Lemeât
Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.1013
Evkaf-ı İslâmiye Matbaası İstanbul 1337-1339 (1921) ﻣِﻦْ ﺑَﻴْﻦِ ﻫِﻼﺎﻝِ ﺍﻟﺼَّﻮْﻡِ ﻭَ ﻫِﻼﺎﻝِ ﺍﻟْﻌِﻴﺪِ Ramazan hilâli ile bayram hilâli arasından.. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 544) ﺍَﻟْﻤَﺮْﺀُ ﻋَﺪُﻭٌّ ﻟِﻤَﺎ ﺟَﻬِﻞَ Kişi bilmediği şeyin düşmanıdır. (Ali ibni Ebî Talib, Nehcü'l-Belâğa, s. 780) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 545) ﻗَﻮْﻝِ ﻧَﻮَﺍﻻﺎﺳِﻴﺴَﺒَﺎﻥْ "Sahabelerin gazevâtına dair Kürtçe "Kavl-i Nevâlâ Sîsebân" namında bir destan." ﻧَﺠْﻢُ ﺍَﺩَﺏٍ ﻭُﻟِﺪَﻝِ ﻫِﻼﺎﻟَﻰْ ﺭَﻣَﻀَﺎﻥَ Yani, "Ramazan'ın iki hilâlinden doğmuş bir edep yıldızıdır." (1337 eder.) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 546) ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. ﺍَﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤ۪ﻴﻦَ ﻭَﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓُ ﻭَﺍﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻋَﻠٰﻰ ﺳَﻴِّﺪِ ﺍﻟْﻤُﺮْﺳَﻠ۪ﻴﻦَ ﻭَ ﻋَﻠٰﻰ ﺍٰﻟِﻪ۪ ﻭَ ﺻَﺤْﺒِﻪ۪ ﺍَﺟْﻤَﻌ۪ﻴﻦَ Âlemlerin rabbi olan Allah'a hamd, Peygamberlerin Efendisi olan Zâta ve Onun bütün âl ve ashabına salât olsun. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 547) ﺳﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻻﺎ ﻗُﺪْﺭَﺓَ ﻓِﻴﻨَﺎ ﺭَﺑَّﻨَﺎ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻘَﺪِﻳﺮُ ﺍﻻﺎَﺯَﻟِﻰُّ ﺫُﻭﺍﻟْﺠَﻼﺎﻝِ Seni her türlü noksan sıfattan tenzih ederiz, ey Rabbimiz! Sen ezelî Kadîrsin ve celâl sahibisin. Bizde güç kuvvet yoktur. ﻣَﺎ ﺧَﻠْﻘُﻜُﻢْ ﻭَﻻﺎ ﺑَﻌْﺜُﻜُﻢْ ﺍِﻻَﺎ ﻛَﻨَﻔْﺲٍ ﻭَﺍﺣِﺪَﺓٍ Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir. (Lokman Sûresi, 31:28) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 550) ﺍِﻧْﺸَﻖَّ ﺍﻟْﻘَﻤَﺮُ Ay ikiye ayrıldı, yarıldı. (Kamer Sûresi: 1) ﺳﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺍَﺳْﺮَﻯ Gece seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. (İsrâ Sûresi, 17:1) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 557) ﺍَﻟْﻘَﺎﺗِﻞُ ﻻﺎ ﻳَﺮِﺙُ Katil miras alamaz. (Tirmizi, Ferâiz: 17; Ebû Dâvud, Diyât: 18; Dârimî, Ferâiz: 41; İbn-i Mâce, Ferâiz: 8, Diyât: 14; Müsned, 1:49.) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 559) ﺧُﺬْ ﻣَﺎ ﺻَﻔَﺎ ﺩَﻉْ ﻣَﺎ ﻛَﺪَﺭْ Güzel ve huzur vereni al, çirkin ve keder vereni bırak. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 567) ﻣَﻦْ ﻗَﺘَﻞَ ﻧَﻔْﺴًﺎ ﺑِﻐَﻴْﺮِ ﻧَﻔْﺲٍ Kim bir cana kıymamış bir kimseyi öldürürse... (Mâide Sûresi, 5:32) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 569) ﺍﻟﺠﻤﻌﻴﺔ ﺍﻟﺘﻰ ﻓﻴﻬﺎ ﺍﻟﺘﺴﺎ ﻧﺪ ﻟﺔ ﺧﻠﻘﺖ ﻟﺘﺤﺮ ﻳﻚ ﺍﻟﺴﻜﻨﺎﺕ ﺍﻟﺠﻤﺎﻋﻴﺔ ﺍﻟﺘﻰ ﻓﻴﻬﺎ ﺍﻟﺘﺤﺎ ﺳﺪ ﻟﺔ ﺧﻠﻄﺖ ﻟﺘﺴﻜﻴﻦ ﺍﻟﺤﺮﻛﺎﺕ İçinde tesanüd bulunan cemiyet, durgunlukları harekete geçirmek için bir âlettir. İçinde tehasüd bulunan cemaat ise hareketleri ve faaliyetleri durdurmak için vardır. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 575) ﺭَﺑَّﻨَﺎ ﻻﺎﺗَﻜِﻠْﻨَﺎ ﺍِﻟٰﻰ ﺍَﻧْﻔُﺴِﻨَﺎ ﻓ۪ﻰ ﺭِﺯْﻕٍ ﻓ۪ﻰ ﺟَﺪ۪ﻯ Ya Rab.. Gayretimin içinde olan rızık -konusunda- bizi kendimize -nefsimize- havale etme.. ﻳَﺎﺭَﺑّ۪ﻰ ﺗَﻮَﻛَّﻠْﺖُ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﻓ۪ﻰ ﺑَﺪْﺋ۪ﻰ ﻭَﻋُﻮﺩ۪ﻯ Ya Rab.. Başlangıcımda ve tekrar dönüşümde sana tevekkül ettim. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 576) ﺍِﻧَّﺎ ﻟِﻠّٰﻪِ ﻭَﺍِﻧَّﺎ ﺍِﻟَﻴْﻪِ ﺭَﺍﺟِﻌُﻮﻥَ Biz yalnız Allah'ın malıyız -O'na aidiz-, O'ndan geldik ve -yine- O'na döneceğiz. (Bakara Sûresi, 2:156) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 579) ﺥ Aaah! ﻩ Aaah! ﺍﻭﺥ Oooh! (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 584) ﺍِﺫَﺍ ﺗَﺎَﻧَّﺚَ ﺍﻟﺮِّﺟَﺎﻝُ ﺍﻟﺴُّﻔَﻬَٓﺎﺀُ ﺑِﺎﻟْﻬَﻮَﺳَﺎﺕِ ﺍِﺫًﺍ ﺗَﺮَﺟَّﻞَ ﺍﻟﻨِّﺴَٓﺎﺀُ ﺍﻟﻨَّﺎﺷِﺰَﺍﺕُ ﺑِﺎﻟْﻮَﻗَﺎﺣَﺎﺕِ Sefih erkekler hevesâtına uyarak kadınlaştığında; nâşize kadınlar da hayasızlıkla erkekleşir. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 587) ﺍِﻥَّ ﺍﻻﺎِﻧْﺴَﺎﻥَ ﻛَﺼُﻮﺭَﺓِ ﻳٰﺲٓ ﻛُﺘِﺒَﺖْ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﺳُﻮﺭَﺓُ ﻳٰﺲٓ ﻓَﺘَﺒَﺎﺭَﻙَ ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﺣْﺴَﻦُ ﺍﻟْﺨَﺎﻟِﻘ۪ﻴﻦَ Muhakkak ki insan, içinde Yâsin Sûresi yazılmış bir Yâsin kelimesinin çizimi gibidir. Yaratıcılık mertebelerinin en güzelinde bulunan Allah'ın şanı ne yücedir. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 588) ﺍﻧَّﺎ ﻟَﻪُ ﻟَﺤَﺎﻓِﻈُﻮﻥَ Onu (Kur'ân'ı) koruyacak olan da Biziz. (Hicr Sûresi, 15:9) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 595) ﺍﻭﻟﺸﻤﺎﺯ ﺩﺳﺖ ﺩﺏ ﻏﺮﺏ ﻫﻮﺳﺒﺎﺭ ﻫﻮﺍﻛﺎﺭ ﺩﻫﺎﺩﺍﺭ ﺩﺏ ﺩﺏ ﺑﺪ ﻣﺪﺕ ﻗﺮﻥ ﺿﻴﺎﺑﺎﺭ ﺷﻔﺎﻛﺎﺭ ﻫﺪﺍﺩﺍﺭ "Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-i Hevesbâr-ı Hevakâr-ı Dehadâr / De'b-i Edeb, Ebed-Müddet, Kur'ân-ı Ziyabâr-ı Şifakâr-ı Hüdadâr" Batının heva ve hevese dayalı dehasından kaynaklanan edebiyatı, Kur'ân'ın sonsuza kadar ışık ve şifa saçan hidayet verici ve saf edep olan edebiyatına ulaşmaz. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 600) ﻓَﺘَﺒَﺎﺭَﻙَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﺣْﺴَﻦُ ﺍﻟْﺨَﺎﻟِﻘِﻴﻦَ Yaratıcılık mertebelerinin en güzelinde bulunan Allah'ın şanı ne yücedir! (Mü'minûn Sûresi, 23:14) ﻭَ ﺍٰﺧِﺮُ ﺩَﻋْﻮٰﻳﻨَﺎ ﺍَﻥِ ﺍﻟْﺤَﻤْﺪُ ﻟِﻠّٰﻪِ ﺭَﺏِّ ﺍﻟْﻌَﺎﻟَﻤ۪ﻴﻦَ Duamızın sonu, 'Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun'dan ibarettir. (Yûnus Sûresi, 10:10'dan iktibas edilmiştir.) ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺍِﻫْﺪِﻧَﺎ ﺍﻟﺼِّﺮَﺍﻁَ ﺍﻟْﻤُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢَ ٭ ﺻِﺮَﺍﻁَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍَﻧْﻌَﻤْﺖَ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ٭ ﻏَﻴْﺮِ ﺍﻟْﻤَﻐْﻀُﻮﺏِ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ﻭَ ﻻﺎ ﺍﻟﻀَّٓﺎﻟّ۪ﻴﻦَ ﻣ۪ﻴﻦَ Allahım! Bizi doğru yola ilet -kendilerine in'amda bulunduğun kimselerin yoluna. Yoksa gazabına uğrayanların yahut sapıtanların yoluna değil. Âmin. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 606) ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺍِﻫْﺪِﻧَﺎ ﺍﻟﺼِّﺮَﺍﻁَ ﺍﻟْﻤُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢَ ﻣ۪ﻴﻦَ Allahım, bizi doğru yola ilet. Âmin. ﺍِﻥَّ ﻗِﺼَّﺔَ ﻣُﻮﺳٰﻰ ﺍَﺟْﺪٰﻯ ﻣَﻦْ ﺗَﻔَﺎﺭ۪ﻳﻖِ ﺍﻟْﻌَﺼَﺎ َﺧَﺬَﻫَﺎ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥُ ﺑِﻴَﺪِﻩِ ﺍﻟْﺒَﻴْﻀَٓﺎﺀِ ﻓَﺨَﺮَّﺕْ ﺳَﺤَﺮَﺓُ ﺍﻟْﺒَﻴَﺎﻥِ ﺳَﺎﺟِﺪ۪ﻳﻦَ ﻟِﺒَﻼﺎﻏَﺘِﻪِ ﺍﻟﺰَّﻫْﺮَٓﺍﺀِ Şüphesiz Kur'an-ı Kerim'in parlak eline aldığı Hz. Musa'nın kıssası "tefarikü'l-asâ"dan çok daha faydalı olmuştur. Böylece edebiyat sihirbazları onun keskin belagatı karşısında secde etmekten kendilerini alamadılar. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 607) ﻓَﺎﻟْﻴَﻮْﻡَ ﻧُﻨَﺠِّﻴﻚَ ﺑِﺒَﺪَﻧِﻚَ Bugün senin cesedini kurtaracağız. (Yûnus Sûresi, 10:92) ﻳَﺎ ﻫَﺎﻣَﺎ ﻥُ ﺍﺑْﻦِ ﻟِﻰ ﺻَﺮْﺣًﺎ Ey Hâmân, bana bir kule yap! (Mü'min Sûresi, 40:36) ﺍِﻥَّ ﻗَﺎﺭُﻭﻥَ ﻛَﺎﻥَ ﻣِﻦْ ﻗَﻮْﻡِ ﻣُﻮﺳَﻰ Muhakkak ki Karun Musa'nın kavmindendi. (Kasas Sûresi, 28:76) ﻭَﻟَﻦْ ﻳَﺘَﻤَﻨَّﻮْﻩُ ﺍَﺑَﺪًﺍ Ve onu (Yahudiler ölümü) asla istemiyeceklerdir. (Bakara Sûresi, 2:95) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 608) ﻳُﺬَﺑِّﺤُﻮﻥَ ﺍَﺑْﻨَﺎﺀَﻛُﻢْ ﻭَﻳَﺴْﺘَﺤْﻴُﻮﻥَ ﻧِﺴَﺎﺀَﻛُﻢْ Kızlarınızı sağ bırakıp yeni doğan erkek çocuklarınızı kesiyorlardı. (Bakara Sûresi, 2:49) ﻭَ ﺿُﺮِﺑَﺖْ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢُ ﺍﻟﺬِّﻟَﺔُ ﻭَﺍﻟْﻤَﺴْﻜَﻨَﺔُ Onların üzerine bir zillet ve yoksulluk damgası vuruldu. (Bakara Sûresi, 2:61) ﻟَﺘُﻔْﺴِﺪُﻥَّ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ..Yeryüzünde muhakkak fîtne-fesad çıkarırsınız. (İsrâ Sûresi, 17:4) ﻭَﻻﺎ ﺗَﻌْﺜَﻮْﺍ ﻓِﻰ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﻣُﻔْﺴِﺪِﻳﻦَ Yeryüzünde muhakkak (fitne) fesad çıkarmaya çalışmayın. (Bakara Sûresi, 2:66) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 612) ﺍَﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﻣَﻦْ ﺧَﻠَﻖَ Elbette yaratan bilmez mi? (Mülk Sûresi, 67:14) ﺍَﻻﺎﻳَﺘَﻜَﻠَّﻢُ ﻣَﻦْ ﻋَﻠِﻢَ Elbette bilen konuşur (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 61444 ﻗُﻞْ ﻫﻮَ De ki: O... (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 61555 ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﺣَﺪٌ Allah birdir. ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟﺼَّﻤَﺪُ Allah Samed'dir; herşey Ona muhtaçtır, O ise hiçbir şeye muhtaç değildir. ﻟَﻢْ ﻳَﻠِﺪْ O doğmamıştır. ﻟَﻢْ (Olumsuzluk edatı) "Değildir." ﻭَﻟَﻢْ ﻳُﻮﻟَﺪْ O doğurmamıştır. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 61666 ﻭَﻟَﻢْ ﻳَﻜُﻦْ Olmadı. ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Gaybı Allah'tan başka kimse bilmez. ﻻﺎ ﻣُﻮﺀَﺛِّﺮَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻜَﻮْﻥِ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Kainatta Allahtan başka müessir yoktur. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 61777 ﻻﺎ ﺧَﺎﻟِﻖَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ Ondan başka Halık yoktur. َﻧﺎ Ben. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 626(( ﺍَﻳُﺤِﺐُّ ﺍَﺣَﺪُﻛُﻢْ ﺍَﻥْ ﻳَﺎْﻛُﻞَ ﻟَﺤْﻢَ ﺍَﺧِﻴﻪِ ﻣَﻴْﺘًﺎ Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? (Hucurât Sûresi, 49:12) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 631ss ﺍِﺻْﺒِﺮُﻭﺍ ﻭَ ﺻَﺎﺑِﺮُﻭﺍ ﻭَ ﺭَﺍﺑِﻄُﻮﺍ Sabredin ve sabırda yarışın ve (cihad için) daima hazırlıklı olun. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:200) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 634(( ﻓَﺎﺳْﺘَﻘِﻢْ ﻛَﻤَﺎ ﺍُﻣِﺮْﺕَ Emrolunduğun gibi dos doğru ol. (Hûd Sûresi, 11:112) ﻗُﻞْ ﻫُﻮَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﺣَﺪٌ . De ki: O Allah birdir. (İhlâs Sûresi, 112:1) ﻳَﻤْﺤَﻖُ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟﺮِّﺑَﻮﺍ Allah faizin bereketini giderip onu mahveder. (Bakara Sûresi, 2:276) ﻭَﺍَﺣَﻞَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﺒَﻴْﻊَ ﻭَﺣَﺮَّﻡَ ﺍﻟﺮِّﺑَﻮﺍ Allah alışverişi helâl, faizi haram kıldı. (Bakara Sûresi, 2:275) ﻭَﺍَﻗ۪ﻴﻤُﻮﺍ ﺍﻟﺼَّﻠٰﻮﺓَ ﻭَﺍٰﺗُﻮﺍ ﺍﻟﺰَّﻛٰﻮﺓَ Namazı dos doğru kılın, zekâtı verin. (Bakara Sûresi, 2:43) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 635) ﻟَﻴْﺲَ ﻟِﻼﺎِﻧْﺴَﺎﻥِ ﺍِﻻَﺎ ﻣَﺎ ﺳَﻌَﻰ İnsan için, ancak çalıştığının karşılığı vardır. (Necm Sûresi, 53:39) ﻭَﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻳَﻜْﻨِﺰُﻭﻥَ ﺍﻟﺬَّﻫَﺐَ ﻭَﺍﻟْﻔِﻀَّﺔَ ﻭَﻻﺎ ﻳُﻨْﻔِﻘُﻮﻧَﻬَﺎ ﻓ۪ﻰ ﺳَﺒ۪ﻴﻞِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻓَﺒَﺸِّﺮْﻫُﻢْ ﺑِﻌَﺬَﺍﺏٍ ﺍَﻟ۪ﻴﻢٍ Altını ve gümüşü biriktirip de onu Allah yolunda harcamayanları acı bir azapla müjdele. (Tevbe Sûresi, 9:34) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 636) ﻭَﻟَﻘَﺪْ ﻛَﺮَّﻣْﻨَﺎ ﺑَﻨِﻰ ﺩَﻡَ Muhakkak ki biz insanoğlunu mükerrem kıldık. (İsra Sûresi, 17:70) ﺧَﻴْﺮُ ﺍﻻﺎُﻣُﻮﺭِ ﺍﻻﺎَﻭْﺳَﻂُ İşlerin hayırlısı -en iyi olanı- ortancası olanıdır. (hadis) ﻋَﺪَﺩَ ﻣَﻌْﻠُﻮﻣَﺎﺕِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Allah'a malum olan şeylerin sayısı kadar. (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 638) ﺣَﺘَّﻰ ﻋَﺎﺩَ ﻛَﺎﻟْﻌُﺮْﺟُﻮﻥِ ﺍﻟْﻘَﺪِﻳﻢِ (Aya gelince, biz ona da menzil menzil miktarlar tayin ettik.) Nihayet o, eski hurma salkımının eğri çöpü gibi bir hale dönmüştür (döner). (Yâsin Sûresi, 36:39) ﻛَﺎﻝْ ﻋُﺮْﺟُﻮﻥِ ﺍﻟْﻘَﺪِﻳﻢِ Eski hurma salkımının eğri çöpü gibi.. (Yâsin Sûresi, 36:39) ﻗَﺪَّﺭْﻧَﺎﻩُ ﻣَﻨَﺎﺯِﻝَ Ona -aya- konaklar yaptık. (Yâsin Sûresi, 36:39) (Âsâr-ı Bedîiyye sh: 63966