Risale-i NurÂyet ve Hadîs Meâlleri

Nokta

Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.707

ﻣِﻦْ ﻧُﻮﺭِ ﻣَﻌْﺮِﻓَﺔِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺟَﻞَّ ﺟَﻼﺎﻟُﻪُ Marifetullahın (c.c.) nurundan (bir nokta). ﺍٰﻣَﻨْﺖُ ﺑِﺎﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﻣَﻠٰٓﺌِﻜَﺘِﻪ۪ ﻭَ ﻛُﺘُﺒِﻪ۪ ﻭَ ﺭُﺳُﻠِﻪ۪ ﻭَِﺍﻟْﻴَﻮْﻡِ ﺍﻻﺎٰﺧِﺮِ ﻭَ ﺑِﺎﻟْﻘَﺪَﺭِ ﺧَﻴْﺮِﻩ۪ ﻭَ ﺷَﺮِّﻩ۪ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺗَﻌَﺎﻟٰﻰ ﻭَ ﺍﻟْﺒَﻌْﺚُ ﺑَﻌْﺪَ ﺍﻟْﻤَﻮْﺕِ ﺣَﻖٌّ ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥْ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَ ﺍَﺷْﻬَﺪُ ﺍَﻥَّ ﻣُﺤَﻤَّﺪًﺍ ﺭَﺳُﻮﻝَُ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah Teâlâdan geldiğine iman ettim. Ölümden sonra diriliş haktır. Allah'tan başka ilâh olmadığına şahitlik ederim. Muhammed'in, Allah'ın resulü olduğuna da şahitlik ederim. (Mesnevî-i Nuriye sh: 246) ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤ۪ﻴﻦَ ﻭَﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓُ ﻭَﺍﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠٰﻰ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﺧَﺎﺗَﻢِ ﺍﻟﻨَّﺒِﻴّ۪ﻴﻦَ ﻭَ ﻋَﻠٰٓﻰ ﺍٰﻟِﻪ۪ ﻭَﺻَﺤْﺒِﻪ۪ٓ ﺍَﺟْﻤَﻌ۪ﻴﻦَ Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Peygamberlerin hâtemi olan Muhammed'e ve bütün âl ve ashabına salât ve selâm olsun. ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺤَﻰُّ ﺍﻟْﻘَﻴُّﻮﻡُ Allah Teâlâ ki, Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O Hayydır, O Kayyûmdur. (Bakara Sûresi, 2:255) (Mesnevî-i Nuriye sh: 247) ﻭَ ﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩِ Hiçbirşey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44) ﺍَﻟﻄُّﺮُﻕُ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺑِﻌَﺪَﺩِ ﺍَﻧْﻔَﺎﺱِ ﺍﻟْﺨَﻼٓﺎﺋِﻖِ Allah'a giden yollar, mahlukâtın nefesleri sayısıncadır. ﺗَﺎَﻣَّﻞْ ﺳُﻄُﻮﺭَ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ﻓَﺎِﻧَّﻬَﺎ ٭ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَﻼﺎِ ﺍﻻﺎَﻋْﻠٰﻰ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﺭَﺳَٓﺎﺋِﻞُ "Sahife-i âlemin eb'âd-ı vâsiasında Nakkaş-ı Ezelînin yazdığı silsile-i hâdisâtın satırlarına hikmet nazarıyla bak ve fikr-i hakikatle sarıl. Ta ki mele-i âlâdan uzanan şu selâsil-i resâil, seni âlâ-yı illiyyîn-i tevhide çıkarsın." (Mesnevî-i Nuriye sh: 248) ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻻﺎ ﻗُﺪْﺭَﺓَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢُ Sen her türlü noksandan münezzeh ve uzaksın. Bizim hiç bir kudretimiz yoktur. Şüphesiz ki Sen Azîzsin, Senin kudretin herşeye galiptir; Hakîmsin, Senin her işin hikmet iledir. ﻣَﺎ ﺧَﻠْﻘُﻜُﻢْ ﻭَﻻﺎ ﺑَﻌْﺜُﻜُﻢْ ﺍِﻻَﺎ ﻛَﻨَﻔْﺲٍ ﻭَﺍﺣِﺪَﺓٍ Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 31:28) (Mesnevî-i Nuriye sh: 250) ﻗُﻞِ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺛُﻢَّ ﺫَﺭْﻫُﻢْ ﻓ۪ﻰ ﺧَﻮْﺿِﻬِﻢْ ﻳَﻠْﻌَﺒُﻮﻥَ (Resûlüm) Sen 'Allah' de, sonra bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar. (En'âm Sûresi, 6:91) (Mesnevî-i Nuriye sh: 253) ﻓَﺎﺭْﺟِﻊِ ﺍﻟْﺒَﺼَﺮَ ﻫَﻞْ ﺗَﺮٰﻯ ﻣِﻦْ ﻓُﻄُﻮﺭٍ Haydi, çevir gözünü: En küçük bir kusur görüyor musun? (Mülk Sûresi, 67:3) ﺍَﻭَﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻤُﻮﻥَ Onlar bilmiyorlar mı ki? (Bakara Sûresi, 2:77) ﺍَﻓَﻼﺎ ﻳَﻌْﻘِﻠُﻮﻥَ Hiç akletmiyorlar mı? (Yâsin Sûresi, 36:68) ﺍَﻓَﻼﺎ ﻳَﺘَﺬَﻛَّﺮُﻭﻥَ Hiç düşünmez misiniz? (Yûnus Sûresi, 10:3) ﻓَﺎﻋْﺘَﺒِﺮُﻭﺍ İbret alınız. (Haşir Sûresi, 59:2) (Mesnevî-i Nuriye sh: 256) ﻟَﻴْﺲَ ﻛَﻤِﺜْﻠِﻪ۪ ﺷَﻲْﺀٌ ﺟَﻞَّ ﺟَﻼﺎﻟُﻪُ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﻣَﻦِ ﺍﺧْﺘَﻔٰﻰ ﻟِﺸِﺪَّﺓِ ﻇُﻬُﻮﺭِﻩ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﻣَﻦِ ﺍﺳْﺘَﺘَﺮَ ﻟِﻌَﺪَﻡِ ﺿِﺪِّﻩ۪ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﻣَﻦِ ﺍﺣْﺘَﺠَﺐَ ﺑِﺎﻻﺎَﺳْﺒَﺎﺏِ ﻟِﻌِﺰَّﺗِﻪ۪ Onun benzeri hiçbirşey yoktur. Münezzehtir o Zât ki, şiddet-i zuhurundan ihtifâ etmiştir. Münezzehtir o Zât ki, zıddı ve rakibi olmadığı için istitar etmiştir. Münezzehtir o Zât ki, esbabı izzetine perde yapmıştır. ﻻﺎ ﻣَُﺜِّﺮَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻜَﻮْﻥِ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Mükevvenatta Allah'tan başka müessir yoktur. (Mesnevî-i Nuriye sh: 257) ﺍَﻳْﻦَ ﺍﻟﺜَّﺮَﺍ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺜُّﺮَﻳَّﺎ ﻭَ ﺍَﻳْﻦَ ﺍﻟﻀِّﻴَﺎﺀُ ﺍﻟﺴَّﺎﻃِﻊُ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻈُّﻠْﻤَﺔِ ﺍﻟﻄَّﺎﻣِﺴَﺔِ Serâ (yer) nerede, Süreyyâ (gök) nerede? Yani; aralarında yerle gök arası kadar fark vardır. Herşeyi gösteren ışık nerede, herşeyi örtüp saklayan zulmet nerede? ﻥْ ﺧَﻴَﺎﻻﺎﺗِﻰ ﻛِﻪ ﺩَﺍﻡِ ﺍَﻭْﻟِﻴَﺎﺳْﺖْ ٭ ﻋَﻜْﺲِ ﻣَﻬْﺮُﻭﻳَﺎﻥِ ﺑُﻮﺳْﺘَﺎﻥِ ﺧُﺪَﺍﺳْﺖْ Evliyaya tuzak olan hayaller, ilâhî bahçelerin ay yüzlü güzellerinin akisleridir, yansımalarıdır. ﺗَﻔَﻜَّﺮُﻭﺍ ﻓ۪ٓﻰ ﺍٰﻻٓﺎﺀِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَ ﻻﺎ ﺗَﻔَﻜَّﺮُﻭﺍ ﻓ۪ﻰ ﺫَﺍﺗِﻪ۪ ﻓَﺎِﻧَّﻜُﻢْ ﻟَﻦْ ﺗَﻘْﺪِﺭُﻭﺍ Allah'ın nimetlerini tefekkür edin; Onun zâtını tefekkür etmeyin. Çünkü buna güç yetiremezsiniz. (El-Münâvî, Feyzü'l-Kadîr, 3:262-263) ﺣَﻘ۪ﻴﻘَﺔُ ﺍﻟْﻤَﺮْﺀِ ﻟَﻴْﺲَ ﺍﻟْﻤَﺮْﺀُ ﻳُﺪْﺭِﻛُﻬَﺎ ﻓَﻜَﻴْﻒَ ﻛَﻴْﻔِﻴَّﺔُ ﺍﻟْﺠَﺒَّﺎﺭِ ﺫِﻯ ﺍﻟْﻘِﺪَﻡِ ٭ ﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬ۪ٓﻯ ﺍَﺑْﺪَﻉَ ﺍﻻﺎَﺷْﻴَﺎﺀَ ﻭَ ﺍَﻧْﺸَﺎَﻫَﺎ ﻓَﻜَﻴْﻒَ ﻳُﺪْﺭِﻛُﻪُ ﻣُﺴْﺘَﺤْﺪَﺙُ ﺍﻟﻨَّﺴَﻢِ İnsan, kendi hakikatini dahi idrak etmekten âciz iken, herşeyden önce var olan ve herşeyi ceberutiyet-i mutlaka ile hükmü altında tutan Zâtı nasıl idrak edebilir? O Cebbâr-ı Zîkıdem ki, herşeyi ilk olarak yoktan yaratmış ve inşa etmiştir; sonradan var olup can bulanlar Onu nasıl idrak etsin? (İmam-ı Ali'ye (r.a.) ait olduğu rivayet edilmektedir. bk. Dîvân u İmamı Ali, Beyrut) (Mesnevî-i Nuriye sh: 259)