TİCARET MALLARI
Büyük Şafiî İlmihali · s.285
Kâr etmek maksadıyla mal veya para ile değiştirilen, gümüş, altın ve para olmayan mallardır. Ticaret mallarının zekâtı kırkta birdir. Ticaret mallarında zekâtın vacip olması için dört şart vardır. 1) Bedel mukabilinde ticaret niyetiyle temlik edilmesidir. Hibe veya veraset yoluyla elde edilen eşya veya evinde bulunan eşya için ticaret niyetini getirirse de zekâta tabi değildir. 2) Ticaret eşyasının, kullanmakla eriyip gitmemesi. Meselâ, bir kimse ücret mukabilinde halkın elbiselerini yıkamak için sabun alır ve yanında bir sene kalırsa onda zekât vacib gelmez. Fakat boya gibi eseri kalan bir şey satın alıp boyacılık yaparsa zekâta tabi olduğu gibi buğday alıp öğütürse veya ham madde alıp fabrikada işleyip satarsa yine zekâta tabidir. 3) Ticaret yapmak için mübadele ettiği andan itibaren üzerinden bir sene geçmek ve sene içinde ticaret malı nisabdan az olmakla beraber paraya çevrilmemek. Nisabdan az olduğu halde paraya çevrilir, sonra ticaret için eşya alınsa, senesi, ticaret eşyasını satın aldığı andan itibaren başlar. Fakat bir kısmı paraya çevrilir, bir kısmı da eşya halinde kalırsa senesi devam eder. 4) Sene sonunda ticaret malının nisaba baliğ olması. Senenin ibtidasında veya ortasında nisaba baliğ olur, sene sonunda nisabdan az olursa zekât lazım gelmez. Ancak yanında başka bir para bulunur, onun da senesi tamam olmuş ise o zaman ona eklenir ve hepsinin zekâtı verilir. Yoksa senesi yeniden başlar. Ticaret malının (nisab kaldığı müddetçe) her sene zekâtı verilecektir. Ticaret malının zekâtını vermek için sene sonunda gümüşle alınmışsa gümüşle, altınla alınmışsa altınla takdir edilecektir. Eşya ile alınmış ise gümüş ve altından hangisi tedavülde galip ise onunla takdir edilip zekâtı verilecek. Bu zamanda evrak-ı nakdiyenin beynelmilel ölçüsü altın olduğundan, evrakı nakdiye ile alınan ticaret eşyaları altın ile takdir edilmesi gerekir. Sene sonunda elde edilen kazanç, üzerinden bir sene geçmese de sermayeye eklenip hepsinin zekâtı verilecektir. Yalnız yıl ortasında ticaret eşyası paraya çevrilirse, durum değişir. Şöyle ki; bir kimse yirmi altına beş top kumaş satın alır, altı ay sonra kırk altına satar, sonra onunla başka ticaret eşyası satın alır ve yıl sonunda yüz altın değerinde olursa, yalnız elli altının zekatını verecektir. Zira sermaye yirmi altın idi. Bu yirminin bir sene içerisinde kazancı da yalnız otuzdur. Onun için sadece elli altının zekâtı gerekir. Sonra o ticaret eşyasından ilk altı ayda elde edilen yirminin senesi dolmadan önce satılmış ise, onun da senesi dolduğunda zekâtı verilecektir. Onun kazancı olan diğer otuz altının da yarıca senesi dolduğunda zekâtı verilir. Azhar'a göre durum böyledir. ancak bugün teamül, Azhar'ın hilafına göredir. Koyun, keçi, sığır gibi ticaret malı bizzat zekâta tabi olan bir şey olup, kendi nisabını doldurmuş ise, ticaret malı olarak doldurmasa dahi hayvan olarak zekâtı çıkarılacaktır. Hem ticaret malı olarak hem ehli hayvan olarak nisabı doldurmuş ise yine hayvan olarak zekâtı çıkarılacaktır. Bir kimse meselâ, altı ay ticaret yaptıktan sonra kırk koyun ticaret için alırsa, ticaret senesi dolduktan sonra ticaretin zekâtını verecek, ondan sonra hayvan için yeni bir sene başlar, onun da senesi dolunca hayvan olarak zekâtını çıkarır: Ticaret malı bağ ve bahçe olursa meyvesi, hayvan olursa yavrusu aslına tabidir. Ticaret malından ayrı bir mal bir yerden istifade edilirse, zekâta tabi bir mal ise ticaret malına eklenmez. Onun için ayrı bir sene hesap edilir. Başkasından alacağı varsa bakılır; alacağı bu şey meta ise zekâta tabi değildir. Alacağı para olup ödeme zamanı geldiği halde borçlu parasını alamıyorsa da senesi dolunca bu paraya zekât vacip olur. Ancak o anda zekâtını ödemekle mükellef olmayıp parası eline geçtikten sonra mükelleftir. Sonra üzerinden kaç sene geçmiş ise her sene için zekât verecektir. Alacağı peşin olup her zaman alınması mümkün ise, üzerinden bir sene geçtiği gibi zekâtını vermek zorundadır. Peşin değil vadeli ise, alındığında zekâtı verilecektir. Kârı bölüşmek üzere birisine para verip ticaret yaptırırsa, malûm olduğu gibi cizdir. Buna bu tür muameleye kırad denilir. Bunun zekâtı, sermaye sahibine aittir. İmam Rameli'nin ifade ettiği gibi, zekât kırad malından çıkarsa kârdan hesap edilecektir. Başka bir maldan çıkarırsa caizdir, fakat kesesinden vermiş olur. Ortağına bir hak iddia edemez. Fabrika ve imalathane gibi sabit işyerleri, ticaret malı gibi başkasına satılmak geyesi taşımadıklarından zekâta tabi değildir. Ancak satın alınıp onlarda imal edilen eşya, alım-satım için olduğundan zekâta tabidir. Bir kimse başkalarının, meselâ kumaşını boyamak için satınaldığı boya üzerinden bir yıl geçse, ticaret malı sayıldığından zekâtını vermekle mükelleftir. Fakat başkasının elbisesini yıkamak için aldığı sabun üzerinden bir yıl geçse de zekâta tabi değildir. Bunun gibi elbise temizleme tesislerinde temizlik için kullanılan ilaç, sabun ve her türlü deterjan, sabun hükmünde olup zekâta tabi değildir. Bunun için bir kimse kuru temizleme müessesine sahip olup onu çalıştırırsa elde ettiği kazancın zekâtını vermez. Gasp, çalma, ödünç rehin ve kayıp olma gibi bir sebeple malikin elinde bulunmayan altın, gümüş ve ticaret eşyası zekâta tabidir. Yani üzerinde bir sene geçse zekâtı farz olur. Yalnız rehin ve tahsili kolay ve vâdesi gelmiş borç müstesna adı geçen ve benzeri şeylerin zekâtı aynı anda verilmesi gerekmez ancak tahsil edildikten sonra zekâtının verilmesi lâzım gelir. Bir kimse birisinden bir nisap miktarı borç alıp harcamadan yanında bir sene tutarsa, kendisine zekât farz olduğu gibi borç verene de farz olur. Bir kimsenin zekâta tabii olan malı üzerinde bir sene geçerse, fakat o kadar veya daha fazla vereceği varsa zekâtın farz olmasına bir engel teşkil etmez. Yalnız Hanefi mezhebine göre borç miktarı çıkarılır, kalanın zekâtı verilir.