Risale-i NurKastamonu Lâhikası

ÂHİRZAMANDAN HABER VEREN MÜHİM BİR HADÎS

Kastamonu Lâhikası · s.27

ﻻﺎ ﺗَﺰَﺍﻝُ ﻃَﺎﺋِﻔَﺔٌ ﻣِﻦْ ﺍُﻣَّﺘ۪ﻰ ﻇَﺎﻫِﺮ۪ﻳﻦَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﺤَﻖِّ ﺣَﺘّٰﻰ ﻳَﺎْﺗِﻰَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺑِﺎَﻣْﺮِﻩ۪ Ramazan-ı şerifte onuncu günün ikinci saatinde birden bu hadîs-i şerif hatırıma geldi. Belki Risale-i Nur şakirdlerinin taifesi ne kadar devam edeceğini düşündüğüme binaen ihtar edildi. ﻻﺎ ﺗَﺰَﺍﻝُ ﻃَﺎﺋِﻔَﺔٌ ﻣِﻦْ ﺍُﻣَّﺘ۪ﻰ (şedde sayılır, tenvin sayılmaz) fıkrasının makam-ı cifrîsi bin beşyüz kırk iki (1542) ederek nihayet-i devamına îma eder. ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻇَﺎﻫِﺮ۪ﻳﻦَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﺤَﻖِّ (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsibin beşyüz altı(1506)edip, bu tarihe kadar zahir ve aşikârane, belki galibane; sonra tâ kırk ikiye kadar, gizli ve mağlubiyet içinde vazife-i tenviriyesine devam edeceğineremze yakın îma eder. ﻭَ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢُ ﻋِﻨْﺪَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺣَﺘّٰﻰ ﻳَﺎْﺗِﻰَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺑِﺎَﻣْﺮِﻩ۪ (şedde sayılır) fıkrası dahi; makam-ı cifrîsibin beşyüz kırkbeş(1545) olup, kâfirin başında kıyamet kopmasına îma eder. ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Cây-ı dikkat ve hayrettir ki, üç fıkra bil'ittifakbin beşyüz(1500) tarihini göstermeleriyle beraber, tam tamına manidar, makul ve hikmetli bir surettebin beşyüz altıdan tâ kırk ikiye,tâkırkbeşekadar üç inkılab-ı azîmin ayrı ayrı zamanlarına tetabuk ve tevafuklarıdır. Bu îmalar gerçi yalnız birer tevafuk olduğundan delil olmaz ve kuvvetli değil, fakat birden ihtar edilmesi bana kanaat verdi. Hem kıyametin vaktini kat'î tarzda kimse bilmez; fakat böyle îmalar ile bir nevi kanaat, bir galib ihtimal gelebilir. Fatiha'da "sırat-ı müstakim" ashabınıntaife-i kübrasını tarif eden ﺍَﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍَﻧْﻌَﻤْﺖَ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ fıkrası, şeddesizbin beşyüz altıveyayedi(1506-1507) ederek tam tamına ﻇَﺎﻫِﺮ۪ﻳﻦَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﺤَﻖِّ fıkrasının makamına tevafuku ve manasına tetabuku ve şedde sayılsa ﻻﺎ ﺗَﺰَﺍﻝُ ﻃَﺎﺋِﻔَﺔٌ ﻣِﻦْ ﺍُﻣَّﺘ۪ﻰ fıkrasına üç manidar farkla tam muvafakatı ve manen mutabakatı bu hadîsin îmasını teyid edip remz derecesine çıkarıyor. Ve müteaddid âyât-ı Kur'aniyede"sırat-ı müstakim"kelimesi, bir mana-yı remziyle Risaletü'n-Nur'a manaca ve cifirce îma etmesi remze yakın bir îma ile;Risaletü'n-Nur şakirdlerinin taifesi, âhirzamanda o taife-i kübra-i a'zamın âhirlerinde bir hizb-i makbul olacağını işaret ederdiye def'aten birden ihtar edildi. ﺍَﻟْﻌِﻠْﻢُ ﻋِﻨْﺪَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ

Aziz kardeşlerim! Bu saatte ben Kur'an okurken, Risale-i Nur ile ziyade alâkadar olanSure-i İbrahim'debir âyet beni meşgul ederken, Emin size göndereceği mektubu getirdi ve dar vaktimizde bu geniş âyetin denizinden ancak bir katrecik bu parçaya girebildi. Birkaç dakika zarfında yazdık, vakit bulamadık, kusura bakmayınız.

ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﻣَﻦْ ﺗُﺴَﺒِّﺢُ ﻟَﻪُ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕُ ﺍﻟﺴَّﺒْﻊُ ﻭَﺍﻻﺎَﺭْﺽُ ﻭَﻣَﻦْ ﻓ۪ﻴﻬِﻦَّ ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩ۪ ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﻋَﺎﺷِﺮَﺍﺕِ ﺩَﻗَﺎﺋِﻖِ ﺍَﻳَّﺎﻡِ ﺍﻟْﻔِﺮَﺍﻕِ Aziz, sıddık, vefadar, sebatkâr kardeşlerim! Cenab-ı Hakk'a yüzbinler şükür ve hamdolsun; sizin gibi sadık, ciddî, faal zâtlarıRisale-i Nur'unetrafında toplayıp bağlamış; iman ve Kur'an hizmetinde kuvvetli ve nurlu kalemlerini çalıştırıyor. Kardeşlerim!Bu defa irsalatınız o kadar beni memnun ve minnettar etti ki; herbir sahifesi bir kıymetdar hediye ve güzel bir mektub hükmünde göründü. Hüzünlerimi, gamlarımı izale edip ve kalbimi sürur ve sevinç ile doldurdu. Cenab-ı Erhamürrâhimîn onların hurufları adedince size rahmet etsin ve sizden razı olsun. Hâfız Ali Kardeşim!Bir zaman Barla'da Cuma gecesinde dua ederken, seninâmînsesini iki defa sarihan işittim. Arkama baktım. Dedim: "Hâfız Ali ne vakit gelmiş." Dediler: "O burada yoktur." Ben şimdi o vakıadan diyebilirim ki; üç-dört saat mesafeden duamaâmininiişittirmesi, otuz günlük mesafeden buradaki zaîf davet ve duama kuvvetli ve tesirli birâmînhükmünde olan yazıların imdadıma yetişmesi çok manidar bir tevafuktur. Sıddık Sabri!Senin cisminde (ayağında) kardeşliğimin sikkesini gördüğüm zaman bir hiss-i kable'l-vuku ile kalbime geldi: Bu zât mühim bir vakitte bana çok ehemmiyetli bir kardeşlik edecek. Ve muvaffak oldun, yaptın. Allah senden ebeden razı olsun. Abdülmecid'e,Beşinci Şuâ'ıhaber vermiştim, cevab gelmedi. Belki ihtiyaten sükût ettiler, göndermedim. Siz, evvelce muhabere ediniz sonra gönderebilirsiniz. EğerHastalar Risalesi'nibana gönderirseniz,İhtiyarlar Risaleside beraber olsa daha iyi olur. Mektubunuzda selâm gönderen vefadar kardeşlerime binler selâm. Bugünlerde, manevî bir muhaverede bir sual ve cevabı dinledim. Size bir kısa hülâsasını beyan edeyim: