78-Nebe'
Kur'an-ı Kerim Meali · s.581
٧٨ ﺳُﻮﺭَﺓُ ﺍﻟﻨَّﺒَﺎﺀِ {Meâric'den sonra inmiştir; ilk Mekkî sûrelerden olup 40 âyettir. "Nebe'" haber demektir. Kıyamet haberlerini ihtiva ettiği için bu ad verilmiştir.} ﺑِﺴْﻤِﺎﻟﻠّٰﻬِﺎﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ ﻋَﻢَّ ﻳَﺘَﺴَٓﺎﺀَﻟُﻮﻥَۚ﴾١﴿ 1- Birbirlerine neyi soruyorlar? ﻋَﻦِ ﺍﻟﻨَّﺒَﺎِ ﺍﻟْﻌَﻈ۪ﻴﻢِۙ﴾٢﴿ ﺍَﻟَّﺬ۪ﻯ ﻫُﻢْ ﻓ۪ﻴﻪِ ﻣُﺨْﺘَﻠِﻔُﻮﻥَۜ﴾٣﴿ 2-3- (İnanıp inanmamakta) ayrılığa düştükleri büyük haberi mi? ﻛَﻼَﺎ ﺳَﻴَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَۙ﴾٤﴿ 4- Hayır! Anlayacaklar! ﺛُﻢَّ ﻛَﻼَﺎ ﺳَﻴَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَ﴾٥﴿ 5- Yine hayır! Onlar anlayacaklar! ﺍَﻟَﻢْ ﻧَﺠْﻌَﻞِ ﺍﻻﺎَﺭْﺽَ ﻣِﻬَﺎﺩًﺍۙ﴾٦﴿ ﻭَﺍﻟْﺠِﺒَﺎﻝَ ﺍَﻭْﺗَﺎﺩًﺍۖ﴾٧﴿ 6-7- Biz yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı? ﻭَﺧَﻠَﻘْﻨَﺎﻛُﻢْ ﺍَﺯْﻭَﺍﺟًﺎۙ﴾٨﴿ 8- Sizi çifter çifter yarattık. ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﻧَﻮْﻣَﻜُﻢْ ﺳُﺒَﺎﺗًﺎۙ﴾٩﴿ 9- Uykunuzu bir dinlenme kıldık. ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﺍﻟَّﻴْﻞَ ﻟِﺒَﺎﺳًﺎۙ﴾١٠﴿ 10- Geceyi bir örtü yaptık. ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﺍﻟﻨَّﻬَﺎﺭَ ﻣَﻌَﺎﺷًﺎۖ﴾١١﴿ 11- Gündüzü de çalışıp kazanma zamanı kıldık. ﻭَﺑَﻨَﻴْﻨَﺎ ﻓَﻮْﻗَﻜُﻢْ ﺳَﺒْﻌًﺎ ﺷِﺪَﺍﺩًﺍۙ﴾١٢﴿ 12- Üstünüzde yedi kat sağlam göğü bina ettik. ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﺳِﺮَﺍﺟًﺎ ﻭَﻫَّﺎﺟًﺎۖ﴾١٣﴿ 13- (Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık. ﻭَﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤُﻌْﺼِﺮَﺍﺕِ ﻣَٓﺎﺀً ﺛَﺠَّﺎﺟًﺎۙ﴾١٤﴿ ﻟِﻨُﺨْﺮِﺝَ ﺑِﻪ۪ ﺣَﺒًّﺎ ﻭَﻧَﺒَﺎﺗًﺎۙ﴾١٥﴿ ﻭَﺟَﻨَّﺎﺕٍ ﺍَﻟْﻔَﺎﻓًﺎۜ﴾١٦﴿ 14-15-16- Size tohumlar, bitkiler, (ağaçları) sarmaş dolaş olmuş bağlar bahçeler yetiştirmek için üstüste yığılıp sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik. ﺍِﻥَّ ﻳَﻮْﻡَ ﺍﻟْﻔَﺼْﻞِ ﻛَﺎﻥَ ﻣ۪ﻴﻘَﺎﺗًﺎۙ﴾١٧﴿ 17- Şüphesiz hüküm günü vakit olarak belirlenmiştir. ﻳَﻮْﻡَ ﻳُﻨْﻔَﺦُ ﻓِﻰ ﺍﻟﺼُّﻮﺭِ ﻓَﺘَﺎْﺗُﻮﻥَ ﺍَﻓْﻮَﺍﺟًﺎۙ﴾١٨﴿ 18- Sûr'a üflendiği gün, bölük bölük Allah'a gelirsiniz; ﻭَﻓُﺘِﺤَﺖِ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀُ ﻓَﻜَﺎﻧَﺖْ ﺍَﺑْﻮَﺍﺑًﺎۙ﴾١٩﴿ 19- Gökyüzü açılır ve orada pek çok kapılar oluşur; ﻭَﺳُﻴِّﺮَﺕِ ﺍﻟْﺠِﺒَﺎﻝُ ﻓَﻜَﺎﻧَﺖْ ﺳَﺮَﺍﺑًﺎۜ﴾٢٠﴿ 20- Dağlar yürütülür, serap haline gelir. ﺍِﻥَّ ﺟَﻬَﻨَّﻢَ ﻛَﺎﻧَﺖْ ﻣِﺮْﺻَﺎﺩًﺍۙ﴾٢١﴿ ﻟِﻠﻄَّﺎﻏ۪ﻴﻦَ ﻣَﺎٰﺑًﺎۙ﴾٢٢﴿ 21-22- Şüphesiz, azgınların barınağı olacak cehennem pusuda beklemektedir. ﻻﺎﺑِﺜ۪ﻴﻦَ ﻓ۪ﻴﻬَٓﺎ ﺍَﺣْﻘَﺎﺑًﺎۚ﴾٢٣﴿ ﻻﺎﻳَﺬُﻭﻗُﻮﻥَ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﺑَﺮْﺩًﺍ ﻭَﻻﺎ ﺷَﺮَﺍﺑًﺎۙ﴾٢٤﴿ ﺍِﻻَﺎ ﺣَﻤ۪ﻴﻤًﺎ ﻭَﻏَﺴَّﺎﻗًﺎۙ﴾٢٥﴿ ﺟَﺰَٓﺍﺀً ﻭِﻓَﺎﻗًﺎ﴾٢٦﴿ 23-24-25-26- (Azgınlar) orada çağlar boyu kalırlar, orada bir serinlik ya da (susuzluk gideren) bir içecek tatmazlar, ancak (dünyada yaptıklarına) uygun karşılık olarak kaynar su ve irin tadarlar. ﺍِﻧَّﻬُﻢْ ﻛَﺎﻧُﻮﺍ ﻻﺎﻳَﺮْﺟُﻮﻥَ ﺣِﺴَﺎﺑًﺎۙ﴾٢٧﴿ 27- Çünkü onlar hesap gününü (geleceğini) ummazlardı. ﻭَﻛَﺬَّﺑُﻮﺍ ﺑِﺎٰﻳَﺎﺗِﻨَﺎ ﻛِﺬَّﺍﺑًﺎۜ﴾٢٨﴿ 28- Bizim âyetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı. ﻭَﻛُﻞَّ ﺷَﻰْﺀٍ ﺍَﺣْﺼَﻴْﻨَﺎﻩُ ﻛِﺘَﺎﺑًﺎ﴾٢٩﴿ 29- Biz ise her şeyi bir kitapta sayıp yazmışızdır. ﻓَﺬُﻭﻗُﻮﺍ ﻓَﻠَﻦْ ﻧَﺰ۪ﻳﺪَﻛُﻢْ ﺍِﻻَﺎ ﻋَﺬَﺍﺑًﺎ۟﴾٣٠﴿ 30- Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız. ﺍِﻥَّ ﻟِﻠْﻤُﺘَّﻘ۪ﻴﻦَ ﻣَﻔَﺎﺯًﺍۙ﴾٣١﴿ ﺣَﺪَٓﺍﺋِﻖَ ﻭَﺍَﻋْﻨَﺎﺑًﺎۙ﴾٣٢﴿ ﻭَﻛَﻮَﺍﻋِﺐَ ﺍَﺗْﺮَﺍﺑًﺎۙ﴾٣٣﴿ ﻭَﻛَﺎْﺳًﺎ ﺩِﻫَﺎﻗًﺎۜ﴾٣٤﴿ 31-32-33-34- Şüphesiz takvâ sahipleri için umulanı buldukları yer, bahçeler, üzüm bağları, göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar, içki dolu kâseler vardır. ﻻﺎﻳَﺴْﻤَﻌُﻮﻥَ ﻓ۪ﻴﻬَﺎﻟَﻐْﻮًﺍ ﻭَﻻﺎ ﻛِﺬَّﺍﺑًﺎۚ﴾٣٥﴿ 35- Onlar orada ne boş bir lâkırdı ne de yalan işitirler. ﺟَﺰَٓﺍﺀً ﻣِﻨْﺮَﺑِّﻜَﻌَﻄَٓﺎﺀً ﺣِﺴَﺎﺑًﺎۙ﴾٣٦﴿ 36- Bunlar Rabbinin yeterli bir bağışı, mükâfatıdır. ﺭَﺑِّﺎﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﻭَﻣَﺎ ﺑَﻴْﻨَﻬُﻤَﺎۙ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﻻﺎﻳَﻤْﻠِﻜُﻮﻥَ ﻣِﻨْﻪُ ﺧِﻄَﺎﺑًﺎۙ﴾٣٧﴿ 37- O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, rahmândır. O gün insanlar O'na karşı konuşmaya yetkili değillerdir. ﻳَﻮْﻡَ ﻳَﻘُﻮﻡُ ﺍﻟﺮُّﻭﺡُ ﻭَﺍﻟْﻤَﻠٰٓﺌِﻜَﺔُ ﺻَﻔًّﺎۜ ﻻﺎﻳَﺘَﻜَﻠَّﻤُﻮﻥَ ﺍِﻻَﺎ ﻣَﻦْ ﺍَﺫِﻥَ ﻟَﻪُ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦُ ﻭَﻗَﺎﻝَ ﺻَﻮَﺍﺑًﺎ﴾٣٨﴿ 38- Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahmân'ın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar; konuşan da doğruyu söyler. ﺫٰﻟِﻚَ ﺍﻟْﻴَﻮْﻡُ ﺍﻟْﺤَﻖُّۚ ﻓَﻤَﻦْ ﺷَٓﺎﺀَ ﺍﺗَّﺨَﺬَ ﺍِﻟٰﻰﺭَﺑِّﻬ۪ﻤَﺎٰﺑًﺎ﴾٣٩﴿ 39- İşte o, kesin olarak gelecek gündür. O halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun. ﺍِﻧَّٓﺎ ﺍَﻧْﺬَﺭْﻧَﺎﻛُﻢْ ﻋَﺬَﺍﺑًﺎ ﻗَﺮ۪ﻳﺒًﺎۚ ﻳَﻮْﻡَ ﻳَﻨْﻈُﺮُ ﺍﻟْﻤَﺮْﺀُ ﻣَﺎ ﻗَﺪَّﻣَﺖْ ﻳَﺪَﺍﻩُ ﻭَﻳَﻘُﻮﻝُ ﺍﻟْﻜَﺎﻓِﺮُ ﻳَﺎﻟَﻴْﺘَﻨ۪ﻰ ﻛُﻨْﺖُ ﺗُﺮَﺍﺑًﺎ﴾٤٠﴿ 40- Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi: "Keşke toprak olsaydım!" diyecektir.