Tetimme
İşarat-ül İ'caz · s.181
Mezkûr âyetteki cümlelerin arasındaki irtibatın hülâsasına bir zeyildir
Cenab-ı Hak, vaktâ ki onların küfrünü, istifham ifade eden ﻛَﻴْﻒَ ile reddetti ve halkı da taaccübe davet etti ve ondan sonra gelen dört büyük inkılabı gösteren dört cümle ile bürhan getirerek isbat etti; o inkılabların herbirisi çok tavırlara, vaziyetlere ve mertebelere şâmil olduğu gibi, kendinden sonra gelen inkılabları hazırlayıcı birer mukaddeme oldu. Birinci inkılaba ﻭَ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﺍَﻣْﻮَﺍﺗًﺎ cümlesiyle işaret edilmiştir. Yani bir insanın cesedini teşkil eden zerrelerin âlem-i zerratta geçirmiş olduğu vaziyetlerden son vaziyetine işarettir ki, ﻓَﺎَﺣْﻴَﺎﻛُﻢْ cümlesiyle işaret edilen ikinci inkılaba mukaddeme olur. Hakaik-i kevniyenin en acibi olan şu ikinci inkılab da çok mertebelere, çok tavırlara şâmildir ki; son tavrı, vaziyeti ﺛُﻢَّ ﻳُﻤ۪ﻴﺘُﻜُﻢْ cümlesiyle işaret edilen üçüncü inkılaba mukaddeme olur. Bu inkılab dahi pek çok berzahî tavırlara şâmil olup, son vaziyeti ﺛُﻢَّ ﻳُﺤْﻴ۪ﻴﻜُﻢْ cümlesiyle işaret edilen dördüncü inkılabda tamamlanır. Bu dördüncü inkılab dahi, birçok kabrî ve haşrî vaziyetlere şâmil olup, en son vaziyeti ﺛُﻢَّ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺗُﺮْﺟَﻌُﻮﻥَ cümlesiyle hitam bulur. Demek bir zîhayatın cesedi, birinci inkılabın birinci vaziyetinden başlamak üzere daima teceddüd eder, tazelenir; yani bir libastan, bir kıyafetten çıkar, daha güzel bir libasa, bir kıyafete girer. Ve hâkeza böylece saadet-i ebediyeye mazhar oluncaya kadar devam eder. Binaenalâhâzâ bir zîhayatın şu müteselsil vaziyetlerine bakan bir adam, nasıl inkâra cesaret edebilir.