Yirmi Dokuzuncu Söz
Fihrist Risalesi · s.17
ﻗُﻞِ ﺍﻟﺮُّﻭﺡُ ﻣِﻦْ ﺍَﻣْﺮِ ﺭَﺑِّﻰ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﻤُْﻤِﻨُﻮﻥَ ﻳُْﻤِﻨُﻮﻥَ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﻣَﻠٰﺌِﻜَﺘِﻪِ ٭ ﻭَ ﻣَﺎ ﺍَﻣْﺮُ ﺍﻟﺴَّﺎﻋَﺔِ ﺍِﻻَﺎ ﻛَﻠَﻤْﺢِ ﺍﻟْﺒَﺼَﺮِ ﺍَﻭْ ﻫُﻮَ ﺍَﻗْﺮَﺏُ ٭ ﻣَﺎ ﺧَﻠْﻘُﻜُﻢْ ﻭَﻻﺎ ﺑَﻌْﺜُﻜُﻢْ ﺍِﻻَﺎ ﻛَﻨَﻔْﺲٍ ﻭَﺍﺣِﺪَﺓٍ âyetlerinin mealindeki yüzer âyâtın haşir ve beka-i ruha ve melaikeye dair üç mühim hakikatını tefsir eder.Beka-i ruh'uo kadar güzel isbat eder ki: Cesedin vücudu gibi, ruhun bekasını gösterir. Ve melaikenin vücudlarını, Amerika insanlarının vücudları gibi isbat eder. Ve Haşir ve Kıyametin vücud ve tahakkuklarını o kadar mantıkî ve aklî bir surette isbat eder ki: Hiçbir feylesof, hiçbir münkir itiraza mecal bulamaz. Teslim olmazsa da mülzem olur. Hususan âhirindeki"Remizli Nüktenin Sırrı"namıyla haşr-i ekberin esbab-ı mûcibesini ve hikmetlerini öyle bir tarzda beyan eder ki; tılsım-ı kâinatın üç muammasından bir muammasını gayet parlak bir surette halleder. {(Haşiye): Yirmi Dokuzuncu Söz'ün göz ile görünen bir kerameti var. O kerameti gösterir nüshalar yazılmıştır. O kerameti göstermeyen nüshalar hatt-ı hakikisine rast gelmemiş. Ezcümle, on altı sahifesinde ihtiyarsız, tasannu'suz her sahifenin satırlarının başlarında [on altı elif] gelmesidir.}