Risale-i NurBüyük İslâm İlmihali

RESULÜ EKREM (S.A.V)İN PEK NEZİH ZÜHD VE TAKVASI

Büyük İslâm İlmihali · s.606

194- Peygamberlerin sonuncusu, Peygamber (S.A.V) Efendimiz, daima ibadetle meşgul olur, daima Hak Teâlâ'nın rızası için ümmetinin hidayet ve saadetine çalışırdı. Hattâ geceleri o kadar namaz kılardı ki, çokçakıyamdadurmaktan mübarek ayakları şişerdi. "Ya Resulâllah! neden kendine bu kadar zahmet veriyorsun? ALLAH Teâlâ senin geçmişini geleceğini bağışlamış değil mi?" diyenlere: "Ben Rabbimin çok şükür eden bir kulu olmayayım mı?" {(): Buhari; Tefsir:323; No:4557; 4/1830; Müslim; Sıfatül Münafikin:18; No:2819; 4/2171; Tirmizi; Salat:187; No:412; 2/268; Nesai; Salat-ı id; 17; No:1644; 3/219; İbn-i Mace; İkameti Salat:200; No:1419; 1/456} diye cevap verirdi. Peygamber-i Zişan (S.A.V) Efendimiz, dünyada bulundukça bu yoldan asla ayrılmadı. Zaman-ı saadetlerinde Ceziretül'arab (Arap yarımadası) fethedildi, Medine-i Münevvere'ye her taraftan ganimet malları gelmeye başladı, hükümdarlar tarafından kıymetli hediyeler gönderildi. Kısacası dünya olanca varlığıyla yüz gösterdi. Fakat o şanı yüce Peygamber (S.A.V) bunların hiç birine iltifat etmedi. Bütün bunları, fakirlere, gazilere, müslümanların yükselmelerine sarfetti, hattâ bir gün kendisine bir kese altın gelmişti, onu ashabına dağıtmıştı, hane-i sadetinde yalnız altı altın kalmıştı, gece uyumadı, kalkıp bunları dağıttı, şimdi rahat ettim buyurdu. Aişe-i Sıddîka validemiz diyor ki: "Resulullah (S.A.V), ahirete teşriflerine kadar peş peşe üç gün doyuncaya kadar yemek yememişti. Halbuki isteseydi Hak Teâlâ ona hatır ve hayale gelmedik nîmetler verirdi. Bazen bir ay kadar biz hanımlarının odalarında yemek pişirmek için ocak yanmazdı. Yiyip içtiğimiz yalnız hurma ile sudan ibaret bulunurdu. Bazen Resulü Ekrem (S.A.V)in haline acır, ağlardım. Birgün "Canım sana feda olsun! Dünya nimetlerinden kâfi miktarını kabul buyursan olmaz mı?" diye sordum. Buyurdular ki: "Ben nerede dünya nerede! Kardeşlerim olanulül'azm peygamberler,{(): ALLAH'ın emirlerini yerine getirme hususunda en çok dikkat ve titizlik, sabır ve sebat gösteren peygamberlerdir. Bunlar Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed'dir. Salât ve selam hepsinin üzerine olsun. Rabbim cümlemizi şefaatlarına nail buyursun. Bak: Şura sûresi: 13, Ahzab sûresi: 7, Ahkaf sûresi: 35.} bundan daha şiddetli hallere sabrettiler, öylece gidip Hak Teâlâ'ya kavuştular. ALLAH Teâlâ da onlara büyük sevaplar, makamlar verdi. Şimdi ben geniş bir yaşantıya erersem Hak Teâlâ'dan utanırım, benim mertebemin onların mertebelerinden aşağıya kalmasından sıkılırım, benim en özlediğim şey, o kardeşlerim olan Peygamberlere kavuşmaktır." {(): Hadis, elimizdeki mevcut kaynak eserlerde bulunamamıştır.} Mukaddes, muazzam Peygamberimiz (S.A.V), bu mübarek sözlerinden sonra dünyada ancak bir ay daha yaşamışlardı. Ahirete teşrif buyurdukları zaman ehli beytine ne bir altın, ne de bir deve veya bir koyun bırakmamıştı. Terkettiği şeyler, yalnız silâhlarıyla bindikleri katır ve gelirini vakfetmiş olduğu araziden ibaretti. İşte Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz, bu kadar kalp genişliğine sahipti.. Hak yolunda bu kadar samimî, bu kadar fedakâr idi. Onun yüksek maksadı, yalnız ALLAH'ına kulluk etmek, İslâm dinini yaymak, insanları cehaletten kurtarmak, yer yüzünü insaniyet ve medeniyet nurları içinde bırakmaktı.