Risale-i NurBüyük İslâm İlmihali

İSLÂMİYETİ İLK KABUL EDEN ZATLAR

Büyük İslâm İlmihali · s.567

93- Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz, kendisine Peygamberlik verilince ilk evvel çevresinde bulunan bazı zatları hususî bir şekilde İslâm dinine davet buyurmuştu. Bu daveti ilk önce Hz. Hatice validemiz kabul edip İslâmiyet şerefine nail oldu. Sonra Kureyş'in büyüklerinden olan Ebubekir Sıddık ile Peygamberimizin azatlı kölesi olan Zeyd b. Harise ve Peygamberimizin amcası Ebu Talib'in oğlu olup henüz dokuz-on yaşında bulunan Hz. Ali kabul ettiler. Biraz sonra da Hz. Ebubekir'in delaletiyle Osman b. Affan, Abdürrahman b. Avf, Sa'd b. Ebi Vakkas, Zübeyr b. Avvam, Talha b. Ubeydullah hazretleri İslâmiyetle şereflendiler. 94- Şanı yüce Peygamber (S.A.V) Efendimiz, daha sonra insanları açıkça dine davet etmeye başlamış, herkese ALLAH Teâlâ'nın varlığını, birliğini, büyüklüğünü anlatarak ondan başkasına tapılmamasını ihtar etmekte bulunmuş olduğundan, kabiliyetli-istekli olan zatlar müslümanlığa can atıyor, cehaletten kurtulup saadete eriyordu. Bir müddet sonra Peygamberimizin amcalarından Hz. Hamza İslâmiyeti kabul etti. Bundan biraz sonra da Ömer b. Hattab müslüman olarak İslâm dininin yayılmasına çalıştı. Artık müslümanların sayısı, günden güne artıyordu. 95- Peygamberi Zişan (S.A.V) Efendimiz'i görüp müslüman olan zatlara"Sahabe", "Ashab"denir. Tekili"Sahabi"dir.Bu şerefe nail olan kadınlara da"Sahabiyyat"denir ki tekili"Sahabiyye"dir. Ashab-ı Kiram'ın en büyüklerinden olan Ebubekir, Ömer, Osman, Ali hazretlerine"Hulefa-i Râşidîn", "Çaryar'ı Güzin"denir ki, bunlar, Resulü Ekrem (S.A.V)den sonra sırasıyla halifelik ve devlet başkanlığı makamlarında bulunmuş, İslâm dinine pek çok hizmetler etmişlerdir. Bu dört zat ile Abdurrahman b. Afv, Sa'd b. Ebi Vakkas, Zübeyr b. Avvam, Talha b. Ubeydullah, Sa'id b. Zeyd ve Ebu Ubeyde b. Cerrah hazretlerine de "Aşere-i Mübeşşere" denir ki, bu on zatın cennete girecekleri kendilerine bir hadis-i şerif ile müjdelenmiştir. 96- Peygamber (S.A.V) Efendimiz Hazretlerini görüp ona iman eden zatların hepsi de mübarektir, mukaddestir, her yönüyle hürmete lâyıktır. Onların kıymet ve şerefleri ümmetin diğer bütün fertlerinden pek yüksektir. Bu da Resul-ü Ekrem (S.A.V) Efendimiz ile görüşmek şerefine nail olmalarının ve İslam dinine ilk evvel hizmet etmiş bulunmalarının bir meyvasıdır, bir mükâfatıdır. Bunun için biz o yüksek zatların hepsine de istisnasız hürmet ve muhabbet ederiz. Onlardan bazılarının aralarında meydana gelmiş olan bazı hâdiseler, birer ictihada, birer ilâhi hikmete dayanmış olduğundan biz o hâdiseleri kurcalamayız, o hâdiselerden dolayı hiçbirine -hâşâ- dil uzatamayız. Resulullah (S.A.V)in ve diğer din büyüklerinin bizlere emirleri, tavsiyeleri bu şekildedir. ALLAH'a hamd olsun ehli sünnetten olan bütün müslümanlar, bu şekilde hareket eder, bütün Ashab-ı Kiram'ı "Radiyallah'ü Teâlâ anhüm = ALLAH Teâlâ onlardan razı olsun" diye hayır dua ile, hürmetle anar. Bu hususa ait"Ashab-ı Kiramhakkında müslümanların nezih itikatları" adındaki eserimizde geniş bilgi vardır. ALLAH'ü Azîmüşşan Hazretleri Ashab-ı Kiram'ın hepsinden razı olsun, âmin.

İLK MÜSLÜMANLARIN ÇEKTİKLERİ EZİYETLER, HABEŞİSTAN'A HİCRETLERİ VE KUŞATMA ALTINDA KALMALARI

97- Resul-ü Ekrem (S.A.V) Efendimiz'i tasdik edip İslâm dinini kabul eden Ashab-ı Kiramdan bir çokları bu uğurda pek çok eziyetler çekmiş, birçok maddi mahrumiyetlere katlanmış, dinleri uğrunda mallarını, canlarını fedadan çekinmemişlerdi. Hattâ bizzat şanı yüce Peygamber (S.A.V) Efendimiz de birçok eziyetlere maruz kalmış, hiç bir peygamberin görmediği eza ve cefaya uğrayarak bunlara sabır ile, metanet ile katlanmış, yüksek peygamberlik vazifesini harikulade bir azim ile yerine getirmeye çalışmış, hakkıyla muvaffak da olmuştur. 98- Kölelerden ilk evvel müslüman olan, "Bilâli Habeşî" idi. Bu zat müslüman olunca görmediği eziyet kalmamıştır. Müşrikler, bu muhterem zatın boynuna ip takmışlar, onu çocukların ellerine vererek sokaklarda, kızgın kumların üzerinde dolaştırmışlar, kendisini bayılıncaya kadar dövmeye devam etmişlerdi. Fakat Hz. Bilâl: "ALLAH birdir, ALLAH bir" diyerek dininde sebat ediyor, bu eziyetlere katlanıyordu. Kendisini nihayet Ebubekir Hazretleri satın alarak azat etmiştir. Dinindeki bu sebat ve metanetin mükâfatıdır ki, onun mübarek ismi asırlardan beri bütün ümmet tarafından bir hürmetle anılıp durmaktadır. "Radiyallah'ü Teâlâ anh". 99- İslâmiyeti kabul eden zatlardan bir kısmı da gördükleri eziyet yüzünden vatanlarını terkederek Habeşistan'a hicrete mecbur kalmışlardı. Şöyle ki, bunlardan evvelâ on bir erkek ile dört kadın, sonra da seksen iki erkek ile yirmi kadın hicret etmiştir. Peygamberimizin muhterem kerimeleri Hz. Rukiye ile kocası Hz. Osman da bu ilk hicret edenlerdendir. Habeşistan hükümdarı Necaşî, bu muhacirlere çok hürmet etmiş, yer göstermiş, sonra da İslâmiyeti kabul eylemişti. 100- Bi'seti Nebeviyyenin, yani Hz. Muhammed (S.A.V)e peygamberlik verildiğinin yedinci senesi idi ki, Mekke-i Mükerreme'deki müşrikler, müslümanların günden güne artıp kuvvet bulduklarını görerek haklarındaki eziyetlerini bir kat daha arttırmaya başlamışlardı. Peygamber (S.A.V) Efendimiz'in mensup olduğu Hâşim oğulları ile alışverişi kesmişler, onlara faydalı şeyleri haber vermemeye karar vermişler, onların ihtiyaç içinde yaşamaları için kendileriyle her türlü münasebeti kesip durmuşlar, hatta bu hususta bir ahidname de yazıp Kâ'be-i Muazzama'nın bir duvarına asmışlardı. Artık Hâşim oğullarından olanlar, gerek müslüman olsunlar ve gerek olmasınlar, "Şa'bı Ebi Talib" denilen bir mahallede âdeta mahsur - çevreleri kuşatılmış bir durumda kalmış, son derece bir sıkıntı içinde vakit geçirmekte bulunmuşlardı. Diğer müslümanlar da gelip bu mahallede toplanmışlardı. Fakat bu ahidnamenin evvelindeki "Bismikel'lahümme" ibaresinden başka bütün yazılarını güvelerin yemiş olduğunu Peygamber (S.A.V) Efendimiz, bir mucize olarak haber verdi. Gidip baktılar, bu hakikatı anlayınca müşrikler, biraz utandılar, Hâşim oğulları aleyhindeki ittifaklarını bozdular, Hâşim oğulları da diğer müslümanlar ile beraber bu kuşatmadan kurtulup biraz nefes aldılar.