GUSLÜN FARZLARI
Büyük Şafiî İlmihali · s.69
Guslün farzları üçdür. 1- Niyet. Niyet şöyle getirilir: ﻧَﻮَﻳْﺖُ ﺭَﻓْﻊَ ﺍﻟْﺤَﺪَﺙِ ﺍﻻﺎَﻛْﺒَﺮِ "Büyük hadesi kaldırmaya niyet ettim." veya: ﻧَﻮَﻳْﺖُ ﺭَﺑْﻊَ ﺍﻟْﺠَﻨَﺎﺑَﺔِ "Cünüblüğü kaldırmaya niyet ettim." veya: ﻧَﻮَﻳْﺖُ ﺍِﺳْﺘِﺒَﺎﺣَﺔَ ﻓَﺮْﺽِ ﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓِ "Farz namazı helal kılmaya niyet ettim". Ayrıca hayızlı kadın şöyle de diyebilir: ﻧَﻮَﻳْﺖُ ﺭَﻓْﻊَ ﺍﻟْﺤَﻴْﺾِ "Hayzın hükmünü kaldırmaya niyet ettim". Nifaslı kadın da şöyle diyebilir: ﻧَﻮَﻳْﺖُ ﺭَﻓْﻊَ ﺍﻟﻨِّﻔَﺎﺱِ "Nifasın hükmünü kaldırmaya niyet ettim". Sadece temizlenme veya taharetlenme niyetini getirmekle kâfi gelmez. Fakat namaz için temizlenmeye niyet ettim dese kâfidir. Bir kimse yanılarak cenabeti kaldırmaya niyet ettim diyeceğine, meselâ, hayzın hükmünü kaldırmaya niyet ettim diye söylerse niyeti sahihdir. Niyet, gusle başlandığında getirilir. Vücudun bir kısmı yıkandıktan sonra getirilirse, getirildiği andan itibaren sayılır. Ondan evvel yıkanan kısmı iade etmek lazımdır. 2- Vücudu üzerinde necaset varsa onu izale etmektir. Binaenaleyh hadesi ekber ile necaset için bir seferde vücudu yıkamak kâfi gelmez. Ancak İmam Nevevî: Necaset, necaseti hükmiye -gözle görülmeyen- olursa her ikisi için bir tek sefer yıkamak kâfi gelir, demiş. Ma aleyhil fetva budur. 3- Vücudun her tarafını ten ve kıllarını yıkayıp suyu üzerinden akıtmaktır. Ağız ve burnun içi dıştan sayılmadıkları için onları yıkamak lâzım gelmez. Örgülerin içine su nüfuz etmezse onları çözmek lâzımdır. Yine saç ve kıllar birbirine düğümlenip suyun içine girmesine mani olurlarsa gusle zarar vermez. Tırnakları oje ile boyanmış cünüb veya hayızlı bir kadın, onu kazımadıkça guslü tamamlanmış sayılmaz. Bir kimsenin vücudu kirlenip suyun tenine yetişmesine engel oluyorsa şayet o kir vücuttan meydane gelmişse gusle zarar vermez, dışardan olmuşsa izale edilmedikçe guslü sahih sayılmaz. Gözün iç kapağında, burnun içinde biten kılları necasetten dolayı her ne kadar yıkamak gerekiyorsa da bunların hades-i ekberden yıkanması icab etmez. Ağız ile burnu yıkamak farz değildir. Kadın, def'i hacet için oturduğunda fercinden görünen yeri, ve sünnet olmamış olan kimsenin kesilmesi lazım gelen kulfesinin içini yıkaması lazımdır. Sünnet olmamış olan kimsenin sünnette kesilen derinin içerisini yıkaması gerekir. Bir kimse parmak veya burnu kesildiğinden altın, gümüş ve benzeri şeylerden parmak ve burun yaptırırsa onları yıkamak icab eder. Çünkü bunlar asıl uzuvlar hükmündedir. Küpe deliği tamamiyle kapanmış ise yapılacak bir şey yoktur. Yoksa içini de yıkamak gerekir. Bir kimse cünüb olurda sonra vefat ederse bir tek gusül kâfi gelir. Vücudun bazı yerlerinin yıkanıp yıkanmadığında şüphesi olanın henüz gusül bitmeden evvel bu şüphe meydana gelirse onu yıkaması gerekir yoksa gerekmez. GUSLÜN SÜNNETLERİ Guslün sünnetleri çoktur. Bir kısmını aşağıya alıyoruz: a- Besmele çekmek, b- Sümük, (tahir olsun müteneccis olsun) meni, mezi ve vedi gibi şeyleri izale etmek, c- Gusülden evvel tam abdest almak, d- Gusülden evvel alınan abdestde, yapılan mazmaza ve istinşâktan başka gusül için ayrı mazmaza ve istinşak yapmak. e- Göbek, karın ve kulak gibi girintili çıkıntılı yerleri itina ile yıkamak, f- Sonra baş üzerine su dökülüp baş ve sakalı hilâllemek, g- Sonra sağ taraf üzerine su dökmek, h- Sonra sol taraf üzerine su dökmek, ı- Vücudu ovalamak, j- Azaları ardı ardınca yıkamak, k- Üçlemek. Yani başı, sağ ve sol taraflarını üçer defa yıkamak, l- Kıbleye dönüp yıkanmak, m- Yalnız da olsa avretini örtmek, yalnız olmadığı zaman avretini örtmek mecburiyetindedir. n- Mecbur olmadıkça konuşmamak. Abdesti tazelemek sünnet olduğu gibi, guslü tazelemek sünnet değildir. Cünüb, hayız ve nifaslı kadının, gusül etmezden evvel tırnaklarını ve saçını kesmesi câiz değildir. Bir kimse hades-i ekber ile Cuma veya bayram için gusül niyetini getirirse her ikisi de hasıl olur. Onlardan birisinin niyetini getirirse yalnız o hasıl olur. Abdesti olmayan bir cünüp, yıkanırsa hem abdesti yerine gelmiş olur hem de cenabeti kalkar. Hamamda avretini açan kimselerin bulunuşu muhakkak olursa da hamama girmek caizdir. Ancak mümkün ise onu yapan kimseyi ikaz etmek, yoksa kalben nefret edip avretine bakmamak gerekir. Ancak Maliki mezhebine göre, avret yeri yalnız kubul ve dübür olduğundan kubul ve dübürünü açmayan kimseyi ikaz etmek icab etmez. Zira kubul ve dübürden madesini açan kimsenin Maliki olabileceği gibi başka bir mezhebin saliki olup Maliki mezhebini taklit etmiş olabilir. (Fetave el-Kübra Cilt:1 Sayfa:62) Bir kimsenin kamışına meni iner dışarıya çıkmaması için kamışını tutar ve meninin çıkmasına mani olursa gusül icab etmez. Cünüb veya haiz olan kimse ne su ne de toprak bulumazsa vaktin hürmeti için namazını kılar, fakat kıyamda fatihadan başka bir şey, yani zammı sure okuyamaz. Bilahare de namazını kaza eder.