Kardeşlerimden rica ederim ki:
Latîf Nükteler · s.62
Sıkıntı veya ruh darlığından veya titizlikten veya nefis ve şeytanın desiselerine kapılmaktan veya şuursuzluktan, arkadaşlardan sudûr eden fena ve çirkin sözleriyle birbirine küsmesinler ve "Haysiyetime dokundu" demesinler. Ben o fena sözleri kendime alıyorum. Damarınıza dokunmasın. Bin haysiyetim olsa, kardeşlerimin mabeynindeki muhabbete ve samimiyete feda ederim.
Saidü'n-Nursî
(Bu parça Mahkeme Müdafaatının bir parçasıdır. Her nasılsa buraya girmiş, çıkarılmamış kalmış.)
Mahkemenin reis ve azalarından ehemmiyetli bir hakkımı taleb ederim. Şöyle ki: Bu mes'elede yalnız şahsım medar-ı bahs değil ki, siz beni tebrie etmekle ve hakikat-i hale muttali' olmanızla halledilmiş olsun. Çünki ehl-i ilim ve ehl-i takvanın şahs-ı manevîsi bu mes'elede nazar-ı millette ittiham altına girdiği ve hükûmete dahi ehl-i takva ve ilme karşı bir emniyetsizlik geldiği ve ehl-i takva ve ehl-i ilim tehlikeli ve zararlı teşebbüslerden naٍﺓ sakınacağını bilmesi lâzım olduğu için; benim müdafaatımın kendim kaleme aldığım bu son kısmını, herhalde yeni hurufla matbaa vasıtasıyla intişarını isterim. Tâ ki ehl-i takva ve ehl-i ilim entrikalara kapılmayıp, zararlı ve tehlikeli teşebbüslere yanaşmasınlar. Ve şahs-ı manevîsi nazar-ı millette ittihamdan kurtulsun. Ve hükûmet dahi ehl-i ilim hakkında emniyet etsin ve bu anlaşmamazlık ortadan kalksın. Ve hükûmete ve millete ve vatana pek çok zararlı düşen bu gibi hâdiseler ve anlaşmamazlıklar daha tekerrür etmesin.
Saidü'n-Nursî
(Bu parça çok kıymetlidir. Tâ İkinci Nükte'ye kadar herkese faidesi var.)
Eskişehir Hapishanesinde, sû'-i ahlâktan değil, belki sıkıntıdan gelen nâhoş bazı haller münasebetiyle, ahlâka dair bir nükte ile, meşhur bir âyetin mestur kalmış bir nüktesine dairdir.