Risale-i NurBüyük İslâm İlmihali

İSLÂMİYETİN MEDİNE-İ MÜNEVVERE'DE YAYILMASI VE MÜSLÜMANLARIN ORAYA HİCRETLERİ

Büyük İslâm İlmihali · s.573

112- Medine-i Tahire'nin eski adıYesribidi. Oraya Yemen'inEzdkabilesinden bir cemaat gelip yerleşmişlerdi. Bu cemaatin reisi olan Haris vefat edince Evs ve Hazrec adındaki iki oğlunu bırakmıştı. Bu cemaat fertleri ikiye ayrıldı, bir takımı Evs'e, diğer bir takımı da Hazrec'e tabi oldu. Bu şekilde Medine-i Münevvere'de Evs ve Hazrec adıyla iki kabile türemişti. Daha sonra bunların aralarına şiddetli bir düşmanlık düştü. Daima birbiriyle çarpışıp dururlardı, dünyayı verseler aralarını bulmak, kalblerini birleştirmek mümkün olmazdı. Fakat ne zaman ki aralarında İslâmiyet nurları parlamaya başladı, derhal o eski düşmanlığı unuttular, bu düşmanlık yerine bir sevgi, bir kardeşlik yerleşti. Birbirine bir din bağı ile bağlandılar, birbirlerinin selâmetine, saadetine çalıştılar, eski müşterek düşmanları olan Yahudiler'e üstün geldiler. İşte müslümanlık, Medine-i Münevvere'de bu iki kabile arasında günden güne süratle yayılıyordu. Ashab-ı Kiram'dan Umeyr oğlu Mus'ab bunlara Kur'an-ı Kerim'i ve İslâm âdabını öğretmek için Medine'i Tahire'ye gönderilmişti. Sonunda reislerinden Sa'd b. Muaz ile Useyd b. Huzayr da müslüman olunca bu iki kabile arasında müslümanlık nimetine nail olmayan hemen hemen kalmadı. 113- Mekke-i Mükerreme'deki müslümanlar, müşriklerden tahammül edilemiyecek derecede eziyet görüyorlardı. İkinci Akabe biatından sonra azar azar Medine-i Münevvere'ye gizlice hicrete başladılar. Yalnız Hz. Ömer, Mekke-i Mükerreme'den çıkacağı zaman Kâ'be-i Muazzamayı ziyaret edip orada toplanmış olan müşriklere hitaben: "Siz ne akılsız kimselersiniz ki, taştan, ağaçtan yapılmış şeyleri ma'bud tanıyorsunuz! İşte ben gidiyorum, babasını evlâdsız, evlâdını babasız, karısını kocasız bırakmak isteyenler varsa beni takip etsinler." diyerek âşikare çıkıp gitmişti. Medine-i Münevvere'ye hicret eden Ashab-ı Kiram'aMuhacirindenir, Medine-i Tahir'e halkından bulunan Ashab-ı Kiram'a daEnsardenir. Bu zatlar, muhacirlere pek çok yardım etmiş oldukları için bu Ensar ünvanını almışlardır. Hak Teâlâ hepsinden razı olsun.