Risale-i NurÂyet ve Hadîs Meâlleri

Sekizinci Lem'a - Keramet-i Gavsiye Risalesi

Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.883

Sekizinci Lem'a, 1933'te, Barla'da telif edilmiştir. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 141) ﻧَﻈَﺮْﺕُ ﺑِﻌَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻔِﻜْﺮِ ﻓ۪ﻰ ﺣَﺎﻥِ ﺣَﻀْﺮَﺗ۪ﻰ ﺣَﺒ۪ﻴﺒًﺎ ﺗَﺠَﻠّٰﻰ ﻟِﻠْﻘُﻠُﻮﺏِ ﻓَﺠَﻨَّﺖِ Huzur ânımda fikren gittim, kalplerde tecelli eden ve bütün zamanları dahi kaplayacak bir sevgili gördüm. ﺗَﻮَﺳَّﻞْ ﺑِﻨَﺎ ﻓ۪ﻰ ﻛُﻞِّ ﻫَﻮْﻝٍ ﻭَﺷِﺪَّﺓٍ ٭ ﺍَﻏ۪ﻴﺜُﻚَ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺷْﻴَٓﺎﺀِ ﺩَﻫْﺮًﺍ ﺑِﻬِﻤَّﺘ۪ﻰ ﺍَﻧَﺎ ﻟِﻤُﺮ۪ﻳﺪ۪ﻯ ﺣَﺎﻓِﻈًﺎ ﻣَﺎ ﻳَﺨَﺎﻓُﻪُ ٭ ﻭَﺍَﺣْﺮُﺳُﻪُ ﻓ۪ﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﺮٍّ ﻭَ ﻓِﺘْﻨَﺔٍ ﻣُﺮ۪ﻳﺪ۪ﻯ ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﻛَﺎﻥَ ﺷَﺮْﻗًﺎ ﻭَ ﻣَﻐْﺮِﺑًﺎ ٭ ﺍَﻏِﺜْﻪُ ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﺳَﺎﺭَ ﻓ۪ﻰ ﺍَﻯِّ ﺑَﻠْﺪَﺓٍ ﻓَﻴَﺎ ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ ﻧَﻈْﻤ۪ﻰ ﻓَﻘُﻠْﻪُ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ ٭ ﻓَﺎِﻧَّﻚَ ﻣَﺤْﺮُﻭﺱٌ ﺑِﻌَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻌِﻨَﺎﻳَﺔِ ﻭَﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻣُﺨْﻠِﺼًﺎ ٭ ﺗَﻌ۪ﻴﺶُ ﺳَﻌ۪ﻴﺪًﺍ ﺻَﺎﺩِﻗًﺎ ﺑِﻤُﺤَﺒَّﺘ۪ﻰ Âhirzamanın fitnelerine yetişip düştüğün zaman, benim dua ve himmetimi kendine vesile ve şefaatçi yap. Allah'ın izniyle ve kuvvetiyle senin imdadına yetişeceğim. Doğuda, batıda ve hangi belde de olursa olsun, o fitne ve belâ asrının her şer ve fitnesinden, Allah'ın izniyle ve havl-i kuvvetiyle onun koruyucusuyum. Ey benim şiirimi, meslek ve meşrebimi ve mücahedelerimi dile getiren müridim, "Sözler"ini söylemekten korkma. Muhakkak ki sen, inâyet gözüyle gözetilip korunmaktasın. Zamanın Abdülkâdir'i ol. Muhabbetimde sâdık olduğundan ve ihlâsa çalıştığından, geçiminde dahi ismin gibi mes'ud olasın. ﻭَ ﺟَﺪّ۪ﻯ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍَﻋْﻨ۪ﻰ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ٭ ﺍَﻧَﺎ ﻋَﺒْﺪُ ﺍﻟْﻘَﺎﺩِﺭِ ﺩَﺍﻡَ ﻋِﺰّ۪ﻯ ﻭَ ﺭِﻓْﻌَﺘ۪ﻰ Ben Abdülkadir-i Geylâni'yim. Ceddim Allah'ın Resûlu Muhammed-i Arabidir. Şeref ve hükümranlığım mânen devam edecek. ﺗَﻌ۪ﻴﺶُ ﺳَﻌ۪ﻴﺪًﺍ Geçiminde mesud olacaksın. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 142) ﻭَﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ "Vaktin Abdülkadirî'si ol." ﻗَﺎﺩِﺭِﻯ Kâdirî. ﺍَﻟﺰَّﻣَﺎﻥْ Zaman. ﻗُﻞْ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ "Korkma, sözlerini söyle" (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 143) ﻗُﻞْ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ "Korkma, sözlerini söyle" ﻣَﺤْﺮُﻭﺱٌ ﺑِﻌَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻌِﻨَﺎﻳَﺔِ Sen, inâyet gözüyle gözetilip korunmaktasın. ﺍَﻧْﺖَ ﻓ۪ﻰ ﺩَﺍﺭِ ﺍﻟْﺤِﻜْﻤَﺔِ ﻓَﺎﻃْﻠُﺐْ ﻃَﺒ۪ﻴﺒًﺎ ﻳُﺪَﺍﻭ۪ﻯ ﻗَﻠْﺒَﻚَ "Ey biçare! Sen Darü'l-Hikmeti'l-İslâmiyede bir âzâ olmak cihetiyle güya bir hekimsin, ehl-i İslâmın mânevi hastalıklarını tedavi ediyorsun. Halbuki, en ziyade hasta sensin. Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul; sonra başkasının şifasına çalış." (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 144) ﺍَﻓَﻠَﺖْ ﺷُﻤُﻮﺱُ ﺍﻻﺎَﻭَّﻟ۪ﻴﻦَ ﻭَ ﺷَﻤْﺴُﻨَﺎ ٭ ﺍَﺑَﺪًﺍ ﻋَﻠٰﻰ ﻓَﻠَﻚِ ﺍﻟْﻌُﻠٰﻰ ﻻﺎ ﺗَﻐْﺮُﺏُ Bizden öncekilerin güneşleri battı, bizim güneşimiz ise ebediyete kadar batmayacaktır. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 145) ﺍَﻧَﺎ ﻟِﻤُﺮ۪ﻳﺪ۪ﻯ Ben müridime... ﻣُﺮ۪ﻳﺪ۪ﻯ Müridim. ﻟِﻤُﺮ۪ﻳﺪ۪ﻯ Müridime, mürîdim için. ﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ "Vaktin Abdülkadirî'si ol." ﻟِﻠّٰﻪِ ﻣُﺨْﻠِﺼًﺎ ﺗَﻌ۪ﻴﺶُ ﺳَﻌ۪ﻴﺪًﺍ ﺻَﺎﺩِﻗًﺎ ﺑِﻤُﺤَﺒَّﺘ۪ﻰ Muhabbetimde sadık olduğundan ve ihlâsa çalıştığından, geçiminde dahi ismin gibi mes'ud olasın. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 146) ﺍِﻧَّﻤَﺎ ﺍﻻﺎَﻋْﻤَﺎﻝُ ﺑِﺎﻟﻨِّﻴَّﺎﺕِ Ameller niyetlere göredir. (Buharî, Bed'ü'l-Vahy: 1, Îmân: 41, Nikâh: 5, Talâk: 11, Menâkıbu'l-Ensâr: 45, Itk: 6, Eymân: 33, Hıyel: 1; Müslim, İmâre: 155; Ebu Davud, Talâk: 11; Tirmizî, Fedâilü'l-Cihâd: 16; Nesâî, Tahâra: 59, Talâk: 24, Eymân: 19; İbn-i Mâce, Zühd: 26; Müsned, 1:25, 43) ﻓَﻴَﺎ ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ ﻧَﻈْﻤ۪ﻰ Ey benim nazmımı, meslek ve meşrebimi ve makalâtımı söyleyen... ﻟِﻤُﺮ۪ﻳﺪ۪ﻯ Müridim için , mürîdime. ﻭَ ﻣُﺮ۪ﻳﺪ۪ﻯ Müridim... ﻭَ ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ Söyleyen, okuyan. ﻭَ ﻗَﺎﺩِﺭ۪ﻯ Kadirî (Abdülkadiri Geylânî (k.s.) ﻭَ ﺳَﻌِﻴﺪًﺍ Mesud... (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 147) ﻭَﺍﻟْﻌَﺎﻗِﺒَﺔُ ﻟِﻠْﻤُﺘَّﻘ۪ﻴﻦَ Âkibet ise, Allah'ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakınanlarındır. (A'râf Sûresi, 7:128, Hûd Sûresi, 11:49, Kasas Sûresi, 28:89) ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Gaybı Allah'tan başka hiç kimse bilmez. (Neml Sûresi, 27:65 den iktibasen) ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻋْﻠَﻢُ ﺑِﺎﻟﺼَّﻮَﺍﺏِ En doğrusunu Allah bilir. ﻓَﻴَﺎ ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ ﻧَﻈْﻤِﻰ Ey benim nazmımı, meslek ve meşrebimi ve makalâtımı söyleyen... ﻧَﻈْﻤِﻰ Nazmımı (Risalelerdeki diziliş) ﺭِﺳَﺎﻟَﺔُ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ Risale-i Nur.. ﺭَﺳَٓﺎﺋِﻞُ ﻛِﺘَﺎﺏِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ Nur kitapları, risaleler.. ﻓَﻴَﺎ ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ ﻧَﻈْﻤ۪ﻰ ﻓَﻘُﻠْﻪُ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ Ey benim nazmımı, meslek ve meşrebimi ve makalâtımı söyleyen, onları söyle, korkma! ﻳَﺎ ﻣَُﻠِّﻒَ ﺭِﺳَﺎﻟَﺔِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺟَﺎﻫِﺪْ ﺑِﻬَﺎ ﻓَﻘُﻞْ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ "Yâ Risaletü'n-Nur ve Sözler sahibi! Bana bak. Gafil davranma! Bin üç yüz otuz ikide mücahedeye başla. Sözleri korkma yaz, söyle." ﻭَﺍﻟْﻌِﻠْﻢُ ﻋِﻨْﺪَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Gerçek bilgi Allah katındadır. ﻓَﻘُﻠْﻪُ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ Onu söyle! Korkma! ﻳَﺎ ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ ﻧَﻈْﻤ۪ﻰ ﻓَﻘُﻠْﻪُ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ Ey Risaletü'n-Nur'un müellifi, mücahede et, korkma sözlerini söyle! (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 152) ﻭَﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻣُﺨْﻠِﺼًﺎ ٭ ﺗَﻌِﻴﺶُ ﺳَﻌ۪ﻴﺪًﺍ ﺻَﺎﺩِﻗًﺎ ﺑِﻤُﺤَﺒَّﺘ۪ﻰ Vaktin Abdülkadir'i ol, lillâh için ihlâs-ı etemmi kazan. Muhabbetimde sadık ve çalışmanda muhlis isen, maişetinde de mes'ud olursun. İlm-i cifirle mânâsı: "Ey Said! Sen, zamanın Abdülkadiri ol, ihlâs-ı tâmmı kazan, fakrınla beraber maişetini düşünme, nâstan minnet alma; ismin 'Said' olduğu gibi maişette de mes'ud olacaksın. Muhabbetimde sadık olduğundan ve ihlâsa çalıştığından, Hulusi gibi muhlis talebeler ve yardımcılar ve Süleyman, Bekir gibi sadık hizmetkârlar ve Sabri gibi tam takdir edici ve ciddi müştak talebeler size verilmiş." ﺍَﻧَﺎ ﻟِﻤُﺮ۪ﻳﺪ۪ﻯ ﺣَﺎﻓِﻈًﺎ ﻣَﺎ ﻳَﺨَﺎﻓُﻪُ ٭ ﻭَﺍَﺣْﺮُﺳُﻪُ ﻓ۪ﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﺮٍّ ﻭَ ﻓِﺘْﻨَﺔٍ Ben müridimin muhafızıyım korktuğu şeylerden. Korurum havl ve izn-i İlâhî ile onu her fitne ve şerden. İlm-i cifirle mânâsı: "On dördüncü asırda 'el-Kürdî' lakabıyla yâdedilen Molla Said, benim müridimdir. O fitne ve belâ asrının her şer ve fitnesinden, Allah'ın izniyle ve havl-i kuvvetiyle onun muhafızıyım." (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 153) ﻣُﺮ۪ﻳﺪ۪ﻯ ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﻛَﺎﻥَ ﺷَﺮْﻗًﺎ ﻭَ ﻣَﻐْﺮِﺑًﺎ ٭ ﺍَﻏِﺜْﻪُ ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﺳَﺎﺭَ ﻓ۪ﻰ ﺍَﻯِّ ﺑَﻠْﺪَﺓٍ Müridim şark ve garbın ne zaman neresinde bulunsa; hangi beldeye seyr ü seyahate mecbur olsa havl ve kuvvet-i Rabbanî ile ona imdat ve istimdat ederim. İlm-i cifirle mânâsı: "O Gavs'ın müridi olan Said el-Kürdî, Rusya'da esaretle As-ya'nın şark-ı şimalîsinde ve ehl-i bid'anın eliyle Asya'nın garbına nefyolunarak kaldığı miktarca ve Sibirya taraflarından firar edip fevkalâde çok bilâdı seyr ü seyahat etmeye mecbur olduğu zaman, Allah'ın izniyle, havl ve kuvvet-i Rabbânî ile ona imdat etmişim ve istimdadına yetişmişim." ﻓَﻴَﺎ ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ ﻧَﻈْﻤ۪ﻰ ﻓَﻘُﻠْﻪُ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ ٭ ﻓَﺎِﻧَّﻚَ ﻣَﺤْﺮُﻭﺱٌ ﺑِﻌَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻌِﻨَﺎﻳَﺔِ Benim nazmımı, yani meslek ve meşrebimi ve mücahedatımı gösteren makalâtımı söyle, korkma! Muhakkak ki sen inayet-i İlâhiyenin hıfzındasın. İlm-i cifirle mânâsı: "Bediüzzaman Molla Said" namıyla yâd olunan ve evrad-ı muntazamasını okuyan müridine der ki: "Benim nazmımı, yani meslek ve meşrebimi ve mücahedatımı gösteren makalâtımı söyle. Yani, nazmımdan murad, senin risalelerin ve Sözlerin ve Mektubatındır." ﻓَﻘُﻠْﻪُ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ Onu söyle, korkma. "Bin üç yüz otuz ikide o Sözler ile mücahedeye başla. Sen inayet-i İlâhiyenin hıfzındasın." ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ Okuyan, söyleyen. ﻧَﻈْﻤِﻰ Nazmımı, makâlâtımı (yani, Risale-i Nurları) ﻛَﻠِﻤَﺎﺕُ ﺳَﻌ۪ﻴﺪِ ﺍﻟْﻜُﺮْﺩ۪ﻯ Said-i Kürdî'nin kelimatı; Risale-i Nur. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 154) ﻓَﻘُﻠْﻪُ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ Onu söyle! Korkma! ﺍَﻧَﺎ ﻟِﻤُﺮ۪ﻳﺪ۪ﻯ ﺣَﺎﻓِﻈًﺎ Allah'ın izniyle ve havl-i kuvvetiyle müridimin muhafızıyım. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 155) ﺣَﺎﻓِﻆْ Hafız, muhafaza eden, Kur'an-ı Kerimi ezberleyen. ﻭَﺍَﺣْﺮُﺳُﻪُ ﻓ۪ﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﺮٍّ ﻭَ ﻓِﺘْﻨَﺔٍ O fitne ve belâ asrının her şer ve fitnesinden, Allah'ın izniyle ve havl-i kuvvetiyle onun muhafızıyım. ﺗَﺤْﺪِﻳﺜًﺎ ﻟِﻠﻨِّﻌْﻤَﺔِ Nimeti zikrederek, anarak. ﻣُﺮ۪ﻳﺪ۪ﻯ ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﻛَﺎﻥَ ﺷَﺮْﻗًﺎ ﻭَ ﻣَﻐْﺮِﺑًﺎ ٭ ﺍَﻏِﺜْﻪُ ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﺳَﺎﺭَ ﻓ۪ﻰ ﺍَﻯِّ ﺑَﻠْﺪَﺓٍ Doğuda, batıda ve hangi beldede olursa olsun, Allah'ın izniyle ve kuvvetiyle müridimin imdadına yetişirim. ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﻛَﺎﻥَ ﻣُﺮ۪ﻳﺪ۪ﻯ ﺍَﺳ۪ﻴﺮًﺍ ﻓ۪ﻰ ﺷَﺮْﻕٍ Müridim, şarkta (doğuda, Rusya'da) esarette olduğu zaman... ﻣَﺎ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻐْﺮِﺑًﺎ Batıda iken. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 156) ﻣَﻐْﺮِﺑًﺎ Batı, garb. Güneşin battiği taraf.. ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻐْﺮِﺑًﺎ Batıda iken.. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 157) "Şeyh Sa'di-i Şirâzî'nin Bostan'ından" ﻧَِﺮْ ﺗَﺎ ُﻟِﺴْﺘَﺎﻥ ﻣَﻌْﻨَﺎ ﺷُُﻔْﺖ ٭ ﺑَﺮُﻭ ﻫ۪ﻲْ ﺑُﻠْﺒُﻞْ ُﻧ۪ﻴﻦْ ﺧُﻮﺵْ ﻧَُﻔْﺖ ﻋَﺠَﺐْ َﺭْ ﺑِﻤ۪ﻴﺮَﺩْ ُﻧِﻴﻦْ ﺑُﻠْﺒُﻠِﻰ ٭ ﻛِﻪ ﺍَﺯْ ﺍُﺳْﺘُﺨَﻮﺍﻧَﺶْ ﻧَﺮُﻭﻳَﺪْ ُﻟ۪ﻰ Meâli: Yani, "Gel, bak, güller bağı şeklinde hakikat gülleri açılmış. Böyle hakikat bahçesinde hiçbir bülbül, böyle şirin, hoş nağme etmemiştir. Nasıl oluyor ki, böyle bir bülbül öldükten sonra onun kemiklerinden güller açılmasın." ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. ﻓَﻤُﺮ۪ﻳﺪ۪ﻯ ﺍِﺫَﺍ ﺩَﻋَﺎﻧ۪ﻰ ﺑِﺸَﺮْﻕٍ ﺍَﻭْ ﺑِﻐَﺮْﺏٍ ﺍَﻭْ ﻏَﺎﺭٍ ﻓِﻰ ﺑَﺤْﺮِ ﻃَﺎﻣ۪ﻰ ﺍَﻏِﺜْﻪُ "Şarkta yahut Garpta yahut mağarada yahut dalgalı, azgın denizde beni çağırdığı vakit onun imdadına yetişeceğim." (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 158) ﻓَﻤُﺮِﻳﺪِﻯ Müridim ﺍِﺫَﺍ ...ı zaman. ﺩَﻋَﺎﻧِﻰ ﺑِﻐَﺮْﺏٍ Batıda beni çağırdı. Mecmuatü'l-Ahzab'ın ikinci cildinin 379'uncu sahifesinde Hazret-i Gavs'ın "Virdü'l-İşâ" namındaki münâcâtında şu fıkra var. ﻓَﺎﻟْﻮَﺍﺻِﻞُ ﺍِﻟٰﻰ ﺳَﺎﺣِﻞِ ﺍﻟﺴَّﻼﺎﻣَﺔِ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺴَّﻌ۪ﻴﺪُ ﺍﻟْﻤُﻘَﺮَّﺏُ Kurtuluşa eren ve başkasını da selâmet sahiline ulaştıran kimse, (Allah'ın kendine yakın kıldığı) mutlu (saîd) kimsedir.) ﻭَ ﺫُﻭ ﺍﻟْﻬَﻼﺎﻙِ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺸَّﻘِﻰُّ ﺍﻟْﻤُﺒَﻌَّﺪُ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻌَﺬَّﺏُ Helâk olanlar ise, Allah'ın hayırdan uzaklaştırdığı azaba atılacak olan bedbaht (şâki) kimselerdir. ﻓَﻤِﻨْﻬُﻢْ ﺷَﻘِﻰٌّ ﻭَ ﺳَﻌ۪ﻴﺪٌ O gün onlardan bedbaht (şakî) da, mutlu (saîd) olan da vardır. (Hûd Sûresi, 11:105) ﻓَﺎﻟْﻮَﺍﺻِﻞ "Sözleriyle selâmete isal edici" Kurtuluşa eren ve başkasını da selâmet sahiline ulaştıran ﺍَﻟْﻤُﻘَﺮَّﺏُ Allah'ın kendine yakın kıldığı mutlu (saîd) kimse (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 159) ﻓَﻤِﻨْﻬُﻢْ ﺷَﻘِﻰٌّ Onlardan bedbaht (şakî) olan. ﺗَﻌِﻴﺶُ ﺳَﻌِﻴﺪًﺍ İzzetli ve mes'ud yaşarsın. ﺫُﻭ ﺍﻟْﻬَﻼﺎﻙِ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺸَّﻘِﻰُّ ﺍﻟْﻤُﺒَﻌَّﺪُ Helâk olanlar ise, Allah'ın hayırdan uzaklaştırdığı azaba atılacak olan bedbaht (şâki) kimselerdir. ﻓَﺎﻟْﻮَﺍﺻِﻞُ ﺍِﻟٰﻰ ﺳَﺎﺣِﻞِ ﺍﻟﺴَّﻼﺎﻣَﺔِ Kurtuluşa eren ve başkasını da selâmet sahiline ulaştıran kimse, Allah'ın kendine yakın kıldığı mutlu (sâîd) kimsedir. ﺫُﻭ ﺍﻟْﻬَﻼﺎﻙِ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺸَّﻘِﻰُّ ﺍﻟْﻤُﺒَﻌَّﺪُ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻌَﺬَّﺏُ Helâk olanlar ise, Allah'ın hayırdan uzaklaştırdığı azaba atılacak olan bedbaht (şâki) kimselerdir. ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻫٰﺬَﺍ ﻣِﻦْ ﻓَﻀْﻞِ ﺭَﺑِّﻰ Allah'a hamd olsun ki bu Rabbimin fazlındandır. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 160) ﻭِﺭْﺩُ ﺍﻟْﻌِﺸَﺎﺀِ Yatsı virdi. Bu münacat ve dua, Şeyh Ahmed Ziyaeddin-i Gümüşhanevî'nin üç ciltlik bir duâ mecmuası olan Mecmuat-ul Ahzab eserinde geçmektedir. Bu vird, Hz. Abdulkadir-i Geylani'ye aittir. Mecmuatü'l-Ahzab'ın ikinci cildinin 379'uncu sayfasındadır. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 162) ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Gaybı hiç kimse bilemez; onu ancak Allah bilir. (Neml Sûresi, 27:65) ﻋَﺎﻟِﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐِ ﻓَﻼﺎ ﻳُﻈْﻬِﺮُﻋَﻠٰﻰ ﻏَﻴْﺒِﻪ۪ٓ ﺍَﺣَﺪًﺍ ٭ ﺍِﻻَﺎ ﻣَﻦِ ﺍﺭْﺗَﻀٰﻰ ﻣِﻦْ ﺭَﺳُﻮﻝٍ Görünmeyen âlemleri bilen Odur. O hiç kimseyi gaybdan açıkça haberdar etmez. Ancak peygamberlerden bildirmek istediği müstesnâdır. (Cin Sûresi, 72:26-27) ﻭَﻻﺎ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻻﺎ ﻳَﺎﺑِﺲٍ ﺍِﻻَﺎ ﻓ۪ﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒ۪ﻴﻦٍ Yaş ve kuru ne varsa ap açık bir kitapta yazılmıştır. (En'âm Sûresi, 6:59) ﻓَﻤِﻨْﻬُﻢْ ﺷَﻘِﻰٌّ ﻭَ ﺳَﻌ۪ﻴﺪٌ O gün insanlardan şakîler ve saidler vardır. (Hûd Sûresi, 11:105) ﻓَﺎﺳْﺘَﻘِﻢْ ﻛَﻤَﺎ ﺍُﻣِﺮْﺕَ Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Hûd Sûresi, 11:112) ﺷَﻴَﺒَﺘْﻨِﻰ ﺳُﻮﺭَﺓِ ﻫُﻮﺩٍ Sure-i Hud beni ihtiyarlattı. (Tirmizî, Tefsîru Sûre 56:6.) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 163) ﻓَﺎﺳْﺘَﻘِﻢْ ﻛَﻤَﺎ ﺍُﻣِﺮْﺕَ Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Hûd Sûresi, 11:112) ﺍِﺳْﺘَﻘِﻢْ ﻛَﻤَﺎ ﺍُﻣِﺮْﺕَ Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. "Fâ-yı atıf hariç olarak.." ﺍِﺳْﺘَﻘِﻢْ Dosdoğru ol. ﻭَﺍَﻣَّﺎ ﺑِﻨِﻌْﻤَﺔِ ﺭَﺑِّﻚَ ﻓَﺤَﺪِّﺙْ Rabbinin nimetini de yâd et. (Duhâ Sûresi, 93:11) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 164) ﺍِﻥَّ ﺣِﺰْﺏَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻫُﻢُ ﺍﻟْﻐَﺎﻟِﺒُﻮﻥَ Şüphesiz Allah'a tâbi olan topluluk gerçek galiplerin tâ kendisidir. (Mâide Sûresi, 5:56) ﺗَﻮَﺳَّﻞْ ﺑِﻨَﺎ ﻓ۪ﻰ ﻛُﻞِّ ﻫَﻮْﻝٍ ﻭَﺷِﺪَّﺓٍ ٭ ﺍَﻏ۪ﻴﺜُﻚَ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺷْﻴَٓﺎﺀِ ﺩَﻫْﺮًﺍ ﺑِﻬِﻤَّﺘ۪ﻰ Âhirzamanın fitnelerine yetişip düştüğün zaman, benim dua ve himmetimi kendine vesile ve şefaatçi yap. İlm-i cifirle mânâsı: "Yâ Said! Âhirzamanın fitnelerine yetişip düştüğün zaman, benim dua ve himmetimi kendine vesile ve şefaatçi yap. İnşaallah, senin herşeyinde ve her işinde uzun bir zamanda, yani tufûliyet zamanından, tâ ihtiyarlığın vaktinde işkenceli esaretine kadar, yani bin iki yüz doksan dörtten, tâ bin üç yüz kırk beş, belki altmış dörde, daha ziyade bir zamana kadar Allah'ın izniyle ve kuvvetiyle senin imdadına yetişeceğim." ﻻﺎ ﺗَﺰَﺍﻝُ ﻃَﺎﺋِﻔَﺔٌ ﻣِﻦْ ﺍُﻣَّﺘ۪ﻰ ﻇَﺎﻫِﺮ۪ﻳﻦَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﺤَﻖِّ ﺍِﻟٰﻰ ﻗِﻴَﺎﻡِ ﺍﻟﺴَّﺎﻋَﺔِ Ümmetimden bir taife kıyamet gününe kadar galibâne hak üzerine olacaktır. (Bu hadis-i şerif, hadîs kaynaklarında bu lâfızlarla rivayet edildiği gibi, aynı mânâyı ifade eden farklı lâfızlarla da rivayet edilmiştir. Buharî, İ'tisam: 10; Müslim, İman: 247, İmâre: 170, 173, 174; Ebu Davud, Fiten: 1; Tirmizî, Fiten: 27, 51; İbni Mâce, Mukaddime: 1, Fiten: 9; Müsned, 5:34, 269, 278, 279; el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:449-450.) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 165) ﺭَﺑَّﻨَﺎ ﻻﺎ ﺗَُﺎﺧِﺬْﻧَٓﺎ ﺍِﻥْ ﻧَﺴ۪ﻴﻨَٓﺎ ﺍَﻭْ ﺍَﺧْﻄَﺎْﻧَﺎ Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlediysek bizi onunla hesaba çekme. (Bakara Sûresi, 2:286) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 169) ﺗَﻘَﺒَّﻞَ ﺍﻟﻠّٰﻪ Allah makbul kılsın, kabul etsin. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 170) ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪ Allah bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve şerikten münezzehtir. ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪ ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪ Bütün hamd, minnet ve şükürler Allah'a aittir. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 171) ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮْ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮْ Allah en büyüktür (Akla gelebilecek her şeyden daha büyüktür). ﻻﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪ ﻻﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪ Allah'tan başka ilâh yoktur. ﺍَﻟْﻒُ ﺍَﻟْﻒِ ﺻَﻼﺎﺓٍ ﻭَ ﺍَﻟْﻒُ ﺍَﻟْﻒِ ﺳَﻼﺎﻡٍ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻳَﺎ ﺭَﺳُﻮﻝَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Milyon kere salât ile milyon kere selâm Senin üzerine olsun ey Allah'ın Resûlü. ﺍَﻟَﻢْ ﻧَﺸْﺮَﺣْﻠَﻚَ ﺻَﺪْﺭَﻙَ Biz senin göğsüne genişlik vermedik mi? (İnşirah Sûresi, 94:1) ﺍِﻥَّ ﻣَﻊَ ﺍﻟْﻌُﺴْﺮِ ﻳُﺴْﺮًّﺍ Gerçekten her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. (İnşirah Sûresi, 94:6) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 172) ﺍِﺫَﺍ ﺟَٓﺎﺀَ ﻧَﺼْﺮُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Allah'ın yardımı geldiği zaman. (Nasr Sûresi: 1) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 176) ﺍَﻟْﺒَﺎﻗ۪ﻰ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗ۪ﻰ Bâkî olan sadece Odur. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 179) ﺍَﻟْﻒُ ﺍَﻟْﻒِ ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻫٰﺬَﺍ ﻣِﻦْ ﻓَﻀْﻞِ ﺭَﺑّ۪ﻰ Allah'a milyonlarca kez hamd olsun ki, bu Rabbimin bir ihsânıdır. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 181) ﻣُﻮﺗُﻮﺍ ﻗَﺒْﻞَ ﺍَﻥْ ﺗَﻤُﻮﺗُﻮﺍ Ölüm gelip çatmadan evvel, şehvanî ve nefsanî hislerinizi terk etmek suretiyle bir nevi ölünüz. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 2:29) ﺗَﻔَﻜُّﺮُ ﺳَﺎﻋَﺔٍ ﺧَﻴْﺮٌ ﻣِﻦْ ﻋِﺒَﺎﺩَﺓِ ﺳَﻨَﺔٍ Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır. (el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:310; Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, 4:409 (Kitâbu't-Tefekkür); el-Heysemî, Mecmau'z-Zevâid,1:78) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 182) ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪ ﻫٰﺬَﺍ ﻣِﻦْ ﻓَﻀْﻞِ ﺭَﺑِّﻰ Allah'a hamd olsun. Bu Rabbimin ihsânıdır. ﺍِﻧَّﺎ ﻧَﺤْﻦُ ﻧَﺰَّﻟْﻨَﺎ ﺍﻟﺬِّﻛْﺮَ ﻭَ ﺍِﻧَّﺎ ﻟَﻪُ ﻟَﺤَﺎﻓِﻈُﻮﻥَ Şüphesiz ki Kur'ân'ı Biz indirdik ve onu koruyacak olan da Biziz. (Hicr Sûresi, 15:9) ﺳِﺮًّﺍ ﺗَﻨَﻮَّﺭَﺕْ Gizlice nurlanma. ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﺮِّﺳَﺎﻟَﺔِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِﻳَّﺔِ Kur'ân güneşinin nurları hükmünde olan Risale-i Nur'u ihsan eden Allah'a hamd olsun. ﺍَﻟْﻤَُﻴَّﺪُ ﺑِﺎﻟﺪَّﻻﺎﺋِﻞِ ﺍﻟْﻌَﻘْﻠِﻴَّﺔِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺴْﻠ۪ﻴﻤِﻴَّﺔِ Akıl ve teslimiyetle ilgili delillerle desteklenmiş... (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 183) ﻭَ ﻣَﺎ ﻣَﺪَﺣْﺖُ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ﺑِﻤَﻘَﺎﻟَﺘ۪ﻰ٭ ﻭَ ﻟٰﻜِﻦْ ﻣَﺪَﺣْﺖُ ﻣَﻘَﺎﻟَﺘ۪ﻰ ﺑِﻤُﺤَﻤَّﺪٍ Ben sözlerimle Muhammed'i (a.s.m.) övmüş olmadım; aslında sözlerimi Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmla övmüş ve güzelleştirmiş oldum. (Hassan b. Sâbit (r.a.) ait bir sözdür. İbn-i Esir, el-Meselü's sair, 2/357; el- Kalkeşendî, Subhu'l Aşa, 2/321; İmam-ı Rabbanî, Mektubât, 1/58, 44. Mektub.) ﻭَ ﻣَﺎ ﻣَﺪَﺣْﺖُ ﺭِﺳَﺎﻟَﺔَ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺑِﻤَﻘَﺎﻟَﺘ۪ﻰ ٭ ﻭَ ﻟٰﻜِﻦْ ﻣَﺪَﺣْﺖُ ﻣَﻘَﺎﻟَﺘ۪ﻰ ﺑِﺮِﺳَﺎﻟَﺔِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ Ben sözlerimle Risale-i Nur'u övmüş olmadım; aslında sözlerimi Risale-i Nur'la övmüş ve güzelleştirmiş oldum. ﺍِﺳْﺘِﺸْﻔَﺎﺀ Şifâ dilemek. ﺍِﺳْﺘِﺸْﻔَﺎﻉ Şefaat istemek. َﺭْ ﻧَﻪ ﺧَﻮﺍﻫ۪ﻰ ﺩَﺍﺩْ ﻧَﻪ ﺩَﺍﺩ۪ﻯ ﺧَﻮﺍﻩْ Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 184) ﺍَﻟْﺒَﺎﻗ۪ﻰ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗ۪ﻰ Bâkî olan sadece Odur. ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla. ﻳَٓﺎ ﺍَﺭْﺽُ ﺍﺑْﻠَﻌ۪ﻰﻭَﺍﺳْﺘَﻮَﺕْ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﺠُﻮﺩِﻯِّ ﺍﻟﺦ Ey yer (suyunu) yut ... (Gemi) Cûdî dağına oturdu. (Hûd Sûresi, 11:44) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 185) ﺳِﺮًّﺍ ﺑَﻴَﺎﻧَﺔً ﺳِﺮًّﺍ ﺗَﻨَﻮَّﺭَﺕْ Gizliden gizliye yanıp aydınlanıyor. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 187) ﻋُﻠَﻤَٓﺎﺀُ ﺍُﻣَّﺘ۪ﻰ ﻛَﺎَﻧْﺒِﻴَٓﺎﺀِ ﺑَﻨ۪ٓﻰ ﺍِﺳْﺮَٓﺍﺋﻴ۪ﻞَ Ümmetimin âlimleri İsrâiloğullarının peygamberleri gibidir. (Bu hadis-i şerif kaynaklarda haber-i meşhur olarak geçmektedir. el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ: 2:64; Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, 1:107) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 193) ﺍَﻟﺮَّﺍﺿ۪ﻰ ﺑِﺎﻟﻀَّﺮَﺭِ ﻻﺎ ﻳُﻨْﻈَﺮُ ﻟَﻪُ Zarara razı olana merhamet edilmez (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 195) ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Gaybı Allah'tan başkası bilemez. ﻭَ ﺍﻟْﻜَﺎﻇِﻤِﻴﻦَ ﺍﻟْﻐَﻴْﻆَ ﻭَ ﺍﻟْﻌَﺎﻓِﻴﻦَ ﻋَﻦِ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ Öfkelerini yutanlar ve insanların kusurlarını affedenler... (Âl-i İmrân Sûresi, 3:134) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 197) ﻳَﺴْﺘَﺤِﺒُﻮﻥَّ ﺍﻟْﺤَﻴَﺎﺓَ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻻﺎٰﺧِﺮَﺓِ Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler. (İbrahim Sûresi, 14:3) ﺍَﻟَّﺬِﻳﻦَ ﺍَﻧْﻌَﻤْﺖَ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ Kendilerine nimet verdiklerinin... (Fâtiha Sûresi, 1:7) ﻻﺎ ﺗَﺰَﺍﻝُ ﻃَٓﺎﺋِﻔَﺔٌ ﻣِﻦْ ﺍُﻣَّﺘ۪ﻰ ﺣَﺘّٰﻰ ﻳَﺎْﺗِﻰَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺑِﺎَﻣْﺮِﻩ۪ Ümmetimden bir taife, Allah'ın emri gelinceye kadar (yani kıyâmetin kopmasına kadar) hak üzere galip olacaktır. (Buhari, İ'tisam: 10; Müslim, İman: 247, İmâre: 170, 173, 174; Ebu Davud, Fiten: 1; Tirmizî, Fiten: 27, 51; İbni Mâce, Mukaddime: 1, Fiten: 9; Müsned, 5:34,269, 278, 279; el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:449-450, 550) ﻭَﺍﻟْﻌَﺼْﺮِ Asra yemin olsun. (Asr Sûresi, 103:1) ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ ﻭَ ﻋَﻤِﻠﻮُﺍ ﺍﻟﺼَّﺎﻟِﺤَﺎﺕِ İman edenler salih amel işleyenler müstesna. (Asr Sûresi, 103:3) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 201) ﻓَﺎِﻧَّﻚَ ﻣَﺤْﺮُﻭﺱٌ ﺑِﻌَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻌِﻨَﺎﻳَﺔِ Muhakkak ki sen inayet gözüyle gözetilip korunmaktasın. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 203) ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla. ﻭَ ﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩ۪ Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44) ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺣُﺮُﻭﻓَﺎﺕِ ﺭَﺳَٓﺎﺋِﻞِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ Risale-i Nur harflerinin sayısınca Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 204) ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla. ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 205) ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﻗَﻄَﺮَﺍﺕِ ﺍﻟْﻤَﻄَﺮِ ﻓ۪ﻰ ﻟَﻴْﻠَﺔِ ﺍﻟﺮَّﻏَٓﺎﺋِﺐِ Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla. Regaib gecesindeki yağmur damlaları sayısınca size selam olsun. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 206,208) ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla. ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 207,210) ﺍَﻟْﺒَﺎﻗ۪ﻰ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗ۪ﻰ Bâkî olan sadece Odur. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 211) ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 215) ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla. ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 218) ﺍَﻟْﺒَﺎﻗ۪ﻰ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗ۪ﻰ Bâkî olan sadece Odur. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 219) ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla ﻳُﺮ۪ﻳﺪُﻭﻥَ ﻟِﻴُﻄْﻔُِﺎ ﻧُﻮﺭَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺑِﺎَﻓْﻮَﺍﻫِﻬِﻢْ ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻣُﺘِﻢُّ ﻧُﻮﺭِﻩ۪ ﻭَﻟَﻮْ ﻛَﺮِﻩَ ﺍﻟْﻜَﺎﻓِﺮُﻭﻥَ Onlar Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Fakat Allah nurunu tamamlayacaktır -kâfirler isterse hoşlanmasınlar. (Saf Sûresi, 61:8) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 226) ﻣَﺎ ﺍﺯْﺩَﺩْﺕُ ﻳَﻘِﻴﻨًﺎ (Gayb perdesi açılsa) yakînim (şüphesizliğim) artmayacaktır. [Hz. Ali (r.a.)] ﻳَﺎ ﻣﺪْﺭِﻛًﺎ Ey (felâket asrına) ulaşan! (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 227) ﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ Zamanın kâdirîsi ol. (Abdülkadir Geylânî ol!) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 228) ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩ۪ Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44) ﺭَﺣِﻤَﻪُ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺣُﺮُﻭﻑِ ﺭَﺳَٓﺎﺋِﻞِ ﺍﻟْﻤَﻜْﺘُﻮﺑَﺔِ ﻭ ﺍﻟْﻤَﻘْﺮُﻭﺋَﺔِ ﺍٰﻣ۪ﻴﻦَ Yazılan ve okunan Risale-i Nur harfleri sayısınca Allah'ın rahmeti Onun üzerine olsun! Amin. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 229) ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. ﻗُﻞْ ﺑِﻔَﻀْﻞِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﺑِﺮَﺣْﻤَﺘِﻪِ ﻓَﺒِﺬٰﻟِﻚَ ﻓَﻠْﻴَﻔْﺮَﺣُﻮﺍ ﻫُﻮَ ﺧَﻴْﺮٌ ﻣِﻤَّﺎ ﻳَﺠْﻤَﻌُﻮﻥَ Onlara söyle ki: Allah'ın lütfuyla ve rahmetiyle -ancak bununla- ferahlansınlar. Bu, onların dünyada toplayıp durduklarından daha hayırlıdır. (Yûnus Sûresi, 10:58) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 230) ﺍﻟٓﺮٰ Elif, Lam, Ra. ﺣٰﻢٓ Ha, Mim. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 231) ﻭَ ﻣَﺎ ﻣَﺪَﺣْﺖُ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ﺑِﻤَﻘَﺎﻟَﺘ۪ﻰ ٭ ﻭَ ﻟٰﻜِﻦْ ﻣَﺪَﺣْﺖُ ﻣَﻘَﺎﻟَﺘ۪ﻰ ﺑِﻤُﺤَﻤَّﺪٍ Ben sözlerimle Muhammed'i (a.s.m.) övmüş olmadım; aslında sözlerimi Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmla övmüş ve güzelleştirmiş oldum. (Hassan b. Sâbit (r.a.) ait bir sözdür. İbn-i Esir, el-Meselü's sair, 2/357; el-Kalkeşendî, Subhu'l Aşa, 2/321; İmam-ı Rabbanî, Mektubât, 1/58, 44. Mektub.) ﻭَ ﻣَﺎ ﻣَﺪَﺣْﺖُ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥَ ﺑِﻜَﻠِﻤَﺎﺗ۪ﻰ ٭ ﻭَ ﻟٰﻜِﻦْ ﻣَﺪَﺣْﺖُ ﻛَﻠِﻤَﺎﺗ۪ﻰ ﺑِﺎﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ Yani, "Kur'ân'ın hakaik-i i'câzını ben güzelleştiremedim, güzel gösteremedim. Belki Kur'ân'ın güzel hakikatleri benim tabiratlarımı da güzelleştirdi, ulvîleştirdi." (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 235) ﻭَ ﻫُﻮَ ﻋَﻠَﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻗَﺪِﻳﺮٌ O herşeye kâdirdir. (Hûd Sûresi, 11:4; Rum Sûresi, 30:50; Şûrâ Sûresi, 42:9; Mülk Sûresi, 67:1) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 238) ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪ ﻫٰﺬَﺍ ﻣِﻦْ ﻓَﻀْﻞِ ﺭَﺑِّﻰ Rabbimin bu ihsanından dolayı Allah'a hamd olsun. ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻻﺎ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻻَﺎ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠ۪ﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢُ Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin. (Bakara Sûresi, 2:32) ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻋَﻠٰﻰ ﺳَﻴِّﺪِﻧَﺎ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺻَﻼﺎﺓً ﺗَﻜُﻮﻥُ ﻟَﻚَ ﺭِﺿَٓﺎﺀً ﻭَ ﻟِﺤَﻘِّﻪ۪ ﺍَﺩَٓﺍﺀً ﻭَﻋَﻠٰٓﻰ ﺍٰﻟِﻪ۪ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪ۪ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﺗَﺴْﻠ۪ﻴﻤًﺎ ﻛَﺜ۪ﻴﺮًﺍ ﺍٰﻣ۪ﻴﻦَ Allahım! Efendimiz Muhammed'e ve âl ve ashabına Senin razı olacağın ve Onun lâyık ve müstehak olduğu bir rahmetle ve pek kesretli bir selâmetle salât ve selâm et. Âmin. ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺑِﺴِﺮِّ ﺍﺳْﻤِﻚَ ﺍﻻﺎَﻋْﻈَﻢِ ﺍِﺟْﻌَﻞْ ﻧَﺎﺷِﺮَ ﻫٰﺬِﻩِ ﺍﻟﺮِّﺳَﺎﻟَﺔِ ﻣَﻈْﻬَﺮِ ﻋِﻨَﺎﻳَﺘِﻚَ ﻭَ ﻛَﺮَﺍﻣَﺎﺕِ ﻓُﺮْﻗَﺎﻧِﻚَ ﺍٰﻣ۪ﻴﻦَ ﺍٰﻣ۪ﻴﻦَ ﺍٰﻣ۪ﻴﻦَ Allah'ım, İsm-i Âzamın sırrı hakkına bu risâlenin nâşirini Furkânının inâyetlerinin ve kerâmetlerinin mazharı eyle. Amin, amin, amin. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 240) ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla. ﻭَ ﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩ۪ Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44) ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ ﺍَﺑَﺪًﺍ ﺩَﺍﺋِﻤًﺎ Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 242) ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla ﻭَﻣَﺎ ﺍَﺭْﺳَﻠْﻨَﺎﻙَ ﺍِﻻَﺎ ﺭَﺣْﻤَﺔً ﻟِﻠْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ Seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik. (Enbiyâ Sûresi, 21:107) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 247) ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ Allah'ın rahmeti ve bereketi sizin üzerine olsun. ﻭَﻣَﺎ ﺍَﺭْﺳَﻠْﻨَﺎﻙَ ﺍِﻻَﺎ ﺭَﺣْﻤَﺔً ﻟِﻠْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ Seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik. (Enbiyâ Sûresi, 21:107) ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍَﺑَﺪًﺍ ﺩَﺍﺋِﻤًﺎ Allah'ın rahmeti onun sonsuza dek, ebediyyen üzerine olsun. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 248) ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla. ﻭَ ﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩ۪ Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44) ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ ﺍَﺑَﺪًﺍ ﺩَﺍﺋِﻤًﺎ Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 250) ﺍَﻟْﺒَﺎﻗ۪ﻰ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗ۪ﻰ Bâkî olan sadece Odur. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 251) ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla. ﻭَ ﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩ۪ Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44) ﺍَﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠَﻴْﻜُﻢْ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﺑَﺮَﻛَﺎﺗُﻪُ ﺍَﺑَﺪًﺍ ﺩَﺍﺋِﻤًﺎ Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi; sonsuza kadar sürekli üzerinize olsun. ﺳَﻘٰﻴﻬُﻢْ Rableri onlara tertemiz bir içki içirir. (İnsan Sûresi, 76:21) ﺳَﻮْﻑَ ﺗَﺮٰﻳﻨ۪ﻰ Sen de beni görürsün. (A'râf Sûresi, 7:143) ﺍَﻟْﺒَﺎﻗ۪ﻰ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗ۪ﻰ Bâkî olan sadece Odur. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 252) ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla. ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩ۪ Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44) ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. (Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmrân Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22) ﻗُﻞْ ﻫُﻮَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ De ki: O Allah'tır. (İhlâs Sûresi, 112:1) ﻫُﻮَ Hû (O, Allah) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 253) ﻫُﻮَ Hû (O, Allah) ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. (Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmrân Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22) ﻗُﻞْ ﻫُﻮَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ De ki: O Allah'tır. (İhlâs Sûresi, 112:1) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 254) ﻫُﻮَ Hû (O, Allah) ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. (Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmrân Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22) ﻗُﻞْ ﻫُﻮَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ De ki: O Allah'tır. (İhlâs Sûresi, 112:1) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 255) ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. (Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmrân Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22) ﻗُﻞْ ﻫُﻮَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ De ki: O Allah'tır. (İhlâs Sûresi, 112:1) ﻫُﻮَ Hû (O, Allah) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 256) ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﻧُﻮﺭُ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﺍﻟﺦ Allah göklerin ve yerin nurudur. (Nûr Sûresi, 24:35) ﺍِﻟٰﻬ۪ٓﻰ ﺍَﻧْﺖَ ﺭَﺑّ۪ﻰ ﻭَ ﺍَﻧَﺎ ﺍﻟْﻌَﺒْﺪُ ٭ ﻭَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﺨَﺎﻟِﻖُ ﻭَ ﺍَﻧَﺎ ﺍﻟْﻤَﺨْﻠُﻮﻕُ ٭ ﻭَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟﺮَّﺯَّﺍﻕُ ﻭَ ﺍَﻧَﺎ ﺍﻟْﻤَﺮْﺯُﻭﻕُ ٭ ﺍﻟﺦ İlâhî, Sen benim Rabbimsin; ben ise kulum. Sen Hâlıksın, ben ise mahlûk. Sen Rezzâksın, ben ise merzuk... ﺍَﻭْ ﻛَﻈُﻠُﻤَﺎﺕٍ ﻓ۪ﻰ ﺑَﺤْﺮٍ ﻟُﺠِّﻰٍّ ﻳَﻐْﺸٰﻴﻪُ ﻣَﻮْﺝٌ ﻣِﻦْ ﻓَﻮْﻗِﻪ۪ ﻣَﻮْﺝٌ ﻣِﻦْ ﻓَﻮْﻗِﻪ۪ ﺳَﺤَﺎﺏٌ ﻇُﻠُﻤَﺎﺕٌ ﺑَﻌْﻀُﻬَﺎ ﻓَﻮْﻕَ ﺑَﻌْﺾٍ ﺍِﺫَٓﺍ ﺍَﺧْﺮَﺝَ ﻳَﺪَﻩُ ﻟَﻢْ ﻳَﻜَﺪْ ﻳَﺮٰﻳﻬَﺎ ﻭَﻣَﻦْ ﻟَﻢْ ﻳَﺠْﻌَﻞِ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟَﻪُ ﻧُﻮﺭًﺍ ﻓَﻤَﺎ ﻟَﻪُ ﻣِﻦْ ﻧُﻮﺭٍ Yahut onların amelleri, derin bir denizin karanlıklarına benzer ki, o denizi üst üste dalgalar kaplamış, dalgaları da bulutlar örtmüştür. Karanlıklar birbiri üstüne öylesine bastırmıştır ki, elini uzatsa onu dahi göremez olur. İşte, Allah'ın nur vermediği kimsenin nurdan hiçbir nasibi yoktur. (Nûr Sûresi, 24:40) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 258) ﺭَﺏُّ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ Göklerin ve yerin Rabbi. (Duhân Sûresi, 44:7) ﻣُﺴَﺨِّﺮُ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲِ ﻭَ ﺍﻟْﻘَﻤَﺮِ Güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. ﺭَﺏُّ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍﻻﺎَﺭْﺽِ Göklerin ve yerin Rabbi. (Duhân Sûresi, 44:7) ﺭَﺏُّ ﺍﻟْﻤَﻠٰٓﺌِﻜَﺔِ ﻭَ ﺍﻟﺮُّﻭﺡِ Meleklerin ve ruhun Rabbi. ﻭَﻟَﻘَﺪْ ﺯَﻳَّﻨَّﺎ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀَ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﺑِﻤَﺼَﺎﺑ۪ﻴﺢَ And olsunki dünya semâsını Biz kandillerle süsledik. (Mülk Sûresi, 67:5) ﻭَ ﺳَﺨَّﺮَ ﺍﻟﺸَّﻤْﺲَ ﻭَ ﺍﻟْﻘَﻤَﺮَ Güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. (Ra'd Sûresi, 13:2) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 259) ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﻧُﻮﺭُ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﻣَﺜَﻞُ ﻧُﻮﺭِﻩ۪ ﻛَﻤِﺸْﻜٰﻮﺓٍ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﻣِﺼْﺒَﺎﺡٌ ﺍَﻟْﻤِﺼْﺒَﺎﺡُ ﻓ۪ﻰ ﺯُﺟَﺎﺟَﺔٍ ﺍَﻟﺰُّﺟَﺎﺟَﺔُ ﻛَﺎَﻧَّﻬَﺎ ﻛَﻮْﻛَﺐٌ ﺩُﺭِّﻯٌّ ﻳُﻮﻗَﺪُ ﻣِﻦْ ﺷَﺠَﺮَﺓٍ ﻣُﺒَﺎﺭَﻛَﺔٍ ﺯَﻳْﺘُﻮﻧَﺔٍ ﻻﺎ ﺷَﺮْﻗِﻴَّﺔٍ ﻭَﻻﺎ ﻏَﺮْﺑِﻴَّﺔٍ ﻳَﻜَﺎﺩُ ﺯَﻳْﺘُﻬَﺎ ﻳُﻀ۪ٓﻲﺀُ ﻭَﻟَﻮْ ﻟَﻢْ ﺗَﻤْﺴَﺴْﻪُ ﻧَﺎﺭٌ ﻧُﻮﺭٌﻋَﻠٰﻰ ﻧُﻮﺭٍ ﻳَﻬْﺪِﻯ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟِﻨُﻮﺭِﻩ۪ ﻣَﻦْ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun misali, bir lâmba yuvası gibidir ki, onda bir kandil vardır. Kandil de cam fanus içindedir. Cam fanus ise, inci gibi parlayan bir yıldıza benzer ki, ne doğuya, ne de batıya ait olmayan mübarek bir ağacın yakıtından tutuşturulur. Onun yakıtı, kendisine ateş dokunmasa bile ışık verecek kabiliyettedir. O nur üstüne nurdur. Allah dilediğini nuruna kavuşturur. (Nûr Sûresi, 24:35) ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻋَﻠٰﻰ ﻧُﻮﺭِ ﺍﻻﺎِﻳﻤَﺎﻥِ ﻭَﺍْﻟﻘُﺮْﺍٰﻥِ İmânın ve Kur'ân'ın nurundan dolayı Allah'a hamd olsun. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 260) ﺍِﻳَّﺎﻙَ ﻧَﻌْﺒُﺪُ ﻭَ ﺍِﻳَّﺎﻙَ ﻧَﺴْﺘَﻌ۪ﻴﻦُ Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz. (Fâtiha Sûresi, 1:5) ﻧَﻌْﺒُﺪُ Kulluk ederiz. ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪ ﺭَﺏُّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, âlemlerin rabbi olan Allah'a mahsustur. (Fâtiha Sûresi, 1:2) ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥْ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَ ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥَّ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Şehadet ederim ki, Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Hz. Muhammed (a.s.m.) Allah'ın Resûlüdür. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 261) ﺍِﻳَّﺎﻙَ ﻧَﻌْﺒُﺪُ ﻭَ ﺍِﻳَّﺎﻙَ ﻧَﺴْﺘَﻌ۪ﻴﻦُ Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz. (Fâtiha Sûresi, 1:5) ﻧَﻌْﺒُﺪُ Kulluk ederiz. ﻳَٓﺎ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺎﺱُ ﺍﻋْﺒُﺪُﻭﺍ ﺭَﺑَّﻜُﻢْ Ey insanlar, Rabbinize kulluk edin." (Bakara Sûresi, 2:21) ﺍِﻳَّﺎﻙَ ﻧَﻌْﺒُﺪُ Ancak Sana kulluk ederiz. (Fâtiha Sûresi, 1:5) ﺍِﺫَﺍ ﺛَﺒَﺖَ ﺍﻟﺸَّﻲْﺀَ ﺛَﺒَﺖَ ﺑِﻠَﻮَﺍﺯِﻣِﻪِ Birşey sabit olduğunda, bütün levazımatıyla birlikte sabit olur. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 262) ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻋَﻠٰﻰ ﻧُﻮﺭِ ﺍﻻﺎِﻳﻤَﺎﻥِ ﻭَﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ İman ve Kur'ân nurundan dolayı Allah'a hamd olsun. ﻧَﻌْﺒُﺪُ Kulluk ederiz. ﻧَﺴْﺘَﻌِﻴﻦُ Yardım isteriz. (Fâtiha Sûresi, 1:5) ﻭَ ﺍِﻳَّﺎﻙَ ﻧَﺴْﺘَﻌِﻴﻦُ Ancak Senden yardım isteriz. (Fâtiha Sûresi, 1:5) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 266) ﺑِﺎﺳْﻤِﻪ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla. (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 267) ﻳُﺒَﺪِّﻝُ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺳَﻴِّﺌَﺎﺗِﻬِﻢْ ﺣَﺴَﻨَﺎﺕٍ Allah onların günahlarını silip yerlerine iyilikler verir. (Furkan Sûresi, 25:70) (Sikke-i Tasdîk-i Gaybî sh: 267) ﻭَﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩ۪ Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)