Risale-i NurÂyet ve Hadîs Meâlleri

Yirmisekizinci Mektub

Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.251

Yirmisekizinci Mektub, 1931-1933 yılları arasında, Bediüzzaman Hazretleri Barla'da bulunduğu yıllarda te'lif edilmiştir. ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla ﺍِﻥْ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﻟِﻠﺮُّْﻳَﺎ ﺗَﻌْﺒُﺮُﻭﻥَ Eğer rüya tabirini biliyorsanız. (Yûsuf Sûresi, 12:43) ﻧَﻪ ﺷَﺒَﻢْ ﻧَﻪ ﺷَﺐْ َﺭَﺳْﺘَﻢْ ﻣَﻦْ ٭ ﻏُﻼﺎﻡِ ﺷَﻤْﺴَﻢْ ﺍَﺯْ ﺷَﻤْﺲْ ﻣ۪ﻰ ُﻭﻳَﻢْ ﺧَﺒَﺮْ Ben ne geceyim, ne de geceye kulluk ederim. Ben bir hakikat güneşinin hâdimiyim ki, size ondan haber getiriyorum. [İmam-ı Rabbânî, el-Mektûbât 1:124 (130. Mektup)] ﻥْ ﺧَﻴَﺎﻻﺎﺗِﻰ ﻛِﻪ ﺩَﺍﻡِ ﺍَﻭْﻟِﻴَﺎﺳْﺖْ ٭ ﻋَﻜْﺲِ ﻣَﻬْﺮُﻭﻳَﺎﻥِ ﺑُﻮﺳْﺘَﺎﻥِ ﺧُﺪَﺍﺳْﺖْ Evliyaya tuzak olan hayaller, ilahî bahçelerin ay yüzlü güzellerinin akisleridir. (Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî) (Mektûbat sh: 347) ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﻧَﻮْﻣَﻜُﻢْ ﺳُﺒَﺎﺗًﺎ Uykunuzu bir istirahat kıldık. (Nebe Sûresi, 78:9) ﻧَﻪ ﺷَﺒَﻢْ ﻧَﻪ ﺷَﺐْ َﺭَﺳْﺘَﻢْ Ne geceyim, ne geceperestim. ﺍَﺿْﻐَﺎﺙُ ﺍَﺣْﻼﺎﻡٍ Karma karışık, tabire değmez rüyalar. (Yûsuf Sûresi, 12:44) (Mektûbat sh: 348) ﻧَﺎﻑِ ُﺭْﺑ۪ﻴﻨَﻪ َﺍﻻﺎﻧْﺪَﺍﺭْ ﻟ۪ﻰ ﻭَﺭ۪ﻳﻨَﻪ Yani: "Kurdun bahsini ettiğin zaman topuzu hazırla, vur; çünki kurt geliyor." (Mektûbat sh: 349) ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﻧَﻮْﻣَﻜُﻢْ ﺳُﺒَﺎﺗًﺎ Uykunuzu bir istirahat kıldık. (Nebe Sûresi, 78:9) (Mektûbat sh: 350) ﻕ (Kâf Sûresi, 50:1) (Mektûbat sh: 352) ﻭَﺍﻟﻨَّﺎﺯِﻋَﺎﺕِ ﻏَﺮْﻗًﺎ ٭ ﻭَﺍﻟﻨَّﺎﺷِﻄَﺎﺕِ ﻧَﺸْﻄًﺎ Yemin olsun kâfirin ruhunu tâ derinliklerinden şiddetle söküp alanlara. Ve mü'minin ruhunu kolaylıkla alanlara. (Nâziât Sûresi, 79:1-2) (Mektûbat sh: 353) ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻋْﻠَﻢُ ﺑِﺎﻟﺼَّﻮَﺍﺏِ Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. (Mülk Sûresi, 67:26) ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Gaybı Allah'tan başkası bilmez. (Neml Sûresi, 27:65; Tirmizi, Sevâbü'l-Kur'ân: 7) ﻗُﻞْ ﺍِﻧَّﻤَﺎ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢُ ﻋِﻨْﺪَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ De ki: Şüphesiz ilim Allah katındadır. ﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﺍَﻧْﺰَﻝَ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏَ ﻣِﻨْﻪُ ﺍٰﻳَﺎﺕٌ ﻣُﺤْﻜَﻤَﺎﺕٌ ﻫُﻦَّ ﺍُﻡُّ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ ﻭَﺍُﺧَﺮُ ﻣُﺘَﺸَﺎﺑِﻬَﺎﺕٌ ﻓَﺎَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻓ۪ﻰ ﻗُﻠُﻮﺑِﻬِﻢْ ﺯَﻳْﻎٌ ﻓَﻴَﺘَّﺒِﻌُﻮﻥَ ﻣَﺎ ﺗَﺸَﺎﺑَﻪَ ﻣِﻨْﻪُ ﺍﺑْﺘِﻐَٓﺎﺀَ ﺍﻟْﻔِﺘْﻨَﺔِ ﻭَﺍﺑْﺘِﻐَٓﺎﺀَ ﺗَﺎْﻭ۪ﻳﻠِﻪِ ﻭَﻣَﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺗَﺎْﻭ۪ﻳﻠَﻪُ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﺍﻟﺮَّﺍﺳِﺨُﻮﻥَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢِ ﻳَﻘُﻮﻟُﻮﻥَ ﺍٰﻣَﻨَّﺎ ﺑِﻪِ ﻛُﻞّ ٌ ﻣِﻦْ ﻋِﻨْﺪِ ﺭَﺑّﻨِﺎَ ﻭَﻣَﺎ ﻳَﺬَّﻛَّﺮُ ﺍِﻻَٓﺎ ﺍُﻭﻟُﻮﺍ ﺍﻻﺎَﻟْﺒَﺎﺏِ Sana Kur'ân'ı indiren Odur. O Kur'ân'ın âyetlerinden bir kısmı, mânâsı açık olan muhkem âyetlerdir ki, kitabın aslı ve manası bunlardır. Diğer bir kısım âyetler ise müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde sapıklığa meyil bulunanlar, muhkem âyetleri bırakıp fitne aramak ve yalan yanlış yorumlamak için müteşabih âyetlere yönelirler. Halbuki o âyetlerin tefsirini Allah'tan başkası bilemez. İlimde derinlik ve istikamet sahibi olanlar ise, 'Biz buna inandık; hepsi Rabbimizin katından indirilmiştir' derler. Bunları ancak akıl sahibi olanlar düşünüp anlar. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:7) (Mektûbat sh: 355) ﺍَﻟْﻤَﻮْﺕُ ﺣَﻖٌ Ölüm hak ve gerçektir. ﺍَﻧْﺖَ ﻓِﻰ ﺩَﺍﺭِ ﺍﻟْﺤِﻜْﻤَﺔِ ﻓَﺎﻃْﻠُﺐْ ﻃَﺒ۪ﻴﺒًﺎ ﻳُﺪَﺍﻭ۪ﻯ ﻗَﻠْﺒَﻚَ Sen dârü'l-hikmettesin; önce, kalbini tedavi edecek bir tabip ara. (Mektûbat sh: 359) ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻻﺎ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻻَﺎ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠ۪ﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢُ Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin. (Bakara Sûresi, 2:32) ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠٰﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺻَﻼﺎﺓً ﺗَﻜُﻮﻥُ ﻟَﻚَ ﺭِﺿَٓﺎﺀً ﻭَ ﻟِﺤَﻘِّﻪ۪ ﺍَﺩَٓﺍﺀً ﻭَ ﻋَﻠٰٓﻰ ﺍٰﻟِﻪ۪ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪ۪ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ Allahım! Efendimiz Muhammed'e ve âl ve ashabına Senin razı olacağın ve Onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle salât ve selâm et. (Mektûbat sh: 360) ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ Allah'ın adıyla. ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩ۪ Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44) (Mektûbat sh: 361) ﻭَﻻﺎ ﺗَﺮْﻛَﻨُٓﻮﺍ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻇَﻠَﻤُﻮﺍ ﻓَﺘَﻤَﺴَّﻜُﻢُ ﺍﻟﻨَّﺎﺭُ Zulmedenlere en küçük bir meyil dahi göstermeyin; yoksa Cehennem ateşi size de dokunur. (Hûd Sûresi, 11:113) (Mektûbat sh: 362) ﺍَﻟﺮَّﺍﺿ۪ﻰ ﺑِﺎﻟﻀَّﺮَﺭِ ﻻﺎ ﻳُﻨْﻈَﺮُ ﻟَﻪُ "Bilerek zarara razı olana şefkat edip lehinde bakılmaz." ﻛَﺘَﻌْﻠ۪ﻴﻖِ ﺍﻟﺪُّﺭَﺭِ ﻓ۪ﻰ ﺍَﻋْﻨَﺎﻕِ ﺍﻟْﺒَﻘَﺮِ Öküzün boynuna inci takmak gibi. (Mektûbat sh: 363) ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻫٰﺬَﺍ ﻣِﻦْ ﻓَﻀْﻞِ ﺭَﺑّ۪ﻰ Rabbimin bu fazlından dolayı Allah'a hamdolsun. (Mektûbat sh: 364)