Risale-i NurFihrist Risalesi

On Beşinci Şua

Fihrist Risalesi · s.221

El-Hüccetü'z-Zehra'nın kısaca fihristesi

İman hakikatlerinden bir cihette mahrum kalan hapislerin imanlarını kurtarmak için Üstad Hazretleri, Eskişehir'de Otuzuncu Lem'a ve İkinci Şuâ gibi beş-altı mühim risaleleri; Denizli'de Meyve Risalesini; Afyon Medrese-i Yusufiyesinde de el-Hüccetü'z-Zehra'yı telif etmişlerdir. Bu risale zahiren küçük, hakikaten pek büyük ve çok kuvvetli ve pek geniş olmakla beraber iki makamdır.

Birinci Makamı: Üç kısımdır.

Birinci kısım:Dehşetli bir şekilde Allah'ı ve âhireti inkâr eden ve unutan cereyanların nâşir-i efkârı olan gazeteleri okuyan biçare gençlerin ve ihtiyarların ve Medrese-i Yusufiyede bulunan hapislerin îman-ı Billahtan mevcudiyet ve vahdâniyet-i İlahiyeye dair gayet kat'i ve kuvvetli derslere pek ziyade ihtiyaçları olduğundan, her sabah namazından sonra okunan ve bir rivayette İsm-i Âzam mertebesini taşıyan, tehlil ve tevhid-i âzam olan ﻻﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﺣْﺪَﻩُ ﻻﺎ ﺷَﺮِﻳﻚَ ﻟَﻪُ ﻟَﻪُ ﺍﻟْﻤُﻠْﻚُ ﻭَ ﻟَﻪُ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻳُﺤْﻴِﻰ ﻭَ ﻳُﻤِﻴﺖُ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺣَﻰٌّ ﻻﺎ ﻳَﻤُﻮﺕُ ﺑِﻴَﺪِﻩِ ﺍﻟْﺨَﻴْﺮُ ﻭَ ﻫُﻮَ ﻋَﻠٰﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻗَﺪِﻳﺮٌ ﻭَ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺍﻟْﻤَﺼِﻴﺮُ şu kudsî tevhidin on bir kelimesi olup, herbir kelimesinde bir bürhan-ı Vücub-u Vücud ve Vahdet-i Rabbaniye; hem on bir müjde gayet parlak, güneş gibi tafsilâtıyla gösterilmektedir. İkinci kısım:Bu kısım da birinci kısım tarzında yazılmıştır ki, Fâtiha-i Şerife denizinden bir katre ve güneşin elvân-ı seb'asından bir tek lem'a olarak muhtasar bir şekilde beyan olunmaktadır. ﻧَﻌْﺒُﺪُ nûn'undaki seyahat-ı hayaliye ve Rümuzât-ı Semâniye'de ve İşârâtü'l-İ'câz tefsirinde ve Nûr eczâlarında bu kudsî hazinenin pek çok tatlı ve gayet güzel nükteleri yazıldığı gibi, Hüccetü'z-Zehrâ'nın ikinci kısmını teşkil eden bu risalede yalnız imanın rükünlerine ve hüccetlerine ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍْﻟﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ ilâ âhir.. âyetinin sekiz kelimesi ile ve herbir kelimesinde bahr-i umman kadar mânâ ve hüccet taşıyan ve küfrün ve dalâletin ejderlerinden imanı kurtaran ve ehl-i imana ebedi saadeti kazandıran gayet hayattâr bir tiryâk ve ebedî ve sönmez bir nûr-u dâimi olarak yazılmıştır. Üçüncü kısım:Namazdaki Fatiha'nın mânevî emriyle ve ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥْ ﻻﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪ hakikatının feyziyle İkinci Kısım yazıldığı gibi, namaz içindeki teşehhüdde dahi ﻭَ ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥَّ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠّٰﻪ cümlesinin delâletiyle ve mânevî ihtarıyla ve Sûre-i Feth'in âhirinde ﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺍَﺭْﺳَﻞَ ﺭَﺳُﻮﻟَﻪُ ﺑِﺎﻟْﻬُﺪٰﻯ ﻭَﺩِﻳﻦِ ﺍْﻟﺤَﻖِّ ilâ âhir.. olan ve beş mucize-i gaybiyeyi gösteren büyük âyetin nuruyla Üçüncü Kısım yazılmıştır. Bu kısmın tafsilâtı ve senetli hüccetleri Zülfikâr Mecmuasında ve Arabi Hızbü'n-Nûriyye'de mevcuttur. Bu risale dahi yalnız muhtasar üç işaretle, nev-i beşerin Üstad-ı Âzamı (A.S.M.) ve en büyük Peygamberi (A.S. M.) ve kâinatın Fahr -i Âlemi (A.S.M.) ﻟَﻮْﻻﺎﻙَ ﻟَﻮْﻻﺎﻙَ ﻟَﻤَﺎ ﺧَﻠَﻘْﺖُ ﺍﻻﺎَﻓْﻼﺎﻙَ hitabına mazhar ve hakikat-ı Muhammediyesi (A.S.M.), sebeb-i hilkat-i âlem olan Peygamberimiz Efendimizden (A.S.M.) bahisle yazılmıştır. İkinci Makamı:Fatiha'nın âhirinde ehl-i hidâyet ve istikamet ile ehl-i dalâlet ve tuğyânın muvazenesine işaret eden ve Risale-i Nur'un bütün muvazenelerinin menbaı olan âyetin bir hakikatını ve Sûre-i Nur'dan ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﻧُﻮﺭُ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ilâ âhir..ve ﺍَﻭْ ﻛَﻈُﻠُﻤَﺎﺕٍ ﻓِﻰ ﺑَﺤْﺮٍ ﻟُﺠِّﻰٍّ ilâ âhir.. âyetiyle beraber o muvazeneyi ﻧَﻌْﺒُﺪُ mucizesinin beyanında dünya seyyâhı Halıkını aramak, bulmak, tanımak için kâinatın bütün envâından ve mevcudâtından otuz üç yol ile ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ile Âyetü'l -Kübrâ risalesinde kat'i ve gayet parlak burhanlarla Hâlıkını bulduğu gibi, o ayn-ı hakikat ve bir temsil mânâsında olan seyâhat-ı hayâliye ile girdiği pek çok âlemler ve tabakalardan üç tabakasının kuvve-i akliye cihetinde bir misali, gayet muhtasar beyan edilmiştir. ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ cümlesinin otuz üç mertebesinden üç mertebeyi beyan eden bu gelecek Arabi fıkranın bir nevi tercümesi içinde kısa işaretlerle ulema-yı ilm-i kelâmı ve akîde ulemâsını pek çok meşgul eden "ilim ve irâde ve kudret-i İlâhiye"nin kâinattaki cilveleriyle, onları ayne'l-yakîn imanla tasdik ve onlarla Vâcibü'l-Vücud'un mevcudiyetini ve vahdâniyetini bedâhetle ve ilme'l-yakîn ile tasdik edip, tam iman etmeğe yol açan bu Arabi fıkradır. ﻭَﻗُﻞِ ﺍْﻟﺤَﻤْﺪُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻟَﻢْ ﻳَﺘَّﺨِﺬْ ﻭَﻟَﺪًﺍ ﻭَﻟَﻢْ ﻳَﻜُﻦْ ﻟَﻪُ ﺷَﺮِﻳﻚٌ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻤُﻠْﻚِ ﻭَﻟَﻢْ ﻳَﻜُﻦْ ﻟَﻪُ ﻭَﻟِﻰٌّ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺬُّﻝِّ ﻭَ ﻛَﺒِّﺮْﻩُ ﺗَﻜْﺒِﻴﺮًﺍ ٭ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻗُﺪْﺭَﺓً ﻭَ ﻋِﻠْﻤًﺎ ﺍِﺫْ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺑِﻜُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ilâ âhir...

Emirdağ

Nur Talebeleri