Beşinci Misal:
Mektubat · s.147
Hususî adamlara bedduasının dehşetli kabulüdür. Bunun çok misalleri var. Kat'î üç misali numune olarak beyan ederiz:
Birincisi:
Utbe İbn-i Ebî Leheb hakkında şöyle beddua etti: ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺳَﻠِّﻂْ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻛَﻠْﺒًﺎ ﻣِﻦْ ﻛِﻼﺎﺑِﻚَ Yani: "Yâ Rab! Ona bir itini musallat et." Sonra Utbe sefere giderken, bir arslan gelip, kafile içinde onu arayıp bulmuş, parçalamış. Şu vakıa meşhurdur. Eimme-i hadîs, nakl ve tashih etmişler.
İkincisi:
Muhallim İbn-i Cüsâme'dir ki, Âmir İbn-i Azbat'ı gadr ile katletmişti. Halbuki Âmir'i Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm onu cihad ve harb için kumandan edip, bir bölük ile göndermişti. Muhallim de beraberdi. Bu gadrin haberi, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a yetiştiği vakit hiddet etmiş. ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﻻﺎ ﺗَﻐْﻔِﺮْ ﻟِﻤُﺤَﻠِّﻢِ diye beddua buyurmuş. Yedi gün sonra o Muhallim öldü. Kabre koydular, kabir dışarıya attı. Kaç defa koydularsa yer kabul etmedi. Sonra mecbur oldular; iki taş ortasında muhkemce bir duvar yapılmış, o surette yer altında setredilmiş.
Üçüncüsü:
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm görüyordu bir adam sol eliyle yemek yer. Ferman etmiş: ﻛُﻞْ ﺑِﻴَﻤ۪ﻴﻨِﻚَ"Sağ elinle ye."
demiş. O adam demiş: ﻻﺎ ﺍَﺳْﺘَﻄِﻴﻊُ "Sağ elimle yapamıyorum." Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm demiş: ﻻﺎ ﺍﺳْﺘَﻄَﻌْﺖَ diye beddua etmiş. "Kaldıramayacaksın." İşte ondan sonra o adam sağ elini hiç kaldıramamış.