Osmanlıca Yirmisekizinci Lem'a İkinci Keramet-i Aleviye Risalesi
Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.339
Bu Lem'a, 1935 te Eskişehir Hapishanesinde te'lif edilmiştir. İmam-ı Ali Radıyallahu Anhünün Celcelûtiye Kasidesindedir. Me'hazi Mecmuat-ül Ahzab "Şazelî" cildinde bulunmaktadır. ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla ﺍَﺣْﺮُﻑُ ﻋُﺠْﻢٍ ﺳُﻄِّﺮَﺕْ ﺗَﺴْﻄِﻴﺮًﺍ Lâtin harfleri tamim edilip, umuma öğretilip yazdırılacak. ﻋُﺠْﻢٍ "yani hecevâri terkipsiz ve vefklerde rakamvâri, şekilsiz harflerdir ki "Latinî hurufudur." Lâdini zamanında taammüm eder." (Osmanlıca Lem'alar sh: 581) ﺗُﻘَﺎﺩُ ﺳِﺮَﺍﺝُ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺳِﺮًّﺍ ﺑَﻴَﺎﻧَﺔً Sirâcü'n-Nur gizliden ve açıktan yanıp parlıyor. ﺗُﻘَﺎﺩُ ﺳِﺮَﺍﺝُ ﺍﻟﺴُّﺮْﺝِ ﺳِﺮًّﺍ ﺗَﻨَﻮَّﺭَﺕْ Sirâc-üs-Sürc gizliden gizliye yanıp yayılıyor; Sirâcü's-Sürc (Kandiller Kandili), gizliden gizliye yanıp aydınlanıyor. ﺗُﻘَﺎﺩُ ﺳِﺮَﺍﺝُ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ Sirâc-üs-Nûr yanıp parlıyor. ﺍَﻗِﺪْ ﻛَﻮْﻛَﺒِﻰ ﺑِﺎﻻﺎِﺳْﻢِ ﻧُﻮﺭًﺍ ﻭَ ﺑَﻬْﺠَﺔً ٭ ﻣَﺪَﻯ ﺍﻟﺪَّﻫْﺮِ ﻭَ ﺍﻻﺎَﻳَّﺎﻡِ ﻳَﺎ ﻧُﻮﺭُ ﺟَﻠْﺠَﻠَﺖْ "Ya Rab! Benim yıldızımı nur eyle. Âhirzamana kadar bedi' bir surette ışıklandır, şûlelendir..." (Osmanlıca Lem'alar sh: 583) ﺍَﻗِﺪْ ﻛَﻮْﻛَﺒِﻰ ﺑِﺎﻻﺎِﺳْﻢِ ﻧُﻮﺭًﺍ Yâ Rab! Nur isminle ve cemâlinle parlat yıldızımı. ﺍَﻗِﺪْ ﻛَﻮْﻛَﺒِﻰ ﺑِﺎﻻﺎِﺳْﻢِ Yâ Rab! İsminle parlat yıldızımı. (Osmanlıca Lem'alar sh: 583) ﺗُﻘَﺎﺩُ ﺳِﺮَﺍﺝُ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ Sirâc-üs-Nûr yanıp parlıyor. ﺍَﻗِﺪْ ﻛَﻮْﻛَﺒِﻰ ﺑِﺎﻻﺎِﺳْﻢِ ﻧُﻮﺭًﺍ ﻭَ ﺑَﻬْﺠَﺔً "Ya Rab! Benim yıldızımı nur eyle." ﻣَﺪَﻯ ﺍﻟﺪَّﻫْﺮِ ﻭَ ﺍﻻﺎَﻳَّﺎﻡِ ﻳَﺎ ﻧُﻮﺭُ ﺟَﻠْﺠَﻠَﺖْ Âhirzamana kadar bedi' bir surette ışıklandır, şûlelendir..." ﺍَﻗِﺪْ ﻛَﻮْﻛَﺒِﻰ ﺑِﺎﻻﺎِﺳْﻢِ ﻧُﻮﺭًﺍ Yâ Rab! Nur isminle ve cemâlinle parlat yıldızımı. ﺍَﻗِﺪْ ﻛَﻮْﻛَﺒِﻰ ﺑِﺎﻻﺎِﺳْﻢِ Yâ Rab! İsminle parlat yıldızımı. ﺍَﻗِﺪْ ﻛَﻮْﻛَﺒِﻰ ﺑِﺎﻻﺎِﺳْﻢِ ﻧُﻮﺭًﺍ Yâ Rab! Nur isminle ve cemâlinle parlat yıldızımı. ﺗُﻘَﺎﺩُ ﺳِﺮَﺍﺝُ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺳِﺮًّﺍ ﺑَﻴَﺎﻧَﺔً Sirâcü'n-Nur gizliden ve açıktan yanıp parlıyor. Sirâcü'n-Nur, yani Risale-i Nur (âhirzamanda) perde altında, gizlice tenevvür edip parlar. ﺑِﻨُﻮﺭِ ﺟَﻼﺎﻝٍ ﺑَﺎﺯِﺥٍ ﻭَﺷَﺮَﻧْﻄَﺦٍ ﺑِﻘُﺪُّﻭﺱِ ﺑَﺮْﻛُﻮﺕٍ ﺑِﻪِ ﺍﻟﻨَّﺎﺭُ ﺍُﺧْﻤِﺪَﺕْ "Rauf ve Rahîm'den, İsm-i Âzam'ın tesiri altında Celâl ve Kibriya'nın azametli nurundan iktibas ederek dalâlet ve ilhad ateşini söndürecek." (Osmanlıca Lem'alar sh: 584) ﺑِﻬَﺎﻝٍ ﺍَﻫِﻴﻞٍ ﺷَﻠْﻊٍ ﺷَﻠْﻌُﻮﺏٍ ﺷَﺎﻟِﻊٍ ٭ ﻃَﻬِﻰٍّ ﻃَﻬُﻮﺏٍ ﻃَﻴْﻄَﻬُﻮﺏٍ ﻃَﻴَﻄَّﻬَﺖْ Kendisine bütün yaratıkların ibadet ettiği Ma'bud, varlığında hiçbir şüphe bulunmayan ve varlıkların dayandıkları hakikat, Zâtının sıfât, isim ve fiillerinin tecellisi olan Hak, sıfatlarının ve isimlerinin tecellisinde güzelliğin sonsuz mertebeleri bulunan ve bu kâinat bütün güzellikleriyle Onun güzelliğinin bir aynası olan Cemîl, yarattığı varlıkları çok seven ve onlara da Kendisini her vesileyle sevdiren Vedûd, duâ ve ihtiyaçlara cevap veren Mucîb olan Zâtın yardımıyla insanlara kendisini sevdirecektir. ﺗُﻘَﺎﺩُ ﺳِﺮَﺍﺝُ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺳِﺮًّﺍ ﺑَﻴَﺎﻧَﺔً Sirâcü's-Sürc (Kandiller Kandili), gizliden gizliye yanıp aydınlanıyor. ﺑِﻨُﻮﺭِ ﺟَﻼﺎﻝٍ ﺑَﺎﺯِﺥٍ ﻭَﺷَﺮَﻧْﻄَﺦٍ ٭ ﺑِﻘُﺪُّﻭﺱِ ﺑَﺮْﻛُﻮﺕٍ ﺑِﻪِ ﺍﻟﻨَّﺎﺭُ ﺍُﺧْﻤِﺪَﺕْ "Mânâsı şudur; Risale-i Nur, âhirzamanda perde altında gizlice tenevvür edip, Nurlu isim ﻭَﺷَﺮَﻧْﻄَﺦٍ ٭ ﺑِﻘُﺪُّﻭﺱِ ﺑَﺮْﻛُﻮﺕٍ yani Rauf ve Rahîm'den, İsm-i Âzam'ın tesiri altında Celâl ve Kibriya'nın azametli nurundan iktibas ederek dalâlet ve ilhad ateşini söndürecek." (Osmanlıca Lem'alar sh: 585) ﺗُﻘَﺎﺩُ ﺳِﺮَﺍﺝُ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺳِﺮًّﺍ ﺑَﻴَﺎﻧَﺔً Sirâcü'n-Nur gizliden ve açıktan yanıp parlıyor. ﺍَﻗِﺪْ ﻛَﻮْﻛَﺒِﻰ ﺑِﺎﻻﺎِﺳْﻢِ ﻧُﻮﺭًﺍ Yâ Rab! Nur isminle ve cemâlinle parlat yıldızımı. ﻭَﺻَﻞِّ ﺍِﻟٰﻬِﻰ İlâhi Ona salât eyle. ﻓَﻴَﺎ ﺣَﺎﻣِﻞَ ﺍﻻﺎِﺳْﻢِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺟَﻞَّ ﻗَﺪْﺭُﻩُ Ey kadri yüce olan ismin taşıyıcısı! (Osmanlıca Lem'alar sh: 586) ﻭَﺻَﻞِّ ﺍِﻟٰﻬِﻰ İlâhi Ona salât eyle. ﻓَﻴَﺎ ﺣَﺎﻣِﻞَ ﺍﻻﺎِﺳْﻢِ Ey ismin taşıyıcısı! (Osmanlıca Lem'alar sh: 587) ﻓَﻴَﺎ ﺣَﺎﻣِﻞَ ﺍﻻﺎِﺳْﻢِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺟَﻞَّ ﻗَﺪْﺭُﻩُ Ey kadri yüce olan ismin taşıyıcısı! ﻻﺎ ﺗَﺨْﺶَ Korkma! ﺍﻻﺎِﺳْﻢُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺟَﻞَّ ﻗَﺪْﺭُﻩُ Kadri yüce olan isim. (Osmanlıca Lem'alar sh: 588) ﺍﻻﺎِﺳْﻢُ ﺍﻟْﻤُﻌَﻈَّﻢُ ﻗَﺪْﺭُﻩُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺟَﻞَّ ﻗَﺪْﺭُﻩُ Kadri yüce olan muazzam, ulu isim... (Esma-i Sitte olan Otuzuncu Lem'a) ﻓَﻴَﺎ ﺣَﺎﻣِﻞَ ﺍﻻﺎِﺳْﻢِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺟَﻞَّ ﻗَﺪْﺭُﻩُ Ey kadri yüce olan ismin taşıyıcısı! ﺗَﻮَﻗّٰﻰ ﺑِﻪِ ﻛُﻞَّ ﺍﻻﺎُﻣُﻮﺭِ ﺗَﺴَﻠَّﻤَﺖْ İsm-i Azamın bereketiyle herbir tehlikeden selâmetle kurtulacaksın. (Osmanlıca Lem'alar sh: 589) ﻓَﻴَﺎ ﺣَﺎﻣِﻞَ ﺍﻻﺎِﺳْﻢِ ﺍﻟَّﺬِﻯ Ey öyle bir ismi taşıyan! ﻓَﻘَﺎﺗِﻞْ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨْﺶَ ﻭَ ﺣَﺎﺭِﺏْ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ Savaş ve korkma!, Harbet ve çekinme! (Osmanlıca Lem'alar sh: 590) ﻓَﻴَﺎ ﺣَﺎﻣِﻞَ ﺍﻻﺎِﺳْﻢِ ﺍﻟَّﺬِﻯ Ey öyle bir ismi taşıyan! ﻓَﻼﺎ ﺣَﻴَّﺔٌ ﺗَﺨْﺸٰﻰ Ne bir yılandan korkar ﻭَﺧَﺎﺻِﻢْ ﻣَﻦْ ﺗَﺸَﺎﺀُ Dilediğin düşmanla mücadele et! Dilediğin gibi mücadele et. (Osmanlıca Lem'alar sh: 591) ﻳَﺎ ﻣُﺮِﻳﺪِﻯ ﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ Ey mürîdim (Said)! Zamanın Abdülkâdirîsi ol! .. ﻟﻠّٰﻪِ ﻣُﺨْﻠِﺼًﺎ ﺗَﻌِﻴﺶُ ﺳَﻌِﻴﺪًﺍ İhlâs-ı tâmmı kazan ki, maîşette dahi (ismin gibi) mes'ud olasın. ﻓَﻘُﻞْ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ Sözlerini söyle ve korkma! ﻭَﻳَﺎ ﻣُﺪْﺭِﻛًﺎ ﻟِﺬٰﻟِﻚَ ﺍﻟﺰَّﻣَﺎﻥِ Ey o zamana yetişen ve âlimlerden olan insan! ﻭَﺣَﺎﺭِﺏْ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ Harbet, çekinme! ﻭَ ﺩُﺱْ ﻛُﻞَّ ﺍَﺭْﺽٍ Her yere git, ayak bas! Arza ayak bastığın zaman. ﺑِﺎﻟْﻮُﺣُﻮﺵِ ﺗَﻌَﻤَﺮَّﺕْ Vahşîlerle dolu, vahşilerle şenleniyor. ﻓَﻘَﺎﺗِﻞْ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨْﺶَ ﻭَﺣَﺎﺭِﺏْ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ Savaş, korkma! Harbet, çekinme! ﺩُﺱْ ﻛُﻞَّ ﺍَﺭْﺽٍ ﺑِﺎﻟْﻮُﺣُﻮﺵِ ﺗَﻌَﻤَّﺮَﺕْ Vahşîlerle dolu her yere git! Arz vahşilerle şenleniyor. (Osmanlıca Lem'alar sh: 592) ﻓَﻴَﺎ ﺣَﺎﻣِﻞَ ﺍﻻﺎِﺳْﻢِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺟَﻞَّ ﻗَﺪْﺭُﻩُ Ey kadri yüce olan ismin taşıyıcısı! ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨْﺶَ ﻣِﻦْ ﺑَﺎْﺱِ ﺍﻟْﻤُﻠُﻮﻙِ ﻭَﻟَﻮْ ﻃَﻐَﺖْ ٭ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨْﺶَ ﺑَْﺴًﺎ ﻟِﻠْﻤُﻠُﻮﻙِ ﻭَﻟَﻮْ ﺣَﻮَﺕْ Meliklerin, reislerin tecavüzünden ve tevkifinden ve ihatasından korkma. Hakimler, padişahlar, reislerin sana karşı hücumlarından ve esaretlerinden ve yakalamalarından korkma. ﻻﺎ ﺗَﺨْﺶَ Korkma! ﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ ﻻﺎ ﺗَﻬْﺮَﺏْ ﻭَﺧَﺎﺻِﻢْ ﻣَﻦْ ﺗَﺸَﺎﺀُ Korkma, ve (sözlerini söylemekten) kaçma! Dilediğinle dilediğin şekilde mücadele et! (Osmanlıca Lem'alar sh: 593) ﻓَﻴَﺎ ﺣَﺎﻣِﻞَ ﺍﻻﺎِﺳْﻢِ Ey ismin taşıyıcısı. ﺗَﻮَﻗّٰﻰ ﺑِﻪِ ﻛُﻞَّ ﺍﻻﺎُﻣُﻮﺭِ ﺗَﺴَﻠَّﻤَﺖْ Bütün zararlı işlerden muhafaza olundu. İsm-i azamın bereketiyle herbir tehlikeden selâmetle kurtulacaksın. ﺑِﻪِ ﻛُﻞَّ ﺍﻻﺎُﻣُﻮﺭِ ﺗَﺴَﻠَّﻤَﺖْ Bütün işlerden muhafaza olundu. Onun bereketiyle her işten selâmete çıkacaksın. ﺍﻻﺎِﺳْﻢُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺟَﻞَّ ﻗَﺪْﺭُﻩُ Kadri yüce olan ismin taşıyıcısı! ﺣَﺎﻣِﻞَ ﺍﻻﺎِﺳْﻢِ İsmin taşıyıcısı! (Osmanlıca Lem'alar sh: 594) ﻓَﻴَﺎ ﺣَﺎﻣِﻞَ ﺍﻻﺎِﺳْﻢِ Ey ismin taşıyıcısı ﺑَﺪَﺍْﺕُ ﺑِﺒِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺭُﻭﺣِﻰ ﺑِﻪِ ﺍﻫْﺘَﺪَﺕْ ﺍِﻟٰﻰ ﻛَﺸْﻒِ ﺍَﺳْﺮَﺍﺭٍ ﺑِﺒَﺎﻃِﻨِﻪِ ﺍﻧْﻄَﻮَﺕْ Hazine-i esrar olan Bismillah ile başladım. Ruhum, onunla, içinde gizli olan sırları keşfetti. ﺍَﻗِﺪْ ﻛَﻮْﻛَﺒِﻰ ﺑِﺎ ﻻﺎِﺳْﻢِ ﻧُﻮﺭًﺍ Yâ Rab! Nur isminle ve cemâlinle parlat yıldızımı. ﻓَﻴَﺎ ﺣَﺎﻣِﻞَ ﺍﻻﺎِﺳْﻢِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺟَﻞَّ ﻗَﺪْﺭُﻩُ Ey kadri yüce olan ismin taşıyıcısı! (Osmanlıca Lem'alar sh: 595) ﻓَﻴَﺎ ﺣَﺎﻣِﻞَ ﺍﻻﺎِﺳْﻢِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺟَﻞَّ ﻗَﺪْﺭُﻩُ Ey kadri yüce olan ismin taşıyıcısı! ﺍَﻗْﺒِﻞْ ﻭَﻻﺎ ﺗَﻬْﺮَﺏْ Karşıla, kaçma! ﻳَﺎ ﺳَﻌِﻴﺪَ ﺍﻟﻨُﻮﺭْﺳِﻰ Ey Said Nursî. ﻭَﻻﺎ ﻋَﻘْﺮَﺏٌ ﺗَﺮٰﻯ Ne, gördüğün bir akrep...! (Osmanlıca Lem'alar sh: 596) ﻭَﻻﺎ ﺍَﺳَﺪٌ ﻳَﺎْﺗِﻰ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﺑِﻬَﻤْﻬَﻤَﺖْ Sana kükreyerek gelen ne de bir arslan. ﻳَﺎﻣُﺪْﺭِﻛًﺎ ﻟِﺬٰﻟِﻚَ ﺍﻟﺰَّﻣَﺎﻥِ Ey o zamana yetişen ve (âlimlerden olan insan!) ﻻﺎ ﺗَﺨْﺶَ ﻻﺎ ﺗَﺨْﺶَ ﻻﺎ ﺗَﺨْﺶَ Korkma! Korkma! Korkma! (Osmanlıca Lem'alar sh: 597) ﻻﺎ ﺗَﺨْﺶَ ﻣِﻦْ ﺳَﻴْﻒٍ ﻭَﻻﺎ ﻃَﻌْﻦِ ﺧَﻨَْﺮٍ Ne bir kılıç ve ne de bir hançerin yaralamasından kork! ﻣِﻦْ ﺳَﻴْﻒٍ ﻭَﻻﺎ ﻃَﻌْﻦِ ﺧَﻨَْﺮٍ Kılıçtan ve hançer yaralamasından.. ﻭَ ﻻﺎ ﺗَﺨْﺶَ ﻣِﻦْ ﺭُﻣْﺢٍ ﻭَ ﻻﺎ ﺷَﺮٌّ ﺍَﺳْﻬَﻤَﺖْ Ne bir mızrak ve ne de seni hedef alan bir tehlike ve kötülükten kork! ﻭَ ﻻﺎ ﺷَﺮٌّ ﺍَﺳْﻬَﻤَﺖْ Seni hedef alan bir tehlike ve kötülük. (Osmanlıca Lem'alar sh: 598) ﻭَ ﻻﺎ ﺗَﺨْﺶَ ﻣِﻦْ ﺭُﻣْﺢٍ ﻭَ ﻻﺎ ﺷَﺮٌّ ﺍَﺳْﻬَﻤَﺖْ Ne bir mızrak ve ne de seni hedef alan bir tehlike ve kötülükten kork! ﺭُﻣْﺢٍ ﻭَ ﻻﺎ ﺷَﺮٌّ ﺍَﺳْﻬَﻤَﺖْ Mızrak ve gelecek tehlike ve kötülük. (Osmanlıca Lem'alar sh: 599) ﺍَﻧَﺎ ﻣَﺪِﻳﻨَﺔُ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢِ ﻭَ ﻋَﻠِﻰٌّ ﺑَﺎﺑُﻬَﺎ Ben ilmin şehriyim, Ali ise onun kapısıdır. (Tirmizî, Menâkıb: 20; el-Hakim, el-Müstedrek, 3:126) (Osmanlıca Lem'alar sh: 600) ﻓَﻴَﺎ ﺣَﺎﻣِﻞَ ﺍﻻﺎِﺳْﻢِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺟَﻞَّ ﻗَﺪْﺭُﻩُ Ey kadri yüce olan ismin taşıyıcısı! ﻻﺎﺗَﺨْﺶَ Korkma! (Osmanlıca Lem'alar sh: 601) ﺍَﻟْﻌِﻠْﻢُ ﻋِﻨْﺪَ ﺍﻟﻠّٰﻪ Gerçek Allah katındadır, ancak O bilir. ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻋْﻠَﻢُ ﺑِﺎﻟﺼَّﻮَﺍﺏِ Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺻَﻞِّ ﻭَ ﺳَﻠِّﻢْ ﻋَﻠٰﻰ ﻣَﻦْ ﻗَﺎﻝَ ﺍَﻧَﺎ ﻣَﺪِﻳﻨَﺔُ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢِ ﻭَ ﻋَﻠِﻰٌّ ﺑَﺎﺑُﻬَﺎ ﻭَﻋَﻠٰﻰ ﺍٰﻟِﻪِ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪِ ﺍَﺟْﻤَﻌِﻴﻦَ ﺍٰﻣِﻴﻦَ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ِﻟﻠّٰﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤِﻴﻦَ Allah'ım, salât ve selâm "Ben ilmin şehriyim. Ali ise onun kapısıdır" diyen Zâtın ve Onun bütün âl ve ashabının üzerine olsun. Âmin. Bütün hamd, övgü ve senâlar Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. (Osmanlıca Lem'alar sh: 602)