Risale-i NurBüyük Şafiî İlmihali

ABDESTİ BOZAN ŞEYLER

Büyük Şafiî İlmihali · s.63

Abdesti bozan şeyler dörttür: 1- Ön veya arkadan bir şeyin çıkması. Yalnız bağdaş kurup oturarak ihtilâm olan veya şehveti galip olduğundan, bir kadına bakmakla menisi çıkan kimsenin abdesti bozulmaz, fakat cenabetten yıkanması lâzımdır. Şayet abdest niyetini getirmeden yıkanırsa kâfi olup onunla kılacağı namaz sahihtir. Fakat abdestsiz olup abdest niyetini getirmeden cenabetten yıkanan kimsenin abdesti yerine gelip gelmediğine dair ihtilaf vardır. Mutemede göre gusül abdestin yerini tutar. Bir kimsenin idrar yolu kapanır, mide altında bir delik açılır, idrar ve meni gibi bir şey çıkarsa abdesti bozulur. Fakat mide hizasında veya yukarısında bir delik açılır ve esas idrar yolu kapalı, veya idrar yolu açık olduğu halde mide altında açık bulanan delikten bir şey çıkarsa abdesti bozmaz. Çünkü birinci ve ikinci sûrette çıkan şey, kay (kusurtu) hükmündedir. Üçüncü sûrette ise esas idrar yolu açık olduğundan başkası nazarı itabara alınmaz. Mil gibi bir şeyi tenasül aletine sokar ve çıkarırsa abdesti bozulmaz. 2- Uyku, baygınlık, delilik ve sarhoşluk gibi aklı izale eden bir şeyin bulunması. Ancak oturup makadı yere iyice dayayarak bağdaş kuran kimsenin abdesti bozulmaz. Bir kimse, bir arabaya biner ve uykuya dalarsa, makadı yere dayandığından abdesti bozulmaz. Hatta bir şeye dayanıp uykuya dalsa da abdesti gitmez. Ancak yolun bozukluğuyla araba sarsıntısından makadı minderden kesilecek olursa abdesti bozulur. İmam Rafiî diyor ki: "Zayıf olan kimsenin makadı iyice yere dayanmadığından bağdaş kursa da aklı izale eden her hangi bir şey olursa abdesti bozulur." Nuas halinde olan, yani yapılan konuşmaları, manalarını anlamadan duyan veya "gördüğüm şey rüya mı yoksa hayal mi?" diye şüphe eden kimsenin abdesti bozulmaz. 3- Bir erkeğin vücudunun mahrem olmayan bir kadının vücuduna hailsiz değmesidir. Hem dokunanın, hem dokunulanın abdesti bozulur. Yalnız saç, tırnak, kemik ve diş abdesti bozmadıkları gibi yedi yaşına gelmeyen çocuktan da abdest bozulmaz. Fakat bu sebeblerden dolayı abdest almak sünnettir. Tenasül aleti müstesna, vûcutdan kesilmiş her hangi bir uzuv abdesti bozmaz. Vefat eden erkek veya kadına dokunmakla abdesti bozulmaz. Mahremden maksat, kız, anne, büyük anne, kız kardeş, hala, teyze, kayınvalide gib neseb, süt veya musaheret sebebiyle hiçbir zaman onunla evlenmenin caiz olmadığıdır. Zevcenin kız kardeşi, teyzesi ve halası gibi kadınlarla evlenmek her ne kadar haram ise, muvakkat olduğu için mahrem sayılmaz. Bunun için zevce hayatta da olsa bunlar abdesti bozarlar. Bir kadın yaşlı veya çirkin olduğundan gayrı müşteha olsa da, abdesti bozar. Birisi, elinin bir kadına değdiğini bilir, fakat değenin tırnak veya başka bir şey olduğunu kesinlikle ayırdedemezse, abdesti yerinde olup bozulmamıştır. Çünkü asıl olan, abdestin devamıdır. Kezalik karanlıkta elinin deydiği kadının mahrem olup olmadığını kesinlikle bilmezse, yine abdesti bozulmaz. Kalabalıkta elinin değdiği kimsenin kadın veya erkek olduğunu kesinlikle ayırdedemezse, yine abdesti bozulmaz. 4- Elin içiyle kendisinin veya -küçük de olsa- başkasının tenasül aletine veya dübürüne dokunmaktır. Husye, dübürün civarı ve parmak uç ve araları ile meydana gelen dokunma abdesti bozmazlar. Yalnız tenasül aletine veya dübürüne dokunan kimsenin abdesti bozulur. Dokunulanın abdesti bozulmaz. Kesilen fercin yeri ile, felç olan tenasül aleti her ne kadar vazifesini yapamıyor ise de abdesti bozar. Bir kimse, katî olarak abdest aldığını hatırlar da, fakat abdesti bozulup bozulmadığı hususunda tereddüd ederse abdesti sayılır. Bir kimse katî olarak abdesti bozulduğunu hatırlarda, abdest alıp almadığında tereddüt ederse abdestsiz sayılır. Abdesti olmayan kemseye, her çeşit namaz, secde ve her türlü tavaf fasid ve haram olduğu gibi, Kur'an-ı Kerim'i taşımak ve bir muhafazanın içinde olsa da, dokunmak haramdır. Muska diye adlanıdrılan kağıda, paraya ve elbiseye Kur'an-ı Kerim âyetleri yazılırsa ona dokunmak haram değildir. Çünkü Allah'ın Resûlü (S.A.V.)'in Hırakl'a gönderdiği mektupta bir Âyet-i Kerime vardı; Allah'ın Resûlü, bunu götürene devamlı sürette abdestli kalmaya dikkat et diye emir buyurmadı. Öyle ise abdestsiz olarak onu ve benzeri şeyleri taşımak câizdir. Muska ve benzeri şeylerle beraber helâya gidildiği için onları mumlu bir beze veya naylona sarmak lazımdır. Abdestsiz olarak Kur'an-ı Kerim'i başka bir metâ ile birlikte taşımakta beis olmadığı gibi, tefsir içerisinde bulunan Kur'an-ı Kerim'i taşımakta da beis yoktur. Ancak Kur'an-ı Kerim huruf bakımından tefsire müsavi veya daha fazla olursa veya ne taşınması ne de dokunulması caizdir. Üzerine ayet yazılmış bulunan elbise ve para gibi şeylere abdestsiz olarak dokunmakta beis yoktur. Abdesti olmayan mümeyyiz çocuk, Kur'an-ı Kerim'i öğrenmek için, hem taşıyabilir hem de ona dokunabilir. Fakat Kur'an-ı Kerim'i öğrenmek için olmazsa veya çocuk mümeyyiz değilse, dokunması veya taşınması caiz değildir. Bir çok kimse, abdesti olmadığı için Kur'an-ı Kerim'i bir yere koymak gayesiyle bir çocuk çağırıp kendisine aldırtıyor, halbuki abdesti olmayan çocuk sadece Kur'an-ı Kerim'i öğrenmek için onu taşıyabilir, başka bir şey için taşıyamaz. Bunun için böyle bir hareketten sakınmak lazımdır. Kur'an-ı Kerim'in yapraklarını bir değnekle (yaprak değneğin üzerine yüklenmemek şartıyla) çevirmek caizdir. Kur'an-ı Kerim'in, üzerinde yazılı olduğu bir levhayı ellemek ve taşımak haramdır. Kur'an-ı Kerim'i temiz bir mürekkeb ile yazmak gerekir. Müteneccis bir mürekkeb ile onu yazmak büyük bir vebaldir. Hadis ve İslâmî ilimler de böyledir. Buna çok dikkat etmek lâzımdır. Bunu bilmeyen bir çok kimse temiz olmayan yere düşen kalemini temizlemeden onunla ayet, hadis ve İslâmî kitaplar yazar, üzerinde taşıyarak onunla namaz kılar. Yeri gelmiş iken şu hususları açıklamak isterim. a- Kur'an-ı Kerim'i her hangi bir duvara, elbiseye, yemeğe yazmak veya yazdırmak mekrûh olmakla beraber, üzerine Kur'an-ı Kerim yazılmış olan elbiseyi giymek ve yemeği yemek caizdir. b- Üzerine Kur'an-ı Kerim yazılmış olan tahtayı yakmak caiz değildir. Ancak, ayak altına düşmesin diye yakmak c3aiz olur. c- Kur'an-ı Kerim'i müteneccis bir şey üzerine veya müteneccis bir mürekkep ile yazmak caiz değildir. d- Kur'an-ı Kerim'i küfür diyarına götürmek câizdir. Ancak kâfirlerin eline düşmek korkusu veya götürülmesi caiz değildir. e- Müteneccis bir ağız ile Kur'an-ı Kerim'i okumak. f- Kur'an-ı Kerim'i yüzünden okumak ezbere okumaktan daha efdaldır. g- Bilgisi olmayan kimsenin Kur'an-ı Kerim'i tefsir etmesi haramdır. h- Kur'an-ı Kerim'in hepsini veya bir kısmını unutmak büyük bir günahdır. Kur'an-ı Kerim ile dini kitaplara yaslanmak caiz değildir. Ancak çalınmasından korkuluyorsa ona yaslanmakta ve yastık gibi kullanmakta beis yoktur.