ABDESTİN FARZLARI
Büyük Şafiî İlmihali · s.48
Abdest'in farzları altıdır: 1- Niyet. (Hanefi mezhebine göre gusül ile abdestte niyet farz değildir.) Niyet, her hangi bir şeyi yapmaya azm etmektir. Bu da kalb ile olur. Kalb ile beraber dil ile de söylemek sünnettir. Yalnız dil ile söylemek kâfi gelmez. Abdest'in niyeti; "Küçük hades'in hükmünü kaldırmaya niyet ettim." Veyahut "Farz olan abdest'i eda etmeye niyet ettim." diye getirilir veyahut namaz ve tavaf gibi abdeste muhtaç olan her hangi bir şeyin mübah kılınması için niyet getirilecektir. Ancak idrarını tutamayan veya müstehaze (her zaman kanı akan kadın) olan kimse: "Namazı mübah kılmaya niyet ettim" demesi lâzımdır. "Küçük hades'in hükmünü kaldırmaya niyet ettim" dese, caiz değildir: Çünkü akıntı devam ettiği için hades bâkîdir, gitmiyor. Bir kimse abdest niyetini getirmekle beraber serinlemeyi de kast ederse sahih kavle göre caizdir. Niyetin sahih olabilmesi için, altı şart vardır: a) Müslüman olmak, b) Akıllı olmak, Deli ve sarhoş olan kimsenin niyeti caiz değildir. Binaenaleyh abdest aldıktan sonra deliren kimsenin abdesti gider. c) Abdest niyetinin yerine, başka bir niyet getirirse, meselâ; temizlik için azalarını yıkayacağını kast ederse abdesti sahih olmaz. d) Kalb ile olması. Yalnız ağzıyle niyet getirirse sahih olmaz. e) Niyetin abdestin sonuna kadar devam etmesi. f) Yüzü yıkamaya başladığı anda niyeti getirmesi. (Ondan evvel veya sonra olursa abdest sahih değildir.) Niyeti azalara dağıtırsa, meselâ; yüzünü yıkarken "yüzümün küçük hadesinin hükmünü kaldırmaya niyet ettim," ellerini yıkarken, "ellerimin küçük hadeslerinin hükmünü kaldırmaya niyet ettim," diye abdestin sonuna kadar her uzuv için ayrı ayrı niyet getirirse caizdir. Kendisi için abdest almak sünnet olan (camiye girmek gibi) bir şey için, abdest niyeti getirilirse abdest sahih olmakla beraber onunla namaz kılınmaz. 2- Yüzü yıkamak, Yüz, uzunlamasına normal olarak saçın bittiği yerden, iki çene kemiğinin altına kadardır. Enlemesine de iki kulağın arasıdır. Binaenaleyh, bıyık, kaş, kirpik, alt dudağın altındaki kılların ne kadar kalın da olsalar, hem içini hem dışını yıkamak lazımdır. Sakalın hafifi de öyledir. Fakat sakal gür olursa yalnız görünen kısmı yıkamak kâfidir. Gür sakal, bakıldığında kılların dibi görünmeyen, hafif sakal ise kılların dibi görünenidir. Gözünün içini yıkamak sünnet değildir. Ancak içinde necaset varsa onu yıkamak gerekir. Göz pınarı yüzden sayıldığı için onu yıkamak da farzdır. 3- Elleri dirseklerle beraber yıkamak, Ebû Hureyre (R.A.) diyor ki: "Allah'ın Resûlü, abdest alıp yüzünü yıkadı ve tamamladı. Sonra sağ elini pazusunun bir kısmı ile beraber yıkadı. Sonra sol elini pazusunun bir kısmı ile beraber yıkadı." El ve ayaktaki delik, çatlak ve tırnakların altını yıkamak icabeder. Şayet tırnağın altında suyun akmasına engel olacak kir gibi bir şey varsa, önce onu izale etmek gerekir. Yoksa ne abdest sahih sayılır, ne de gusül tam olur. Yüzün veya elin derisi soyulup ters dönerek yapışırsa altını yıkamak gerekmez. Şayet elinin bir kısmı kesilmiş ise, kalanını yıkamak icab eder. Dirseğinden kesilmiş ise, pazunun başını yıkamak gerekir. Kadi Beydavî gibi güvenilir tefsirciler ayet-i Celilenin tefsirinde, ayetteki "İLÂ", "MEA" mânasını ifade eder diye izah ediyorlar. 4- Yüzün hududu haricinde az da olsa başın herhangi bir cüz'ünü mesh etmek veya yıkamak. (Hanefi mezhebinde başın dörtte birini mesh etmek icab eder.) Bütün başını mesh etmezse dörtte birini mesh etmek efdaldır. Başın üzerindeki örtü üzerine, suyu damlatmakla başa rutubet değse kâfidir. Bir kimse baş örtüsü üzerine su döker veya damlatır ve rutubet saça değerse mesih yerine geçer. 5- Aşık kemikleriyle beraber, iki ayağı yıkamak. Abdest âyetinde yer alan ﻭَﺍَﺭْﺟُﻠَﻜُﻢْ kelimesi, kıraât-ı seb'ada hem mansub hem mecrur olarak okunmuştur. Mansub olursa ﻭُﺟُﻮﻫَﻜُﻢْ kelimesi üzerine mâtuf olup, yüzün yıkanmasını icab ettirdiği gibi, ayakların da yıkanması icab ettiriyor. Mecrur olursa yine Ehli Sünnet ve cemâat ülemasına göre ﻭُﺟُﻮﻫَﻜُﻢْ kelimesi üzerine matufdur. Fakat mecrur olan ﺑِﺮُﻭُۭﺳِﻜُﻢْ kelimesine komşu olduğundan, cerr'i civar "komşuluk" ile mecrur olmuştur. Caferiye göre; ﺑِﺮُﻭُۭﺳِﻜُﻢْ üzerine cerri asli ile mecrur olduğundan başın meshi lazım gediği gibi ayakların da meshi lazım gelir. Parmakların arasını ve et ile yapışık olmayan tırnak altını yıkamak ve kirleri izale etmek de gerekir. El ve ayak çatlaklarının içinde suyun nüfuzunu engelleyecek olan merhem ve hamur gibi bir şey bulunsa, izale edilmesi lâzımdır. Ayaklarını yıkamadan önce, her hangi bir uzvu yıkayıp yıkamadığından şüphe ederse, onu ve sonraki azalarını yeniden yıkaması gerekir. Ayaklarını yıkadıktan sonra, şüphe ederse bir şey icabetmez. Yıkanması farz olan azaları yıkarken onlara bitişik olanın bir kısmını da yıkamak gerekir ki kesin olarak farz olan yerine gelmiş olsun. Abdest azalarından bir iğne ucu kadar kuru bir yer kalırsa abdest sahih sayılmaz. 6- Tertibe riayet etmek, yani ilk önce niyet ile yüzü yıkamak, sonra elleri dirsekleriyle beraber yıkamak, sonra başı meshetmek, sonra aşık kemikleriyle beraber ayakları yıkamak. Mezhebi Hanefi olan kimse, niyet getirmeden bir su ile abdest alacak olursa, Şafii mezhebinde niyet farz olduğundan böyle bir abdest sahih olmadığı için o su müsta'mel sayılmaz; Şafii olan kimse aynı su ile tekrar abdest alabilir. Bir kimse öğle vakti için abdest alıp namaz kılar, sonra ikindi için vaki olan hadesten dolayı yine abdest alıp namaz kılar; bilahare aldığı iki abdestten birisinde başını meshetmediğine kanaat getirir ama hangisinde olduğunu bilmezse, yeniden başını meshedip ayaklarını yıkamalı ve her iki namazı iade etmelidir. Abdest alan kimsenin tırnağı altında bulunan kir, az olup altına suyun girmesine bir mani teşkil etmediği takdirde alınan abdest sahihtir. Yoksa altına suyun girmesine mani olacak kadar çoksa, mutemede göre abdest sahih değildir. İmam-ı Gazalî "İhtiyaü'l-Ulûm" adlı kitabında kaydettiğine göre tırnakların uzadıklarında kesilmeleri gerekli olmakla beraber, kirden dolayı altlarına su nüfuz edemezse de abdest ve gusül sahihtir. Fakat suyun nüfuzuna mani olacak mum, hamur ve kına gibi şeyler, azaların üzerinde bulunsa, alınan abdest kesinlikle sahih değildir. Kınanın aza üzerinde bulunan izi, abdest veya gusüle mani teşkil etmez. Oje'nin izi değil, kendisi bizzat kalın tabaka teşkil ettiği için tırnak onunla boyansa abdest ve gusülde onu izale etmek gerekir. Abdest alan kimse elini yıkarken veya ağız ve burnuna su verirken niyet getirip yüzünü yıkadığında bu niyeti ihmal ederse, mutemede göre abdest sahih sayılmaz. Yalnız Ebu Hafs b. Vekil'e göre bu niyet kafi olup abdest sahihtir. Biri müteneccis olan iki kab üzerinde temizini bulmak için hiçbir ictihad yapmadan birisiyle abdest alınırsa, gerçekten kullanılan su tahir de olsa abdest sahih değildir. Tertibe riayet etmeden abdest alan kimsenin abdesti sahih değildir. Hanefi mezhebinde tertibe riayet etmek sünnettir. Yalnız, abdest niyetini getirip suya bir defa dalıp çıkan kimsenin abdesti sahihdir. Bir kimse abdest alıp namaz kılar, sonra abdest alıp namaz kıldığını unuttuğundan tekrar abdest alır, namaz kılar, sonra ilk abdest ve namazını hatırlar da, fakat aldığı abdestlerden birisinde bir uzvu yıkamadığını ve kıldığı namazlardan birisinde bir secde yapmadığını tezekkür ederse, abdesti tamam sayılır. Fakat üçüncü sefer namaz kılması gerekir. Çünkü unutulan uzvun ilk abdestte, unutulan secdenin de ikinci namazda olması mümkündür. Abdest alıp ayaklarını sonraya bırakan bilahare bir kulleteyne giren kimse, o anda şayet abdest niyetini hatırlarsa abdesti tamamdır. Fakat abdest niyetini hatırlamazsa, tekrar ayakların yıkanması hususunda ihtilaf vardır. Mutemede göre icabetmez. Ön veya arka tarafından devamlı surette akıntı veya yel devam eden kimse özür sahibidir.