İLÂHÎ VAZİFELER
Büyük İslâm İlmihali · s.497
8- Her akıllı ve büluğ çağına ermiş olan kimse, ALLAH Teâlâ Hazretlerini bilip ona kullukta bulunmakla mükelleftir. Bir insan için bu kulluktan daha büyük bir nimet, bir şeref olamaz. Biz evvelâ büyük yaratanımızın varlığını, birliğini, kudret ve azametini, mukaddes emirlerini ve yasaklarını bilir, tasdik ederiz. Bunlar bizim birer itikadî vazifelerimizdir. Sonra da namaz, oruç, zekât, hac gibi sırf bedenî veya sırf malî veya hem bedenî hem malî olan ibadetler ile mükellef bulunduğumuzu bilir, bunları seve seve yaparız, bunlardan feyiz alır, büyük zevkler duyarız. Bunlar da bizim birer amelî vazifelerimizdir. 9- İslâm yurdunu muhafaza ve müdafaa da ilâhi bir vazife demektir. Cihad, İslâm vatanını müdafaa, bazen farzı kifaye, bazen de farzı ayın olur. Kat'î bir zaruret bulunmadığı halde İslâm ordusuna katılmakla cihada, İslâm vatanını muhafazaya gönüllü olarak iştirak etmek, ilâhî, vatani bir ahlâk vazifesidir. Dine, İslâm varlığına hizmetten daha büyük ne olabilir? Bir hadis-i şerifte: ﺟَﺎﻫِﺪُﻭﺍ ﺍﻟْﻤُﺸْﺮِﻛِﻴﻦَ ﺑِﺎَﻣْﻮَﺍﻟِﻜُﻢْ ﻭَﺍَﻧْﻔُﺴِﻜُﻢْ ﻭَﺍَﻟْﺴِﻨَﺘِﻜُﻢْ "Müşrikler ile mallarınızla, nefislerinizle ve dillerinizle cihad ediniz." {(): Ebu Davud; Cihad:18; No:2504; 2/13, Nesâi; Cihad:1; No:3096; 6/7, A. b. Hanbel; No:11837; 3/124} diye buyurulmuştur. Bu sebeple ALLAH yolunda cihad, beden ile olacağı gibi para ile, dil ile de olabilir. Bir hadis-i şerifte de: " ﺍَﺑْﻮَﺍﺏُ ﺍﻟْﺠَﻨَّﺔِ ﺗَﺤْﺖَ ﻇِﻼﺎﻝِ ﺍﻟﺴُّﻴُﻮﻑِ "Şüphe yok ki cennetin kapıları kılıçların gölgeleri altındadır" {(): Buhari; Cihad:111; No:2804; 3/1082, Müslim; İmare:41; No:1902; 3/1511, Ebu Davud; Cihad:89; No:2631; 2/48} diye buyurulmuştur. İşte bütün bunlar müslümanlıkta askerliğin, dine, vatana hizmetin ne kadar kıymetli olduğunu göstermeğe kâfidir. Ne mutlu İslâm erlerine, İslâm kahraman mücahidlerine! 10- Nefis ile mücadele de en büyük bir cihaddır. Bu sebeple en mühim ilâhî bir vazifedir. Nefsini İslâmiyetin verdiği bir terbiye dairesinde korumayan kimse, ne kendisine ne de yurduna hakkıyla hizmet edemez. Yüksek fedakârlıklar, yüksek bir İslâm terbiyesi sayesinde meydana gelir. Buna tarihi hâdiseler şahittir. Bunun içindir ki, Resulü Ekrem (S.A.V) Efendimiz bir gazadan döndükten sonra Ashab-ı Kiram'ına hitaben: "Biz küçük bir cihaddan büyük bir cihada dönmüş bulunmaktayız." {(): Aclûni, Keşfu'l-Hafa; No:1362; 1/424} buyurarak nefis ile olan mücadeleye işaret buyurmuşlardı. 11- Bir takım nafile ibadetler de birer ilâhi vazifedir. Meselâ biz ALLAH Teâlâ'nın rızasını kazanmak için nafile namaz kılar, oruçlar tutarız, kalblerimizin nurlanması için vakit vakit Kur'an-ı Kerim okuruz, imanımızın nurunu artırmak için ezeli mabudumuzun, mukaddes isimlerini zikrederiz, uyanık bir ruha sahip olmak için yüce yaratıcımızın büyüklüğünü, eseri olan kainattaki yüksekliği düşünür, tefekküre dalarız. İşte bütün bunlar birer ilâhî vazifedir.