Risale-i NurÂyet ve Hadîs Meâlleri

Yirmidördüncü Söz

Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.83

Yirmidördüncü Söz, Barla'da 1921-30 yılları arasında telif edilmiştir. ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ ﻟَﻪُ ﺍﻻﺎَﺳْﻤَٓﺎﺀُ ﺍﻟْﺤُﺴْﻨٰﻰ O Allah ki, Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. En güzel isimler Onundur. (Tâhâ Sûresi, 20:8) (Sözler sh: 333) ﻫُﻮَ ﻫُﻮَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ O.. O'dur Allah. ﻗُﻞْ ﻫُﻮَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﺣَﺪٌ De ki: O Allah birdir. (İhlâs Sûresi, 112:1) ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮ ﺑَﺮَﺍﺑَﺮْ ﻣ۪ﻴﺰَﻧَﺪْ ﻋَﺎﻟَﻢْ Bütün âlem, beraber "Lâ ilâhe illâ Hu" diyor. ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ ﻟَﻪُ ﺍﻻﺎَﺳْﻤَٓﺎﺀُ ﺍﻟْﺤُﺴْﻨٰﻰ O Allah ki, Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. En güzel isimler Onundur. (Tâhâ Sûresi, 20:8) (Sözler sh: 335) ﻗُﻞْ ﺍَﻋُﻮﺫُ ﺑِﺮَﺏِّ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ ٭ ﻣَﻠِﻚِ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ ٭ ﺍِﻟٰﻪِ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ ٭ ﻣِﻦْ ﺷَﺮِّ ﺍﻟْﻮَﺳْﻮَﺍﺱِ ﺍﻟْﺨَﻨَّﺎﺱِ De ki: Sığınırım insanların Rabbine, insanların Mâlikine, insanların İlâhına. Sinsice vesvese verenlerin şerrinden... (Nâs Sûresi, 114:1-4) ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (Sözler sh: 342) ﺍِﻥَّ ﻓ۪ﻰ ﺍُﻣَّﺘ۪ﻰ ﻣُﺤَﺪَّﺛُﻮﻥَ Ümmetimin içinde muhaddesûn; yani ilham sahipleri, kendilerine bazı bilgiler ilham edilenler vardır. (Buhari, Fadâilü's-Sahâbe: 6, Enbiyâ: 54; Müslim, Fadâilü's-Sahâbe: 23; Tirmizi, Menâkıb: 17; Müsned, 6:55; el-Kurtubî, el-Câmi'li Ahkâm'l-Kur'ân 13:174) ﻣُﻠْﻬَﻤُﻮﻥَ Kendilerine ilhâm olunan kimseler (Sözler sh: 343) ﺍِﻗْﺘَﺮَﺑَﺖِ ﺍﻟﺴَّﺎﻋَﺔُ Kıyamet yakındır (Kamer Sûresi, 54:1) (Sözler sh: 344) ﻭَﺍﻟْﻌِﻠْﻢُ ﻋِﻨْﺪَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Bilgi Allah katındadır. (âyetlerden iktibas dinî bir kāide: Ahkâf Sûresi, 46:23; Mülk Sûresi, 67:26) (Sözler sh: 345) ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Gaybı ancak Allah bilir. (Neml Sûresi, 27:65; Tirmizi, Sevâbü'l-Kur'ân: 7; Dârimî, Fedâilü'l-Kur'ân: 21) ﻟَﻮْ ﻭُﺯِﻧَﺖِ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﻋِﻨْﺪَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺟَﻨَﺎﺡَ ﺑَﻌُﻮﺿَﺔٍ ﻣَﺎ ﺷَﺮِﺏَ ﺍﻟْﻜَﺎﻓِﺮُ ﻣِﻨْﻬَﺎ ﺟُﺮْﻋَﺔَ ﻣَﺎﺀٍ Dünyanın, Cenâb-ı Hakkın yanında bir sinek kanadı kadar kıymeti olsaydı, kâfirler bir yudum suyu ondan içmeyecek idiler. (Sözler sh: 346) ﻋِﻨْﺪَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Allah katında, Allah yanında.. Tabiri "âlem-i bekādan" demektir. (Sözler sh: 348) ﻣَﻦْ ﻗَﺮَﺍَ ﻫٰﺬَﺍ ﺍُﻋْﻄِﻰَ ﻟَﻪُ ﻣِﺜْﻞُ ﺛَﻮَﺍﺏِ ﻣُﻮﺳٰﻰ ﻭَ ﻫَﺎﺭُﻭﻥَ Kim bunu okursa, Mûsâ ile Hârun'un sevaplarının misli ona verilir. (Şeyh Ahmed Gümüşhanevî, Mecmuatü'l-Ahzâb, s. 263) ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺭَﺏِّ ﺍﻻﺎَﺭَﺿ۪ﻴﻦَ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤ۪ﻴﻦَ ٭ ﻭَﻟَﻪُ ﺍﻟْﻜِﺒْﺮِﻳَٓﺎﺀُ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢُ ٭ ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺭَﺏِّ ﺍﻻﺎَﺭَﺿ۪ﻴﻦَ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤ۪ﻴﻦَ ٭ ﻭَﻟَﻪُ ﺍﻟْﻌَﻈَﻤَﺔُ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢُ ٭ ﻭَﻟَﻪُ ﺍﻟْﻤُﻠْﻚُ ﺭَﺏُّ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢُ ٭ Hamd o Allah'a mahsustur ki, Göklerin Rabbi, Yerlerin Rabbi, Âlemlerin Rabbidir. Göklerde ve yerde kibriyâ Ona mahsustur. Onun kudreti herşeye galiptir ve hikmeti herşeyi kuşatır. Hamd o Allah'a mahsustur ki, Göklerin Rabbi, Yerlerin Rabbi, Âlemlerin Rabbidir. Göklerde ve yerde azamet Onundur. Onun kudreti herşeye galiptir ve hikmeti herşeyi kuşatır. Mülk de Ona âittir. O Göklerin Rabbidir. Onun kudreti herşeye galiptir ve hikmeti herşeyi kuşatır. (Sözler sh: 350) ﻣَﺎ ﺯَﺍﻍَ ﺍﻟْﺒَﺼَﺮُ ﻭَﻣَﺎ ﻃَﻐٰﻰ Göz ne şaştı, ne de başka birşeye baktı. (Necm Sûresi, 53:17) ﺗَﻨَﺎﻡُ ﻋَﻴْﻨ۪ﻰ ﻭَﻻﺎ ﻳَﻨَﺎﻡُ ﻗَﻠْﺒ۪ﻰ Benim gözüm uyur, fakat kalbim uyumaz. (Buhari, Teheccüd 16, Teravih 1, Menâkıb 24; Tirmizi, Edeb 86; Nesâî, Kıyâmu'l-Leyl 36; Ebû Dâvud, Tahâret 79; Müsned, 1:274) (Sözler sh: 351) ﺭَﺏُّ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ Göklerin ve yerin Rabbi. (Kehf Sûresi, 18:14; Sâd Sûresi, 38:66; Zuhruf Sûresi, 43:82; Nebe Sûresi, 78:37) ﺍَﻟَﻢْ ﺗَﺮَ ﺍَﻥَّ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻳَﺴْﺠُﺪُ ﻟَﻪُ ﻣَﻦْ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﻣَﻦْ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﻭَﺍﻟﺸَّﻤْﺲُ ﻭَﺍﻟْﻘَﻤَﺮُ ﻭَﺍﻟﻨُّﺠُﻮﻡُ ﻭَﺍﻟْﺠِﺒَﺎﻝُ ﻭَﺍﻟﺸَّﺠَﺮُ ﻭَﺍﻟﺪَّﻭَٓﺍﺏُّ ﻭَﻛَﺜ۪ﻴﺮٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ ﻭَﻛَﺜ۪ﻴﺮٌ ﺣَﻖَّ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟْﻌَﺬَﺍﺏُ ﻭَﻣَﻦْ ﻳُﻬِﻦِ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻓَﻤَﺎ ﻟَﻪُ ﻣِﻦْ ﻣُﻜْﺮِﻡٍ ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻳَﻔْﻌَﻞُ ﻣَﺎ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar ve hayvanlar ve insanların birçoğu Allah'a secde eder. Birçoğu da vardır ki, onlar üzerine azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, ona ikramda bulunup şerefli hâle getirecek kimse yoktur. Şüphesiz ki Allah dilediğini yapar. (Hacc Sûresi, 22:18).Bu âyet secde âyetidir. (Sözler sh: 352) ﻭَ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻤَﺜَﻞُ ﺍﻻﺎَﻋْﻠٰﻰ En yüce meseller Allah'ındır. (Nahl Sûresi, 16:60) (Sözler sh: 356) ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﻋَﻠٰٓﻰ ﺍٰﻟِﻪ۪ ﻭَ ﺍَﻣْﺜَﺎﻟِﻪِ ﺍَﻓْﻀَﻞُ ﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓِ ﻭَ ﺍَﺟْﻤَﻞُ ﺍﻟﺘَّﺴْﻠ۪ﻴﻤَﺎﺕِ Salâvâtın en üstünü ve selâmetin en güzeli Onun, âlinin ve Ona benzeyenlerin üzerine olsun. (Sözler sh: 360) ﺍِﻥْ ﻛُﻨْﺘُﻢْ ﺗُﺤِﺒُّﻮﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻓَﺎﺗَّﺒِﻌُﻮﻧ۪ﻰ ﻳُﺤْﺒِﺒْﻜُﻢُ ﺍﻟﻠّٰﻪُ De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:31) (Sözler sh: 361) ﻗُﻞْ ﺑِﻔَﻀْﻞِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﺑِﺮَﺣْﻤَﺘِﻪ۪ ﻓَﺒِﺬٰﻟِﻚَ ﻓَﻠْﻴَﻔْﺮَﺣُﻮﺍ ﻫُﻮَ ﺧَﻴْﺮٌ ﻣِﻤَّﺎ ﻳَﺠْﻤَﻌُﻮﻥَ Onlara söyle ki: Allah'ın lütfuyla ve rahmetiyle -ancak bununla- ferahlansınlar. Bu, onların dünyada toplayıp durduklarından daha hayırlıdır. (Yûnus Sûresi, 10:58) ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻭَ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﻋَﺪَﺩَ ﺧَﻠْﻘِﻚَ ﻭَ ﺭِﺿَﺎﺀَ ﻧَﻔْﺴِﻚَ ﻭَ ﺯِﻧَﺔِ ﻋَﺮْﺷِﻚَ ﻭَ ﻣِﺪَﺍﺩِ ﻛَﻠِﻤَﺎﺗِﻚَ ﻭَ ﻧُﺴَﺒِّﺤُﻚَ ﺑِﺠَﻤ۪ﻴﻊِ ﺗَﺴْﺒ۪ﻴﺤَﺎﺕِ ﺍَﻧْﺒِﻴَﺎﺋِﻚَ ﻭَ ﺍَﻭْﻟِﻴَﺎﺋِﻚَ ﻭَ ﻣَﻠٰﺌِﻜَﺘِﻚَ Mahlûkatının sayısınca, Zâtına lâyık şekilde, Arşının ağırlığınca ve kelimelerinin mürekkebi miktarınca hamdinle ve bütün peygamberlerin, evliyaların ve meleklerin tesbihatıyla Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. (Müslim, Zikir: 79; Ebû Dâvud, Vitir: 24; Tirmizi, Daavât: 103; Nesâî, Sehv: 94; Müsned, 1:258, 353, 6:325, 430.) (Sözler sh: 362) ﺍِﻳَّﺎﻙَ ﻧَﻌْﺒُﺪُ ﻭَﺍِﻳَّﺎﻙَ ﻧَﺴْﺘَﻌ۪ﻴﻦُ Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım dileriz. (Fâtiha Sûresi, 1:5) ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﺑِﺠَﻤ۪ﻴﻊِ ﺗَﺴْﺒِﻴﺤَﺎﺕِ ﺟَﻤ۪ﻴﻊِ ﻣَﺨْﻠُﻮﻗَﺎﺗِﻚَ ﻭَ ﺑِﺎَﻟْﺴِﻨَﺔِ ﺟَﻤ۪ﻴﻊِ ﻣَﺼْﻨُﻮﻋَﺎﺗِﻚَ Bütün mahlûkatının bütün tesbihatlarıyla ve bütün masnuatının lisanlarıyla Seni tesbih eder, kusurdan tenzih ederiz. ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠٰﻰ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺫَﺭَّﺍﺕِ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ﻭَ ﻣُﺮَﻛَّﺒَﺎﺗِﻬَﺎ Allahım! Kâinatın zerreleri ve o zerrelerin mürekkebâtı adedince Muhammed'e rahmet et. ﻓَﺎٰﻣِﻨُﻮﺍ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﺭَﺳُﻮﻟِﻪِ ﺍﻟﻨَّﺒِﻰِّ ﺍﻻﺎُﻣِّﻰِّ ﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﻳُْﻤِﻦُ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﻛَﻠِﻤَﺎﺗِﻪ۪ ﻭَﺍﺗَّﺒِﻌُﻮﻩُ ﻟَﻌَﻠَّﻜُﻢْ ﺗَﻬْﺘَﺪُﻭﻥَ Siz de Allah'a ve Resulüne iman edin ki, o ümmî peygamber de Allah'a ve Onun sözlerine iman etmiştir. Ve ona tabi olun -tâ ki doğru yolu bulmuş olasınız. (A'râf Sûresi, 7:158) (Sözler sh: 363) ﻛَﺎﻻﺎَﻧْﻌَﺎﻡِ ﺑَﻞْ ﻫُﻢْ ﺍَﺿَﻞُّ Hayvanlar gibi, hattâ daha da aşağıdırlar. (A'râf Sûresi, 7:179) (Sözler sh: 364) ﻻٓﺎ ﺍُﺣِﺐُّ ﺍﻻﺎٰﻓِﻠ۪ﻴﻦَ Ben batıp gidenleri sevmem. (En'âm Sûresi, 6:76) (Sözler sh: 365)