SUYUN NEVİLERİ
Büyük Şafiî İlmihali · s.38
Su, dört nevidir: 1- Hem temiz hem temizleyici olup kullanılması mekrûh olmayandır. Bu da, gök tarafından inen veya yer altından çıkan, rengi, tadı ve kokusu değişmeyen sudur. 2- Hem temiz hem temizleyici olup vücutta kullanılması mekrûh olan sudur. Bu, güneşte ısınmış olan sudur. İmam Şafii (R.A.), Hz. Ömer (R.A.)'den rivayet etmiştir ki: Güneşli su ile yıkanmak mekrûhdur. İmam Şafii'nin beyan ettiği üzere, güneşde kızışmış suyu kullanmak alaca hastalığının peyda olmasına sebeb olur. Güneşte ısıtılmış suyu kullanmak üç şartla mekruh olur: a) Sıcak bir memlekette bulunması, b) Altın ve gümüş, toprak ve cam gibi bir şeyden yapılmış bir kabdan maâda, madeni kabda bulunması, c) Sıcak iken vücutta kullanılması. Binaenaleyh, havası soğuk veya mutedil bir memlekette güneşe bırakılan veya topraktan yapılmış bir kabta güneşte ısıtılan, yahut vücuttan başka bir yerde kullanılan su, söz konusu olan mekruh sudan sayılmaz. Çok sıcak ve çok soğuk su ile abdest almak ve gusül etmek mekruhdur. Ancak başkası bulunmazsa veya bulunur da onu getirinceye kadar vakit çıkacaksa, kullanmak mekruh değildir. Zarar vereceğine kanaat getiriyorsa haramdır. 3- Temizdir, fakat temizleyici değildir. Bu da üç nevidir: a) Gül gibi temiz bir şey ile karışan temizleyici sudur. Karıştıktan sonra temizleyici vasfını kaybeder. Ne abdestde, ne gusülde ve ne de necaseti izale etmede kullanılması caiz değildir. b) Kulleteyn'den az ve müstâ'mel olan sudur. Kulleteyn'in miktarı hacim bakımından; eni, boyu ve derinliği altmışar santimetre olan bir havuz, veya çapı 48, derinliği 96 santimetre olan bir küp veya bir silindirdir. Bu miktardan az olan su, az sayılır. Müstamel olan su ise, abdestin veya gûslün farzında veya necasetin izalesinde kullanılmış olan sudur. Binaenaleyh, mazmaza, istinşak veya azaların ikinci ve üçüncü defasında, nafile olan gûsüllerde müstamel olan su, hem temiz hem de temizleyicidir. Müsta'mel olan su bir araya gelip Kulleteyn olursa hem temiz hem de temizleyici olur. c) Bitki, ağaç, karpuz ve kavun gibi şeylerden akan sudur. 4- Müteneccis sudur ki; içine necaset düşen sudur. Bu da iki nev'idir: a- Kulleteyn olup rengi veya tadı veyahutda kokusu necasetle değişen sudur. b- Kulleteyn'den az olup içine necaset düşen sudur. Mezkûr vasıflarından birisi değişsin veya değişmesin farkı yoktur. Müteneccis olan su, ne abdest, ne gusül, ne de necaseti izale etmekte kullanılamaz. Yalnız onu ekin ve ağaçları sulamakta ve hayvanlara içirmekte beis yoktur. Sinek, bit, pire, arı ve akrep gibi asaleten akıcı kan'ı olmayan hayvanlardan biri bir suya veya başka bir mayiye düşüp ölürse içine düştüğü şey müteneccis olmaz. Eğer başkası tarafından kasten içine atılırsa muteneccis olur. Kulleteyne baliğ olan suya bir necaset düşer de vasfı bozulmazsa müteneccis değildir. Yoksa müteneccis olur. Yine adı geçen sinek ve benzeri şeyler ölü iken, az olan suya düşerse suyu murdar eder. Bir adam Kulleteyn'den az bir suya veya herhangi bir mâyie düşüp ölürse, içine düştüğü şey murdar olmaz. Çünkü mutemede göre insan, mükerrem olduğundan hayatta olduğu gibi ölümünde de tâhirdir. Ancak vücudunda veya elbisesinde necaset bulunduğu takdirde durum değişir, yani necasetten dolayı o su veya mâyi murdar olur. Kulleteyn'den az olan su, herhangi bir necasetle murdar olursa, temizlenebilmesi için evsafı normal bir hale dönmek şartiyle beraber kulleteyn olacak kadar kendisine su ilave edilmelidir. Kulleteynden fazla olur ve necaset ile evsafı değişmişse, ona su ilave etmek veya onu kulleteyn'den aşağı düşürmemek şartıyle azaltmakla evsafı normal hale gelirse temizlenir. Müteneccis su ile dolu olan bir testi, kulleteyn'e daldırıldığında, şayet ağzı genişse, içerisindeki murdar suyun kulleteyn suyuna mülaki olmasıyla tahir olur. Fakat ağzı dar ise, mutemede göre içerisindeki su yine murdar kalır. Kulleteyne baliğ olmayan suyun içinde, müteneccis olan bir şeyi yıkamak veya içinde abdest almak veya gusül etmek caiz değildir. Mutlaka suyu yıkanması istenen şeyin üzerine dökmek lazımdır. Yalnız abdest ve gusül için temiz bir el ile iğtiraf (avuç ile su almak) niyetiyle almak caizdir. Akan su, durgun su gibidir. Her dalgası kulleteyne bâliğ ise ve içine necaset düşer ve vasfı değişmezse, su hem temiz hem temizleyicidir. Vasfı değişir veya her dalgası kulleteyn'den az olursa vasfı değişsin değişmesin müteneccis olur. Her dalgası kulleteyne bâliğ olmayan akan suya bir necaset düşer ve düştüğü yerde kalırsa, necasetin bulunduğu yerin yukarısı temiz ve temizleyicidir. Aşağısı ise müteneccistir. Ancak bir yerde birikir ve kulleteyn olursa oradan itibaren yine temiz ve temizleyici olur. İmam-ı Şafiî'nin kadim kavline göre akan su, vasfı değişmedikçe, az da olsa müteneccis olmaz. Kulleteyn miktarı olan suyun içine bir necaset düştüğü takdirde rengi, tadı veya kokusu değişirse müteneccis olur. Kendiliğinden veya ona su eklemek suretiyle vasfı düzelirse yine temizlik ve temizleyicilik vasfını kazanır. Fakat ilaçlamak suretiyle eski haline dönerse, ne temiz ve ne de temizleyici olur. Ayrı ayrı kablarda bulunan temiz su ile müteneccis su, biribirinden seçilmezlerse birisini kullanabilmek için ictihad etmek lazımdır. Yani zannı galibe göre temizi bulabilmek için araştırma yapılacak, elde edilen kanaata göre amel edilecektir. Köle, kadın, fâsık, deli ve çocuk gibi rivayeti makbul olmayan bir kimse bir suyun veya bir mayiin müteneccis olduğunu haber verir ve sebebini beyan ederse, kendisine güvenip sözünü kabul etmek lâzımdır.