Risale-i Nurİşarat-ül İ'caz (2022)

Bu âyetin mâkabliyle irtibatı:

İşarat-ül İ'caz (2022) · s.232

Evet Kur'an-ı Kerim, vaktâ ki insanları ibadete ve Allah'a iman etmeye davet etti. Ve imanın itikad edilecek esaslarıyla yapılacak hükümlerini icmalen, delillerine işareten zikretti. Evvelce mücmelen işaret edilen delilleri tazammun eden nimetlerin ta'dadıyla, bu âyette de zikretmeye avdet etti. Evet bu âyetle, en büyük nimet olan hayata işaret edilmiştir. İkinci âyetle, beka nimetine işaret edilmiştir. Evet semavat ve Arz'ın tanzimatı, hayatın kemal ve saadetini temin eder. Üçüncü âyetle, beşerin kâinat üzerine tafdil ve tekrimine işarettir. Dördüncü âyetle, beşere talim-i ilim nimetine işaret yapılmıştır. Bu nimetlerin suretine, yani nimet oldukları cihete bakılırsa; inayet-i İlahiyeye delil oldukları gibi, ibadete de delildirler. Çünki nimetleri verene şükür, vâcibdir; küfran-ı nimet, aklen de haramdır. Eğer o nimetlerin hakikatlarına bakılırsa, mebde' ve meadi isbat eden delillerdir. Ve keza bu âyet, geçen kâfir ve münafıkların bahsine de nâzırdır. Onun için taaccübü ifade etmekle inkârı tazammun eden ﻛَﻴْﻒَ ile yapılan istifham, onların tehdidlerine işarettir.

Şimdi, bu cümlelerin aralarındaki irtibat ve münasebetlerden bahsedeceğiz:

Evet Kur'an-ı Kerim, evvelce gaibane yaptığı hikâyeden sonra, burada hitaba başladı. Bu da, belâgatça malûm bir nükte içindir. Şöyle ki: İnsan, bir adamın fenalığından, ayıblarından bahsederken hiddeti, gazabı o kadar galebe eder ki; hayalen, hayalî bir ihzar ile hitab suretiyle kendisine tevcih-i kelâm etmeye başlar. Veya iyiliklerinden bahsederken şevki ve aşkı galeyana gelir, hemen hayalinin karşısına getirir, kendisine hitab ile konuşmaya başlar. Bu "iltifat" ile tesmiye edilen bir kaidedir. Bu kaidenin lisan-ı Arab'da büyük bir mevkii vardır. İşte Kur'an-ı Kerim bu kaideyi takiben ﻛَﻴْﻒَ ﺗَﻜْﻔُﺮُﻭﻥَ diyerek, sîga-i hitab ile onlara tevcih-i kelâm etmiştir. Sonra vaktâ ki bu makamda takib edilen maksad; iman, ibadet etmek ve küfran-ı nimet etmemek, küfrü reddetmek gibi geçen usûl ve esasları isbat için lâzım olan delilleri zikretmektir ve delillerin en vâzıhı, ahval-i beşer silsilesinden istifade edilen delillerdir ve nimetlerin en büyüğü, o silsilenin ukde ve düğümlerindedir. Kur'an-ı Kerim ﻛَﻴْﻒَ ﺗَﻜْﻔُﺮُﻭﻥَ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﻛُﻨْﺘُﻢْ ﺍَﻣْﻮَﺍﺗًﺎ ﻓَﺎَﺣْﻴَﺎﻛُﻢْ ﺛُﻢَّ ﻳُﻤ۪ﻴﺘُﻜُﻢْ ﺛُﻢَّ ﻳُﺤْﻴ۪ﻴﻜُﻢْ ﺛُﻢَّ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺗُﺮْﺟَﻌُﻮﻥَ olan âyet-i kerime ile, beş düğümlü, müretteb o silsile-i acibeye işaret etmiştir. Biz de o beş düğümü, beş mes'elede hall ve beyan edeceğiz.