Beşinci Nokta
Fihrist Risalesi · s.229
Eski Said'in Yeni Said'e inkılâb etmesi zamanında, yüzer ilimlerle alâkadar binler hakikatlar, ayrı ayrı birer risaleye mevzu olacak kıymette iken, o Said te'lif ederken, mes'elelerin başında "İ'lem, İ'lem, İ'lem" lerle, her bir hakikatı -ki, bir risale olacak derecede ehemmiyetli iken- birkaç satırda, bazan bir sahifede, bazan bir-iki satırda zikrediyorlar. Âdeta her bir "İ'lem", bir risalenin şifresidir. Hem "İ'lem" ler, birbirine bakmayarak muhtelif ilimlerin ve hakikatların fihristeleri hükmünde yazıldığından, o mecmuayı okuyanlar, bu noktaları nazara alıp itiraz etmesinler. Yine bu mühim mecmuanın cümle-i mukaddemâtından olan bir "İ'lem" de: "Bu Risale, bazı âyât-ı Kur'âniyenin şuhudî bir nevi tefsiridir. Ve ondaki meseleler Kur'ân-ı Hakimin bahçesinden koparılmış çiçeklerdir. Bu Risalenin ibaresindeki icmal ve îcâz ve fehmindeki zâhiri müşkilât sana tevahhuş vermesin. Tekrar tekrar mütalâa et, tâ ki ﻟَﻪُ ﻣُﻠْﻚُ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ emsâli tekrârât-ı Kur'âniyenin sırrı sana açılsın. "Ey Kâri'!Bu mecmuadaki tevhidin burhanları ve mazharları birbirine ihtiyaç bırakmıyor zannetme. Çünkü, ben herbir bürhana herbir makam-ı mahsusta ihtiyaç hissettim. Harekât-ı cihadiyem beni öyle bir mevkie ilcâ ediyordu ki, o mevkide, o anda bir kapı açmaya mecbur kalıyordum. Çünkü o dehşetli anda diğer açık kapılara dönmek müyesser olmuyordu. Hem bir seyahat-ı acîbede rastgeldiğim nurlara delâlet etmek için değil, belki hatırlamak için işâretler koydum. Bazan büyük bir nûra bir işaret koyuyordum.. ilâ âhir" diye ne kadar güzel bir mukaddemeyi ve bir hülâsayı, bu mecmua âdeta şifre gibi bir anahtarı kâri'lerine takdim ediyor.
Said Nursî
Bu Mesnevî-i Arabî'deki risâlelerin isimleri "Reşahat, Katre, Hubab, Habbe" şeklinde gidiyor. Eğer Katre Risalesinin âhirinde merhum Şeyh Safvet Efendi'nin yazdığı gibi, her bir risâleye bir takriz yazılsa idi, o merhumun "Bu bir katre değil bir bahrdır" dediği gibi biz de derdik: "O bir lem'a değil bir şemstir. O bir reşha değil, bir bahrdır. O bir zehre değil, bir cinandır. O bir hubab değil bir ummandır."