Râbian:
Barla Lâhikası · s.263
KardeşimizAbdülmecid'ebir mektubla bazı Sözler'i gönderiyorum. Sen gayet emniyetli bir tarzda postaya ver, adres: "Ergani-i Osmaniyede esnaftanVan'lı Şahabeddin Efendi vasıtasıyla Van'lı Abdülmecid Efendi'ye"Bu adresi yeni hurufatla mektuba ve emanete yazınız. {(): Mektubun bundan sonraki "Hâmisen" kısmı, Mektubat'ta Üçüncü Mektub'dadır.} ﺍَﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ
Kardeşiniz
Said Nursî
~(MEKTUBAT'ta Onsekizinci Mektub İkinci Mes'ele-i Mühimme'deki sualin cevabına bir zeyildir)
ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩ۪ ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ Aziz, sıddık, muhlis kardeşim Hulusi Bey! Suallerinize dair bir cevab yazmıştım. Kardeşimiz Hüsrev bir izah istedi. O zât ruhen size benzediği için, onun istizahına sen de iştirak ettiğini tahayyül ettim. Bu zeyli yazdım, size gönderdim. Hem Keramet-i Gavsiye'nin birinci satırına dair bir parça gönderildi, onun âhirine yazarsınız. Hem Keramet-i Gavsiye ile münasebetdar bir nükte-i Kur'aniyeyi gönderdik. Meşrebimize muhalif olan bu izhar-ı esrara beni sevkeden, manevî ihtar ile kardeşlerimizin sa'ye ziyade şevk u gayrete gelmelerine bir vesile olmasıdır. Hakikaten bir vakit fütur geldi; tevafuk çıktı, şevki tazelendirdi. Bir zaman yine fütur baş gösterdi; Keramet-i Gavsiye çıktı, gayreti çok ziyadeleştirdi. Ben bu haletten anladım ki; izharından hizmetimize zararı yok, olsa olsa nefsime zarardır. Zâten nefsim hizmete feda olmağa hazırdır. Başta muhterem pederiniz, Fethi Bey, Hoca Abdurrahman, Kemaleddin, Ömer Efendi olarak risalelerle alâkadar olan zâtlara selâm ve dua ediyorum ve dualarını istiyorum. ﺍَﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ
Kardeşiniz Said
(Hulusi'nin ikinci sualinin cevabına bir zeyildir)
Sual:
Muhyiddin-i Arabî Vahdetü'l-vücud mes'elesini, en yüksek bir mertebe telakki ettiği gibi, ehl-i aşk bir kısım evliya-i azîme dahi ona ittiba etmişler. Bu mes'elenin en yüksek mertebe olmadığını, hem hakikî olmadığını, belki bir derece ehl-i sekir ve istiğrakın ve ashab-ı şevk ve aşkın meşrebi olduğunu diyorsun. Öyle ise muhtasaran, sırr-ı veraset-i nübüvvetle ve Kur'an'ın sarahatıyla gösterilen tevhidin yüksek mertebesi hangisidir? Göster.
Elcevab:
Benim gibi, hiç ender hiç âciz bir bîçarenin kısa fikriyle, bu yüksek mertebeleri muhakeme etmek, yüz derece haddimin fevkindedir. Yalnız Kur'an-ı Hakîm'in feyzinden gelen, gayet muhtasar bir-iki nükte söyleyeceğim. Belki bu mes'elede faidesi olacak.