Osmanlıca Sekizinci Lem'a - Keramet-i Gavsiye Risalesi
Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.285
Sekizinci Lem'a, 1933'te, Barla'da telif edilmiştir. Gavs-ı A'zam Abdülkadir Geylanî Hazretlerinin Risale-i Nur'dan ve Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinden haber veren kasidesidir. Kaynakları, Mecmuat-ül Ahzab'ın "Şazelî" cildinin 560 sahifesindedir. (Osmanlıca Lem'alar sh: 57) ﻧَﻈَﺮْﺕُ ﺑِﻌَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻔِﻜْﺮِ ﻓِﻰ ﺣَﺎﻥِ ﺣَﻀْﺮَﺗِﻰ ٭ ﺣَﺒِﻴﺒًﺎ ﺗَﺠَﻠّٰﻰ ﻟِﻠْﻘُﻠُﻮﺏِ ﻓَﺠَﻨَّﺖِ Huzur ânımda fikren gittim, kalplerde tecelli eden ve bütün zamanları dahi kaplayacak bir sevgili gördüm. ١ ﺗَﻮَﺳَّﻞْ ﺑِﻨَﺎ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﻫَﻮْﻝٍ ﻭَﺷِﺪَّﺓٍ ٭ ٢ ﺍَﻏِﻴﺜُﻚَ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺷْﻴَﺎﺀِ ﺩَﻫْﺮًﺍ ﺑِﻬِﻤَّﺘِﻰ ٣ ﺍَﻧَﺎ ﻟِﻤُﺮِﻳﺪِﻯ ﺣَﺎﻓِﻈًﺎ ﻣَﺎ ﻳَﺨَﺎﻓُﻪُ ٭ ٤ ﻭَﺍَﺣْﺮُﺳُﻪُ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﺮٍّ ﻭَ ﻓِﺘْﻨَﺔٍ ٥ ﻣُﺮِﻳﺪِﻯ ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﻛَﺎﻥَ ﺷَﺮْﻗًﺎ ﻭَ ﻣَﻐْﺮِﺑًﺎ ٭ ٦ ﺍَﻏِﺜْﻪُ ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﺳَﺎﺭَ ﻓِﻰ ﺍَﻯِّ ﺑَﻠْﺪَﺓٍ ٧ ﻓَﻴَﺎ ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ ﻧَﻈْﻤِﻰ ﻓَﻘُﻠْﻪُ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ ٭ ٨ ﻓَﺎِﻧَّﻚَ ﻣَﺤْﺮُﻭﺱٌ ﺑِﻌَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻌِﻨَﺎﻳَﺔِ ٩ ﻭَﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ ﻟﻠّٰﻪِ ﻣُﺨْﻠِﺼًﺎ ٭ ٠١ ﺗَﻌِﻴﺶُ ﺳَﻌِﻴﺪًﺍ ﺻَﺎﺩِﻗًﺎ ﺑِﻤُﺤَﺒَّﺘِﻰ 1-Âhirzamanın fitnelerine yetişip düştüğün zaman, benim dua ve himmetimi kendine vesile ve şefaatçi yap. 2- Allah'ın izniyle ve kuvvetiyle senin imdadına yetişeceğim. 3- Benim müridim korunmaktadır ve ona korku yoktur. 4- o fitne ve belâ asrının her şer ve fitnesinden, Allah'ın izniyle ve havl-i kuvvetiyle onun koruyucusuyum. 5-Doğuda, batıda ve. 6- hangi beldede olursa olsun, 7-Ey benim şiirimi, meslek ve meşrebimi ve mücahedelerimi dile getiren müridim, "Sözler"ini söylemekten korkma. 8- Muhakkak ki sen, inâyet gözüyle gözetilip korunmaktasın. 9- Zamanın Abdülkâdir'i ol. 10- Muhabbetimde sâdık olduğundan ve ihlâsa çalıştığından, geçiminde dahi ismin gibi mes'ud olasın. ﻭَ ﺟَﺪِّﻯ ﺭَﺳُﻮﻝُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍَﻋْﻨِﻰ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ٭ ﺍَﻧَﺎ ﻋَﺒْﺪُ ﺍﻟْﻘَﺎﺩِﺭِ ﺩَﺍﻡَ ﻋِﺰِّﻯ ﻭَ ﺭِﻓْﻌَﺘِﻰ Ben Abdülkadir-i Geylâni'yim. Ceddim Allah'ın Resûlu Muhammed-i Arabidir. Şeref ve hükümranlığım mânen devam edecek. (Osmanlıca Lem'alar sh: 58) ﺗَﻌِﻴﺶُ ﺳَﻌِﻴﺪًﺍ Geçiminde mesud olacaksın. ﻭَﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ "Vaktin Abdülkadirî'si ol." ﻗَﺎﺩِﺭِﻯ Kâdirî (Abdülkâdir Geylanî) ﻗُﻞْ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ "Korkma, sözlerini söyle" ﻣَﺤْﺮُﻭﺱٌ ﺑِﻌَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻌِﻨَﺎﻳَﺔِ Sen, inâyet gözüyle gözetilip korunmaktasın. ﺍَﻧْﺖَ ﻓِﻰ ﺩَﺍﺭِ ﺍﻟْﺤِﻜْﻤَﺔِ ﻓَﺎﻃْﻠُﺐْ ﻃَﺒِﻴﺒًﺎ ﻳُﺪَﺍﻭِﻯ ﻗَﻠْﺒَﻚَ "Ey biçare! Sen Darü'l-Hikmeti'l-İslâmiyede bir âzâ olmak cihetiyle güya bir hekimsin, ehl-i İslâmın mânevi hastalıklarını tedavi ediyorsun. Halbuki, en ziyade hasta sensin. Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul; sonra başkasının şifasına çalış." ﺍَﻓَﻠَﺖْ ﺷُﻤُﻮﺱُ ﺍﻻﺎَﻭَّﻟِﻴﻦَ ﻭَ ﺷَﻤْﺴُﻨَﺎ ٭ ﺍَﺑَﺪًﺍ ﻋَﻠٰﻰ ﻓَﻠَﻚِ ﺍﻟْﻌُﻠٰﻰ ﻻﺎ ﺗَﻐْﺮُﺏُ Bizden öncekilerin güneşleri battı, bizim güneşimiz ise ebediyete kadar batmayacaktır. (Osmanlıca Lem'alar sh: 62) ﺍَﻧَﺎ ﻟِﻤُﺮِﻳﺪِﻯ Ben müridime... ﻣُﺮِﻳﺪِﻯ Müridim. ﻟِﻤُﺮِﻳﺪِﻯ Müridime. ﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ "Vaktin Abdülkadirî'si ol." ﻟﻠّٰﻪِ ﻣُﺨْﻠِﺼًﺎ ﺗَﻌِﻴﺶُ ﺳَﻌِﻴﺪًﺍ ﺻَﺎﺩِﻗًﺎ ﺑِﻤُﺤَﺒَّﺘِﻰ Muhabbetimde sadık olduğundan ve ihlâsa çalıştığından, geçiminde dahi ismin gibi mes'ud olasın. (Osmanlıca Lem'alar sh: 63) ﺍِﻧَّﻤَﺎ ﺍﻻﺎَﻋْﻤَﺎﻝُ ﺑِﺎﻟﻨِّﻴَّﺎﺕِ Ameller niyetlere göredir. (Buharî, Bed'ü'l-Vahy: 1, Îmân: 41, Nikâh: 5, Talâk: 11, Menâkıbu'l-Ensâr: 45, Itk: 6, Eymân: 33, Hıyel: 1; Müslim, İmâre: 155; Ebu Davud, Talâk: 11; Tirmizî, Fedâilü'l-Cihâd: 16; Nesâî, Tahâra: 59, Talâk: 24, Eymân: 19; İbn-i Mâce, Zühd: 26; Müsned, 1:25, 43) ﻭَﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭَﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ ِﻟﻠّٰﻪِ ﻣُﺨْﻠِﺼًﺎ ٭ ﺗَﻌِﻴﺶُ ﺳَﻌِﻴﺪًﺍ ﺻَﺎﺩِﻗًﺎ ﺑِﻤُﺤَﺒَّﺘِﻰ Zamanın Abdülkadirî'si ol. Muhabbetimde sâdık olduğundan ve ihlâsa çalıştığından, geçiminde dahi ismin gibi mes'ud olasın. (Osmanlıca Lem'alar sh: 64) ﻣُﺨْﻠِﺼًﺎ Muhlis olarak.. "Hulûsi Beye tevâfukla işaret ediyor." ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ Zamanın Abdülkadirî'si. ﺻﺎﺩﻗًﺎ Sâdıkça, sâdık olarak. "Hârika bir sadâkatle mümtaz dördüncü arkadaşı olan Süleyman'a dört fark ile tevâfuk cihetiyle işaret ediyor." ﺻﺎﺩﻗًﺎ Sâdıkça, sâdık olarak. "Hizmet-i sâdıkanede mümtaz olan Bekir Ağa'ya Bekir Bey ünvânıyla bir fark ile işaret eder." "Süleyman üç fark ile "Said"e dahil olduğu gibi, Abdullah (bilhassa İslamköy'lü ve Atabey'li Abdullahlar) isminde birkaç mühim kardeşlerimiz ve Mes'ud ile beraber "Said"in içindedirler." ﺻَﺎﺩِﻗًﺎ ﺑِﻤُﺤَﺒَّﺘِﻰ Muhabbetimde sâdık olduğundan .. "Nasıl ki, sâdık iki kardeşimize işaret ediyor, öyle de ﺑِﻤُﺤَﺒَّﺘِﻰ kelimesiyle de Said'in birinci ve en mühim talebesi ve "İşarat-ül İ'caz" ın te'lifinde muhatab, müsevvid, mübeyyiz olan şehid merhum Molla Habîb'e (r.a.) imadan halî değildir." (Osmanlıca Lem'alar sh: 65) ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Gaybı Allah'tan başka hiç kimse bilmez. (Neml Sûresi, 27: 65 den iktibasen) ﻓَﻴَﺎ ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ ﻧَﻈْﻤِﻰ Ey benim nazmımı, meslek ve meşrebimi ve makalâtımı söyleyen... ﻟِﻤُﺮِﻳﺪِﻯ Müridim için ﻭَﻣُﺮِﻳﺪِﻯ Müridime..., ﻭَ ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ Ve söyleyen okuyan. ﻭَﻗَﺎﺩِﻳﺮِّﻯٌ Kadirî (Abdülkadiri Geylânî (k.s.) ﻭَﺳَﻌِﻴﺪًﺍ Mesud... ﻭَﺍﻟْﻌَﺎﻗِﺐَ ﻻﺎﻟْﻤُﺘَّﻘِﻴﻦَ Âkibet ise, Allah'ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakınanlarındır. (A'râf Sûresi, 7:128, Hûd Sûresi, 11:49, Kasas Sûresi, 28:89) ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Gaybı Allah'tan başka hiç kimse bilmez. (Neml Sûresi, 27:65 den iktibasen) ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﻋْﻠَﻢُ ﺑِﺎﻟﺼَّﻮَﺍﺏِ En doğrusunu Allah bilir. ﻓَﻴَﺎ ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ ﻧَﻈْﻤِﻰ Ey benim nazmımı, meslek ve meşrebimi ve makalâtımı söyleyen... ﻧَﻈْﻤِﻰ Nazmımı (Risalelerdeki diziliş) ﺭِﺳَﺎﻟَﺔُ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ Nur'un Risalesi. ﺭَﺳَﺎﺋِﻞُ ﻛِﺘَﺎﺏِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ Nur kitapları, risaleleri, Risale-i Nur Külliyatının parçaları. (Osmanlıca Lem'alar sh: 66) ﻓَﻴَﺎ ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ ﻧَﻈْﻤِﻰ ﻓَﻘُﻠْﻪُ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ Ey benim nazmımı, meslek ve meşrebimi ve makalâtımı söyleyen, onları söyle, korkma!... ﻳَﺎ ﻣَُﻠِّﻒَ ﺭِﺳَﺎﻟَﺔِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺟَﺎﻫِﺪْ ﺑِﻬَﺎ ﻓَﻘُﻞْ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ "Yâ Risaletü'n-Nur ve Sözler sahibi! Bana bak. Gafil davranma! (Bin üçyüz otuz ikide mücahedeye başla.) Sözleri korkma yaz, söyle." ﻭَﺍﻟْﻌِﻠْﻢُ ﻋِﻨْﺪَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Gerçek bilgi Allah katındadır. ﻓَﻘُﻠْﻪُ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ Onu söyle! Korkma! ﻳَﺎ ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ ﻧَﻈْﻤِﻰ ﻓَﻘُﻠْﻪُ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ Ey benim nazmımı okuyan (Risaletü'n-Nur'un müellifi,) mücahede et, korkma sözlerini söyle! (Osmanlıca Lem'alar sh: 71) ﻭَﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ ِﻟﻠّٰﻪِ ﻣُﺨْﻠِﺼًﺎ ٭ ﺗَﻌِﻴﺶُ ﺳَﻌِﻴﺪًﺍ ﺻَﺎﺩِﻗًﺎ ﺑِﻤُﺤَﺒَّﺘِﻰ Vaktin Abdülkadir'i ol, lillâh için ihlâs-ı etemmi kazan. Muhabbetimde sadık ve çalışmanda muhlis isen, maişetinde de mes'ud olursun. İlm-i cifirle mânâsı: "Ey Said! Sen, zamanın Abdülkadiri ol, ihlâs-ı tâmmı kazan, fakrınla beraber maişetini düşünme, nâstan minnet alma; ismin 'Said' olduğu gibi maişette de mes'ud olacaksın. Muhabbetimde sadık olduğundan ve ihlâsa çalıştığından, Hulusî gibi muhlis talebeler ve yardımcılar ve Süleyman, Bekir gibi sadık hizmetkârlar ve Sabri gibi tam takdir edici ve ciddi müştak talebeler size verilmiş." ﺍَﻧَﺎ ﻟِﻤُﺮِﻳﺪِﻯ ﺣَﺎﻓِﻈًﺎ ﻣَﺎ ﻳَﺨَﺎﻓُﻪُ ٭ ﻭَﺍَﺣْﺮُﺳُﻪُ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﺮٍّ ﻭَ ﻓِﺘْﻨَﺔٍ Ben müridimin muhafızıyım korktuğu şeylerden. Korurum havl ve izn-i İlâhî ile onu her fitne ve şerden. İlm-i cifirle mânâsı: "On dördüncü asırda 'el-Kürdî' lakabıyla yâdedilen Molla Said, benim müridimdir. O fitne ve belâ asrının her şer ve fitnesinden, Allah'ın izniyle ve havl-i kuvvetiyle onun muhafızıyım." (Osmanlıca Lem'alar sh: 72) ﻣُﺮِﻳﺪِﻯ ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﻛَﺎﻥَ ﺷَﺮْﻗًﺎ ﻭَ ﻣَﻐْﺮِﺑًﺎ ٭ ﺍَﻏِﺜْﻪُ ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﺳَﺎﺭَ ﻓِﻰ ﺍَﻯِّ ﺑَﻠْﺪَﺓٍ Müridim şark ve garbın ne zaman neresinde bulunsa; hangi beldeye seyr ü seyahate mecbur olsa havl ve kuvvet-i Rabbanî ile ona imdat ve istimdat ederim. İlm-i cifirle mânâsı: "O Gavs'ın müridi olan Said el-Kürdî, Rusya'da esaretle Asya'nın şark-ı şimalîsinde ve ehl-i bid'anın eliyle Asya'nın garbına nefyolunarak kaldığı miktarca ve Sibirya taraflarından firar edip fevkalâde çok bilâdı seyr ü seyahat etmeye mecbur olduğu zaman, Allah'ın izniyle, havl ve kuvvet-i Rabbânî ile ona imdat etmişim ve istimdadına yetişmişim." ﻓَﻴَﺎ ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ ﻧَﻈْﻤِﻰ ﻓَﻘُﻠْﻪُ ﻭَﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ ٭ ﻓَﺎِﻧَّﻚَ ﻣَﺤْﺮُﻭﺱٌ ﺑِﻌَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻌِﻨَﺎﻳَﺔِ Benim nazmımı, yani meslek ve meşrebimi ve mücahedatımı gösteren makalâtımı söyle, korkma! Muhakkak ki sen inayet-i İlâhiyenin hıfzındasın. İlm-i cifirle mânâsı: "Bediüzzaman Molla Said" namıyla yâd olunan ve evrad-ı muntazamasını okuyan müridine der ki: "Benim nazmımı, yani meslek ve meşrebimi ve mücahedatımı gösteren makalâtımı söyle. Yani, nazmımdan murad, senin risalelerin ve Sözlerin ve Mektubatındır." ﻓَﻘُﻠْﻪُ ﻭَ ﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ "Bin üç yüz otuz ikide o Sözler ile mücahedeye başla. Sen inayet-i İlâhiyenin hıfzındasın." ﻣُﻨْﺸِﺪًﺍ Okuyan, söyleyen.. ﻧَﻈْﻤِﻰ Söylediklerimi, şiir şeklinde söylediklerimi. ﻓَﻘُﻠْﻪُ ﻭَ ﻻﺎ ﺗَﺨَﻒْ Onu söyle korkma. (Osmanlıca Lem'alar sh: 73) ﺍَﻧَﺎ ﻟِﻤُﺮِﻳﺪِﻯ ﺣَﺎﻓِﻈًﺎ Allah'ın izniyle ve havl-i kuvvetiyle müridimin muhafızıyım. (Osmanlıca Lem'alar sh: 74) ﻭَﺍَﺣْﺮُﺳُﻪُ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﺷَﺮٍّ ﻭَ ﻓِﺘْﻨَﺔٍ O fitne ve belâ asrının her şer ve fitnesinden, Allah'ın izniyle ve havl-i kuvvetiyle onun muhafızıyım. ﻣُﺮِﻳﺪِﻯ ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﻛَﺎﻥَ ﺷَﺮْﻗًﺎ ﻭَ ﻣَﻐْﺮِﺑًﺎ ٭ ﺍَﻏِﺜْﻪُ ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﺳَﺎﺭَ ﻓِﻰ ﺍَﻯِّ ﺑَﻠْﺪَﺓٍ Doğuda, batıda ve hangi beldede olursa olsun, Allah'ın izniyle ve kuvvetiyle müridimin imdadına yetişirim. ﺍِﺫَﺍ ﻣَﺎ ﻛَﺎﻥَ ﻣُﺮِﻳﺪِﻯ ﺍَﺳِﻴﺮًﺍ ﻓِﻰ ﺷَﺮْﻕٍ Müridim, şarkta (doğuda, Rusya'da) esarette olduğu zaman... (Osmanlıca Lem'alar sh: 75) ﻣَﺎ ﻛَﺎﻥَ ﻣُﺮِﻳﺪِﻯ ﺍَﺳِﻴﺮًﺍ ﻓِﻰ ﺷَﺮْﻕٍ Batıda iken. (Osmanlıca Lem'alar sh: 76) ﺗَﻌِﻴﺶُ ﺳَﻌِﻴﺪًﺍ Geçiminde de mes'ud olacaksın. ﺻَﺎﺩِﻗًﺎ ﺑِﻤُﺤَﺒَّﺘِﻰ Benim muhabbetimde de sâdık olacaksın. (Osmanlıca Lem'alar sh: 77) "Şeyh Sa'di-i Şirâzî'nin Bostan'ından" ﻧَِﺮْ ﺗَﺎ ُﻟِﺴْﺘَﺎﻥ ﻣَﻌْﻨَﺎ ﺷُُﻔْﺖ ﺑَﺮُﻭ ﻫِﻲْ ﺑُﻠْﺒُﻞْ ُﻧِﻴﻦْ ﺧُﻮﺵْ ﻧَُﻔْﺖ ﻋَﺠَﺐْ َﺭْ ﺑِﻤِﻴﺮَﺩْ ُﻧِﻴﻦْ ﺑُﻠْﺒُﻠﻰ ﻛِﻪ ﺍَﺯْ ﺍُﺳْﺘُﺨَﻮﺍﻧَﺶْ ﻧَﺮُﻭﻳَﺪْ ُﻟِﻰ Meâli: Yani, "Gel, bak, güller bağı şeklinde hakikat gülleri açılmış. Böyle hakikat bahçesinde hiçbir bülbül, böyle şirin, hoş nağme etmemiştir. Nasıl oluyor ki, böyle bir bülbül öldükten sonra onun kemiklerinden güller açılmasın." (Osmanlıca Lem'alar sh: 78) ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. ﻓَﻤُﺮِﻳﺪِﻯ ﺍِﺫَﺍ ﺩَﻋَﺎﻧِﻰ ﺑِﺸَﺮْﻕٍ ﺍَﻭْ ﺑِﻐَﺮْﺏٍ ﺍَﻭْ ﻏَﺎﺭٍ ﻓِﻰ ﺑَﺤْﺮِ ﻃَﺎﻣِﻰ ﺍَﻏِﺜْﻪُ "Garpta beni çağırdığı vakit onun imdadına yetişeceğim." Müridim, şarkta veya garpta, yahut mağarada, ya da çoşkun denizde beni çağırdığı zaman onun imdadına yetişeceğim. ﻓَﻤُﺮِﻳﺪِﻯ Müridim ﺍِﺫَﺍ ...ı zaman. ﺩَﻋَﺎﻧِﻰ ﺑِﻐَﺮْﺏٍ Batıda beni çağırdı. (Osmanlıca Lem'alar sh: 79) Mecmuatü'l-Ahzab'ın ikinci cildinin 379'uncu sahifesinde Hazret-i Gavs'ın "Virdü'l-İşâ" namındaki münâcâtında şu fıkra var. ﺍِﻟٰﻰ ﺳَﺎﺣِﻞِ ﺍﻟﺴَّﻼﺎﻣَﺔِ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺴَّﻌِﻴﺪُ ﺍﻟْﻤُﻘَﺮَّﺏُ Kurtuluşa eren ve başkasını da selâmet sahiline ulaştıran kimse, Allah'ın kendine yakın kıldığı mutlu (sâîd) kimsedir. ﻭَ ﺫُﻭ ﺍﻟْﻬَﻼﺎﻙِ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺸَّﻘِﻰُّ ﺍﻟْﻤُﺒَﻌَّﺪُ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻌَﺬَّﺏُ Helâk olanlar ise, Allah'ın hayırdan uzaklaştırdığı azaba atılacak olan bedbaht (şakî) kimselerdir. ﻓَﻤِﻨْﻬُﻢْ ﺷَﻘِﻰٌّ ﻭَ ﺳَﻌِﻴﺪٌ O gün onlardan bedbaht (şakî) da, mutlu (saîd) olan da vardır. (Hûd Sûresi, 11:105) ﻓَﻤِﻨْﻬُﻢْ ﺷَﻘِﻰٌّ Onlardan bedbaht (şakî) olan. ﻓَﺎﻟْﻮَﺍﺻِﻞُ "Sözleriyle selâmete isal edici" Kurtuluşa eren ve başkasını da selâmet sahiline ulaştıran ﺍَﻟْﻤُﻘَﺮَّﺏ Allah'ın kendine yakın kıldığı mutlu (saîd) kimse ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠَّﻪِ ﻫٰﺬَﺍ ﻣِﻦْ ﻓَﻀْﻞِ ﺭَﺑِّﻰ Allah'a hamd olsun ki bu Rabbimin fazlındandır. (Osmanlıca Lem'alar sh: 80) ﺗَﻌِﻴﺶُ ﺳَﻌِﻴﺪًﺍ İzzetli ve mes'ud yaşarsın. ﺫُﻭ ﺍﻟْﻬَﻼﺎﻙِ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺸَّﻘِﻰُّ ﺍﻟْﻤُﺒَﻌَّﺪُ Helâk olanlar ise, Allah'ın hayırdan uzaklaştırdığı azaba atılacak olan bedbaht (şakî) kimselerdir. ﻓَﺎﻟْﻮَﺍﺻِﻞُ ﺍِﻟٰﻰ ﺳَﺎﺣِﻞِ ﺍﻟﺴَّﻼﺎﻣَﺔِ Kurtuluşa eren ve başkasını da selâmet sahiline ulaştıran kimse, Allah'ın kendine yakın kıldığı mutlu (sâîd) kimsedir. ﺫُﻭ ﺍﻟْﻬَﻼﺎﻙِ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺸَّﻘِﻰُّ ﺍﻟْﻤُﺒَﻌَّﺪُ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﻌَﺬَّﺏُ Helâk olanlar ise, Allah'ın hayırdan uzaklaştırdığı azaba atılacak olan bedbaht (şakî) kimselerdir. (Osmanlıca Lem'alar sh: 81) ﻭِﺭْﺩُ ﺍﻟْﻌِﺸَﺎﺀِ İ'şa (yatsı vakti) virdi. Bu münacat ve dua, Şeyh Ahmed Ziyaeddin-i Gümüşhanevî'nin üç ciltlik bir duâ mecmuası olan Mecmuat-ul Ahzab eserinde geçmektedir. Bu vird, Hz. Abdulkadir-i Geylani'ye aittir. Mecmuatü'l-Ahzab'ın ikinci cildindedir. (Osmanlıca Lem'alar sh: 83) ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Gaybı hiç kimse bilemez; onu ancak Allah bilir. (Neml Sûresi, 27:65) ﻋَﺎﻟِﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐِ ﻓَﻼﺎ ﻳُﻈْﻬِﺮُ ﻋَﻠٰﻰ ﻏَﻴْﺒِﻪِ ﺍَﺣَﺪًﺍ ﺍِﻻَﺎ ﻣَﻦِ ﺍﺭْﺗَﻀٰﻰ ﻣِﻦْ ﺭَﺳُﻮﻝٍ Görünmeyen âlemleri bilen Odur. O hiç kimseyi gaybdan açıkça haberdar etmez. Ancak peygamberlerden bildirmek istediği müstesnâdır. (Cin Sûresi, 72:26-27) (Osmanlıca Lem'alar sh: 84) ﻭَﻻﺎ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻻﺎ ﻳَﺎﺑِﺲٍ ﺍِﻻَﺎ ﻓِﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒِﻴﻦٍ Yaş ve kuru ne varsa ap açık bir kitapta yazılmıştır. (En'âm Sûresi, 6:59) ﻓَﻤِﻨْﻬُﻢْ ﺷَﻘِﻰٌّ ﻭَ ﺳَﻌِﻴﺪٌ O gün insanlardan şakîler ve saidler vardır. (Hûd Sûresi, 11:105) ﻓَﺎﺳْﺘَﻘِﻢْ ﻛَﻤَﺎ ﺍُﻣِﺮْﺕَ Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Hûd Sûresi, 11:112) ﺍِﺳْﺘَﻘِﻢْ ﻛَﻤَﺎ ﺍُﻣِﺮْﺕَ Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. ﺍِﺳﺘَﻘِﻢْ Dosdoğru ol. ﺷَﻴَّﺒَﺘْﻨِﻰ ﺳُﻮﺭَﺓِ ﻫُﻮﺩٍ Sure-i Hud beni ihtiyarlattı. (Tirmizî, Tefsîru Sûre 56:6.) (Osmanlıca Lem'alar sh: 85) ﻭَ ﺍَﻣَّﺎ ﺑِﻨِﻌْﻤَﺔِ ﺭَﺑِّﻚَ ﻓَﺤَﺪِّﺙْ Rabbinin nimetini de yâd et. (Duhâ Sûresi, 93:11) ﺍِﺳْﺘَﻘِﻢْ ﻛَﻤَﺎ ﺍُﻣِﺮْﺕَ Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. ﺍِﻥَّ ﺣِﺰْﺏَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻫُﻢُ ﺍﻟْﻐَﺎﻟِﺒُﻮﻥَ Şüphesiz Allah'a tâbi olan topluluk gerçek galiplerin tâ kendisidir. (Mâide Sûresi, 5:56) (Osmanlıca Lem'alar sh: 86) ﺗَﻮَﺳَّﻞْ ﺑِﻨَﺎ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﻫَﻮْﻝٍ ﻭَ ﺷِﺪَّﺓٍ ٭ ﺍَﻏِﻴﺜُﻚَ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺷْﻴَﺎﺀِ ﺩَﻫْﺮًﺍ ﺑِﻬِﻤَّﺘِﻰ Âhirzamanın fitnelerine yetişip düştüğün zaman, benim dua ve himmetimi kendine vesile ve şefaatçi yap. Her zaman her yerde, herşeyden himmetimle seni koruyacağım. ﺗَﻮَﺳَّﻞْ ﺑِﻨَﺎ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﻫَﻮْﻝٍ ﻭَ ﺷِﺪَّﺓٍ Her korku ve şiddet zamanında benim dua ve himmetimle bana yönel, beni vesile ve şefaatçi yap! ﺍَﻏِﻴﺜُﻚَ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺷْﻴَﺎﺀِ ﺩَﻫْﺮًﺍ ﺑِﻬِﻤَّﺘِﻰ Her zaman, her yerde, her şeyden, himmetimle seni koruyacağım. ﺍَﻏِﻴﺜُﻚَ ﻳَﺎ ﺳَﻌِﻴﺪ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺷْﻴَﺎﺀِ ﺩَﻫْﺮًﺍ ﺑِﻬِﻤَّﺘِﻰ Ey Said! Her zaman, her yerde, her şeyden, himmetimle seni koruyacağım. ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Gaybı hiç kimse bilemez; onu ancak Allah bilir. (Neml Sûresi, 27:65) (Osmanlıca Lem'alar sh: 90) ﺗَﻮَﺳَّﻞْ ﺑِﻨَﺎ ﻓِﻰ ﻛُﻞِّ ﻫَﻮْﻝٍ ﻭَﺷِﺪَّﺓٍ ٭ ﺍَﻏِﻴﺜُﻚَ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺷْﻴَﺎﺀِ ﺩَﻫْﺮًﺍ ﺑِﻬِﻤَّﺘِﻰ İlm-i cifirle mânâsı: "Yâ Said! Âhirzamanın fitnelerine yetişip düştüğün zaman, benim dua ve himmetimi kendine vesile ve şefaatçi yap. İnşaallah, senin herşeyinde ve her işinde uzun bir zamanda, yani tufûliyet zamanından, tâ ihtiyarlığın vaktinde işkenceli esaretine kadar, yani bin iki yüz doksan dörtten, tâ bin üç yüz kırk beş, belki altmış dörde, daha ziyade bir zamana kadar Allah'ın izniyle ve kuvvetiyle senin imdadına yetişeceğim." ﺭَﺑَّﻨَﺎ ﻻﺎ ﺗَُﺎﺧِﺬْﻧَٓﺎ ﺍِﻥْ ﻧَﺴ۪ﻴﻨَٓﺎ ﺍَﻭْ ﺍَﺧْﻄَﺎْﻧَﺎ Ey Rabbimiz! Unutur veya hatâya düşer de bir kusur işlediysek bizi onunla hesaba çekme. (Bakara Sûresi, 2:286) ﻻﺎ ﺗَﺰَﺍﻝُ ﻃَﺎﺋِﻔَﺔٌ ﻣِﻦْ ﺍُﻣَّﺘِﻰ ﻇَﺎﻫِﺮِﻳﻦَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﺤَﻖِّ ﺍِﻟٰﻰ ﻗِﻴَﺎﻡِ ﺍﻟﺴَّﺎﻋَﺔِ Ümmetimden bir taife kıyamet gününe kadar galibâne hak üzerine olacaktır. (Bu hadis-i şerif, hadîs kaynaklarında bu lâfızlarla rivayet edildiği gibi, aynı mânâyı ifade eden farklı lâfızlarla da rivayet edilmiştir. Buharî, İ'tisam: 10; Müslim, İman: 247, İmâre: 170, 173, 174; Ebu Davud, Fiten: 1; Tirmizî, Fiten: 27, 51; İbni Mâce, Mukaddime: 1, Fiten: 9; Müsned, 5:34, 269, 278, 279; el-Hâkim, el-Müstedrek, 4:449-450, 550.) (Osmanlıca Lem'alar sh: 91) ﻓَﺎِﻧَّﻚَ ﻣَﺤْﺮُﻭﺱٌ ﺑِﻌَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻌِﻨَﺎﻳَﺔِ Muhakkak ki, sen inayet-i İlâhiyenin hıfzındasın. ﻓَﺎِﻧَّﻚَ ﻳَﺎ ﺳَﻌِﻴﺪُ ﻣَﺤْﺮُﻭﺱٌ ﺑِﻌَﻴْﻦِ ﺍﻟْﻌِﻨَﺎﻳَﺔِ Ey Said! Muhakkak ki sen inayet-i İlâhiyenin hıfzındasın. (Osmanlıca Lem'alar sh: 92) ﻭَﻛُﻦْ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ ِﻟﻠّٰﻪِ Allah için, vaktin Abdülkadir'i ol. ﻭَﻛُﻦْ ﻳَﺎ ﺳَﻌِﻴﺪ ﻛُﺮْﺩِﻯ Ey Said-i Kürdî ol! ﻭَﻛُﻦْ ﻳَﺎ ﻣُﺮِﻳﺪِﻯ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ ِﻟﻠّٰﻪِ Ey talebem, vaktin Abdülkadirîsi ol! (Osmanlıca Lem'alar sh: 93) ﻭَﻛُﻦْ ﻳَﺎ ﺳَﻌِﻴﺪِ ﻛُﺮْﺩِﻯ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ Ya Said-i Kürdî, vaktin Abdülkadir'i ol. ﻭَﻛُﻦْ ﻳَﺎ ﻧُﻮﺭْﺳِﻰ ﻗَﺎﺩِﺭِﻯَّ ﺍﻟْﻮَﻗْﺖِ ِﻟﻠّٰﻪِ Ya Nursî Allah için vaktin Abdülkadir'i ol ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ِﻟﻠّٰﻪِ Allah'a hamd olsun. (Fâtiha Sûresi, 1:2.) ﻫٰﺬَﺍ ﻣِﻦْ ﻓَﻀْﻞِ ﺭَﺑِّﻰ Bu, Rabbimin fazlındandır. (Neml Sûresi, 27:40.) (Osmanlıca Lem'alar sh: 94) ﺑِﺎﺳْﻤِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ Her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olan yüce olan Allah'ın adıyla. ﻭَ ﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩِ Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44) "Ashab-ı Kütüb-i Sitte'den İmâm-ı Hâkim Müstedrekinde ve Ebû Dâvûd Kitâb-ı Sünen'de, Beyhakî Şuâb-ı Îmânda tahrîc buyurdukları: ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠّٰﻪَ ﻳَﺒْﻌَﺚُ ﻟِﻬٰﺬِﻩِ ﺍﻻﺎُﻣَّﺔِ ﻋَﻠٰﻰ ﺭَﺍْﺱِ ﻛُﻞِّ ﻣِﺎَﺓِ ﺳَﻨَﺔٍ ﻣَﻦْ ﻳُﺠَﺪِّﺩُ ﻟَﻬَﺎ ﺩِﻳﻨَﻬَﺎ Yani, "Her yüz senede Cenâb-ı Hak bir müceddid-i dîn gönderiyor." (Hakîm, Müstedrek, 4:522; Münavi, Feyzü'l-Kadir, 2:281, hadis no: 1845.) (Osmanlıca Lem'alar sh: 116) ﻻﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺩَﻝَّ ﻋَﻠٰﻰ ﻭُﺟُﻮﺏِ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻓِﻰ ﻭَﺣْﺪَﺗِﻪِ ﻭَ ﻋَﻠٰﻰ ﻏَﺎﻳَﺔِ ﻭُﺳْﻌَﺔِ ﺭَﺣْﻤَﺘِﻪِ ﻓِﻰ ﺳُﺮْﻋَﺔِ ﻓَﻌَّﺎﻟِﻴَّﺔِ ﻗُﺪْﺭَﺗِﻪِ ﺍﻟْﺠَﻮُّ ﺍﻟﺸَّﺎﻫِﺪُ ﺑِﻜَﻠِﻤَﺎﺕِ ﺍﻟﺴَّﺤَﺎﺏِ ﻭَﺍﻟﺮِّﻳَﺎﺡِ ﻭَﺍﻟﺮُّﻋُﻮﺩِ ﻭَﺍﻟْﺒُﺮُﻭﻕِ ﻭَﺍﻻﺎَﻣْﻄَﺎﺭِ Bulutlar, rüzgârlar, gök gürültüleri, şimşekler, yağmurlar kelimatının şahadetiyle vahdet içindeki vücub-u vücuduna ve nihayet derecede sür'atli faaliyet-i kudreti içindeki gayet derecedeki vüs'at-i rahmetine cevv-i semanın delâlet ettiği Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. ﻭَﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺍﻟﺮَّﻋْﺪُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩِ Gök gürültüsü hamd ederek tesbih eder. (Ra'd Sûresi: 13.) ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺍَﺳْﻘِﻨَﺎ ﻏَﻴْﺜًﺎ ﻣُﻐِﻴﺜًﺎ Allah'ım, rahmetinle bereketlenmiş olan yağmurdan bize içir. (Osmanlıca Lem'alar sh: 118) ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺍَﺳْﻘِﻨَﺎ ﻏَﻴْﺜًﺎ ﻣُﻐِﻴﺜًﺎ Allah'ım, rahmetinle bereketlenmiş olan yağmurdan bize içir. (Osmanlıca Lem'alar sh: 119)