ARİYET
Büyük Şafiî İlmihali · s.452
Ariyet, başkasının ihtiyacını karşılamak gayesiyle muvakkaten bir şeyi kullanmağa vermektir. Sadrı İslâmda vacib idi. Sonra nesh oldu. Yalnız hava çok sıcak veya çok soğuk olursa, çıplak olan kimseye elbise, denize veya kuyuya düşmüş bir kimseyi kurtarmak için çalışan kimseye şerit (ip), ölmek üzere bulunan ve eti yenilen hayvanı kesmek için bıçağı kasaba ariyet olarak vermek vacibdir. İhramda olan kimseye avı kesmek için bıçak vermek gibi gayrı meşrû işler için ariyet vermek haramdır. Komşular birbirine her zaman muhtaç olduklarından, İslâm dini, ariyete çok itina göstermiştir. Cenab-ı Hak buyuruyor: ﻭَﺗَﻌَﺎﻭَﻧُﻮﺍ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﺒِﺮِّ ﻭَﺍﻟﺘَّﻘْﻮٰﻯ "İyilik ve takvada birbirinize yardım ediniz." (El-Maide: 2) İmkân olduğu halde ariyet isteyen kimseyi boş çevirmek büyük bir vebaldır. Kur'an-ı Kerim buyuruyor: ﻓَﻮَﻳْﻞٌ ﻟِﻠْﻤُﺼَﻠّ۪ﻴﻦَ ﺍَﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻫُﻢْ ﻋَﻦْ ﺻَﻼﺎﺗِﻬِﻢْ ﺳَﺎﻫُﻮﻥَ ﺍَﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻫُﻢْ ﻳُﺮَﺍٓﻭُۭ۫ﻥَ ﻭَﻳَﻤْﻨَﻌُﻮﻥَ ﺍﻟْﻤَﺎﻋُﻮﻥَ Namazdan gafil olanların haline yazıklar olsun. Onlar, gösteriş yapan ve maûnu (komşuların birbirine muhtaç oldukları şeyi) esirgeyenlerdir." (El-Maûn: 4, 5, 6, 7) Ariyetin dört rüknü vardır: 1 - Muîr. Bunun da iki şartı vardır. a) Menfaata malik olmasıdır. Binaenaleyh, bir kimsenin başkasından aldığı ariyeti başkasına ariyet olarak vermesi caiz değildir. b) Teberrû'a ehil olmasıdır. Çocuk, deli, mahcurünaleyh olan kimsenin ariyet vermesi caiz değildir. 2 - Müstaîr. Bunun da iki şartı vardır. a) Teberrû'a ehil olması. Çocuğa, deliye, mahcurü aleyh olan kimseye ariyet vermek caiz değildir. b) Muayyen olması: İki kişiden birine ariyet vermek sahih değildir. 3 - Müsteâr. (Ariyet olarak verilen şey) Bunun da üç şartı vardır: a) Ondan istifade edildiği halde aynının baki kalması: Binaenaleyh, yemekleri ariyet olarak vermek caiz değildir. Çünkü yendikten sonra yemeğin aynı kalmaz. b) Menfaatın kuvvetli olması. Sadece bakmak ve evde bulundurmak için gümüş ve altını ariyet vermek caiz değildir. Fakat süslenmek için caizdir. c) Cins ve nevinin belli olmasıdır. Hem üzerinde bina yapılmaya hem ziraata elverişli olan bir tarla, ariyet olarak verilecek olursa, faydalanma cihetinin beyan edilmesi lazımdır. Yoksa ariyet caiz değildir. 4 - Siğadır. (Kullanmağa izin verildiğine delâlet eden kelimedir) Müstear olan şeyin sadece menfaat olması icab etmez. Meselâ, sütünden faydalanmak için bir koyun veya keçi ariyet olarak verilebilir. Ariyetin geri çevrilmesi için yapılan masraf müsteir'e aittir. Ariyet, semavi bir afetle veya müsteîr'in veya başkasının fiiliyle telef olursa, müsteîr, mislini veya kıymetini ödemekle mükelleftir. Fakat kullanılışta telef olursa, meselâ, ariyet olarak giydiği elbise, üzerinde yıpransa veya muharebede kullanmak üzere ariyet olarak giydiği elbise, üzerinde yıpransa veya muharebede kullanmak üzere ariyet olarak verilen kılıç muharebede kırılsa, mislini veya kıymetini ödemekle mükellef değildir. Müsteir vefat ederse âriyetin acele olarak sahibine iade edilmesi icabeder. Mu'ir, istediği zaman iğreti olan şeyi geri alabildiği gibi müste'ir de onu iade edebilir. Ancak bir ölünün defni için âriyet olarak bir yer veren kimse, o ölü çürümedikçe verdiği yeri geri alamaz. Çürüyünceye kadar beklemek mecburiyetindedir. Bir kimse tarlasını bina yapmak veya ağaçlandırmak üzere müddet belirtmeden birisine âriye olarak verirse bakılır: Meccanen istediği zaman evin yıkılmasını veya ağaçların sökülmesini şart koşmuşsa mesele malumdur. Yoksa, müsteir karşılıksız ağaçları söker veya binayı yıkarsa, yine iş halledilmiş olur. Müste'ir bunu yapmadığı takdirde ya mü'îr ücret mukabilinde ev ve ağaçları bırakır veya müste'ir'in zararını vermek şartiyle evi yıktırır ve ağaçları söktürür. Münazaa halinde mü'îr ortaya istediği zaman girebildiği halde müste'ir izinsiz giremez. Yalnız sulamak ve temizlemek için girebilir. Tarlasını ekmek için birisine veren kimse, henüz hasad mevsimi gelmeden önce dönmek istediği dakdirde, o andan itibaren tarlası kiraya müstehak olur. Fakat ekini söktürmeye selahiyeti yoktur. Hem mu'îr, hem mü'te'ir, istedikleri zaman a'riye akdini feshedip iğreti şeyi geri iade edebilirler. Bir kimse tarlasını ekmek için birisine ariyeten verip de henüz hasad mevsimi gelmeden önce dönerse o zamandan itibaren ücrete müstahak olur, fakat söktüremez. Bir şey emanet olarak başkasına verilirse bunun için süre belirtilsin, belirtilmesin hem muir, hem de müste'ir istedikleri zaman geri çevirebilirler. Ancak istisnaları vardır. Meselâ bir kimse eşyasını taşımak için kayığını birisine emanet olarak verirse deniz ortasında iken müir iğreti olarak verdiği kayığı geri alamaz. Fakat denize açılmadan önce geri alabilir. Yine bir kimse namaz kılmak için seccadesini birisine verirse namazın ortasında iken verilen emanet geri alınmaz. Bir kimse emanet olarak birisinden bir kitap alıp, kitapta matbaa veya hat hatası bulursa, müirin izni olmadan kitabı tashih edemez. Bir kimse birisine bir miktar para verip şu dükkanda otur ve kendine ticaret yap, derse para hibe sayılır, dükkanda emanettir.