Risale-i NurKastamonu Lâhikası

Ona cevaben dediler:

Kastamonu Lâhikası · s.30

"Risale-i Nur, yalnız bir cüz'î tahribatı, bir küçük haneyi tamir etmiyor. Belki küllî bir tahribatı ve İslâmiyeti içine alan, dağlar büyüklüğünde taşları bulunan bir muhit kal'ayı tamir ediyor. Ve yalnız hususî bir kalbi ve has bir vicdanı ıslaha çalışmıyor, belki bin seneden beri tedarik ve teraküm edilen müfsid âletler ile dehşetli rahnelenen kalb-i umumî ve efkâr-ı âmmeyi ve umumun bâhusus avam-ı mü'minînin istinadgâhları olan İslâmî esaslar ve cereyanlar ve şeairler kırılması ile bozulmaya yüz tutan vicdan-ı umumîyi, Kur'an'ın i'cazıyla o geniş yaralarını Kur'anın ve imanın ilâçları ile tedavi etmeğe çalışıyor.Elbette böyle küllî ve dehşetli rahnelere ve yaralara, hakkalyakîn derecesinde ve dağlar kuvvetinde hüccetler, cihazlar ve bin tiryak hâsiyetinde mücerreb ilâçlar, hadsiz edviyeler bulunmak gerektir ki; bu zamanda Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan'ın i'caz-ı manevîsinden çıkanRisale-i Nuro vazifeyi görmekle beraber, imanın hadsiz mertebelerinde terakkiyat ve inkişafata medardır." diyerek uzun bir mükâleme cereyan etti. Ben de tamamen işittim, hadsiz şükrettim. Kısa kesiyorum. Bu hâdise münasebetiyle yine bugünlerde hatırıma gelen bir vakıayı beyan ediyorum: Ben namaz tesbihatının âhirinde, otuzüç defa kelime-i tevhidi zikrederken, birden kalbime geldi ki: Hadîs-i şerifte "Bazan bir saat tefekkür, bir sene ibadet hükmüne geçer" Risale-i Nur'da o saat var; çalış, o saati bul, ihtar edildi. Âdeta ihtiyarsız bir surette, Kur'anın âyetü'l-kübrasının iki tefsiri olan ikiÂyet-i Kübra Risalelerindenmülahhas tefekkürî bir tekellüm, tam bir saat devam etti. Baktım; size gönderdiğimÂyetü'l-Kübra Risalesi'ninBirinci Makamı'nın hülâsasından müntehab güzel bir sırrını hülâsa ile,Yirmidokuzuncu Lem'a-i Arabiye'denmüstahrec nurlu, tatlı fıkralardan terekküb ediyor. Ben, kemal-i lezzetle, her gün tefekkürle okumağa başladım. Birkaç gün sonra hatırıma geldi ki: Madem Risale-i Nur bu zamanın bir mürşididir, talebelerine birvird-i ekberolabilir diye kaleme aldım. Ve bütün risalelerin hususî menba'ları, madenleri olan binden ziyade âyât-ı Kur'aniyeyi, kendi Kur'anımda evvelce işaretler koyup birHizb-i A'zam-ı Kur'anîyapmak niyet etmiştim. Şimdi buhizb-i a'zamve buvird-i ekber,Risale-i Nur mensublarına bazı eyyam-ı mübarekede okunması için bir zaman size de göndermek hakkınız var. İnşâallah bir zaman sonra size gönderilecek. Bazı kelimelerini tercüme ve bir kısım kayıdlarını tefhim için, vakit bulsam gayet kısa haşiye gibi bir şeyi yazacağım. Umum kardeşlerime ve hizmet-i Kur'aniyede bütün arkadaşlarıma hasret ve iştiyak ile binler selâm.

Dualarınıza muhtaç

Said Nursî

Aziz kardeşlerim! Sizlere her gün birer uzun mektub yazmak hakkınız var iken, maatteessüf üç seneden beri size göndermek için yazdığım bir mektub şimdiye kadar bekliyor, eski sakomun cebinde duruyor. Demek Risale-i Nur, ehl-i dünya dinsizlerine çok dehşet vermiş ki, dünyalarına karışmadığım halde bu tazyikatı yapıyorlar. Her ne ise... Hiç unutamadığım sebatkâr ciddî kardeşlerime, hususan ikinci vatanım Barla'daki vefadar sıddıklara pek çok selâm ve dua ederim. Binler hasret ve iştiyakla sizleri düşünen ve her yirmidört saatte belki yüz defa dua ile tahattur eden ve duanıza muhtaç olan

Said Nursî

ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ ٭ ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ Ey fedakâr kardeşlerim! Sizinle dört-beş kelime konuşacağım:

Birincisi:

Bu defaki mektubunuzun verdiği şevk ve sürur ile derim ki: Ben, hizmet-i Kur'aniyedeki tam sadakat ve gayret ve sebat ve metanetinizi gördükten sonra tam bir istirahat-i kalb ile mevti ve eceli kabul eder,"Arkamda siz varsınız, yeter"diyerek dünyadan sürurla vedaya hazırım.

İkincisi:

BuradaÂyetü'l-Kübra'nınbirinci tebyizi, aynen bir sene sonra, oradaki birinci tebyiz gibi,Âyetü'l-Kübra'nınnamına tevafuku var. İki tevafukun tetabuku, tesadüfe havalesi imkânsız bir keyfiyet olmakla.. kalemi, zülfikar-misal zâtın kalemiyle otuzüç kelime-i tevhidin tevafukundaki gaybî imzayı cidden tenvir ve tasdik eder. .........

Dördüncüsü:

Ben, üç senedir burada herşeyden tecrid edildim. Tahammülsüz tazyik altında bulunduğumdan, sizin ile muhabere edemedim. Burada emsalsiz bir evham hükmediyor. Mümkün olduğu kadar,Eşratü's-Saatburadan gönderildiğini demeyiniz. Belki, onun bir eseridir, başka yerden elimize geçmiş deyiniz.

ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﻣَﻦْ ﺗُﺴَﺒِّﺢُ ﻟَﻪُ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕُ ﺍﻟﺴَّﺒْﻊُ ﻭَﺍﻻﺎَﺭْﺽُ ﻭَﻣَﻦْ ﻓ۪ﻴﻬِﻦَّ ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩ۪ ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ Aziz ve vefadar ve fedakâr, sadık kardeşlerim! Bu defa çok kıymetdar ve fevkalme'mul manevî hediyenizden küçücük üç-dört mes'ele hatıra geldi:

Birincisi:

Üçüncü Keramet-i Aleviye'de, risalelerde yalnız iki zeyl vardırdemesi, risale şekline girmiş olan zeyillere zeyl diyor. Sair zeyiller ise; hâtimeler, ilâveler, haşiyeler hükmünde görmüştür.

İkincisi:

İkiÂyetü'l-Kübra'nın vird-i ekberinde-hatırıma gelmediği halde- ehemmiyetli kısımlarınıYirminci MektubileOtuzikinci Söz,bana ihtiyaç bırakmayacak derecede beyan ve tercüme ettiklerinden, niyet ve va'dettiğim halde tercümesinde istihdam edilmedim.

Üçüncüsü:

Risale-i Nur'un benden ayrılması ve ben de daire-i tenviriyesinden uzak düştüğümden, bu havali ve Eskişehir gibi sair yerleri de onun ehemmiyetli ve lüzumlu bir kısım hakikatlarından hissedar etmek için, inayet-i İlahiye, -yeni yazılıyor gibi- tekrar ile o kısım hakikatların, fakat letafetli başka tarzlarda izah edilmelerinde âdeta ihtiyarım olmadan beni istimal ettiğini bildim, çok şükrettim. Bu defa hediyelerinize mukabil elimden gelseydi yalnız maddî fiatına göre herbirrisaleyeon lira veYirmibeşinci Söz'eyirmibeş altun belki elmas veYirmidokuzuncu Söz'eyirmidokuz yakut verirdim. Öyle ise, verilmiş gibi kabul ediniz. Evet tevafukta muvaffakıyetli olan kalem-i Alevî,Keramet-i Aleviye'yegöze görünür güzel bir delil göstermiş. Yüzbinmâşâallah.Hüsrev'in çok şirin ve fevkalâde yazdığıHastalar Lem'asıileEsma-i Sitte Lem'ası,benim nazarımda elmasla yaldızlı yazılan ve onlar kadar uzun iki mektub-u sadakatmedar hükmünde bana göründü; Risale-i Nur'a çok ehemmiyetli hizmetlerini göz yaşıyla hatırlattı ve Firdevsî hediyenizdeki risalelerin harfleri adedince, Cenab-ı Erhamürrâhimîn sizlere rahmet, bereket, saadet ihsan eylesin.Âmîn. Yorulmaz ve usanmaz ciddî, samimî Hâfız Ali Kardeş!Tevafukta muvaffakıyetli kalemin ile yazılanİ'caz-ı Kur'an'ınâhirinde senin hakkında ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﻭَﻓِّﻘْﻪُ ﻓ۪ﻰ ﺧِﺪْﻣَﺔِ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ ﻭَ ﺍﻻﺎ۪ﻳﻤَﺎﻥِ olan dua, bu defa şübhem kalmadı ki, tam kabul olmuş. Umum kardeşlere birer birer selâm.

Said Nursî

ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩ۪ ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺣُﺮُﻭﻑِ ﺭَﺳَٓﺎﺋِﻞِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﻭَﻣَﻌَﺎﻧِﻴﻬَﺎ ﺍﻟْﻤُﺘَﻤَﺜِّﻠَﺔِ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻬَﻮَٓﺍﺀِ ﻭَ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﻓْﻬَﺎﻡِ ﺍِﻟٰﻰ ﻳَﻮْﻡِ ﺍﻟْﻘِﻴَﺎﻡِ Aziz, sıddık ve sadık kardeşlerim! Bu defa pek çok alâkadar olduğum zâtların dört aded mektubları beni o kadar mesrur etti ve Risale-i Nur hesabına o kadar memnun eyledi ki; güya yeniden o kahraman arkadaşları buldum diye sürur yaşları çok hüzünlerimi sildi. Evet dört mektuba dört cevab yazmak isterim ve hakkınızdır; fakat samimî ittihadınıza binaen bir ile iktifa edildi. Ayrı ayrı beş-altı küçük mes'eleleri beyan ediyorum:

Birincisi:

Eskiden beri,iman kurtarmak zamanıdırdediğimiz ve ihtiyarım olmadan tekrar ile erkân-ı imaniyeye dair bürhanlardan tahşidat-ı azîmeyi yaptığımız, çok haklı ve lüzumlu olduğunu zaman gösterdi. Size bir ay evvel, manevî bir muhaverede, Risale-i Nur'un azîm tahşidatına dair gaybdan gelen bir cevabı yazmıştım. Bazı zâtlar o fıkrayıÂyetü'l-Kübra Risalesi'ninâhirine ilhak ettiler.

İkincisi:

Şamlı Tevfik Kardeş! Senin mektubun beni derinden derine hem müteessir hem müferrah eyledi. Sende bir hayırlı tahavvülât bulunduğunu ihsas etti. Merhum Hâfız Ahmed'in akrabasına benim tarafımdan ta'ziye ile beraber de ki: Bir-iki ay evvel -birdenbire- dua ederken, en has akraba ve en hâlis talebelerin dairesine Hâfız Ahmed girdi:"Benim de bu dairede hakkım var"dedi gibi hissettim. Onu o has daire içinde, her vakit manevî kazançlarıma hissedar olmak için bıraktım ve öyle de kalacak inşâallah. Ve anladım ki; ikinizbidayeten,beraber Risale-i Nur'a hizmetiniz içindir. Barla'da bütün dostlara selâm.

Üçüncüsü:

Sabri kardeş! Kıymetdar Hulusi'nin mektubu hem Hulusi'nin, hemBeşinci Şuâ'ınehemmiyetini ve kıymetlerini gösterdiğinden çok beğendim. EvetBeşinci Şuâ,umumun ve bilhâssa ehl-i ilmin imanlarını tashih edip kurtarıyor. Hem sen, hem Hüsrev, Halil İbrahim'den bahsediyorsunuz. O zât, Risale-i Nur'un ehemmiyetli bir talebesi ve iktidarlı bir naşiridir, hem haslardandır. Sâbık hâdisemizden tam bir ihtiyat ve ciddî bir alâkadarlık dersini aldığı kanaatındayım. Selâmımı ona ve rüfekasına tebliğ ediniz.

Dördüncüsü:

Hüsrev kardeş! Senin mektubun, benim meraklarıma (Hasan, Mustafa'lar gibi) bir şifa ve arzularıma bir deva (Mu'cizat-ı Ahmediye gibi) ve ümidlerime bir ziya (Re'fet, Konyalı Sabri gibi) hükmüne geçti. Hem Risale-i Nur'un muhterem bir talebesi ve has dairesinde bulunan âhiret hemşirem vâlidenizin hastalığı ve ihtiyarlığı seni Isparta'ya celbi hayırdır. Elbette sen ona,Hastalarveİhtiyarlar Risaleleriniokumuşsun. O risaleler, benim bedelime onun keyfini sorup teselli versinler. Ben, oradaki talebeleri ve dostları dua ile çok tahattur ediyorum. Onları unutamıyorum. Umum kardeşlerime birer birer selâm ve dua ediyorum.

Said Nursî

ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩ۪ ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺣَﺎﺻِﻞِ ﺿَﺮْﺏِ ﻋَﺎﺷِﺮَﺍﺕِ ﺩَﻗَٓﺎﺋِﻖِ ﺭَﻣَﻀَﺎﻥَ ﻓ۪ﻰ ﺣُﺮُﻭﻑِ ﻣَﺎ ﻛَﺘَﺒْﺘُﻢْ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺮَّﺳَٓﺎﺋِﻞِ Aziz, sıddık kardeşlerim! Hem mübarek Ramazanınızı, hem inşâallah hakkınızda bin ay kadar meyvedar Leyle-i Kadrinizi, hem saadetli bayramınızı, hem çok kıymetdar hizmetinizi bütün ruhumla tebrik ve tes'id ederim. Kardeşlerim! Bu defa kudsî kalemle hediyeleriniz o kadar beni minnettar ve mesrur etti ki, güya dünyayı ışıklandıracak birnur fabrikasıve mazi ve istikbali rayiha-i tayyibesiyle muattar edecek birgül fabrikasısemadan bizim imdadımıza gönderilmiş ve benim arkamda kuvvetü'z-zahr olarak duruyor ve mütemadiyen çalışıyorlar diye mesrur oluyorum. YüzbinlerElhamdülillah. Sabri kardeş!Senin fâsılalı iki mektubun, hizmetinin makbuliyetine iki şahid-i gaybî gösterdi. Senin tabirin ileNur fabrikasınaben de "Elfü elfi mâşâallah, bârekellah, veffakakellah" derim. Sen ile Sıddık Süleyman, benim nazarımda ve fikrimde ve duamda daima beraber bulunduğunuzdan, senin ile konuştuğum vakit, omuz omuza ikinizi beraber görüyorum. Masum ve mübarek çocuklarınız duadan hissedardırlar. Hâfız Ali kardeş!Senin mektubundaki tevazuun ve ihlasın ve Hüsrev'e ait medhin ve Risale-i Nur talebeleri bir tek vücud hükmündeki kanaatın, senin hakkında büyük bir ümidimi ve hüsn-ü zannımı tam kuvvetlendirdi. Risale-i Nur'un iki Lütfü'leri ve Mustafa'ları ve Hâfız Ali'leri, Küçük Sabri olan Nureddin ile beraberhas talebeler dairesinde,Ramazan feyzine, manevî kazançlara inşâallah hissedar kabul edildi. Her bir sahifelerini birer kıymetdar hediye hükmünde olan nüshaların yüzünden, ben sana çok hem pek çok borçlu kaldım. Hüsrev kardeş!Kasem ederim benim elimden gelseydi, yalnız bu defa altun yaldızla yazdığınMu'cizat-ı Ahmediyeyemukabil herbir sahifesine, yalnız maddî bir ücret olarak birer altun hediye edecektim. Hakikaten ebedî birgül fabrikasınakâtib tayin edildiğinize kanaatım kat'iyyet kesbetti. Rabb-i Rahîm'e hadsiz hamd ü sena olsun. Tasavvurumda Hüsrev, Rüşdü bir tek isim gibi olmuş. İkinizi, Risale-i Nur'a ait herşeyde beraber biliyorum ve buluyorum. Size ﺍَﻭَﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻴْﺘًﺎ âyetine ait ve birden hatıra gelen veSabri'niniki mektubunun -daha gelmeden- manevî tesiriyle yazılan birtetimmeyigönderdim. Bir derece mahremdir, has ve eminlere mahsustur. Şamlı Tevfik,Âyetü'l-Kübra Şuâ'ını,Hâfız Ali'nin otuzüç"Lâ ilahe illallah"ile tevafuklu tarzda bana yazsa iyi olur. Kardeşlerime birer birer selâm.

Duanıza muhtaç

Said Nursî

Aziz kardeşlerim! Temadi eden tahribat-ı maneviye karşısında-lillahilhamd-gittikçe Risale-i Nur'un mu'cizane mukavemeti ve satveti ve kıymeti tezayüd ediyor.Dalaletin temel taşı ve nokta-i istinadı olan tabiat tağutunudağıtıp, Kur'an elinde bir elmas kılınç olarak her tarafta nurları saçar, zulümatı dağıtır. Fakat dalaletlerin enva'ı çoktur. O nisbette risalelerin dahi ayrı ayrı meziyetleri, ehemmiyetleri var. Eğer kolay ise,Tabiat Lem'asınıda bize gönderiniz.