Risale-i NurKur'an-ı Kerim Meali

56-Vakıa

Kur'an-ı Kerim Meali · s.533

٥٦ ﺳُﻮﺭَﺓُ ﺍﻟْﻮَﺍﻗِﻌَﺔِ {Mekke'de inmiştir: 96 âyettir. Adını ilk âyetinde geçen ve kıyamet olayını ifade eden "vâkıa" kelimesinden almıştır.} ﺑِﺴْﻤِﺎﻟﻠّٰﻬِﺎﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ ﺍِﺫَﺍ ﻭَﻗَﻌَﺖِ ﺍﻟْﻮَﺍﻗِﻌَﺔُۙ﴾١﴿ 1- Kıyamet koptuğu zaman, ﻟَﻴْﺲَ ﻟِﻮَﻗْﻌَﺘِﻬَﺎ ﻛَﺎﺫِﺑَﺔٌۢ﴾٢﴿ 2- Ki onun oluşunu yalanlayacak hiçbir kimse yoktur; ﺧَﺎﻓِﻀَﺔٌ ﺭَﺍﻓِﻌَﺔٌۙ﴾٣﴿ 3- O, alçaltıcı, yükselticidir. ﺍِﺫَﺍ ﺭُﺟَّﺖِ ﺍﻻﺎَﺭْﺽُ ﺭَﺟًّﺎۙ﴾٤﴿ 4- Yer şiddetle sarsıldığı, ﻭَﺑُﺴَّﺖِ ﺍﻟْﺠِﺒَﺎﻝُ ﺑَﺴًّﺎۙ﴾٥﴿ 5- Dağlar parçalandığı, ﻓَﻜَﺎﻧَﺖْ ﻫَﺒَٓﺎﺀً ﻣُﻨْﺒَﺜًّﺎۙ﴾٦﴿ 6- Dağılıp toz duman haline geldiği, ﻭَﻛُﻨْﺘُﻢْ ﺍَﺯْﻭَﺍﺟًﺎ ﺛَﻠٰﺜَﺔًۜ﴾٧﴿ 7- Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman, ﻓَﺎَﺻْﺤَﺎﺏُ ﺍﻟْﻤَﻴْﻤَﻨَﺔِ ﻣَٓﺎ ﺍَﺻْﺤَﺎﺏُ ﺍﻟْﻤَﻴْﻤَﻨَﺔِۜ﴾٨﴿ 8- Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere! ﻭَﺍَﺻْﺤَﺎﺏُ ﺍﻟْﻤَﺸْﺌَﻤَﺔِ ﻣَٓﺎ ﺍَﺻْﺤَﺎﺏُ ﺍﻟْﻤَﺸْﺌَﻤَﺔِۜ﴾٩﴿ 9- Soldakiler, ne bahtsızdırlar onlar! ﻭَﺍﻟﺴَّﺎﺑِﻘُﻮﻥَ ﺍﻟﺴَّﺎﺑِﻘُﻮﻥَۙ﴾١٠﴿ 10- (Hayırda) önde olanlar,(ecirde de) öndedirler. ﺍُﻭ۬ﻟٰٓﺌِﻚَ ﺍﻟْﻤُﻘَﺮَّﺑُﻮﻥَۚ﴾١١﴿ ﻓ۪ﻰ ﺟَﻨَّﺎﺕِ ﺍﻟﻨَّﻌ۪ﻴﻢِ﴾١٢﴿ 11-12- İşte bunlar, naîm cennetlerinde (Allah'a) en yakın olanlardır. ﺛُﻠَّﺔٌ ﻣِﻦَ ﺍﻻﺎَﻭَّﻟ۪ﻴﻦَۙ﴾١٣﴿ 13- (Onların) çoğu önceki ümmetlerden, ﻭَﻗَﻠ۪ﻴﻞٌ ﻣِﻦَ ﺍﻻﺎٰﺧِﺮ۪ﻳﻦَۜ﴾١٤﴿ 14- Birazı da sonrakilerdendir. ﻋَﻠٰﻰ ﺳُﺮُﺭٍ ﻣَﻮْﺿُﻮﻧَﺔٍۙ﴾١٥﴿ ﻣُﺘَّﻜِﺌ۪ﻴﻦَ ﻋَﻠَﻴْﻬَﺎ ﻣُﺘَﻘَﺎﺑِﻠ۪ﻴﻦَ﴾١٦﴿ 15-16- Cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedir, karşılıklı olarak oturup yaslanırlar. {1- 15. âyetlerde, kıyamet ve ahiret hayatının bir bölümü açıklanmaktadır. Buna göre, ahirette insanlar, üç sınıfa ayrılacaklardır. Bunların ikisi cennete, biri cehenneme girecektir. Cennete girecek olan "sağdakiler" amel defterleri sağından verilecek olan bahtiyar müminler demektir. "Soldakiler" de, kitapları sollarından verilen ve cehenneme girecek olan inkârcı ve günahkâr kimselerdir. Cennete girecek öteki gurubun adı da "öncüler"dir. Bunlar inanç ve amelleriyle, hayır yarışında önde olanlardır. Allah'a en yakın, rûhî tekâmülde en ileri seviyeye ulaşan kimselerdir. Bunların en makbul zümreyi teşkil ettikleri Kur'ân-ı Kerim'de açıklanmıştır. Ayrıca İslâm'a ilk girenler için de aynı terim kullanılır.} ﻳَﻄُﻮﻑُ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ﻭِﻟْﺪَﺍﻥٌ ﻣُﺨَﻠَّﺪُﻭﻥَۙ﴾١٧﴿ 17- Çevrelerinde, (hizmet için) ölümsüz gençler dolaşır; ﺑِﺎَﻛْﻮَﺍﺏٍ ﻭَﺍَﺑَﺎﺭ۪ﻳﻖَ ﻭَﻛَﺎْﺱٍ ﻣِﻦْ ﻣَﻌ۪ﻴﻦٍۙ﴾١٨﴿ 18- Maîn çeşmesinden doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle. ﻻﺎﻳُﺼَﺪَّﻋُﻮﻥَ ﻋَﻨْﻬَﺎ ﻭَﻻﺎ ﻳُﻨْﺰِﻓُﻮﻥَۙ﴾١٩﴿ 19- Bu şaraptan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir. ﻭَﻓَﺎﻛِﻬَﺔٍ ﻣِﻤَّﺎ ﻳَﺘَﺨَﻴَّﺮُﻭﻥَۙ﴾٢٠﴿ 20- (Onlara) beğendikleri meyveler, ﻭَﻟَﺤْﻢِ ﻃَﻴْﺮٍ ﻣِﻤَّﺎ ﻳَﺸْﺘَﻬُﻮﻥَۜ﴾٢١﴿ 21- Canlarının çektiği kuş etleri, ﻭَﺣُﻮﺭٌ ﻋ۪ﻴﻦٌۙ﴾٢٢﴿ ﻛَﺎَﻣْﺜَﺎﻝِ ﺍﻟﻠُّﻮْۭﻟُﻮ۬ﺀِ ﺍﻟْﻤَﻜْﻨُﻮﻥِۚ﴾٢٣﴿ 22-23- Saklı inciler gibi, iri gözlü hûriler, ﺟَﺰَٓﺍﺀً ﺑِﻤَﺎ ﻛَﺎﻧُﻮﺍ ﻳَﻌْﻤَﻠُﻮﻥَ﴾٢٤﴿ 24- Yaptıklarına karşılık olarak (verilir). ﻻﺎﻳَﺴْﻤَﻌُﻮﻥَ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﻟَﻐْﻮًﺍ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺎْﺛ۪ﻴﻤًﺎۙ﴾٢٥﴿ 25- Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler. ﺍِﻻَﺎ ﻗ۪ﻴﻼﺎ ﺳَﻼﺎﻣًﺎ ﺳَﻼﺎﻣًﺎ﴾٢٦﴿ 26- Söylenen, yalnızca "selâm, selâm"dır. {10-26. âyetler hayır yarışında ileri giden öncülerin (sâbıkûn)un kavuşacağı nimetler sıralanmıştır. Bu nimetlerden biri de, asla bitip eksilmeyen bir kaynaktan akan ve kendisinden kapların doldurulduğu Maîn adlı cennet şarabıdır.} ﻭَﺍَﺻْﺤَﺎﺏُ ﺍﻟْﻴَﻤ۪ﻴﻦِ ﻣَٓﺎ ﺍَﺻْﺤَﺎﺏُ ﺍﻟْﻴَﻤ۪ﻴﻦِۜ﴾٢٧﴿ 27- Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere! ﻓ۪ﻰ ﺳِﺪْﺭٍ ﻣَﺨْﻀُﻮﺩٍۙ﴾٢٨﴿ 28- Düzgün kiraz ağacı, ﻭَﻃَﻠْﺢٍ ﻣَﻨْﻀُﻮﺩٍۙ﴾٢٩﴿ 29- Meyveleri salkım salkım dizili muz ağaçları, ﻭَﻇِﻞٍّ ﻣَﻤْﺪُﻭﺩٍۙ﴾٣٠﴿ 30- Uzamış gölgeler, ﻭَﻣَٓﺎﺀٍ ﻣَﺴْﻜُﻮﺏٍۙ﴾٣١﴿ 31- Çağlayarak akan sular, ﻭَﻓَﺎﻛِﻬَﺔٍ ﻛَﺜ۪ﻴﺮَﺓٍۙ﴾٣٢﴿ ﻻﺎ ﻣَﻘْﻄُﻮﻋَﺔٍ ﻭَﻻﺎ ﻣَﻤْﻨُﻮﻋَﺔٍۙ﴾٣٣﴿ 32-33- Tükenmeyen ve yasaklanmayan, sayısız meyveler içindedirler; ﻭَﻓُﺮُﺵٍ ﻣَﺮْﻓُﻮﻋَﺔٍۜ﴾٣٤﴿ 34- Ve kabartılmış döşekler üstündedirler. ﺍِﻧَّٓﺎ ﺍَﻧْﺸَﺎْﻧَﺎﻫُﻦَّ ﺍِﻧْﺸَٓﺎﺀًۙ﴾٣٥﴿ 35- Gerçekten biz hûrileri apayrı biçimde yeni yarattık. ﻓَﺠَﻌَﻠْﻨَﺎﻫُﻦَّ ﺍَﺑْﻜَﺎﺭًﺍۙ﴾٣٦﴿ ﻋُﺮُﺑًﺎ ﺍَﺗْﺮَﺍﺑًﺎۙ﴾٣٧﴿ 36-37- Onları, eşlerine düşkün ve yaşıt bâkireler kıldık. ﻻﺎَﺻْﺤَﺎﺏِ ﺍﻟْﻴَﻤ۪ﻴﻦِۜ۟﴾٣٨﴿ 38- Bütün bunlar sağdakiler içindir. ﺛُﻠَّﺔٌ ﻣِﻦَ ﺍﻻﺎَﻭَّﻟ۪ﻴﻦَۙ﴾٣٩﴿ 39- Bunların birçoğu önceki ümmetlerdendir. ﻭَﺛُﻠَّﺔٌ ﻣِﻦَ ﺍﻻﺎٰﺧِﺮ۪ﻳﻦَۜ﴾٤٠﴿ 40- Birçoğu da sonrakilerdendir. {27-40. âyetlerde sağdakilerin cennetteki hayatları anlatılmaktadır. Âyetlerin tefsirinde, cennet ehlinin 30 veya 33 yaşında gençler olarak cennete girecekleri, hûrilerin, doğum hadisesi olmaksızın yaratılacakları veya dünyadaki yaşlı kadınların, bâkire kızlar haline dönüştürülecekleri rivayetlerine yer verilmiştir.} ﻭَﺍَﺻْﺤَﺎﺏُ ﺍﻟﺸِّﻤَﺎﻝِۙ ﻣَٓﺎ ﺍَﺻْﺤَﺎﺏُ ﺍﻟﺸِّﻤَﺎﻝِۜ﴾٤١﴿ 41- Soldakiler; ne yazık o soldakilere! ﻓ۪ﻰ ﺳَﻤُﻮﻡٍ ﻭَﺣَﻤ۪ﻴﻢٍۙ﴾٤٢﴿ 42- İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde, ﻭَﻇِﻞٍّ ﻣِﻦْ ﻳَﺤْﻤُﻮﻡٍۙ﴾٤٣﴿ ﻻﺎﺑَﺎﺭِﺩٍ ﻭَﻻﺎ ﻛَﺮ۪ﻳﻢٍ﴾٤٤﴿ 43-44- Serin ve hoş olmayan kapkara dumandan bir gölge altındadırlar; ﺍِﻧَّﻬُﻢْ ﻛَﺎﻧُﻮﺍ ﻗَﺒْﻞَ ﺫٰﻟِﻚَ ﻣُﺘْﺮَﻓ۪ﻴﻦَۚ﴾٤٥﴿ 45- Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefahete dalmışlardı. ﻭَﻛَﺎﻧُﻮﺍ ﻳُﺼِﺮُّﻭﻥَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﺤِﻨْﺚِ ﺍﻟْﻌَﻈ۪ﻴﻢِۚ﴾٤٦﴿ 46- Büyük günahı işlemekte direnir dururlardı. ﻭَﻛَﺎﻧُﻮﺍ ﻳَﻘُﻮﻟُﻮﻥَ ﺍَﺋِﺬَﺍ ﻣِﺘْﻨَﺎ ﻭَﻛُﻨَّﺎ ﺗُﺮَﺍﺑًﺎ ﻭَﻋِﻈَﺎﻣًﺎ ﺀَﺍِﻧَّﺎ ﻟَﻤَﺒْﻌُﻮﺛُﻮﻥَۙ﴾٤٧﴿ 47- Ve diyorlardı ki: Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz? ﺍَﻭَ ﺍٰﺑَٓﺎﻭُۭ۬ﻧَﺎ ﺍﻻﺎَﻭَّﻟُﻮﻥَ﴾٤٨﴿ 48- Önceki atalarımız da mı? ﻗُﻞْ ﺍِﻥَّ ﺍﻻﺎَﻭَّﻟ۪ﻴﻦَ ﻭَﺍﻻﺎٰﺧِﺮ۪ﻳﻦَۙ﴾٤٩﴿ 49- De ki: Hem öncekiler hem de sonrakiler, ﻟَﻤَﺠْﻤُﻮﻋُﻮﻥَ ﺍِﻟٰﻰ ﻣ۪ﻴﻘَﺎﺕِ ﻳَﻮْﻡٍ ﻣَﻌْﻠُﻮﻡٍ﴾٥٠﴿ 50- Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır! ﺛُﻢَّ ﺍِﻧَّﻜُﻢْ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻀَّٓﺎﻟُّﻮﻥَ ﺍﻟْﻤُﻜَﺬِّﺑُﻮﻥَۙ﴾٥١﴿ 51- Sonra siz ey sapıklar, yalancılar! ﻻﺎٰﻛِﻠُﻮﻥَ ﻣِﻦْ ﺷَﺠَﺮٍ ﻣِﻦْ ﺯَﻗُّﻮﻡٍۙ﴾٥٢﴿ 52- Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz. ﻓَﻤَﺎﻟِﻮُۭ۫ﻥَ ﻣِﻨْﻬَﺎ ﺍﻟْﺒُﻄُﻮﻥَۚ﴾٥٣﴿ 53- Karınlarınızı ondan dolduracaksınız. ﻓَﺸَﺎﺭِﺑُﻮﻥَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﺤَﻤ۪ﻴﻢِۚ﴾٥٤﴿ 54- Üstüne de kaynar sudan içeceksiniz. ﻓَﺸَﺎﺭِﺑُﻮﻥَ ﺷُﺮْﺏَ ﺍﻟْﻬ۪ﻴﻢِۜ﴾٥٥﴿ 55- Susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz. ﻫٰﺬَﺍ ﻧُﺰُﻟُﻬُﻢْ ﻳَﻮْﻡَ ﺍﻟﺪّ۪ﻳﻦِۜ﴾٥٦﴿ 56- İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur! ﻧَﺤْﻦُ ﺧَﻠَﻘْﻨَﺎﻛُﻢْ ﻓَﻠَﻮْﻻﺎ ﺗُﺼَﺪِّﻗُﻮﻥَ۟﴾٥٧﴿ 57- Sizi biz yarattık. Tasdik etmeniz gerekmez mi? ﺍَﻓَﺮَﺍَﻳْﺘُﻢْ ﻣَﺎﺗُﻤْﻨُﻮﻥَۜ﴾٥٨﴿ 58- Söyleyin öyleyse, (rahimlere) döktüğünüz meni nedir? ﺀَﺍَﻧْﺘُﻢْ ﺗَﺨْﻠُﻘُﻮﻧَﻪُٓ ﺍَﻡْ ﻧَﺤْﻦُ ﺍﻟْﺨَﺎﻟِﻘُﻮﻥَ﴾٥٩﴿ 59- Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz? ﻧَﺤْﻦُ ﻗَﺪَّﺭْﻧَﺎ ﺑَﻴْﻨَﻜُﻢُ ﺍﻟْﻤَﻮْﺕَ ﻭَﻣَﺎ ﻧَﺤْﻦُ ﺑِﻤَﺴْﺒُﻮﻗ۪ﻴﻦَۙ﴾٦٠﴿ 60- Aranızda ölümü takdir eden biziz. Ve biz, önüne geçilebileceklerden değiliz. ﻋَﻠٰٓﻰ ﺍَﻥْ ﻧُﺒَﺪِّﻝَ ﺍَﻣْﺜَﺎﻟَﻜُﻢْ ﻭَﻧُﻨْﺸِﺌَﻜُﻢْ ﻓ۪ﻰ ﻣَﺎﻻﺎ ﺗَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَ﴾٦١﴿ 61- Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir âlemde tekrar var edelim diye (ölümü takdir ettik). ﻭَﻟَﻘَﺪْ ﻋَﻠِﻤْﺘُﻢُ ﺍﻟﻨَّﺸْﺎَﺓَ ﺍﻻﺎُﻭ۫ﻟٰﻰ ﻓَﻠَﻮْﻻﺎ ﺗَﺬَﻛَّﺮُﻭﻥَ﴾٦٢﴿ 62- Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi? ﺍَﻓَﺮَﺍَﻳْﺘُﻢْ ﻣَﺎ ﺗَﺤْﺮُﺛُﻮﻥَۜ﴾٦٣﴿ 63- Şimdi bana, ektiğinizi haber verin. ﺀَﺍَﻧْﺘُﻢْ ﺗَﺰْﺭَﻋُﻮﻧَﻪُٓ ﺍَﻡْ ﻧَﺤْﻦُ ﺍﻟﺰَّﺍﺭِﻋُﻮﻥَ﴾٦٤﴿ 64- Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz? ﻟَﻮْ ﻧَﺸَٓﺎﺀُ ﻟَﺠَﻌَﻠْﻨَﺎﻩُ ﺣُﻄَﺎﻣًﺎ ﻓَﻈَﻠْﺘُﻢْ ﺗَﻔَﻜَّﻬُﻮﻥَ﴾٦٥﴿ 65- Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız. ﺍِﻧَّﺎ ﻟَﻤُﻐْﺮَﻣُﻮﻥَۙ﴾٦٦﴿ 66- "Doğrusu borç altına girdik. ﺑَﻞْ ﻧَﺤْﻦُ ﻣَﺤْﺮُﻭﻣُﻮﻥَ﴾٦٧﴿ 67- Daha doğrusu, biz yoksul kaldık" (derdiniz). ﺍَﻓَﺮَﺍَﻳْﺘُﻢُ ﺍﻟْﻤَٓﺎﺀَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﺗَﺸْﺮَﺑُﻮﻥَۜ﴾٦٨﴿ 68- Ya içtiğiniz suya ne dersiniz? ﺀَﺍَﻧْﺘُﻢْ ﺍَﻧْﺰَﻟْﺘُﻤُﻮﻩُ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤُﺰْﻥِ ﺍَﻡْ ﻧَﺤْﻦُ ﺍﻟْﻤُﻨْﺰِﻟُﻮﻥَ﴾٦٩﴿ 69- Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz? ﻟَﻮْ ﻧَﺸَٓﺎﺀُ ﺟَﻌَﻠْﻨَﺎﻩُ ﺍُﺟَﺎﺟًﺎ ﻓَﻠَﻮْﻻﺎ ﺗَﺸْﻜُﺮُﻭﻥَ﴾٧٠﴿ 70- Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi? ﺍَﻓَﺮَﺍَﻳْﺘُﻢُ ﺍﻟﻨَّﺎﺭَ ﺍﻟَّﺘ۪ﻰ ﺗُﻮﺭُﻭﻥَۜ﴾٧١﴿ 71- Söyleyin şimdi bana, tutuşturmakta olduğunuz ateşi, ﺀَﺍَﻧْﺘُﻢْ ﺍَﻧْﺸَﺎْﺗُﻢْ ﺷَﺠَﺮَﺗَﻬَٓﺎ ﺍَﻡْ ﻧَﺤْﻦُ ﺍﻟْﻤُﻨْﺸِﻮُۭ۫ﻥَ﴾٧٢﴿ 72- Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz? ﻧَﺤْﻦُ ﺟَﻌَﻠْﻨَﺎﻫَﺎ ﺗَﺬْﻛِﺮَﺓً ﻭَﻣَﺘَﺎﻋًﺎ ﻟِﻠْﻤُﻘْﻮ۪ﻳﻦَۚ﴾٧٣﴿ 73- Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık. ﺣﺤﺤﺰﺯﺯﺑﺒﺒﺚ ﻓَﺴَﺒِّﺢْ ﺑِﺎﺳْﻤِﺮَﺑِّﻜَﺎﻟْﻌَﻈ۪ﻴﻢِ۟﴾٧٤﴿ 74- Öyleyse ulu Rabbinin adını tesbih et. {41-73. âyetlerde soldakilerin cehennemdeki hayatı açıklanırken, inkârdaki saçmalık, delilleriyle çürütülmüştür. Meselâ, yaratanın, diriltmeye de gücünün yeteceği mutlaka kabul edilmesi gereken en tabiî durumdur. Meniden yaratılma, ölümün takdiri, ekilenlerin bitirilmesi, yağmurun yağdırılması ilâhî kudretin açık delilleridir. Ayrıca iki yeşil ağacın birbirine sürtülmesiyle hasıl olan ateş de ibret örneklerinden biri sayılmıştır. 74. âyette ise bütün bunları yapıp yaratan Yüce Rabbin ismini tesbih ederek saygımızı dile getirmemiz emredilmiştir.} ﻓَﻼٓﺎ ﺍُﻗْﺴِﻢُ ﺑِﻤَﻮَﺍﻗِﻊِ ﺍﻟﻨُّﺠُﻮﻡِۙ﴾٧٥﴿ 75- Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, {Günümüz pozitif bilim araştırmaları ışığında bu âyette uzaydaki "kara delikler"e işaret edildiği yorumu yapılmaktadır.} ﻭَﺍِﻧَّﻪُ ﻟَﻘَﺴَﻢٌ ﻟَﻮْ ﺗَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَ ﻋَﻈ۪ﻴﻢٌۙ﴾٧٦﴿ 76- Bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir. ﺍِﻧَّﻪُ ﻟَﻘُﺮْﺍٰﻥٌ ﻛَﺮ۪ﻳﻢٌۙ﴾٧٧﴿ ﻓ۪ﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣَﻜْﻨُﻮﻥٍۙ﴾٧٨﴿ 77-78- Şüphesiz bu, korunmuş bir kitapta bulunan değerli bir Kur'an'dır. ﻻﺎ ﻳَﻤَﺴُّﻪُٓ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟْﻤُﻄَﻬَّﺮُﻭﻥَۜ﴾٧٩﴿ 79- Ona ancak temizlenenler dokunabilir. {Âyette geçen kitabın elimizdeki mushaf veya levh-i mahfuzdaki aslı olduğu söylenmiştir. Mushaf olduğu yolundaki yoruma göre Kur'an'ın abdestsiz ele alınamayacağına hükmedilmiştir. Kur'an abdestsiz tutulmaz fakat ezbere okunabilir. Cünüp olan kimse ise, Kur'an'a el süremediği gibi ezbere de okuyamaz.} ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞٌ ﻣِﻨْﺮَﺑِّﺎﻟْﻌَﺎﻟَﻤ۪ﻴﻦَ﴾٨٠﴿ 80- O, âlemlerin Rabbinden indirilmiştir. ﺍَﻓَﺒِﻬٰﺬَﺍ ﺍﻟْﺤَﺪ۪ﻳﺚِ ﺍَﻧْﺘُﻢْ ﻣُﺪْﻫِﻨُﻮﻥَۙ﴾٨١﴿ 81- Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz? ﻭَﺗَﺠْﻌَﻠُﻮﻥَ ﺭِﺯْﻗَﻜُﻢْ ﺍَﻧَّﻜُﻢْ ﺗُﻜَﺬِّﺑُﻮﻥَ﴾٨٢﴿ 82- Allah'ın verdiği rızka karşı şükrü, onu yalanlamakla mı yerine getiriyorsunuz? ﻓَﻠَﻮْﻻٓﺎ ﺍِﺫَﺍ ﺑَﻠَﻐَﺖِ ﺍﻟْﺤُﻠْﻘُﻮﻡَۙ﴾٨٣﴿ 83- Hele can boğaza dayandığı zaman, ﻭَﺍَﻧْﺘُﻢْ ﺣ۪ﻴﻨَﺌِﺬٍ ﺗَﻨْﻈُﺮُﻭﻥَۙ﴾٨٤﴿ 84- O vakit siz bakar durursunuz. ﻭَﻧَﺤْﻦُ ﺍَﻗْﺮَﺏُ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﻣِﻨْﻜُﻢْ ﻭَﻟٰﻜِﻦْ ﻻﺎﺗُﺒْﺼِﺮُﻭﻥَ﴾٨٥﴿ 85- (O anda) biz ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz. {Can çekişen kimsenin etrafındakiler bakıp gözlerken, Cenab-ı Hak ona ilim, kudret ve tasarrufuyla daha yakındır. Ama insanlar bunun farkına varıp göremezler.} ﻓَﻠَﻮْﻻٓﺎ ﺍِﻥْ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﻏَﻴْﺮَ ﻣَﺪ۪ﻳﻨ۪ﻴﻦَۙ﴾٨٦﴿ 86- Madem ki ceza görmeyecekmişsiniz, ﺗَﺮْﺟِﻌُﻮﻧَﻬَٓﺎ ﺍِﻥْ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﺻَﺎﺩِﻗ۪ﻴﻦَ﴾٨٧﴿ 87- Onu (canı) geri çevirsenize, şayet iddianızda doğru iseniz! ﻓَﺎَﻣَّٓﺎ ﺍِﻥْ ﻛَﺎﻥَ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤُﻘَﺮَّﺑ۪ﻴﻦَۙ﴾٨٨﴿ 88- Fakat (ölen kişi Allah'a) yakın olanlardan ise, ﻓَﺮَﻭْﺡٌ ﻭَﺭَﻳْﺤَﺎﻥٌ ﻭَﺟَﻨَّﺖُ ﻧَﻌ۪ﻴﻢٍ﴾٨٩﴿ 89- Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır. ﻭَﺍَﻣَّٓﺎ ﺍِﻥْ ﻛَﺎﻥَ ﻣِﻦْ ﺍَﺻْﺤَﺎﺏِ ﺍﻟْﻴَﻤ۪ﻴﻦِۙ﴾٩٠﴿ 90- Eğer o sağdakilerden ise, ﻓَﺴَﻼﺎﻡٌ ﻟَﻚَ ﻣِﻦْ ﺍَﺻْﺤَﺎﺏِ ﺍﻟْﻴَﻤ۪ﻴﻦِ﴾٩١﴿ 91- "Ey sağdaki! Sana selam olsun!" ﻭَﺍَﻣَّٓﺎ ﺍِﻥْ ﻛَﺎﻥَ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤُﻜَﺬِّﺑ۪ﻴﻦَ ﺍﻟﻀَّٓﺎﻟّ۪ﻴﻦَۙ﴾٩٢﴿ 92- Ama yalanlayıcı sapıklardan ise, ﻓَﻨُﺰُﻝٌ ﻣِﻦْ ﺣَﻤ۪ﻴﻢٍۙ﴾٩٣﴿ 93- İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır! ﻭَﺗَﺼْﻠِﻴَﺔُ ﺟَﺤ۪ﻴﻢٍۙ﴾٩٤﴿ 94- Ve (onun sonu) cehenneme atılmaktır. ﺍِﻥَّ ﻫٰﺬَﺍ ﻟَﻬُﻮَ ﺣَﻖُّ ﺍﻟْﻴَﻘ۪ﻴﻦِۚ﴾٩٥﴿ 95- Şüphesiz ki bu, kesin gerçektir. ﻓَﺴَﺒِّﺢْ ﺑِﺎﺳْﻤِﺮَﺑِّﻜَﺎﻟْﻌَﻈ۪ﻴﻢِ﴾٩٦﴿ 96- Öyleyse ulu Rabbinin adını tenzih ile an.