(Hanımlar Rehberi'ne ilâve olunacaktır.)
Hanımlar Rehberi · s.138
(Üstadımıza, Ramazan-ı Şerifini tebrik münasebetiyle yazılan ve İzmir, Manisa ve havalisinde Risale-i Nur'un ehemmiyetli ve tesirli hizmet ve intişarının ve hanımlar arasında hüsn-ü tesirinin bir numunesi olan bu mektub, aynen İstanbul'daki Nurcu hanımların yazdıkları mektub nev'inden; İzmir, Manisa ve havalisinde merhum Hâfız Ali, Hasan Feyzi ve Halil İbrahim (Rahmetullahi Aleyhim) gibi, kadınlardan da hâlis Nur kahramanları çıktığını gösteriyor.) ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ Ey kalbimizdeki sonsuz sevgilerimizi ifadeden âciz kaldığımız çok muhterem, çok muazzez ve çok sevgili Üstadımız Efendimiz Hazretleri! Hulûlüyle müşerref olduğumuz Ramazan-ı Şerifinizi, bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz. Kusurlarımızı afv ederek biz bîçareleri Nur Talebeleri olarak kabul buyurmanızı yalvarıyoruz. Ey ruhumuzun gıdası ve kalbimizin ebedî sönmez meş'alesi, maddî ve manevî dertlerimizin dermanı ve ey Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan'ın azametli, berrak ve safî nurundan fışkıran ve bütün insanlık âlemini aydınlatmak kudretini haiz olan yüksek eserin tercümanı olan Üstadımız! Sen, insanları Allah ve Resulullah yoluna sevkederek hakikat-i insaniyyeyi idrak ve iz'an sahibi her genç ve ihtiyara, avam ve havassa tam manasıyla anlatmağa çalışan ve bunda muvaffak olan bir hâdim-i imansın. İşte bu cihetledir ki: Bu asırda Kur'an-ı Kerim'in bir mu'cize-i maneviyesi olan Risale-i Nur'a bütün ruh u canımızla ve bütün mevcudiyetimizle sarılıyor; ta'zim, tebcil ve tekrim ediyoruz. Bizim Risale-i Nur'a olan bu bağlılığımızı gevşetecek hiçbir kuvvet yoktur. Hattâ bunun tasavvuru dahi imkânsızdır. Çünki o gönüller üzerine müesses imanî bir rabıtadır. Biz sizin ve Risale-i Nur'un yolundan aslâ ayrılmayacağız. Ve bu eşsiz Nur'dan daima istifade edeceğiz inşâallah...Çünki o, yer yüzünde emsaline rastlanmayan ve bundan sonra dahi rastlanmasına imkân olmayan bir derya-yı iman ve bir tevhid hazinesidir.İşte biz, bize böyle eserler hediye eden siz mübarek ve aziz Üstadımıza ebediyen medyun ve minnettarız. Ey mübarek ve çok sevgili Üstadımız Efendimiz Hazretleri! Mensub olduğumuz mukaddes dinimiz hakkında kâfi derecede bilgi edinmemiz ve istikbalimizi ve ebedî saadetimizi temin edebilmemiz için dinî bir eser, hem de bu asrın azgınlaşmış ve önüne geçilmesi pek güçleşmiş küfrî ve gayr-ı ahlâkî cereyanlarından kurtaracak nurlu ve ışıklı bir eser ararken, nihayet Cenab-ı Hakk'ın lütuf ve inayetiyle bize ihsan edilen Risale-i Nur'u bulduk ve okuduk. Ondaki feyiz hiçbir eserde mevcud olmadığından, onun bir hârika olduğunu idrak ettik. ÇünkiRisale-i Nur; kararan kalbleri hidayet nuruyla aydınlatan ve biz bîçareleri zulmetten nura, dalaletten hakikata, dünya ve âhirette saadet ve selâmete kavuşturacak bir mürşid-i ekmel ve mürebbi-i a'zamdır. Biz âcizleri böyle eserleri okumak şerefiyle müşerref kılan Cenab-ı Hakk'a binler, yüzbinler defa hamd ü sena ediyoruz. Bütün dünyanın asırlardan beri beklediği ve nurundan istifade etmek için can attığı, fakat muvaffak olamadığı böyle bir hazine-i ilmiyeyi bizlere okumayı nasib eden o Hâlık-ı Zîşan'a teşekküren âhir ömrümüze kadar secdeden başımızı kaldırmasak yeridir... Temenni ediyoruz ki: Cenab-ı Hak bizleri Risale-i Nur'dan ve sevgili Üstadımızdan ebediyen ayırmasın. Âmîn, âmîn, âmîn... Ey kıymetli Üstadımız Efendimiz! Siz Kur'an ve iman hizmeti için her şeyinizi feda ettiniz. Maruz kaldığınız o kadar şedid zulüm ve işkencelere ve giriftar edildiğiniz çok musibet ve belalara karşı, son derece sabır ve tahammül ettiniz. Din ve İslâmiyet düşmanlarının şiddetli tazyiklerine rağmen vazifenizden aslâ vazgeçmediniz. Siz mahkemelerde kalbinizde hiçbir korku hissetmeden, İslâmiyeti bilâ-perva müdafaa ettiniz. Ettiniz de böyle âlî ve saadet-i dâreyne kâfi ve vâfi eserler vücuda getirdiniz ve en büyük iman dâîsi oldunuz. Ve böylece bütün beşeriyete son bir defa olmak üzere Din-i Hakk'ı bütün azamet ve şümulüyle, olanca kuvvet ve şaşaasıyla tanıtmak ve yaymak ve tebliğ etmek vazife-i kudsiyesiyle muvazzaf bulunduğunuzu ilân ettiniz. Bu cihadınız size mübarek olsun!.. Bu kudsî vazifeyi îfa ederken şefkatin şâhikasına yükseldiniz. Birkaç bîçarenin Cennet'e girmesi için bütün kuvvetinizle Cehennem'e girmeğe hazır olduğunuzu söyleyerek ve dünyada emsaline rastlanmamış ve engizisyon mezalimine rahmet okutturacak derecede şedid zulüm ve belalara sabır ve tahammül ederek bunu isbat ettiniz. Sizin o Risale-i Nur'daki müessir sözleriniz; ruhumuz, irademiz ve ahlâkımız üzerinde büyük tesirler vücuda getiriyor. Hele o risalelerin şahı "Sözler Mecmuası" defalarca okunmağa ve okutmağa şâyandır. Ve böyle bir eserin birçok mütefekkir ve allâmelerin dahi ellerinden ve dillerinden sudûruna imkân olmadığını söylemek, hiç de mübalağa olamayacağı kanaatindeyiz.Risale-i Nur, her şeyden önce insanlara bir ders-i ibret veriyor. Âhiret fikrini, hesab ve kitab hissini ihya ediyor. Daha dünyada iken ehl-i saadet ve ehl-i dalaletin menzillerini tayin ediyor. Bizler de Risale-i Nur'un bu derslerinin tesiriyle, fâni hayatın endişelerini hissetmeyecek dereceye geliyoruz. Ve onu okumakla rıza-yı İlahiyeyi tahsil edeceğimizi ve Cenab-ı Hazret-i Risaletpenahî'ye ve onun sevgili vekili ve tercüman-ı hakikîsi olan siz mübarek Üstadımıza kavuşacağımıza son derece inanmış bulunuyoruz. Ve hayatımızın son nefeslerine kadar bu uğurda her şeyimizi feda edeceğiz. Ve önümüze gelen her felâketi izn-i İlahî ile ve Üstadımızın himmetiyle yeneceğiz. Ve bizi bu yoldan çevirmek isteyen gafillere aslâ kulak vermeyeceğiz inşâallah. Ey sevgili Üstadımız Efendimiz Hazretleri! Biz sizin ve Risale-i Nur'un kıymetinin bir zerresini bile medh ü sena etmeğe muktedir değiliz. Risale-i Nur'un ve sizin medhiyenizi, kudretli talebeleriniz coşkun lisanlarıyla, hararetli aşklarıyla terennüm ediyorlar. Biz ise, onların ayaklarının izlerinde sürüklenerek tâ huzurunuza kadar çıkabilmek için, böyle bozuk lisanımızla bunları size yazdık. O şüheda-i hakikat Hâfız Ali ve Hasan Feyzi (Rahmetullahi Aleyhima)nın hatırları için, bizim bu cür'etimizi hoş görmenizi hazretinizden niyaz ediyoruz. ﺍَﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ
İzmir, Manisa ve havalisindeki evlâdlarınız ve âhiret hemşireleriniz nâmına
Âsıme, Fatma, Leman, Ayşe, Naile
ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ Gönüller Fâtihi Hazret-i Üstadımız Efendimiz! Size nasıl Hazret-i Üstadımız, Risale-i Nurlara da nasıl Nurlarımız diyerek bütün mevcudiyetimizle inanmayalım? Hiç inanmamamıza imkân var mıdır? Evet Hazret-i Üstadımız, nurlu yolunuzun Hazret-i Peygamberimiz Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimize gitmiş olduğunu, devamlı olarak Nurlarımızı okumakla anlamış bulunuyoruz. Risale-i Nurların, Kur'an-ı Kerim'imizin hak kitabı olduğunu gösteren, bizlerin anlayabileceğimiz, düşünebileceğimiz hakikatlerin şemsinden başka bir şey olmadığına bütün dünya şahid olmuştur. Risale-i Nurlar âb-ı hayat tereşşuhatını ve şuâlarını, kararan ruhlara akıtmakla, içerisinde yaşadığımız asırda ve gelecek devirlerde insaniyete "Vazifene!" diye seslenen İlahî bir muallimdir. Kur'anımızdan ve imanımızdan çok uzak bırakıldığımız devr-i sâbıkta, dalalet uçurumlarına yuvarlatılıp bilmeyerek ebedî hapislere ve i'damlara düçar edilmeğe çalışıldığımız o karanlık günlerde, elinizdeki Kur'an'ın nurlu ve elmas kılıncı ile geldiniz. Barla yaylasına indiniz. Dinsiz felsefe ve tabiiyyunlara boyun eğdirdiniz, diz çöktürdünüz. Bütün kara düşüncelileri ilzam ederek komünizm, siyonizm ve masonların bellerini bir daha tedavi edilmemek üzere kırdınız. Cenab-ı Hakk'ın sizi ve dolayısıyla Nurları; ehl-i imanı iman-ı tahkikîye yükselterek ebedî zulmet yerine ebedî saadet temin etmeleri için ihsan etmiş olduğuna hiç şübhemiz kalmadı. Size Hazret-i Peygamberimizin yirminci asırdaki elçisi ve Kur'an hizbinin kurtarıcısı demekle, bir hakikati ifade etmiş olduğumuza inanıyoruz. Kur'anımız, geveze akılların felsefesi diliyle hâlâ inkâr edilmek istenirken; Risale-i Nur, Kur'an'ın bir âyinedarlığını yaparak biz avamlara da bu kitabın Allah kanunu olduğunu ve ancak bu kanunun ebedî saadete götüren bir rehber bulunduğunu apaşikâr gösteriyor. Dün bilmiyorduk, bugün anlıyoruz ki; ulvî dinimiz olan ve semavî dinlerin süzülmüşü ve bütün ruhların gıdası bulunan bu güneşi inkâr edicilerin devrinde öylesine bir zihniyet belirmiş ki; bu feci' ve korkunç zihniyet, ne Firavunlarda ve ne de Ebu Cehil'lerde mevcud değilmiş. Bugün neşredilen bu Tarihçe-i Hayatınızda da görülüyor ki; siz Hazret-i Üstadımız Bedîüzzaman'a tatbik edilen zulümler, Barla yaylasına nefyiniz ile başlıyor. Isparta, Eskişehir, Kastamonu, Denizli, Emirdağ ve Afyon'a nefyedilmelerinizde zahiren din düşmanları tarafından sürgün edilmiştiniz.Hakikatte binlerce ehl-i imanın ve hak söze hasret mekteblilerin gönüllerini fethederek kurtaracak Rabbanî bir memurdunuz. Hem onlara yol gösterecek hakikî bir örnektiniz. Gelecek nesilleri i'dam-ı ebedîye mahkûm etmek isteyenler, siz Üstadımızı defalarca zehirlemişlerse de; o zehirler bu cinayetin azametinden ürkmüşler ve birer panzehir haline münkalib olarak ehl-i küfür ve iman için ayırıcı birer vesika olmuşlardır. Siz Hazret-i Üstadımız bizim kurtarıcılığımıza tayin edilmiş olduğunuzdan, Allah'ın izni ile i'dam sehpaları dahi birer ilânname hükmüne geçmiştir. Ankara davasında kahraman ihtiyar ve genç ağabeylerimiz; dün binler olan, bugün milyonları aşan talebelerinizin yüksek seciyelerini bütün İslâmiyet namına isbat eden birer örnek oldular. Ankara Birinci Ağır Ceza Mahkeme Heyetinin karşısında, nurlu kardeşlerimizin birinci muhakemelerinde bulunduk. Konya'dan üç Nurcu kadın kardeş bulunmuştuk. Yüzlerce kadın ve erkek kardeşlerimizle, hakkın hakikatını gördük ve şahid olduk. Bir avukat ağabeyimiz, hüviyeti ve mesleği sorulduğu zaman;"Risale-i Nur'un hizmetkârıyım"demişti. Risale-i Nur'u nasıl tanıdığını anlatırken"1952'de Nurları tanıdım. 1954'de hizmetlerine girdim. 1957'de Hukuk Fakültesi'ni bitirip kendimi Nurların hizmetine verdim."demesiyle göz yaşları içerisinde kaldık."Allah Allah"demekten kendimizi alamadık. Siz Hazret-i Üstadımızdan ve Nurların hizmetinde bulunan ağabeylerimizden Allah razı olsun. Kıymetli Üstadımız Efendimiz! Sizin mübarek dualarınız hürmetine Cenab-ı Allah'ımızın lütuf ve ihsanatı ile Konya'da Nurları okuyanlar günden güne çoğalmakta olduğunu siz Hazret-i Üstadımıza müjde etmek ve iman kurtarma davasındaki zaferinizin şahidi olarak sizi tebrik etmek şerefini bizlere bahşeden Cenab-ı Allah'ımıza ne kadar şükür etsek azdır. Dünkü Medrese-i Yusufiyenin bir misali olan hapishanelerin demir parmaklıklarını Nur'un şuâlarıyla eriterek, o Nurların ekmek gibi evlerimize girmelerine vasıta olan hizmetinizin muakiblerinin binler değil, yüzbinler değil, milyonları aştığını da ayrıca işitiyoruz, şahid oluyoruz. Evlerimizin birer Medrese-i Nuriye olduğunu şu mektubumuzla bildirmek vesilesi ile siz Hazret-i Üstadımıza diyoruz ki: Siz, müşriklerin ellerinden bizleri kurtardınız. Ellerimize birer nişane-i necat olarak iman vesikalarını verdiniz. Sizin hizmetinizle bizler, şu gençlik hevesatımızdan feragat edip Nurlara sarıldık. Değil topraklarımızda, bütün dünyada Nurlarımızla beraber zaferlerden zaferlere gideceğimize inanıyoruz.Bu zafer, Allah'a giden nurların zaferidir. Bu zafer, Asr-ı Saadet'te Peygamberimizin açtığı nurlu yolu takib edenlerin zaferidir. Bu zafer, imanlıların zaferidir. Galebe İslâmındır. Mağlubiyet ise, dünkü ve bugünkü dinsiz güruhlarındır. İmanlı gönülleri hiçbir kuvvet mağlub edemiyeceğine, bütün dünya şahid olmaktadır. Risale-i Nur'un iman hizmetindeki zaferi bunu bir kerre daha gösteriyor. Siz olmasaydınız; biz bu asrın riyakârlıktan ibaret fâni zînetlerini, medeniyet asrının emri diye çoktan kalblerimize yerleştirmiş, ruhlarımızı elmas seviyesinden mülevves kömür mahiyetine düşürmüş olacaktık. Cenab-ı Hak sizin vasıtanızla bizlere nurlarımızı ihsan etmiş olduğundan; Nurlarımızın ışığında o zulmetli gecelerle, o dessaslar medeniyetinin çirkinliklerini apaçık görebiliyoruz. Allah'ımızın bu inayetine hamd ü senalar ederiz. Bu asrın ne korkunç ve ne dehşetli bir asır olduğunu görebilmekliğimiz için, ancak ve ancak tahkikî imanın dürbünü ile seyretmekliğimiz îcab ediyormuş. İman dürbününü kalb ve gözlerine takmayanları, lehviyatları mehasin gösteren şu mimsiz medeniyetin dalalet bataklıkları yutabilir düşüncesiyle biz Nur şakirdleri çok üzülüyorduk.Fakat Nurlar Avrupalıların da ruhlarına girerek lehviyatlarını günden güne temizlemekte olduğunu, gelen mektublardan öğrenmiş bulunuyoruz. Bizler ise, bugün imanın nuru ile diyoruz ki: Ey yirminci asrın medeniyet asrı olduğunu iddia eden dinsiz felsefe! Dinsiz, tabiiyyun masonlarla kızıl moskoflar!.. Bizler sizlere bu vatanın güzel topraklarından ve Orta Anadolu'da Hazret-i Mevlânâ'nın kucağından seslenerek; Hazret-i Muhammed (A.S.M.)ın ümmeti, Mevlânâ'nın torunları ve Bedîüzzaman Said Nursî'nin talebeleriyiz. Sizler de bizleri iyi tanıyınız. Senin medeniyetini mazi mezarlığına gömmüş bulunuyoruz. Yerine pek taze yirmibirinci asrın güneşi doğmak üzeredir. Bu güneş İslâmların güneşi, Nurların güneşi ve dolayısıyla Nurcuların güneşi olarak doğacaktır inşâallah. Hazret-i Üstadımız Efendimiz! Şu lisan-ı pür kusurumuzla sizinle iman yolunda, Allah yolunda, Kur'anımızın rehberliğinde hakkın hakikatını kabul edişimizin birer vesikasını belirtmekle bu asrın en bahtiyar insanı olduğumuza inanıyoruz. Zira bugün dahi bir talebe nazarıyla bakmış olduğunuz şu fâni vücudunuz Allah'ın yanında, bizlerin yanında ebedîdir. Çünki marifetullaha müteveccih olan kalblerimiz, iman kuvvetiyle çarpmaktadır. Bu kuvvet bizleri Allah yolundan, Peygamberimiz Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimizin rehberliğinden, Nurlarımızdan ayırmayacak İlahî bir kuvvet olmuştur inşâallah. Allah'ın izni ile kalblerimize Risale-i Nur'un ve Nurlarımızın vermiş olduğu feyizlerle bu mektubu yazdık. Siz Üstadımızı hasta hallerinde pek fazla meşgul ettiğimizden kusurlarımızın affını ayrı ayrı rica eder, Cenab-ı Allah'tan şifalar dileriz ve Leyle-i Mi'racınızı tebrik ederiz. ﺍَﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ
Pekçok dualarınıza muhtaç Konyalı Hanımlar namına
Gülsün, Elmas, Firdevs, Mediha, Ayşe, Hatice, Fatma, Sâliha, Şükran, Müşerref, Zehra, Ayşe, Nuran
(Hasan Feyzi, Halil İbrahim misillü Nur'un kahramanları gibi, İstanbul'da kadınlar taifesinden Nurlara hârika bir alâkadarlık gösteren hanımların mektubudur)
ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ Çok muhterem, çok mübarek, büyük Üstadımız Efendimiz Hazretleri! Biz zaîf bîçareleri talebeliğe kabul ettiğiniz için pek çok sevindik. Dünyalar bizim oldu. Gözlerimiz sevinç yaşlarıyla doldu. Ağladık... Ve ağlayarak, Rabbimiz Teâlâ Hazretlerine hadsiz şükürler ettik. Cenab-ı Hak bu fakirleri, yüzotuz tane eşsiz eserleri her yerde aşkla okunan siz gibi dünyada bir tek Bedîüzzaman olan haşmetli bir Üstad'ın dualarına dâhil eyledi. Bu zamanın en büyük zâtı olan Risale-i Nur sahibinin talebesi olmak gibi çok büyük bir şerefe, çok büyük bir nimete vâsıl etti... Âh Üstadımız, ne yapalım! Hediye kabul etmiyorsunuz ki, hediye gönderelim. Siz, bizim ebedî hayatımızı kurtardınız. Biz size, en küçük bir iyilik dahi yapamıyoruz. Gerçi dünyalar dolusu iyilik edilse, yine sizin bizi iman-ı kâmile eriştiren Risale-i Nur gibi büyük bir lütfunuza mukabil gelemez. Cenab-ı Hak siz Üstadımızdan ebediyen razı olsun, âfiyetler, şifalar versin. Ve bizleri Üstadımız Bedîüzzaman'dan ayırmasın, âmîn... Ey Rabbimiz! Sevgili Peygamberimiz Habib'in hürmetine, bu duamızı kabul eyle, âmîn. Büyük Üstadımız Efendimiz! Kendimizde size talebe olmaya liyakat görmüyoruz. Sizin bizlere olan çok şefkatiniz, pek ziyade hamiyetiniz; bizleri dünyada, âhirette saadetlere kavuşturan Risale-i Nur talebeliğine dâhil etmektedir. Risale-i Nur'u okuyoruz. Âhiret hemşireleriniz Risale-i Nur'a çok müştaktırlar. Beraberce okuyoruz. Nur Risalelerinden çok, hem pekçok istifadeler ediyoruz. Bizler şimdiye kadar Risale-i Nur'da kadınlara verilen çok kudsî dersleri; hiçbir kitabda görmedik, hiçbir hocadan işitmedik. O pek kıymetli, pek güzel, pek tatlı iman hakikatleri bizim ruhumuzun gıdasıdır. Risale-i Nur'daki mukaddes Kur'an hakikatleri bizim kalblerimize işliyor, kalbimizde nurdan muhabbet alevleri yandırıyor, imanımıza kuvvet veriyor, maneviyatta derecatımızı yükseltiyor. Risale-i Nur bizi fitnelerden uzaklaştırıyor, tarîk-ı müstakime, Kur'an yoluna intisab ettiriyor. Bizi şeytanların, cinnîlerin ve bizi din perdesi altında aldatıcı, kandırıcı kimselerin şerlerinden emin kılıyor. Hak Teâlâ Hazretleri siz Üstadımızdan ebediyen razı olsun, uzun ömürler versin... Siz Üstadımıza olan şükranlarımız sonsuzdur. Sevgili Peygamberimiz Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz, siz Üstadımıza ve Nur talebeleri kardeşlerimize iman ve Kur'an hizmetinde ebediyen muîn ve yardımcı olsun. Cenab-ı Hak, sizleri bu Kur'an hizmetinde muvaffak eylesin, âmîn, âmîn, âmîn... Üstadımız Efendimiz Hazretleri! Nasıl dert yanalım! İfsad komiteleri, din düşmanları, desiselerle biz kadınları ifsad ettiler; çoklarımızı İslâmiyetten uzaklaştırdılar. Bizi yüksek İslâm terbiyesinden, yüce İslâm edebinden mahrum ettiler. Hâlâ da, dinimize zararlı şeyleri bize aşılamağa çalışıyorlar. Hadsiz hamd ü senalar olsun Rabbimize ki, Risale-i Nur bizi bunlara kapılmaktan dahi kurtardı. Risale-i Nur'a nâil olunca, kalblerimize nurlar yağdı. Ruhumuzda nurlu âlemlere pencereler açıldı. Nur Risalelerini okudukça imanımıza, mukaddes dinimize bağlılığımız ziyadeleşti. Peygamberimiz Habib-i Zîşan Efendimize muhabbetimiz fazlalaştı. Allah'a olan itaatimiz, sevgimiz, aşkımız sonsuz bir hale geldi. Nurları okudukça dinimize, imanımıza zarar veren şeyleri ayırdetmeğe başladık. Dinî bir ders veriyorum diye biz safdil kadınları aldatıp, yanlış yollara bizi teşvik eden kimselere gitmez olduk. Çünki Risale-i Nur bizim gözümüzü açtı. Risale-i Nur'u okumadan evvel bunları bilemiyorduk. Başka şeylere, başka heveslere uyarak günahlar işliyormuşuz. Pâk İslâm kadınlığının şerefine yakışmayan, Avrupalı gâvurların vaziyetlerini taklide kapılıyormuşuz. Risale-i Nur bizi cehaletten, o çirkin şeylerden kurtardı. Günahlardan uzaklaştırdı; sevablara nâil kıldı. Risale-i Nur bizim her derdimize derman; acılarımıza nurlu birer merhem oldu. Şimdi iman ediyoruz ki: Risale-i Nur her şeye devadır. Bu pek nuranî, pek feyizli eserler bize kâfidir. Başka şeylere gitmeye, aramaya ihtiyaç bırakmıyor. Biz kadınlar, elhamdülillah dinimize bağlıyız. Fakat biz; bize hakikî bir surette dinimizi öğretecek, bizi ibadete, güzel amellere, güzel ahlâka sevkedecek eserlerden mahrum edildik. Dinsizler kadınları şaşırttılar. Bunun için bize Kur'an yolunu öğreten İslâmiyetin nurlu, selâmetli caddesinde iman ilmini tahsil ettirerek yürüten Nur Risaleleri gibi bir mürşid-i kâmil lâzımdı. Buna çok muhtaç idik. Bizi ebedî saadetlere nâil kılacak, bizi Kur'an nurlarıyla nurlandıracak, Kur'an-ı Kerim'in sonsuz feyizleriyle feyizlendirecek Nur Risaleleri gibi bir üstada, bir esere ihtiyacımız fazla idi. Demek bu Nurları, bu eserleri, bu üstadı görmüyormuşuz. Demek gaflette imişiz. Gördük, ayıldık, uyandık, Risale-i Nur'a sarıldık. Başkalarının aldatmalarından kurtulduk. Nur Risalelerindeki Kur'an, iman nurlarına eriştik. Elhamdülillah, Allah'ın bu büyük lütf u keremine hadsiz şükürler ederiz... Üstadımız! Biz Nur Risalelerine ruh u canımızla sarılıyoruz.Hanımlar Rehberi, Gençlik Rehberi, Küçük Sözler, Hastalar Risalesi, İhtiyarlar Risalesibizim en büyük rehberimizdir. Bizim acılarımızı gideren nuranî derslerimizdir. Hanımlar Rehberi, defalarca okunmağa şayeste bir eserinizdir. Okudukça, okumak şevki doğuyor. Gençlik Rehberi'ni tekrar tekrar okuyoruz. Tekrar ettikçe anlayışımız artıyor. Ruh ve kalblerimizde tesiri ziyadeleşiyor. Sözler'i, Hastalar Risalesi'ni, İhtiyarlar Risalesi'nisık sık okuyoruz. Bu Risalelere, bizler ekmekten, sudan, havadan ziyade muhtaç olduğumuzu; okudukça idrak ediyoruz, anlıyoruz. Böyle böyle Nur Risalelerini devrediyoruz.Nur Risaleleri bizim ruhumuzdur, kalbimizdir, başımızın tacıdır, gönlümüzün nurudur. Nurları sinemize basıyoruz. Onları yanımızdan, dilimizden, çantamızdan eksik etmiyoruz... Üstadımız! Nur Risalelerindeki iman nurları, birer gül-ü Muhammedî (Aleyhissalâtü Vesselâm) gibidir. Biz, bu eserlerinizin bize ne kadar faydalı olduğunu; ruhumuza, kalbimize ne derece tesirler verdiğini dile getirmekten âciziz. Üstadımız! Nur talebelerinin okudukları bir eşi, bir benzeri daha dünyada olmayan"Cevşenü'l-Kebir"isimli Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz Hazretlerinin duasını ve çok sevablı, çok nurlu, çok faziletli salavat-ı şerifelerinizi elde ettik, okumağa başladık. Sizin devam ettiğiniz bu pek kıymetdar, çok mübarek evradlar; bizim zikrimiz, bizim virdimiz oldu elhamdülillah! Fakat en ziyade Risaleleri okumağa gayret ediyoruz, ehemmiyet veriyoruz. Çünki Nur Risalelerini ne kadar sık sık okursak, bu dualardan daha ziyade feyz alıyoruz. Duaları, evradları mübarek gecelerde, hususan Leyle-i Regaib ve Leyle-i Mi'rac ve Leyle-i Berat, Leyle-i Kadir ve Cuma geceleri gibi vakitlerde okuyoruz. Cenab-ı Allah, şefkate çok muhtaç olan biz kadınlara; siz gibi çok şefkatli, çok merhametli bir zâtı üstad eyledi. Dünya yüzünde en doğru ve en yüksek, en hakikî, en büyük bir mürşid olan Nur Risalelerini bizlere ihsan buyurdu. Fâni bir üstada yapışmamışız ki, o vefat edince biz mürşidsiz kalalım. Ölmeyen, bâki olan Kur'an tefsiri Risale-i Nur gibi ebedî bir üstad var. Üstadımız ebediyen bize üstadlık edecek, bize hâmi olacak, bizi ölünceye kadar nurlandıracak inşâallah. Allah'ımıza çok şükürler olsun, biz artık yüksek bir mekteb olan Nur Mektebine girdik. Kur'an Nurlarına intisab ettik. Risale-i Nur bizim yüksek derslerimizdir. Risale-i Nur; en büyük nur kaynağı, en zengin feyiz hazinesidir. Biz kadınlar Nur talebeliğiyle iftihar ediyoruz, şeref duyuyoruz. Bu aldatıcı zamanda, tehlikelerin insaniyeti boğduğu bu asırda; koruyucu en büyük kal'a, Risale-i Nur'a talebe olmaktır. Risale-i Nur talebeliği, en büyük bir şereftir. Kur'an hakikatlerini kalbimize, ruhumuza, aklımıza işleyen Nur Risalelerine intisab etmek; Kur'an'a, İslâmiyet'e intisab etmektir. Bilhâssa kadınların safiyetinden istifade ederek aldatıcı kimselerin çok olduğu bu karışıklık devrinde; en müstakim yol, en doğru rehber, en hakikî üstad Risale-i Nur'dur. Risale-i Nur, Kur'an yoludur. Risale-i Nur, iman ve İslâmiyet yoludur. En güzel, en şirin, en zevkli nuranî hakikatlar Risale-i Nur'dadır. İnsan kelime-i tevhidin zikrini yaparken, Kur'an okurken nasıl İlahî bir aşkla dolarsa; Risale-i Nur'u okurken, dinlerken de öyle oluyor. Çünki Risale-i Nur, baştan başa kelime-i tevhidin hakikatlarını ders veriyor. Kur'an hakikatlarını, tevhid hakikatlarını bize anlatarak kalbimize, aklımıza, ruhumuza nakşediyor. Hepsini lâyıkıyla anlayamasak da, anlayabildiğimiz kadarı bizi kurtarıyor. Anlayamadığımız yüksek hakikatları da; manen bize tesir ediyor, feyizlendiriyor, nurlandırıyor. Onun için, Nur Risaleleri defalarca okunuyor, tekrar tekrar mütalaa ediliyor. Üstadımız Efendimiz Hazretleri! Siz aldatmayan, özü-sözü bir olan, ilmiyle amel eden hakikî bir üstadsınız. En müstakim, hakikî bir mürşid-i kâmilsiniz.Size teklif edilen hediyeleri şimdiye kadar reddetmemiş olsaydınız, altından saray yaptırırdınız. Siz Nur Risaleleriyle hakikî bir üstad, hakikî en büyük bir mürşidsiniz ki; kendiniz için dünya menfaatlerini toplamadınız, dünya servetleri peyda etmediniz... Dünyayı terkettiniz. Sırf Allah rızası için iman dersleri verdiniz, Kur'an'a hizmet ettiniz. İşte sizdeki bu ihlas içindir ki; biz kadınlar ve milyonlarca erkekler, ihtiyarlar, gençler kitablarınıza sarılıyorlar.. derslerinize itimadla devam ediyorlar. Din için, iman için fedai oluyorlar. Risale-i Nur uğrunda bütün müşkilâtlara göğüs geriyorlar. Sizin sözlerinize çok ehemmiyet veriyorlar, inanıyorlar... Siz, Kur'an-ı Kerim'de kadınların kıymetini, iffet ve ismetini muhafaza eden, onları pis nazarlardan koruyan âyeti tefsir ettiğiniz için dinsizler sizi i'dam mahkemesine verdiler, zindanlara attılar. O mahkemelerde, size verilecek ölüm cezasından hiç korkmadınız. Tahammül edilmez işkencelere tahammül ettiniz, yılmadınız. Yine o âyet-i kerimenin tefsiri olan ve kadınlığın hukukunu müdafaa eden risalenizi metanetle müdafaa ettiniz. Bu asırda kötü şeyler içinde bırakılan ve dinî, hakikî bir koruyucuya pek muhtaç olan kadınları; masiyetten koruyan, yükselten risalenizi yine neşrettiniz, bizlerin imdadına yetiştirdiniz. Bize efendilerimiz diyorlar ki: "Bu otuz-kırk sene içinde, kadınları müdafaa eden İslâmî bir eseri yazmağa hiçbir kimse cesaret edemedi. Böyle bir eseri, dinsizlerin işkenceleri içerisinde, ancak Bedîüzzaman yazabildi. Kadınlık âlemine büyük bir rehber oldu..." Üstadımız! Siz, dinsizlerin çok olduğu böyle bir zamanda, sizi i'dam etmek için götürdükleri mahkemelerde Kur'an'ı ve İslâmiyeti müdafaa ettiniz. Mürşid-i kâmilin nasıl bir zât olacağını, Abdülkadir-i Geylanî (R.A.), Şah-ı Nakşibend (R.A.), İmam-ı Rabbanî (R.A.) Hazretleri gibi büyük zâtların kitablarından öğrenen kardeşlerimiz vardır. Bizler, en büyük bir üstadın, en büyük bir mürşid-i kâmilin şartlarını, hallerini, evsafını tamamen sizde buluyoruz, eserlerinizde okuyoruz. Mürşid-i kâmil ancak yukarıda bir-iki vasfını arzettiğimiz şekilde olan bir zâttır. Biz, ancak öyle olan siz gibi bir üstada ve eserlerine bağlanıyoruz. Çocukluğunuzdan beri istikametle geçen sizin hallerinizi çoklar aynen gördükleri gibi, mahkemelerde de sizin haliniz ayân beyan oldu. Bunlar, sizin bu zamanda emsali olmayan, eser sahibi en büyük bir zât olduğunuza delildir. Sizin Risale-i Nur eserlerinize can ü gönülden itimad ediyoruz. Nur-u Kur'an'ı sevgiyle, muhabbetle okuyoruz. Siz bütün ömrünüzdeki hallerinizle, Peygamber-i Zîşan Efendimiz Hazretlerinin gittiği Kur'an yolunda gidiyorsunuz. Dinî eserlerin yasak edildiği acı günlerde, imanı kurtaran Nur Risaleleri gibi eserler verdiniz. Hazret-i Peygamber Efendimizin yolunu tam takib ettiğinizden; i'damlardan, mahkemelerden, zulümlerden korkmadınız. Ve Allah'ın inayetiyle, yüzotuz parça Nur Risalelerini vücuda getirdiniz. Şahlanmış arslanlar gibi İslâm dinini i'dam mahkemelerinde müdafaa ettiniz. Muazzez Üstadımız! Yirmi seneden beri Risale-i Nur'a hizmet eden kıymetdar talebeniz, muhterem vâlidemiz Âsiye Hanım buradadır. Bizlere Risale-i Nur'u tanıttı. Kadınlar arasında imana, Risale-i Nur'la büyük hizmetler yaptı. Ankara'daki annemiz Risale-i Nur'a ihlasla hizmet ediyor. Çok hanımların Risale-i Nur'la mes'ud olmalarına, imanlarının kurtulmasına vesile oluyor. Afyon havalisindeki şehadetli, nurlu, faaliyetli nurcu kardeşimiz Risale-i Nur'un mesleğine uygun olarak hizmet ediyormuş. Birçok hanımlar, genç kızlar onun vasıtasıyla Risale-i Nur'dan iman dersi okumak bahtiyarlığına erişiyorlarmış. Antalya'da da birçok Nurcu kardeşlerimizin Risale-i Nur'a çalıştıklarını, Risale-i Nur'u yazdıklarını işittik, çok mesrur olduk... Hem Nurlara çalışan bu Nurcu kardeşlerimize, hem vatanımızdaki bütün âhiret kardeşlerimize dualar eder, onları ruh u canımızla tebrik ederiz. Uzun yazdık, affınızı yalvarıyoruz; Nur'un muhabbeti, Nur'un sevgisi bizi durdurmuyor. Daima Nur'dan konuşuyoruz. Her zaman dilimizde, kalbimizde, ruhumuzda Nur'un sevgisi... Nur okuyacağız... Nur taşıyacağız... Nur yayacağız inşâallah... Ankara'da, Risale-i Nur matbaalarda binlerce basılıyormuş. Bu en büyük bayramımızdır. Bu bayram, bütün dünyadaki din kardeşlerimizin bayramıdır. Bunun için başta siz Üstadımızı ve bütün Risale-i Nur talebelerini tebrik ederiz. Buradaki Risale-i Nur'la alâkadar âhiret hemşirelerimiz ve bizler size pek çok selâmlar ve dualar ediyoruz. En büyük hürmetlerimizle ellerinizden öperiz. Üstadımız Efendimiz Hazretleri! Biz bu dehşetli zamanda, Risale-i Nur'dan aldığımız derslerle imanı kazanmak gibi nihayetsiz bir saadete nâil olduğumuzdan dolayı kalbimize doğan şükranlarımızı işte bu suretle yazdık. Eğer elimizden gelse, Risale-i Nur'un kadınlara ve bütün İslâm milletlerine verdiği faydaları, binlerce sahifeler dolusu kaleme alacağız. Amma mümkün değildir. Öyle bir zaman gelecek ki; milyonlarca kadınlar Nur Risalelerinin dairesine, pervaneler gibi Risale-i Nur derslerine koşacaklar. Risale-i Nur'dan kudsî iman derslerini alacaklar, dinleyecekler. Nur semasında Nurlar teneffüs edecekler. Cennetü'l-Firdevs'i kazandıran iman nimetine nâil olacaklardır. Çok şefkatli, çok merhametli Üstadımız! Risale-i Nur'un bu büyük bayramını tekrar tebrik ederiz... Biz, siz müşfik Üstadımızdan, Risale-i Nur'dan ölünceye kadar ayrılmayacağız. Siz ve Risale-i Nur; dünyada mürşidimiz, âhirette şefaatçimizdir. Canımız, Nur-u Kur'an ve iman olan Risale-i Nur'a ve Kur'an dellâlı siz Üstadımıza kurban olsun... Her şeyimiz Risale-i Nur'a feda olsun... ﺍَﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ
İstanbul'da, duanıza muhtaç talebeleriniz ve manevî evlâdlarınız
Hayrünnisa, Seyyide, Emine, Fatma