NAMAZI BOZAN ŞEYLER
Büyük Şafiî İlmihali · s.155
Namazı bozan şeyler: 1- Küçük olsun büyük olsun hades'in arız olması. 2- Namaz kılan kimsenin vücuduna, elbisesine veya namaz kıldığı yere necasetin değmesi. Yalnız, bir kimsenin elbisesine kuru necaset değer ve ayni anda temizlenirse hâlel vermez. Bir kimsenin elbisesinin veya vücudunun bir kısmı müteneccis olur, fakat hangi tarafın olduğunu bilmezse, hepsini yıkaması gerekir. Ayağı terli olduğu halde müteneccis bir ayakkabı giyen kimse, ayağını yıkamadan namaz kılar da o necaset ma'fû anh olursa o namaz sahihtir, yoksa sahih değildir. Ayağını yıkayıp yeniden namazını kılması gerekir. Bir kimsenin, rükû ve sücuda giderken göğsünün hizasında yerde bulunan necasete değmediği takdirde namazına bir halel gelmez. 3- Kasden, bir anlık dahi olsa avret yerinin açılması. Yalnız unutularak avret yeri açılır ve aynı zamanda örtülürse namaza hâlel gelmez. Bir çocuk veya bir hayvan, namaz kılanın avret yerini açarsa, aynı anda örtse dahi namazı fesade gider. 4- Bir mana ifade etsin etmesin iki harf veya bir mana ifade eden bir harfi söylemek. Zeyd bin Erkam'dan rivayet edilmiş ki: ﻛُﻨَّﺎ ﻧَﺘَﻜَﻠَّﻢُ ﻓِﻰ ﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓِ ﺣَﺘَّﻰ ﻧَﺰَﻟَﺖْ ﻭَﻗُﻮﻣُﻮﺍ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻗَﺎﻧِﺘِﻴﻦَ ﻓَﺎُﻣِﺮْﻧَﺎ ﺑِﺎﻟﺴُّﻜُﻮﺕِ ﻭَﻧُﻬِﻴﻨَﺎ ﻋَﻦِ ﺍﻟْﻜَﻼﺎﻡِ "İbadet ederek Allah'ın huzurunda durunuz." meâlindeki ayeti kerime nazil oluncaya kadar, namaz esnasında konuşurduk. Bunun üzerine susmakla emrolunup konuşmadan men' edildik." Fatiha ve zammi sureyi Kur'an'a bakarak okumak, namaza halel vermez. Fakat diğer üç mezhebe göre namaz fesada gider. Namazda olan kimse, kendisine verilen selamı, ne namazın içinde ne de sonra almaya mecbur değildir. Bununla beraber namazda iken "aleyhis-Selam" şeklinde zamir-i ğaib ile cevaplındırırsa namaza bir halel gelmez.Fakat zamir-i muhâtab ile "aleykümüs-Selam" şeklinde cevaplandırırsa namazı fesada gider. Namaz esnasında gülmek, Allah korkusundan da olsa ağlamak, inlemek, üfürmek, tenahnuh-ihih etmek, aksırmak ve öksürmek ile iki harf çıkarsa namaz fesada girer. Ancak kendine hakim olamayıp da iki harf çıkarsa bu, örften fazla sayılmadığından namaza bir zarar vermez. Bir kimse, Fatiha gibi bir rükn-i kavliyi tenahnuh etmeden okuyamıyacak bir hal alırsa, tenahnuh etmesinde beis yoktur. Fakat kıraatı cehren veya zammi sûre okumak için tenahnuh etmek caiz değildir. Amî olan, tenahnuhun namazda haram olduğunu bilmezse mazûr sayılır. Üzülerek söyliyeyim ki bir çok kimse bu gibi mühim meseleleri bilmediği ve haberi olmadığı halde vicdan azabını duymadan cemaatın önüne geçerek onlara namazını kıldırıyor. İmam, namazı ifsad eden tenahnuh gibi bir işte bulunsa, mazerete binaen tenahnuhu muhtemel olduğundan me'mum'un ondan ayrılması gerekmez. Fakat manayı değiştirecek şekilde fatiha veya zammı surede yanlış bir kıraatta bulunsa cemaatın ayrılması gerekir. Bir kimse, namazda olduğunu unutur veya ulemadan uzak bir yerde yaşar veya yeni müslüman olduğundan namazda konuşmanın haram olduğunu bilmezse, altı kelime veya daha az konuşmasa namaza zarar vermez. Namazda cebren konuşturulsa namazı bozulur. Bir kimse namazın maslahatı için konuşursa mesela imam yanılarak oturacağına kalkarsa ve ikaz etmek gayesiyle kendisine "otur" dese veya bir âma kuyuya düşecek bir hale gelirse musalli de kendisine "kuyu kuyu" dese namazı bozulur. Bir kimse, hem Kur'an okumak hem bir şeyler anlatmak için, meselâ ﻳَﺎ ﻳَﺤْﻴَﻰ ﺧُﺬِ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏَ okursa beis yoktur. Fakat Kur'ân-ı Kerim okumak kastı olmaksınız sadece bir şey anlatmak için okursa namazı bozulur. Namazda zikir ve dua etmek namazı bozmaz. Ancak dua, hitab ile yapılırsa zarar verir. Meselâ aksıran kimse ﻳَﺮْﺣَﻤُﻚَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ demek, hitab olduğundan namazı ifsad eder. İcab etmediği halde kısa olmayan rükünde uzun zaman sükût ederse, namaz bozulmaz. Namazda iken her hangi bir şey olursa, meselâ, kapıda bekleyen kimsenin içeriye girmesi için izin, veyahut bir âmanın bir kuyuya veya ateşe düşmemesi için erkek ise ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ demek, kadın ise sağ elinin içini sol eline vurması, sünnettir. İki elinin içini birbirine vurup alkışlamak haramdır. İmam-ı Rafiî'ye göre bu, oyun sayıldığından, namazın fesadına vesile olur.. 5- Rükû ve sucûd gibi fiili bir rüknü bilerek fazla getirmek veya namazda olmayan yürüme veya vurma gibi üç harekette bulunmak. Bir veya iki harekette bulunmak ise namazı bozmaz. Büyük bir adım atmak az iş de olsa namazı ifsad eder. Fakat fatiha-i şerifeyi veyahut teşehhüd'ü tekrar okur veyahut başka bir zikir yapar veya parmaklarını, dilini ve dudaklarını defalarca kımıldatırsa namaza halel vermez. Fatihadan sonra zammı sûreyi Kur'an-ı Kerime bakarak okumak, arasıra yapraklarını çevirmek zarar vermez. Namazı bozan şeyi, sehven yapmak durumu değiştirmez. Yani namazı bozar. Bir kimse, namaz esnasında başını üç defa sallar veya bazı hafızların itiyad haline getirdikleri gibi nefes alırken veya vakfe yaparken üç defa başını kaldırıp indirse, namazı fesada gider. Fakat göz kapaklarını veya dilini defaatle kımıldatsa, bir halel gelmez. Çünkü bu gibi hareketler, örfen göze çarpmaz. Onu yapan kimsenin namaz dışında olduğunu göstermez. 6- Yemek yemek veya su içmek. Çünkü namazda yemek yemek namazdan vaz geçildiğini ifade eder. Ancak namazda olduğunu unutur veyahut yeni müslüman olduğundan veyahut ulemadan uzak bir yerde yaşadığından, namazda yemek yemenin haram olduğunu bilmezse, az olduğu takdirde zarar vermez. Ağzında şeker gibi bir madde bulunup erir, eriğini yutar, sakız çiğner, balgamını veya dişlerin arasında kalanı yutarsa namazı bozulur. 7- Niyetini değiştirmek. Yani namazdan çıkmak niyetini getirmek, namazı bırakmasını başka bir şeye ta'lik etmek veya başka namazını başka bir namaza çevirmek. Ancak bir kimse cemaate yetişmek için dört rek'atlı olan namazı mutlak nafileye çevirirse zarar vermez, hatta böyle yapmak sünnettir. 8- Kıbleden yüz çevirmek veya çevirtilmek. Ancak aynı anda hemen eski haline dönerse, namaza bir zarar gelmez. 9- Fiîl veya söz ile irtidat etmek. 10- Kısa rükün olan itidali, fatiha kadar, iki secde arasındaki celseyi de teşehhüd kadar uzatmak. 11- İki fi'l-i rüknî ile imamdan mazeretsiz geri kalmak veya bilerek imamdan önce bir rükn-i fiîliyi getirmek. Meselâ imam fatihada olduğu halde hem rükû, hem itidal getirmek. 12- Mest müddetinin doldurulması. 13- Niyet veya namazın şartlarından birisinde şüpheye düşmek. 14- Namazdan çıkmak için azmetmek veya tereddüt etmektir. Selamdan sonra namazın herhangi bir farzını terk ettiğin-de şüpheye düşerse, bir şey icabetmez. Bir kimse, imamın selam verdiğini zannederek selam verir sonra imamın selam vermediği anlaşılırsa namazda sayılır ve imamı takip etmeye mecburdur. imam selam verdiğinde, o da selam verir; secde-i sehiv de yapmaz. Muktedi olan kimse, henüz teşehhüdte iken niyet ve iftitah tekbirinden başka bir rükün terkettiğini hatırlarsa, imamın selamından sonra bir rek'at kılmakla onu telafi eder ve secde-i sehiv yapmaz. Çünkü iktida halinde iken bu yanılma vaki olmuştu. İmam sücuddan kalktıktan sonra me'mum imamla birlikte secde getirip getirmediğinde şüpheye düşerse sücuda gider ve imama yetişir. İmam, secde-i sehiv'i gerektiren bir harekette bulunsa, muktedi, mesbuk da olsa imamla birlikte secde-i sehiv'e gider. Şayet imam, secde yapmazsa, me'mum mesbuk olmadığı taktirde imamın selamından sonra secde-i sehve gider. Ama mesbuk olursa namazını tamamladıktan sonra selamdan önce secde-i sehiv'e gider. Secde-i sehiv'i gerektiren iki veya daha fazla hatalarda bulunsa, secde-i sehiv'in durumu değişmez. Yani o, selamdan evvel ve teşehhüdten sonra iki secdeden ibarettir. Secde-i sehiv'i bilerek terkedip selam veren kimse artık secde-i sehiv getiremez. Unutarak selam verdiği taktirde geçen zaman kısa ise, yine secde-i sehiv yapabilir. Yaptığı taktirde namaza dönmüş sayılacağından yeniden selam vermesi gerekir. Namaz kılmakta olan kimse, önünden geçeni itip, geçmesine mani olmalıdır. Şayet namazda iken yılan ve akreb gibi bir şey görürse de onu öldürebilir, onda hiçbir sakınca yoktur. Yine aynı zamanda ayağındaki ayakkabı veya çorabı çıkarmak isterse onu çıkarabilir, ceketini düzeltebilir, birine işarette bulunabilir, bunlarla namazı fesada gitmez. Çünkü Peygamber (S.A.V.), namazda iken yılan ile akrebin öldürülmesini emretmiştir. Hem O (S.A.V.), bizzat namazda iken ayakkabısını çıkarmıştır.