﻣِﻦْ ﺧَﻠْﻔِﻬِﻢْ ﺳَﺪًّﺍ ﻓَﺎَﻏْﺸَﻴْﻨَﺎﻫُﻢْ ﻓَﻬُﻢْ ﻻﺎ ﻳُﺒْﺼِﺮُﻭﻥَ âyetinin sebeb-i nüzulü ve ehl-i tefsir allâmeleri ve ehl-i hadîs imamları haber veriyorlar ki: Ebu Cehil yemin etmiş ki: "Ben secdede Muhammed'i görsem, bu taşla onu vuracağım." Büyük bir taş alıp gitmiş. Secdede gördüğü vakit kaldırıp vurmakta iken, elleri yukarıda kalmış. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm namazı bitirdikten sonra kalkmış, Ebu Cehil'in eli çözülmüş. O ise; ya Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın müsaadesiyle veyahut ihtiyaç kalmadığından çözülmüş. Hem yine Ebu Cehil kabilesinden -bir tarîkte- Velid İbn-i Mugire, yine Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ı vurmak için, büyük bir taşı alıp secdede iken vurmaya gitmiş; gözü kapanmış. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ı Mescid-i Haram'da görmedi, geldi. Onu gönderenleri de görmüyordu, yalnız seslerini işitiyordu. Tâ Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm namazdan çıktı, ihtiyaç kalmadığından onun gözü de açı٩ًۨ. Hem nakl-i sahih ile Ebu Bekir-i Sıddık'tan haber veriyorlar ki: Sure-i ﺗَﺒَّﺖْ ﻳَﺪَﺍ ﺍَﺑ۪ﻰ ﻟَﻬَﺐٍ nâzil olduktan sonra, Ebu Leheb'in karısı Ümm-ü Cemil denilen "Hammalete'l-Hatab" bir taş alıp, Mescid-i Haram'a gelmiş. Ebu Bekir ile Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm orada oturuyorlarmış. Gözü Ebu Bekir-i Sıddık'ı görüyor, soruyor: "Yâ Ebâ Bekir! Senin arkadaşın nerede? Ben işitmişim ki, beni hicvetmiş. Ben görsem, bu taşı ağzına vuracağım." Yanında iken Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmemiş.Elbette hıfz-ı İlahîde olan bir Sultan-ı Levlâk'i, böyle bir Cehennem oduncusu, onun huzuruna girip göremez. Ağzına mı düşmüş!..