Risale-i NurMektubat

Birincisi şudur ki:

Mektubat · s.155

Ulema-i zahir ve bâtının, Tâbiîn zamanında en büyük reisi ve İmam-ı Ali'nin mühim ve sadık bir şakirdi olan Hasan-ı Basrî haber veriyor ki: Bir adam, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanına gelerek ağlayıp sızladı. Dedi: "Benim küçük bir kızım vardı, şu yakın derede öldü, oraya attım." Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ona acıdı. Ona dedi: "Gel oraya gideceğiz." Gittiler. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm o ölmüş kızı çağırdı: "Yâ filane!" dedi. Birden o ölmüş kız,"Lebbeyke ve sa'deyk"dedi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti:"Tekrar peder ve vâlidenin yanına gelmeyi arzu eder misin?" O dedi: "Yok, ben onlardan daha hayırlısını buldum."

İkincisi:

İmam-ı Beyhakî ve İmam-ı İbn-i Adiyy gibi bazı mühim imamlar, Hazret-i Enes İbn-i Mâlik'ten haber veriyorlar ki: Enes demiş: Bir ihtiyare kadının bir tek oğlu vardı, birden vefat etti. O sâliha kadın çok müteessir oldu, dedi:"Yâ Rab! Senin rızan için, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın biatı ve hizmeti için hicret edip buraya geldim. Benim hayatımda istirahatımı temin edecek tek evlâdcığımı, o Resul'ün hürmetine bağışla."Enes der: O ölmüş adam kalktı, bizimle yemek yedi. İşte şu hâdise-i acibeye işaret ve ifade eden, İmam-ı Busîrî'nin Kaside-i Bürde'de şu fıkrasıdır: ﻟَﻮْ ﻧَﺎﺳَﺒَﺖْ ﻗَﺪْﺭَﻩُ ﺍٰﻳَﺎﺗُﻪُ ﻋِﻈَﻤًﺎ ٭ ﺍَﺣْﻴَﻰ ﺍﺳْﻤُﻪُ ﺣ۪ﻴﻦَ ﻳُﺪْﻋٰﻰ ﺩَﺍﺭِﺱَ ﺍﻟﺮِّﻣَﻢِ Yani:"Eğer alâmetleri, onun kadrine muvafık derecesinde azametini ve makbuliyetini gösterse idiler; değil yeni ölmüşler, belki onun ismiyle çürümüş kemikler de ihya edilebilirdi."