Risale-i NurFihrist Risalesi

Yedinci Bab: Dokuz Noktadır

Fihrist Risalesi · s.161

Birinci Nokta:Cihat-ı sitteye ârız olan zulmet, ye's ve füturu izale eder. Şöyle ki: Sağ cihet mazidir. Dalâlet gözüyle bakılsa mezar-ı ekber görünür. Halbuki sırr-ı iman ile zulmet zayi olur. Münevver bir meclise inkılap eder. Sol taraf ki, müstakbeldir. Sureten muzlim ve muvahhiştir. Kabre nazırdır. Nur-u iman ile ziyafet-i Rahmaniyye'nin güzergâhı olan cinan-ı müzeyyeneye intikal eder. Üst taraf ki; Âlem-i semavattır. Felsefe nazarında tevahhuş ve tedehhüşü mucib iken; nur-u iman ile insana karşı güleryüzlü, teravetli, halavetli nevvar lem'alarla şefaatbahş ruhaniler ve nuraniler makamı ve dest-i teavünü uzatan feriştehler makarrıdır. Alt taraf ki; zemindir? Bu dahi felsefe-i dalle indinde vahşet verir. Zira bütün mahlûkat ve bilhassa insan hemcinslerinin zahiren zeminde çürümekte olduğunu hisseder. Nur-u iman ile bakılırsa enva-ı lezaiz ve mat'umatla memlu ve mücehhez ve zîruha musahhar çok mühim bir sefine-i İlahiyye olduğunu; hem beray-ı seyahat o gemiye gelen nev-i beşeri ve cins-i hayvanı alıp gezdirip baki bir menzile azîmet için teshir edilmiş bir konak mahalli olduğu fehm edilir. Karşı tarafı cephedir. Ehl-i gaflet nazarında umum ziyahatın süratle gidip kaybolduğu idam-ı ebedi kuyusudur. Fakat nimet-i iman yâr olursa o makam idam-ı ebedi değil, dâr-ı fenadan dâr-ı bekaya intikal ve mahall-i zahmet ve meşakkatten mahall-i rahmet ve rahata terfi ve mekân-ı hizmetten makam-ı ahz-ı ücrete terakki mahalli olduğu zahir olur. Arka taraf ki, ehl-i gafleti şaşırtır. Nereden gelip nereye gideceğini düşündükçe tahayyürde kalır. Lakin nur-u iman inkişaf ettikçe Sultan-ı Ezeli'nin me'mur muvazzafları, alamet-i farika ile, dâr-ı imtihandan ahz-ı ücret dârına gitmek için hazır olma mahalli, içtima yeri, bekleme salonu olduğunu derk ederek ehl-i gaflet ve dalaletin efkar-ı batılasını altı cihetle red ve nur-u imanı tecelli ve inkişaf ettirir. İkinci Nokta:Nur-u iman, Cenab-ı Hakka âramsız hamd ve senayı iktiza eder. Beşer, nur-u iman sırrıyla zaman ve mekân-ı hazıranın tazyikatından tahlis-i giriban edip vasi bir aleme malik olur. Bütün alem mü'min için, o mü'minin müstakil bir hanesi ve bir me'vasıdır. Hem mazi, hal, müstakbel, mü'minin kalb ve ruhu için bir makarr-ı ebedi bulunduğunu, en selis beyanatla izah eder. Üçüncü Nokta:Beşer acz ve zaafıyla kesretli a'dasına galebe ve gayet fakrıyla hadsiz hacatını te'min gayesiyle, nokta-i istinad ve istimdad arar. Buna yegane çare; imanla münevver ve mücehhez olmasının fıtrî ve insanî olduğunu ve illa kalb ve ruh ve vicdanın ebedi muazzeb olacaklarını kanaatbahş bir surette tefhim eder. Dördüncü Nokta:Zîşuurda imanın mevyedar bir ağaç gibi olduğunu; Nasıl ki; semeredar bir ağacın baki maliki olan Zat, ağacın meyvesinin zevaliyle müteessir olmayıp daimi meyvedar ağacına istinad ve itimad ile müteselli olduğu gibi iman-ı kâmil dahi, fani vücudu, iman ile baki ve her türlü mehuf şeylerden siperi ve umum arzu ve ümitlerine muvaffak eder olduğunu telkin eder. Beşinci Nokta:Nimet-i imanın ebeden hamd ve senayı iltizam ettiğini ve ehl-i gaflet ise, bütün mevcudatı her an menfaat-i maddiyesini göremediği takdirde düşman ve muzır tanıdığı kat'i ve hakikattır. Çünkü, ehl-i gaflette ve ehl-i dalâlette cemi-i evkatta rabıta-i iman olmadığından alaka-i uhuvvet yoktur. Onların münasebetleri muvakkat olup hazır zamana münhasırdır. Tûl-u müddet alakaları hiç hükmünde olup cüz'i bir infial ve hafif bir iğbirar, o imansız alaka ve münasebeti silip zir-ü zeber eder. Ehl-i imanın ise ﺍِﻧَّﻤَﺎ ﺍﻟْﻤُْﻤِﻨُﻮﻥَ ﺍِﺧْﻮَﺓٌ sırrıyla, uhuvvet ve vefaları daimidir. Mebde-i maziden münteha-yı istikbale kadar imtidad ettiğinden nur-u imanın saadet-i dareyne vesile olması hasebiyle, mucib-i hamd ve sena olduğunu muvazzahan ispat eder. Altıncı Nokta:Nimet-i iman ile, dünya ve ahiret, mütenevvî nimetlerle donanmış bir sofra gibi olduğunu; ve mü'min, imanla, zahiri ve batınî hasseleriyle o sofralardan istifade eder. Çünkü iman, sahibine nisbeten güneş, bu dünya hanesinde bir elektrik vazifesini gören ciddi ve sebatkâr bir arkadaş ve yolculuğunda munis bir yoldaş hükmünde olduğundan daire-i istifadesi semavattan geniş olduğunu ﻭَ ﺳَﺨَّﺮَ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲَ ﻭَ ﺍﻟْﻘَﻤَﺮَ ilh. âyet-i celilesiyle istidlal ederek kâmil imana malikiyyete teşvik ve tergib eder. Yedinci ve Sekizinci Nokta:Zat-ı Ecell-i Akdes'e, değil nev-i beşer, belki kitab-ı kebir tesmiye edilen kâinat, bütün ebvab ve fusul, sahaif ve sutur ve umum kelime ve hurûfuyla, herbiri takdir-i nisbisiyle Nakkaş-ı Ezeli'nin kendi üzerlerinde lemean eden Esma-i Hüsna'sının mazhariyetleri mukabilinde nihayetsiz hamd ve sena ve tesbihatını talim ve tarif eder. Dokuzuncu Nokta:Binbir Esma-i İlahiyye-i Celile'nin tecelliyat-ı külliyesiyle âlemleri müstağrak-ı ni'met ve feyz-i bereket eden Cenab-ı Feyyaz-ı Mutlak Hazretlerine ebedi ve daimi tesbih ve tahmide, tâzim ve şükrana zîşuurun medyun bulunduğu ezelden ebede kadar umum zamanların dakikalarının aşiratıyla, dünyanın mebdeinden müntehasına kadar zerrat -ı kâinatın hasıl -ı darbı adedince tesbih ve tahmid ve senayı irae eden bir tarik-ı âliye-i vasiayı açarak; mahlûku Hâlık'ına rabt eden bir mev'ize-i belagatkârane ile nev-i beşeri, fikren ve ruhen terakki ve tealiye müşevvik ve çok vasî bir mülahazat safhası açarak matlub ve maksudun Kadiü'l-Hacat tarafından kabule mazhariyyeti için Şümullü ve makbul şerait içinde mühim bir dua ile nihayet bulur. ﻭَﺍﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠٰﻰ ﻣَﻦِ ﺍﺗَّﺒَﻊَ ﺍﻟْﻬُﺪٰﻯ ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﺣْﺪَﻩُ ﻭَﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓُ ﻭَﺍﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠٰﻰ ﻣَﻦْ ﻻﺎ ﻧَﺒِﻰَّ ﺑَﻌْﺪَﻩُ ﺍَﻣَّﺎ ﺑَﻌْﺪُ ﻓَﻘَﺪْ ﻗُﺴِّﻢَ ﺑَﻌْﺾُ ﺭِﺳَﺎﻟَﺔِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺑِﺘَﻘْﺴِﻴﻢِ ﺍﻻﺎَﻋْﻤَﺎﻝِ ﻭَ ﻭُﺩِّﻉَ ﻟِﻰ ﻛِﺘَﺎﺏُ ﺍﻟﺘَّﻔَﻜُّﺮْﻧَﺎﻣَﻪ ﻟِﺘَﺤْﺮِﻳﺮِ ﻓِﻬْﺮِﺳْﺘَﺘِﻪِ ﻓَﻄَﺎﻟَﻌْﺖُ ﻋَﻠٰﻰ ﻗَﺪَﺭِ ﺍﻻﺎِﺳْﺘِﻄَﺎﻋَﺔِ ﻓَﺎِﺫًﺍ ﻓِﻴﻪِ ﺣَﻘَﺎﺋِﻖُ ﻣُﻨِﻴﻔَﺔٌ ﻭَ ﺣِﻜَﻢٌ ﻭَﻓِﻴﺮَﺓٌ ﻭَ ﻓَﻮَﺍﺋِﺪُ ﻛَﺜِﻴﺮَﺓٌ ﻭَ ﺍَﻧَﺎ ﻋَﺎﺟِﺰٌ ﻟِﻔَﻬْﻤِﻬَﺎ ﺣَﻘًّﺎ ﻭَ ﺍُﻋِﻴﺪَ ﻟِﻤَُﻠِّﻔِﻬَﺎ ﻻﺎِﻓْﺘِﺘَﺎﺡِ ﺣَﻘَﺎﺋِﻘِﻬَﺎ ﻓَﺎَﻗُﻮﻝُ ﺟَﺰَﺍ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺗَﻌَﺎﻟَﻰ ﺍﻟْﻤَُﻠِّﻒَ ﺧَﻴْﺮًﺍ ﻛَﺜِﻴﺮًﺍ ﻭَ ﺍَﺳْﻜَﻨَﻪُ ﻣَﻊَ ﻃَﻠَﺒَﺔِ ﺭَﺳَﺎﺋِﻞِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﻭَ ﺭُﻓَﻘَﺎﺋِﻬِﻢْ ﺑِﻔَﻀْﻠِﻪِ ﺟَﻨَّﺔَ ﺍﻟﻨَّﻌِﻴﻢ ﺑِﺎﻟﺪَّﺍﺭِ ﺍﻻﺎٰﺧِﺮَﺓِ ﺍِﻧَّﻪُ ﻫُﻮَ ﺍَﻫْﻞُ ﺍﻟﺘَّﻘْﻮٰﻯ ﻭَ ﺍَﻫْﻞُ ﺍﻟْﻤَﻐْﻔِﺮَﺓِ ﻣﻴﻦ ﻣﻴﻦ ﻣﻴﻦ ﺑِﺤُﺮْﻣَﺔِ ﺳَﻴِّﺪِ ﺍﻟْﻤُﺮْﺳَﻠِﻴﻦَ

M.Sabri

Rahmetullahi aleyh

biadedi hurûfi Resailinnur