Yirminci Söz
Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.68
Yirminci Söz, Barla'da 1926-29 yılları arasında telif edilmiştir. ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla ﻭَﺍِﺫْ ﻗُﻠْﻨَﺎ ﻟِﻠْﻤَﻠٰٓﺌِﻜَﺔِ ﺍﺳْﺠُﺪُﻭﺍ ﻻﺎٰﺩَﻡَ ﻓَﺴَﺠَﺪُٓﻭﺍ ﺍِﻻَٓﺎ ﺍِﺑْﻠ۪ﻴﺲَ Meleklere 'Âdem'e secde edin' dediğimizde, İblis hariç hepsi secde etti. (Bakara Sûresi, 2:34) ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻳَﺎْﻣُﺮُﻛُﻢْ ﺍَﻥْ ﺗَﺬْﺑَﺤُﻮﺍ ﺑَﻘَﺮَﺓً Allah size bir inek kesmenizi emrediyor. (Bakara Sûresi, 2:67) ﺛُﻢَّ ﻗَﺴَﺖْ ﻗُﻠُﻮﺑُﻜُﻢْ ﻣِﻦْ ﺑَﻌْﺪِ ﺫٰﻟِﻚَ ﻓَﻬِﻰَ ﻛَﺎﻟْﺤِﺠَﺎﺭَﺓِ ﺍَﻭْ ﺍَﺷَﺪُّ ﻗَﺴْﻮَﺓً Sonra, bütün bunların ardından kalbiniz yine katılaştı. Sanki taş kesildi, hattâ taştan da katılaştı. (Bakara Sûresi, 2:74) ﺍَﻓَﻼﺎ ﻳَﻌْﻘِﻠُﻮﻥَ Hiç düşünmüyorlar mı? (Yâsin Sûresi, 36:68) (Sözler sh: 246) ﻋَﻠَّﻢَ ﺍٰﺩَﻡَ ﺍﻻﺎَﺳْﻤَٓﺎﺀَ ﻛُﻠَّﻬَﺎ Âdem'e bütün isimleri öğretti. (Bakara Sûresi, 2:31) (Sözler sh: 247) ﺛُﻢَّ ﻗَﺴَﺖْ ﻗُﻠُﻮﺑُﻜُﻢْ ﻣِﻦْ ﺑَﻌْﺪِ ﺫٰﻟِﻚَ ﻓَﻬِﻰَ ﻛَﺎﻟْﺤِﺠَﺎﺭَﺓِ ﺍَﻭْ ﺍَﺷَﺪُّ ﻗَﺴْﻮَﺓً ﻭَﺍِﻥَّ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﺤِﺠَﺎﺭَﺓِ ﻟَﻤَﺎ ﻳَﺘَﻔَﺠَّﺮُ ﻣِﻨْﻪُ ﺍﻻﺎَﻧْﻬَﺎﺭُ ﻭَﺍِﻥَّ ﻣِﻨْﻬَﺎ ﻟَﻤَﺎ ﻳَﺸَّﻘَّﻖُ ﻓَﻴَﺨْﺮُﺝُ ﻣِﻨْﻪُ ﺍﻟْﻤَٓﺎﺀُ ﻭَﺍِﻥَّ ﻣِﻨْﻬَﺎ ﻟَﻤَﺎ ﻳَﻬْﺒِﻂُ ﻣِﻦْ ﺧَﺸْﻴَﺔِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﻣَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺑِﻐَﺎﻓِﻞٍ ﻋَﻤَّﺎ ﺗَﻌْﻤَﻠُﻮﻥَ Sonra, bütün bunların ardından kalbiniz yine katılaştı. Sanki taş kesildi, hattâ taştan da katılaştı. Çünkü öyle taşlar vardır, bağrından nehirler çağlar. Öyleleri var ki, yarılır da aralarından sular akar. Öyleleri var ki, Allah korkusundan parçalanıp aşağılara yuvarlanır. Allah ise sizin yaptıklarınızdan asla habersiz değildir. (Bakara Sûresi, 2:74) (Sözler sh: 249) ﻭَﺍِﻥَّ ﻣِﻨْﻬَﺎ ﻟَﻤَﺎ ﻳَﻬْﺒِﻂُ ﻣِﻦْ ﺧَﺸْﻴَﺔِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Taşlardan öyleleri var ki, Allah korkusundan parçalanıp aşağılara yuvarlanır. (Bakara Sûresi, 2:74) ﻭَﺍِﻥَّ ﻣِﻨْﻬَﺎ ﻟَﻤَﺎ ﻳَﺸَّﻘَّﻖُ ﻓَﻴَﺨْﺮُﺝُ ﻣِﻨْﻪُ ﺍﻟْﻤَٓﺎﺀُ Taşlardan öyleleri var ki, yarılır da aralarından sular akar. (Bakara Sûresi, 2:74) (Sözler sh: 250) ﻭَﺍِﻥَّ ﻣِﻨْﻬَﺎ ﻟَﻤَﺎ ﻳَﻬْﺒِﻂُ ﻣِﻦْ ﺧَﺸْﻴَﺔِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Taşlardan öyleleri var ki, Allah korkusundan parçalanıp aşağılara yuvarlanır. (Bakara Sûresi, 2:74) ﻭَﺍِﻥَّ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﺤِﺠَﺎﺭَﺓِ ﻟَﻤَﺎ ﻳَﺘَﻔَﺠَّﺮُ ﻣِﻨْﻪُ ﺍﻻﺎَﻧْﻬَﺎﺭُ Taşlardan öyleleri var ki, bağrından nehirler çağlar." (Bakara Sûresi, 2:74) (Sözler sh: 251) ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻻﺎ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَﺎ ﺍِﻻَﺎ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠِﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢ Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Sûresi, 2:32) ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﻓَﻬِّﻤْﻨَﺎ ﺍَﺳْﺮَﺍﺭَ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ ﻛَﻤَﺎ ﺗُﺤِﺐُّ ﻭَ ﺗَﺮْﺿٰﻰ ﻭَ ﻭَﻓِّﻘْﻨَﺎ ﻟِﺨِﺪْﻣَﺘِﻪِ ﺍٰﻣ۪ﻴﻦَ ﺑِﺮَﺣْﻤَﺘِﻚَ ﻳَﺎ ﺍَﺭْﺣَﻢَ ﺍﻟﺮَّﺍﺣِﻤ۪ﻴﻦَ ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﻋَﻠٰﻰ ﻣَﻦْ ﺍُﻧْﺰِﻝَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢُ ﻭَ ﻋَﻠٰٓﻰ ﺍٰﻟِﻪ۪ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪ۪ ﺍَﺟْﻤَﻌ۪ﻴﻦَ Allahım! Kur'ân'ın esrarını, sevdiğin ve râzı olduğun şekilde bize tefhim et ve onun hizmetine bizi muvaffak et. Âmin, rahmetinle ey Erhamürrâhimîn. Allahım! Kur'ân-ı Hakîmin kendisine indirildiği Zâta ve bütün âl ve ashâbına salât ve selâm olsun. ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﻣَﻦْ ﺑَﺴَﻂَ ﺍﻻﺎَﺭْﺽَ ﻋَﻠٰﻰ ﻣَٓﺎﺀٍ ﺟَﻤَﺪْ Arzı, donmuş bir çeşit suyun üzerinde yayan Zatı her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim." (Mecmuatü'l-Ahzab, 1:304; 2:554) (Sözler sh: 252) ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla ﻭَﻻﺎ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻻﺎ ﻳَﺎﺑِﺲٍ ﺍِﻻَﺎ ﻓ۪ﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒ۪ﻴﻦٍ Ne yaş, ne de kuru hiçbir şey yoktur ki, ap açık bir kitapta yazılmış olmasın. (En'âm Sûresi, 6:59) (Sözler sh: 253) ﻗُﺘِﻞَ ﺍَﺻْﺤَﺎﺏُ ﺍﻻﺎُﺧْﺪُﻭﺩِ ٭ ﺍَﻟﻨَّﺎﺭِ ﺫَﺍﺕِ ﺍﻟْﻮَﻗُﻮﺩِ ٭ ﺍِﺫْ ﻫُﻢْ ﻋَﻠَﻴْﻬَﺎ ﻗُﻌُﻮﺩٌ ٭ ﻭَﻫُﻢْ ﻋَﻠٰﻰ ﻣَﺎ ﻳَﻔْﻌَﻠُﻮﻥَ ﺑِﺎﻟْﻤُْﻤِﻨ۪ﻴﻦَ ﺷُﻬُﻮﺩٌ ٭ ﻭَﻣَﺎ ﻧَﻘَﻤُﻮﺍ ﻣِﻨْﻬُﻢْ ﺍِﻻَٓﺎ ﺍَﻥْ ﻳُْﻤِﻨُﻮﺍ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰِ ﺍﻟْﺤَﻤ۪ﻴﺪِ ٭ Uhdud Ashabına lânet olundu. Onlar tutuşturdukları ateşin karşısına oturur, mü'minlere yaptıkları işkenceyi seyrederlerdi. O mü'minlerden intikam almalarının sebebi ise, kudreti herşeye galip olan ve her türlü övgüye lâyık bulunan Allah'a iman etmiş olmalarından başka birşey değildi. (Burûc Sûresi, 85:4-8) ﻓِﻰ ﺍﻟْﻔُﻠْﻚِ ﺍﻟْﻤَﺸْﺤُﻮﻥِ ٭ ﻭَﺧَﻠَﻘْﻨَﺎ ﻟَﻬُﻢْ ﻣِﻦْ ﻣِﺜْﻠِﻪ۪ ﻣَﺎ ﻳَﺮْﻛَﺒُﻮﻥَ Onlar için bir delil de, insan neslini, dolu gemilerde taşımamız ve bunun gibi daha nice binekleri onlar için yaratmış olmamızdır. (Yâsin Sûresi, 36:41-42) ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﻧُﻮﺭُ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﻣَﺜَﻞُ ﻧُﻮﺭِﻩ۪ ﻛَﻤِﺸْﻜَﺎﺓٍ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﻣِﺼْﺒَﺎﺡٌ ﺍَﻟْﻤِﺼْﺒَﺎﺡُ ﻓ۪ﻰ ﺯُﺟَﺎﺟَﺔٍ ﺍَﻟﺰُّﺟَﺎﺟَﺔُ ﻛَﺎَﻧَّﻬَﺎ ﻛَﻮْﻛَﺐٌ ﺩُﺭِّﻯٌّ ﻳُﻮﻗَﺪُ ﻣِﻦْ ﺷَﺠَﺮَﺓٍ ﻣُﺒَﺎﺭَﻛَﺔٍ ﺯَﻳْﺘُﻮﻧَﺔٍ ﻻﺎ ﺷَﺮْﻗِﻴَّﺔٍ ﻭَﻻﺎ ﻏَﺮْﺑِﻴَّﺔٍ ﻳَﻜَﺎﺩُ ﺯَﻳْﺘُﻬَﺎ ﻳُﻀ۪ٓﻰﺀُ ﻭَﻟَﻮْ ﻟَﻢْ ﺗَﻤْﺴَﺴْﻪُ ﻧَﺎﺭٌ ﻧُﻮﺭٌ ﻋَﻠٰﻰ ﻧُﻮﺭٍ ﻳَﻬْﺪِﻯ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟِﻨُﻮﺭِﻩ۪ ﻣَﻦْ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun misali, bir lâmba yuvası gibidir ki, onda bir kandil vardır. Kandil de cam fanus içindedir. Cam fanus ise, inci gibi parlayan bir yıldıza benzer ki, ne doğuya, ne de batıya ait olmayan mübarek bir ağacın yakıtından tutuşturulur. Onun yakıtı, kendisine ateş dokunmasa bile ışık verecek kabiliyettedir. O nur üstüne nurdur. Allah dilediğini nuruna kavuşturur. (Nûr Sûresi, 24:35) ﻳَﻜَﺎﺩُ ﺯَﻳْﺘُﻬَﺎ ﻳُﻀ۪ٓﻰﺀُ ﻭَﻟَﻮْ ﻟَﻢْ ﺗَﻤْﺴَﺴْﻪُ ﻧَﺎﺭٌ ﻧُﻮﺭٌ ﻋَﻠٰﻰ ﻧُﻮﺭٍ Onun yakıtı, kendisine ateş dokunmasa bile ışık verecek kabiliyettedir. O, nur üstüne Nurdur. (Nûr Sûresi, 24:35) (Sözler sh: 254) ﻭَ ﻟِﺴُﻠَﻴْﻤٰﻦَ ﺍﻟﺮّ۪ﻳﺢَ ﻏُﺪُﻭُّﻫَﺎ ﺷَﻬْﺮٌ ﻭَﺭَﻭَﺍﺣُﻬَﺎ ﺷَﻬْﺮٌ Rüzgârı da Süleyman'a boyun eğdirdik ki, sabahtan bir aylık, öğleden sonra da bir aylık yol giderdi. (Sebe Sûresi, 34:12) (Sözler sh: 255) ﻓَﻘُﻠْﻨَﺎ ﺍﺿْﺮِﺏْ ﺑِﻌَﺼَﺎﻙَ ﺍﻟْﺤَﺠَﺮَ ﻓَﺎﻧْﻔَﺠَﺮَﺕْ ﻣِﻨْﻪُ ﺍﺛْﻨَﺘَﺎ ﻋَﺸْﺮَﺓَ ﻋَﻴْﻨًﺎ [Mûsâ'ya] 'Vur asânı taşa' buyurduk. Asâsını vurduğu yerden, on iki pınar fışkırıverdi. (Bakara Sûresi, 2:60) ﻭَﺍُﺑْﺮِﺉُ ﺍﻻﺎَﻛْﻤَﻪَ ﻭَﺍﻻﺎَﺑْﺮَﺹَ ﻭَﺍُﺣْﻴِﻰ ﺍﻟْﻤَﻮْﺗٰﻰ ﺑِﺎِﺫْﻥِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Allah'ın izniyle, anadan doğma körleri ve alaca hastalığına tutulanları iyileştirir ve ölüleri diriltirim. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:49) (Sözler sh: 256) ﻭَﺍَﻟَﻨَّﺎ ﻟَﻪُ ﺍﻟْﺤَﺪ۪ﻳﺪَ Demiri de onun için yumuşattık. (Sebe Sûresi, 34:10) ﻭَﺍٰﺗَﻴْﻨَﺎﻩُ ﺍﻟْﺤِﻜْﻤَﺔَ ﻭَﻓَﺼْﻞَ ﺍﻟْﺨِﻄَﺎﺏِ Ona ilim ve hikmet ile, hakkı ve bâtılı açıkça ayırd eden bir ifade gücü verdik. (Sâd Sûresi, 38:20) ﻭَﺍَﺳَﻠْﻨَﺎ ﻟَﻪُ ﻋَﻴْﻦَ ﺍﻟْﻘِﻄْﺮِ Erimiş bakırı ona sel gibi akıttık. (Sebe Sûresi, 34:12) (Sözler sh: 257) ﻗَﺎﻝَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﻋِﻨْﺪَﻩُ ﻋِﻠْﻢٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ ﺍَﻧَﺎ ﺍٰﺗ۪ﻴﻚَ ﺑِﻪ۪ ﻗَﺒْﻞَ ﺍَﻥْ ﻳَﺮْﺗَﺪَّ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﻃَﺮْﻓُﻚَ ﻓَﻠَﻤَّﺎ ﺭَﺍٰﻩُ ﻣُﺴْﺘَﻘِﺮًّﺍ ﻋِﻨْﺪَﻩُ Semâvî kitapların esrarına vakıf bir âlim, 'Sen daha gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm' dedi. Vakta ki, (Süleyman) onu yanında durur bir halde gördü. (Neml Sûresi, 27:40) ﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﺟَﻌَﻞَ ﻟَﻜُﻢُ ﺍﻻﺎَﺭْﺽَ ﺫَﻟُﻮﻻﺎ ﻓَﺎﻣْﺸُﻮﺍ ﻓ۪ﻰ ﻣَﻨَﺎﻛِﺒِﻬَﺎ ﻭَﻛُﻠُﻮﺍ ﻣِﻦْ ﺭِﺯْﻗِﻪ۪ ﻭَﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺍﻟﻨُّﺸُﻮﺭُ Üzerinde gezin ve Allah'ın verdiği rızıktan yiyin diye, yeryüzünü sizin emrinize veren Odur. Sonra dönüşünüz yine Onadır. (Mülk Sûresi, 67:15) (Sözler sh: 258) ﻣُﻘَﺮَّﻧ۪ﻴﻦَ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺻْﻔَﺎﺩِ Âsi şeytanları zincirlerle bağlı olarak ona boyun eğdirdik. (Sâd Sûresi, 38:38) ﻭَﻣِﻦَ ﺍﻟﺸَّﻴَﺎﻃ۪ﻴﻦِ ﻣَﻦْ ﻳَﻐُﻮﺻُﻮﻥَ ﻟَﻪُ ﻭَﻳَﻌْﻤَﻠُﻮﻥَ ﻋَﻤَﻼﺎ ﺩُﻭﻥَ ﺫٰﻟِﻚَ Denize dalarak onun için cevherler çıkaran ve başka işler de gören şeytanları yine onun emrine verdik. (Enbiyâ Sûresi, 21:82) ﻓَﺎَﺭْﺳَﻠْﻨَٓﺎ ﺍِﻟَﻴْﻬَﺎ ﺭُﻭﺣَﻨَﺎ ﻓَﺘَﻤَﺜَّﻞَ ﻟَﻬَﺎ ﺑَﺸَﺮًﺍ ﺳَﻮِﻳًّﺎ Meryem'e Cebrâil'i gönderdik; o da aynen bir beşer suretinde ona görünüverdi. (Meryem Sûresi, 19:17) (Sözler sh: 259) ﺍِﻧَّﺎ ﺳَﺨَّﺮْﻧَﺎ ﺍﻟْﺠِﺒَﺎﻝَ ﻣَﻌَﻪُ ﻳُﺴَﺒِّﺤْﻦَ ﺑِﺎﻟْﻌَﺸِﻰِّ ﻭَﺍﻻﺎِﺷْﺮَﺍﻕِ Biz dağları onun emrine verdik ki, akşam sabah onunla beraber tesbih ederlerdi. (Sâd Sûresi, 38:18) ﻳَﺎ ﺟِﺒَﺎﻝُ ﺍَﻭِّﺑ۪ﻰ ﻣَﻌَﻪُ ﻭَﺍﻟﻄَّﻴْﺮَ ﻭَﺍَﻟَﻨَّﺎ ﻟَﻪُ ﺍﻟْﺤَﺪ۪ﻳﺪَ Ey dağlar ve kuşlar, Dâvud'la beraber tesbih edin' dedik. Demiri de onun için yumuşattık. (Sebe Sûresi, 34:10) ﻋُﻠِّﻤْﻨَﺎ ﻣَﻨْﻄِﻖَ ﺍﻟﻄَّﻴْﺮِ Bize kuşların dili öğretildi. (Neml Sûresi, 27:16) (Sözler sh: 260) ﻋُﻠِّﻤْﻨَﺎ ﻣَﻨْﻄِﻖَ ﺍﻟﻄَّﻴْﺮِ Bize kuşların dilleri öğretildi. (Neml Sûresi, 27:16) ﻭَﺍﻟﻄَّﻴْﺮَ ﻣَﺤْﺸُﻮﺭَﺓً Kuşlar da onun etrafında toplanırdı. (Sâd Sûresi, 38:19) (Sözler sh: 261) ﻗُﻠْﻨَﺎ ﻳَﺎ ﻧَﺎﺭُ ﻛُﻮﻧ۪ﻰ ﺑَﺮْﺩًﺍ ﻭَﺳَﻼﺎﻣًﺎ ﻋَﻠٰٓﻰ ﺍِﺑْﺮَﺍﻫ۪ﻴﻢَ Ey ateş,' dedik, 'İbrahim için serin ve selâmetli ol. (Enbiyâ Sûresi, 21:69) ﺳَﻼﺎﻣًﺎ Selametli. "Bir tefsir diyor: ﺳَﻼﺎﻣًﺎ demeseydi, burûdetiyle ihrak edecekti." (Sözler sh: 262) ﻭَﻋَﻠَّﻢَ ﺍٰﺩَﻡَ ﺍﻻﺎَﺳْﻤَٓﺎﺀَ ﻛُﻠَّﻬَﺎ Âdem'e bütün isimleri öğretti. (Bakara Sûresi, 2:31) (Sözler sh: 263) ﻗُﻞْ ﻟَﺌِﻦِ ﺍﺟْﺘَﻤَﻌَﺖِ ﺍﻻﺎِﻧْﺲُ ﻭَﺍﻟْﺠِﻦُّ ﻋَﻠٰٓﻰ ﺍَﻥْ ﻳَﺎْﺗُﻮﺍ ﺑِﻤِﺜْﻞِ ﻫٰﺬَﺍ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ ﻻﺎ ﻳَﺎْﺗُﻮﻥَ ﺑِﻤِﺜْﻠِﻪ۪ ﻭَﻟَﻮْ ﻛَﺎﻥَ ﺑَﻌْﻀُﻬُﻢْ ﻟِﺒَﻌْﺾٍ ﻇَﻬ۪ﻴﺮًﺍ De ki: And olsun, eğer bu Kur'ân'ın benzerini getirmek için insanlar ve cinler bir araya toplanıp da hepsi birbirine yardımcı olsalar, yine de onun benzerini getiremezler. (İsrâ Sûresi, 17:88) (Sözler sh: 266) ﺍِﻥَّ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺗَﺪْﻋُﻮﻥَ ﻣِﻦْ ﺩُﻭﻥِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻟَﻦْ ﻳَﺨْﻠُﻘُﻮﺍ ﺫُﺑَﺎﺑًﺎ ﻭَﻟَﻮِ ﺍﺟْﺘَﻤَﻌُﻮﺍ ﻟَﻪُ Allah'ı bırakıp da taptıklarınızın hepsi bir araya gelse, bir sinek bile yaratamazlar. (Hac Sûresi, 22:73) (Sözler sh: 267) ﻻﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻﺎ ﻟﻠّٰﻪُ Allah'tan başka ilah yoktur. ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﻓَﻬِّﻤْﻨَﺎ ﺍَﺳْﺮَﺍﺭَ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ ﻭَ ﻭَﻓِّﻘْﻨَﺎ ﻟِﺨِﺪْﻣَﺘِﻪِ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﺍٰﻥٍ ﻭَ ﺯَﻣَﺎﻥٍ Allahım! Bize Kur'ân'ın esrarını öğret ve her an ve zamanda ona hizmet etmekte bizi muvaffak et. ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻻﺎ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻻَﺎ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠ۪ﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢُ Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Sûresi, 2:32) ﺭَﺑَّﻨَﺎ ﻻﺎ ﺗَُﺎﺧِﺬْﻧَٓﺎ ﺍِﻥْ ﻧَﺴ۪ﻴﻨَٓﺎ ﺍَﻭْ ﺍَﺧْﻄَﺎْﻧَﺎ Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek, bizi onunla hesaba çekme. (Bakara Sûresi, 2:286) (Sözler sh: 268) ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﻭَ ﺑَﺎﺭِﻙْ ﻭَ ﻛَﺮِّﻡْ ﻋَﻠٰﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻭَ ﻣَﻮْﻟٰﻴﻨَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻋَﺒْﺪِﻙَ ﻭَ ﻧَﺒِﻴِّﻚَ ﻭَ ﺭَﺳُﻮﻟِﻚَ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰِّ ﺍﻻﺎُﻣِّﻰِّ ﻭَ ﻋَﻠٰٓﻰ ﺍٰﻟِﻪ۪ ﻭَ ﺍَﺻْﺤَﺎﺑِﻪ۪ ﻭَ ﺍَﺯْﻭَﺍﺟِﻪ۪ ﻭَ ﺫُﺭِّﻳَّﺎﺗِﻪ۪ ﻭَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻨَّﺒِﻴّ۪ﻦَ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﺮْﺳَﻠ۪ﻴﻦَ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﻠٰٓﺌِﻜَﺔِ ﺍﻟْﻤُﻘَﺮَّﺑ۪ﻴﻦَ ﻭَ ﺍﻻﺎَﻭْﻟِﻴَٓﺎﺀِ ﻭَ ﺍﻟﺼَّﺎﻟِﺤ۪ﻴﻦَ ٭ ﺍَﻓْﻀَﻞَ ﺻَﻼﺎﺓٍ ﻭَ ﺍَﺯْﻛٰﻰ ﺳَﻼﺎﻡٍ ﻭَ ﺍَﻧْﻤٰﻰ ﺑَﺮَﻛَﺎﺕٍ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺳُﻮَﺭِ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ ﻭَ ﺍٰﻳَﺎﺗِﻪ۪ ﻭَ ﺣُﺮُﻭﻓِﻪ۪ ﻭَ ﻛَﻠِﻤَﺎﺗِﻪ۪ ﻭَ ﻣَﻌَﺎﻧِﻴﻪ۪ ﻭَ ﺍِﺷَﺎﺭَﺍﺗِﻪ۪ ﻭَ ﺭُﻣُﻮﺯِﻩ۪ ﻭَ ﺩَﻻﺎﻻﺎﺗِﻪ۪ ﻭَﺍﻏْﻔِﺮْﻟَﻨَﺎ ﻭَﺍﺭْﺣَﻤْﻨَﺎ ﻭَ ﺍﻟْﻄُﻒْ ﺑِﻨَﺎ ﻳَٓﺎ ﺍِﻟٰﻬَﻨَﺎ ﻳَﺎ ﺧَﺎﻟِﻘَﻨَﺎ ﺑِﻜُﻞِّ ﺻَﻼﺎﺓٍ ﻣِﻨْﻬَﺎ ﺑِﺮَﺣْﻤَﺘِﻚَ ﻳَٓﺎ ﺍَﺭْﺣَﻢَ ﺍﻟﺮَّﺍﺣِﻤ۪ﻴﻦَ ٭ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤ۪ﻴﻦَ ٭ ﺍٰﻣ۪ﻴﻦَ Allahım! Seyyidimiz, mevlâmız, kulun, nebîn ve resulün olan ümmî peygamber Muhammed'e, âline, ashâbına, zevcelerine, mübarek nesline, sair enbiya ve mürselîne, mukarreb meleklere, evliya ve salih kullarına salâvâtın en üstünü, selâmetin en temizi, bereketlerin en bereketlisiyle, Kur'ân'ın sûreleri, âyetleri, harfleri, kelimeleri, mânâları, işaretleri, remizleri ve delâletleri adedince salât ve selâm et, bereket ihsan et, ikramda bulun. Ey İlâhımız, ey Yaratıcımız, bütün bu salâvatlardan herbiri için bizi bağışla, bize merhamet et, bize iltifat et. Rahmetinle, ey merhamet edenlerin en merhametlisi. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun. Âmin. (Sözler sh: 269)