Onuncu Risalesi
Fihrist Risalesi · s.239
Diğerlerine nisbetle büyük olan bu risalede, Sözler'den bazılarının hülâsalariyle, müteferrik ve muhtelif mevzulardan ibaret "İ'lem"ler vardır. Birinci "İ'lem"inde ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎﻫَﺎ ﺭُﺟُﻮﻣًﺎ ﻟِﻠﺸَّﻴَﺎﻃِﻴﻦِ âyet-i kerimesinin tefsirini, semâvata çıkmak isteyen şeytanların recm edilmelerini "Yedi Basamak" ile beyan eder. Birinci basamağında, semâdaki sükûnet ve sükûta ve intizama işaretle der ki: "Semâ ehli, arz ehli gibi hayırların ve şerlerin karışmasından ve zıtların içtimaından meydana gelen münakaşa ve ihtilâfat ve tezebzüb içinde değillerdir. Belki onlar, kendilerine Hâlıkları tarafından emredilen şeyleri kemâl-i itaatla yapan mutilerdir." Şeytanların recmedilmelerini beyan ve isbattan sonra başka bir "İ'lem" de Üstadımız Kur'ân'dan istifade ettiği dört tariki dört hatve ile gayet veciz bir tarzda izah eder. Risale-i Nur'un Sözler kısmında mufassal izahı bulunan bu "İ'lem" çok mühimdir. Diğer bir "İ'lem"inde, ubûdiyetin mukaddeme-i mükâfat-ı lâhika değil, netice-i ni'met-i sâbıka olduğunu beyandan sonra çok hakikatlı ve geniş mânâdaki "İ'lem"lere geçerek. Nurun İlk Kapısı'nda ve Küçük Sözler'de bir derece mealleri bulunan hakikatlerin izahiyle bu kıymetdar ve mühim risale hitâma erer. Bu kıymettâr risalenin münderecatından şems gibi nurlu kamer gibi parlak bir misali şudur: Kur'ân-ı Hakim kâinattaki insana râci ve menfaatli olan eşyâyı ihtar için zikrediyor. Yoksa Kur'ân-ı Hakimin o beyanatı yalnız o faidesine inhisar etmiyor. Çünkü, insan kendisiyle alâkası olan ve faidesi dokunan bir zerreye, kendisi ile alâkası olmayan bir şemsden ziyade ehemmiyet verir. Meselâ: ﻭَﺍﻟْﻘَﻤَﺮَ ﻗَﺪَّﺭْﻧَﺎﻩُ ﻣَﻨَﺎﺯِﻝَ ٭ ﻟِﺘَﻌْﻠَﻤُﻮﺍ ﻋَﺪَﺩَ ﺍﻟﺴِّﻨِﻴﻦَ ﻭَﺍﻟْﺤِﺴَﺎﺏَ yani, kamerin küre-i arz etrafında devrinin Cenab-ı hak tarafından takdir edilmesinin pek çok hikmetlerinden bir hikmeti de beşerin günlerini, aylarını, senelerini hesap etmesi, bilmesidir. Yoksa kamerin takdiri, bizce çok lüzumu bulunan bu faidesine inhisar etmez. Halık-ı Zülcelâl'in esmâsına ayinedarlık eden binler hikmetleri daha var. Bu kıymettar risalenin âhirinde, altı katrede i'câz-ı Kur'ânı hülâsa eden küçük, fakat o nispette şümullü bir risale vardır. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmın risaletinin hakkaniyetine bir delil de Kur'ân-ı Muciz-ül-Beyan'dır. Kur'ân-ı Hakimin kırka yakın vech-i i'câzı, Lemeat ve İşârâtü'l-İ'câz tefsirinde beyan edildiğinden onlara havale ederek birinci katre nihayet bulur. İkinci Katrede:Yirmi Beşinci Söz'de zikredilen "Kur'ân Nedir?" diye olan tarifin kısa bir Arapçası vardır. Üçüncü Katre:Altı Nokta'dır. Üçüncü Noktasında, nasıl ki insan muhtelif hâcat-ı cismâniyeye muhtelif vakitlerde muhtaçtır. Meselâ, havaya her an, hararete, suya her vakit, gıdaya her gün, ziyaya her hafta muhtaçtır. Öyle de, hâcat-ı mâneviye-i insaniye de muhteliftir. Bir kısmına her an muhtaçtır, Lâfzullah gibi. Bir kısmına her vakit muhtaçtır, Bismillah gibi. Bir kısmına her saat muhtaçtır, "Lâilâhe illâllah" gibi. Ve hâkezâ, kıyas et. Dördüncü Katre:Altı Nükte'dir. Beşinci Nüktesinde çok âyet-i kerime bulunmasından ve orası da izah makamı olmadığından mu'cizat-ı Kur'âniyeye havâle edilerek o nükte tayyedilmiştir. Bazan bir harf-i Kur'ânide, Kur'ân'ın i'câzını ispat eden bu risale ve arkadaşları olan İşârâtü'l-İ'câz ve Mucizât-ı Kur'âniye risaleleri Kur'ân-ı Hakimin birer elmas kılıncıdırlar. Altıncı Katre:Belâgat-ı Kur'âniyenin bir sırrını keşfederek ediplerin ﺍُﻧْﻈُﺮْ ﺍِﻟٰﻰ ﻣَﻦْ ﻗَﺎﻝَ yani "Kim söylemiş?" demelerine mukabil ﺍُﻧْﻈُﺮْ ﺍِﻟٰﻰ ﻣَﻦْ ﻗَﺎﻝَ ﻭَ ﻟِﻤَﻦْ ﻗَﺎﻝَ ﻭَ ﻟِﻤَﺎ ﻗَﺎﻝَ ﻭَ ﻓِﻴﻤَﺎ ﻗَﺎﻝَ diyerek i'câz-ı Kur'âniyeyi parlattırıyor. Bu altıncı Katre, belâgat-ı Kur'âniye için mühim bir anahtardır. Bu Katre risalesinden sonra ed-Dersu'l-Hamis namında Risale-i Nur'daki On Birinci Söz'ün hülâsası olan, Üstadımızın eski talebelerine verdiği ders vardır. Çok ince mânâları beyan eden bu küçük risale ile Mesnevî-i Arabiyye-i Nûriye'nin Onuncu Risalesi de bir dua ile hitâma erer. ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺍﺧْﺘِﻢْ ﻟَﻨَﺎ ﺑِﺎﻟﺴَّﻌَﺎﺩَﺓِ ﻭَﺍﻟﺸَّﻬَﺎﺩَﺓِ ﻭَﺍﻟْﻜَﺮَﺍﻣَﺔِ ﻭَﺍﻟْﺒُﺸْﺮٰﻯ ﺍٰﻣِﻴﻦَ ﺍٰﻣِﻴﻦَ ﺍٰﻣِﻴﻦَ