Risale-i NurKastamonu Lâhikası

Sâniyen:

Kastamonu Lâhikası · s.147

Burada lise mektebine tesirli bir nur girdi. O daOtuzikinci Söz'ünBirinci Mevkıfı,Otuzuncu Lem'a'nınİsm-i Adl ve Hakem Nükteleri,Tabiat Lem'asıhâtimesine kadar,Âyetü'l-Kübra'nın "Evet bu dünya memleketine ve misafirhanesine giren herbir misafir..."

diye başlayan Birinci Makam'ın başından -ilham, vahiy mertebeleri hariç kalıp- tâ onsekizinci mertebe olan kâinatın hudûs hakikatı tâ imkâna kadar, yeni hurufla, bir ihtar-ı manevî ile izin verdik. Daktilo (el makinesi) ile kendilerine yazdılar. Siz de bu dört parçayı birden cild yapıp, yeni hurufla, ehl-i inkâra onikilik top güllesi gibi atabilirsiniz. Ben bu sene çok zaîf ve ihtiyar ve âciz bir halde bulunduğumdan, genç kardeşlerimden manevî muavenetlerini bu mübarek şuhur-u selâsede rica ediyorum. Herbirisine birer birer selâm ve dâreynde selâmetlerine dua ediyoruz.

Said Nursî

(Bu mektub gayet ehemmiyetlidir) Aziz, sıddık kardeşlerim! Bugünlerde Kur'an-ı Hakîm'in nazarında imandan sonra en ziyade esas tutulantakva ve amel-i sâlihesaslarını düşündüm.Takva, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek; ve amel-i sâlih, emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır.Her zaman def'-i şer, celb-i nef'a racih olmakla beraber; bu tahribat ve sefahet ve cazibedar hevesat zamanında butakvaolan def'-i mefasid ve terk-i kebair üssü'l-esas olup, büyük bir rüçhaniyet kesbetmiş. Bu zamanda tahribat ve menfî cereyan dehşetlendiği için,takvabu tahribata karşı en büyük esastır. Farzlarını yapan, kebireleri işlemeyen, kurtulur. Böyle kebair-i azîme içindeamel-i sâlihinihlasla muvaffakıyeti pek azdır. Hem az biramel-i sâlih,bu ağır şerait içinde çok hükmündedir. Hemtakvaiçinde bir neviamel-i sâlihvar. Çünki bir haramın terki vâcibdir. Bir vâcibi işlemek, çok sünnetlere mukabil sevabı var.Takva,böyle zamanlarda, binler günahın tehacümünde bir tek içtinab, az bir amelle, yüzer günah terkinde, yüzer vâcib işlenmiş oluyor. Bu ehemmiyetli nokta niyetiyle,takvanâmıyla ve günahtan kaçınmak kasdıyla, menfî ibadetten gelen ehemmiyetlia'mal-i sâlihadır. Risale-i Nur şakirdlerinin bu zamanda en mühim vazifeleri, tahribata ve günahlara karşıtakvayıesas tutup davranmak gerektir. Madem her dakikada, şimdiki tarz-ı hayat-ı içtimaiyede yüz günah insana karşı geliyor; elbettetakvaile veniyet-i içtinabile yüzamel-i sâlihişlemiş hükmündedir. Malûmdur ki; bir adamın bir günde harab ettiği bir sarayı, yirmi adam yirmi günde yapamaz ve bir adamın tahribatına karşı yirmi adam çalışmak lâzım gelirken; şimdi binler tahribatçıya mukabil, Risale-i Nur gibi bir tamircinin bu derece mukavemeti ve tesiratı pek hârikadır. Eğer bu iki mütekabil kuvvetler bir seviyede olsaydı, onun tamirinde mu'cizevari muvaffakıyet ve fütuhat görülecekti.