Risale-i NurÂyet ve Hadîs Meâlleri

Birinci Şua

Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.564

1936'da Eskişehir Hapsinde telif edilmiş ve 1938'de Kastamonu'da tebyiz edilmiştir. ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. ﻭَ ﺑِﻪِ ﻧَﺴْﺘَﻌ۪ﻴﻦُ Ve Ondan yardım diliyoruz. Ve Ondan yardım diliyoruz. (Şualar sh: 687) ﺍَﻟﻠّٰﻪُ ﻧُﻮﺭُ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﻣَﺜَﻞُ ﻧُﻮﺭِﻩ۪ ﻛَﻤِﺸْﻜَﺎﺓٍ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﻣِﺼْﺒَﺎﺡٌ ﺍَﻟْﻤِﺼْﺒَﺎﺡُ ﻓ۪ﻰ ﺯُﺟَﺎﺟَﺔٍ ﺍَﻟﺰُّﺟَﺎﺟَﺔُ ﻛَﺎَﻧَّﻬَﺎ ﻛَﻮْﻛَﺐٌ ﺩُﺭِّﻯٌّ ﻳُﻮﻗَﺪُ ﻣِﻦْ ﺷَﺠَﺮَﺓٍ ﻣُﺒَﺎﺭَﻛَﺔٍ ﺯَﻳْﺘُﻮﻧَﺔٍ ﻻﺎ ﺷَﺮْﻗِﻴَّﺔٍ ﻭَﻻﺎ ﻏَﺮْﺑِﻴَّﺔٍ ﻳَﻜَﺎﺩُ ﺯَﻳْﺘُﻬَﺎ ﻳُﻀ۪ٓﻲﺀُ ﻭَﻟَﻮْ ﻟَﻢْ ﺗَﻤْﺴَﺴْﻪُ ﻧَﺎﺭٌ ﻧُﻮﺭٌ ﻋَﻠٰﻰ ﻧُﻮﺭٍ ﻳَﻬْﺪِﻯ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟِﻨُﻮﺭِﻩ۪ ﻣَﻦْ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ ﻭَﻳَﻀْﺮِﺏُ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻻﺎَﻣْﺜَﺎﻝَ ﻟِﻠﻨَّﺎﺱِ ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺑِﻜُﻞِّ ﺷَﻲْﺀٍ ﻋَﻠ۪ﻴﻢٌ Allah göklerin ve yerin nûrudur. Onun nûrunun misâli, bir lâmba yuvası gibidir ki, onda bir kandil vardır. Kandil de cam fânus içindedir. Cam fânus ise, inci gibi parlayan bir yıldıza benzer ki, ne doğuya, ne de batıya âit olmayan mübârek bir ağacın yakıtından tutuşturulur. Onun yakıtı, kendisine ateş dokunmasa bile ışık verecek kābiliyettedir. O nûr üstüne nûrdur. Allah dilediğini nûruna kavuşturur. İnsanlara Allah böyle misaller verir. Çünkü Allah herşeyi hakkıyla bilendir. (Nûr Sûresi, 24:35) ﻣَﺜَﻞُ ﻧُﻮﺭِﻩ۪ ﻛَﻤِﺸْﻜٰﻮﺓٍ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﻣِﺼْﺒَﺎﺡٌ Onun nûrunun misâli, bir lâmba yuvası gibidir ki, onda bir kandil vardır. (Şualar sh: 688) ﻣِﺸْﻜٰﻮﺓٍ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﻣِﺼْﺒَﺎﺡٌ ... bir lâmba yuvası gibidir ki, onda bir kandil vardır. (Nûr Sûresi, 24:35.) ﺍَﻟﺰُّﺟَﺎﺟَﺔُ ﻛَﺎَﻧَّﻬَﺎ ﻛَﻮْﻛَﺐٌ ﺩُﺭِّﻯٌّ ﻳُﻮﻗَﺪُ Cam fânus ise, inci gibi parlayan bir yıldıza benzer... ﺍَﻗِﺪْ ﻛَﻮْﻛَﺒ۪ﻰ ﺑِﺎﻻﺎِﺳْﻢِ ﻧُﻮﺭًﺍ Yâ Rab! Nur isminle ve cemâlinle parlat yıldızımı. ﻣِﻦْ ﺷَﺠَﺮَﺓٍ Bir ağaçtan. (Nûr Sûresi, 24:35.) ﻣِﻦْ ﻓُﺮْﻗَﺎﻥٍ ﺣَﻜ۪ﻴﻢٍ Hak ile bâtılı ayıran hikmet dolu Kur'ân'dan... ﻧُﻮﺭٌ ﻋَﻠٰﻰ ﻧُﻮﺭٍ ﻳَﻬْﺪِﻯ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻟِﻨُﻮﺭِﻩ۪ O nûr üstüne nûrdur. Allah dilediğini nûruna kavuşturur. (Şualar sh: 689) ﻣَﻦْ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ Dilediği kimse. (Nûr Sûresi, 24:35. ﻳَﺸَٓﺎﺀُ Dilediği. ﻛَﻤِﺸْﻜٰﻮﺓٍ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﻣِﺼْﺒَﺎﺡٌ ﺍَﻟْﻤِﺼْﺒَﺎﺡُ ﻓ۪ﻰ ﺯُﺟَﺎﺟَﺔٍ Bir lamba yuvası gibi. Onda bir kandil vardır. Kandil de cam fânus içindedir. ﻛَﻤِﺸْﻜٰﻮﺓٍ Bir lamba yuvası gibi. ﻓ۪ﻰ ﺯُﺟَﺎﺟَﺔٍ Cam fanus içinde. ﺍَﻟْﻤِﺼْﺒَﺎﺡُ ﻓ۪ﻰ ﺯُﺟَﺎﺟَﺔٍ ﺍَﻟﺰُّﺟَﺎﺟَﺔُ ﻛَﺎَﻧَّﻬَﺎ ﻛَﻮْﻛَﺐٌ ﺩُﺭِّﻯٌّ Kandil de cam fânus içindedir. Cam fânus ise, inci gibi parlayan bir yıldıza benzer... ﻣِﻦْ ﺷَﺠَﺮَﺓٍ ﻣُﺒَﺎﺭَﻛَﺔٍ Bir mübarek ağaçtan. (Şualar sh: 690) ﺷَﺠَﺮَﺓٍ Bir ağaç.. ﺯَﻳْﺘُﻮﻧَﺔٍ ﻻﺎ ﺷَﺮْﻗِﻴَّﺔٍ ﻭَ ﻻﺎ ﻏَﺮْﺑِﻴَّﺔٍ Ne doğuya, ne de batıya ait olmayan yakıt. (zeytin ağacından) "Nasıl ki elektriğin kıymettar metâı, ne şarktan, ne de garptan celb edilmiş bir mal değildir. Belki yukarıda, cevv-i havada rahmet hazinesinden, semâvât tarafından iniyor. Her yerin malıdır. Başka yerden aramaya lüzum yoktur" ﻳَﻜَﺎﺩُ ﺯَﻳْﺘُﻬَﺎ ﻳُﻀ۪ٓﻲﺀُ ﻭَ ﻟَﻮْ ﻟَﻢْ ﺗَﻤْﺴَﺴْﻪُ ﻧَﺎﺭٌ ﻧُﻮﺭٌ Onun yakıtı, kendisine ateş dokunmasa bile ışık, nur verecek kabiliyettedir. "On üçüncü ve on dördüncü asırda semâvî lâmbalar ateşsiz yanarlar, ateş dokunmadan parlarlar. Onun zamanı yakındır." (Şualar sh: 691) ﻳَﻜَﺎﺩُ ﺯَﻳْﺘُﻬَﺎ ﻳُﻀ۪ٓﻲﺀُ Onun yakıtı ışık verecek kābiliyettedir... ﻭَﻟَﻮْ ﻟَﻢْ ﺗَﻤْﺴَﺴْﻪُ ﻧَﺎﺭٌ ﻧُﻮﺭٌ Kendisine ateş dokunmasa bile. ﻳَﻜَﺎﺩُ Neredeyse, hemen hemen. (Şualar sh: 692) ﻓَﺎﺳْﺘَﻘِﻢْ ﻛَﻤَٓﺎ ﺍُﻣِﺮْﺕَ Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Hûd Sûresi, 11:112) ﺷَﻴَّﺒَﺘْﻨ۪ﻰ ﺳُﻮﺭَﺓُ ﻫُﻮﺩٍ Hûd Sûresi Beni ihtiyarlattı. (Tirmizî, 56. Sûrenin tefsiri; el-Hâkim, el-Müstedrek, 2:343) ﺍِﺳْﺘَﻘِﻢْ ﻛَﻤَٓﺎ ﺍُﻣِﺮْﺕَ Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Şûrâ Sûresi, 42:15) ﻓَﻤِﻨْﻬُﻢْ ﺷَﻘِﻰٌّ ﻭَ ﺳَﻌ۪ﻴﺪٌ O gün insanlardan şakîler ve saidler vardır. (Hûd Sûresi, 11:105) ﻭَﺍﺳْﺘَﻘِﻢْ ﻛَﻤَٓﺎ ﺍُﻣِﺮْﺕَ Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Şûrâ Sûresi, 42:15) (Şualar sh: 693) ﻭَﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺟَﺎﻫَﺪُﻭﺍ ﻓ۪ﻴﻨَﺎ ﻟَﻨَﻬْﺪِﻳَﻨَّﻬُﻢْ ﺳُﺒُﻠَﻨَﺎ Bizim uğrumuzda cihad edenlere Biz yollarımızı gösteririz. (Ankebût Sûresi, 29:69) ﺍِﻥَّ ﺍﻻﺎِﻧْﺴَﺎﻥَ ﻟَﻴَﻄْﻐٰﻰ Şüphesiz ki insan azgınlaşır. (Alâk Sûresi, 96:6) ﻭَﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺟَﺎﻫَﺪُﻭﺍ ﻓ۪ﻴﻨَﺎ Bizim uğrumuzda cihad edenlere. (Ankebût Sûresi, 29:69) ﻟَﻨَﻬْﺪِﻳَﻨَّﻬُﻢْ Muhakkak ki Biz onlara hidayet ederiz, dosdoğru yolumuzu gösteririz. (Ankebût Sûresi, 29:69) ﺍٰﺗَﻴْﻨَﺎﻙَ ﺳَﺒْﻌًﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَﺜَﺎﻧ۪ﻰ And olsun ki Biz sana, Seb'a Mesânî'yi, her zaman tekrarlanan yedi âyeti, Fatiha Sûresini verdik. (Hicr Sûresi, 15:87) (Şualar sh: 694) ﺳَﺒْﻌًﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَﺜَﺎﻧ۪ﻰ Seb'a Mesânî'yi (Fatiha Sûresini verdik.) ﺍٰﺗَﻴْﻨَﺎﻙَ ﺳَﺒْﻌًﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻤَﺜَﺎﻧ۪ﻰ And olsun ki Biz sana, Seb'a Mesânî'yi (Fatiha Sûresini) verdik. (Hicr Sûresi, 15:87) ﺍَﻭَﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻴْﺘًﺎ ﻓَﺎَﺣْﻴَﻴْﻨَﺎﻩُ ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﻟَﻪُ ﻧُﻮﺭًﺍ ﻳَﻤْﺸ۪ﻰ ﺑِﻪ۪ ﻓِﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ Ölü iken îmân ile diriltip nûra kavuşturduğumuz ve halk içinde o nûr ile doğru yolda yürüyen kimse gibi olur mu?... (En'âm Sûresi, 6:122) ﻣَﻴْﺘًﺎ Ölü iken.. "Saidü'n-Nursî dahi meyyit hükmünde idi. Risaletü'n-Nur ile ihyâ edildi, onunla hayat buldu." ﺍَﻭَﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻴْﺘًﺎ ﻓَﺎَﺣْﻴَﻴْﻨَﺎﻩُ ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﻟَﻪُ ﻧُﻮﺭًﺍ Ölü iken îmân ile diriltip nûra kavuşturduğumuz kimse gibi olur mu?... (En'âm Sûresi, 6:122) ﻓَﺎَﺣْﻴَﻴْﻨَﺎﻩُ ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﻟَﻪُ ﻧُﻮﺭًﺍ ﻳَﻤْﺸ۪ﻰ ﺑِﻪ۪ ﻓِﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ Diriltip nûra kavuşturduğumuz ve halk içinde o nûr ile doğru yolda yürüyen kimse... (En'âm Sûresi, 6:122) (Şualar sh: 695) ﺍَﻭَﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻴْﺘًﺎ Ölü iken... gibi olur mu? ﺍَﻭَﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻴْﺘًﺎ ﻓَﺎَﺣْﻴَﻴْﻨَﺎﻩُ ﻭَﺟَﻌَﻠْﻨَﺎ ﻟَﻪُ ﻧُﻮﺭًﺍ ﻳَﻤْﺸ۪ﻰ ﺑِﻪ۪ ﻓِﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ ﻛَﻤَﻦْ ﻣَﺜَﻠُﻪُ ﻓِﻰ ﺍﻟﻈُّﻠُﻤَﺎﺕِ ﻟَﻴْﺲَ ﺑِﺨَﺎﺭِﺝٍ ﻣِﻨْﻬَﺎ Ölü iken îmân ile diriltip nûra kavuşturduğumuz ve halk içinde o nûr ile doğru yolda yürüyen kimse, inkâr karanlıkları içinde kalıp da ondan hiçbir zaman çıkmayacak olan kimse gibi olur mu? (En'âm Sûresi, 6:122) ﻣَﻴْﺘًﺎ Bir ölü.. ﻣَﻴِّﺖْ Ölü. ﻛَﻤَﻦْ ﻣَﺜَﻠُﻪُ ﻓِﻰ ﺍﻟﻈُّﻠُﻤَﺎﺕِ ﻟَﻴْﺲَ ﺑِﺨَﺎﺭِﺝٍ ﻣِﻨْﻬَﺎ İnkâr karanlıkları içinde kalan kimse gibi... (En'âm Sûresi, 6:122) (Şualar sh: 696) ﺍَﻭَﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻴْﺘًﺎ Ölü olan kimse.. gibi olur mu? ﻓَﺎَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺷَﻘُﻮﺍ Şakîlere gelince... (Hûd Sûresi, 11:106) ﻭَﺍَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺳُﻌِﺪُﻭﺍ ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟْﺠَﻨَّﺔِ Saidlere gelince, onlar da Cennette kalacaklardır. (Hûd Sûresi, 11:108) ﻓَﺎَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺷَﻘُﻮﺍ ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ ﻟَﻬُﻢْ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﺯَﻓ۪ﻴﺮٌ ﻭَ ﺷَﻬ۪ﻴﻖٌ Bedbaht, şakî olanlara gelince, onlar ateştedirler, orada onların (güçlükle ve fecî bir sesle) nefes alıp vermeleri vardır. (Hûd Sûresi, 11:106) (Şualar sh: 697) ﻳُﺮ۪ﻳﺪُﻭﻥَ ﻟِﻴُﻄْﻔُِﺎ ﻧُﻮﺭَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺑِﺎَﻓْﻮَﺍﻫِﻬِﻢْ Allah'ın nûrunu üflemekle söndürmek isterler. (Tevbe Sûresi, 9:32) ﻓَﺎَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺷَﻘُﻮﺍ Şakîlere gelince... (Hûd Sûresi, 11:106) ﻻﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺍﻟْﻐَﻴْﺐَ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Gaybı hakkıyla ancak Allah bilir. ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ ﻟَﻬُﻢْ ﻓ۪ﻴﻬَﺎ ﺯَﻓ۪ﻴﺮٌ ﻭَ ﺷَﻬ۪ﻴﻖٌ Cehennem ateşinde güçlükle ve fecî bir sesle nefes alıp verirler. (Hûd Sûresi, 11:106) ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺭِ Cehennem ateşinde.. ﻭَ ﺍﻟﺴَّﻤَٓﺎﺀِ ﺫَﺍﺕِ ﺍﻟْﺒُﺮُﻭﺝِ Yemin olsun burçlarla dolu gökyüzüne. (Burûc Sûresi, 85:1) ﺍِﻥَّ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻓَﺘَﻨُﻮﺍ ﺍﻟْﻤُْﻤِﻨ۪ﻴﻦَ ﻭَﺍﻟْﻤُْﻤِﻨَﺎﺕِ ﺛُﻢَّ ﻟَﻢْ ﻳَﺘُﻮﺑُﻮﺍ ﻓَﻠَﻬُﻢْ ﻋَﺬَﺍﺏُ ﺟَﻬَﻨَّﻢَ ﻭَﻟَﻬُﻢْ ﻋَﺬَﺍﺏُ ﺍﻟْﺤَﺮ۪ﻳﻖِ Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara eziyet ve işkence eden, sonra tevbe de etmemiş olan kimseler için Cehennem azâbıyla beraber bir başka yangın azâbı daha vardır. (Burûc Sûresi, 85:10) (Şualar sh: 698) ﺍَﻭَﻣَﻦْ ﻛَﺎﻥَ ﻣَﻴْﺘًﺎ Ölü iken gibi... olur mu?.. ﻭَ ﻳَﺠْﻌَﻞْ ﻟَﻜُﻢْ ﻧُﻮﺭًﺍ ﺗَﻤْﺸُﻮﻥَ ﺑِﻪ۪ ("Karanlıklar içinde) size bir nur ihsan edeceğim ki o nur ile doğru yolu bulup onda gidesiniz." (Hadid Sûresi, 57:28) (Şualar sh: 699) ﻭَ ﻳُﺤِﻖُّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﺤَﻖَّ ﺑِﻜَﻠِﻤَﺎﺗِﻪ۪ Allah, delil ve mu'cizeleriyle hakkı ortaya çıkarır. (Yûnus Sûresi, 10:82) ﺑِﻜَﻠِﻤَﺎﺗِﻪِ Kelimeleriyle, delil ve mu'cizeleriyle... ﻗُﻞْ ﺍِﻧَّﻨ۪ﻰ ﻫَﺪٰﻳﻨ۪ﻰ ﺭَﺑّ۪ٓﻰ ﺍِﻟٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ De ki: Elbette Rabbim beni dos doğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161) ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ Dos doğru bir yol... (En'âm Sûresi, 6:161) ﺻِﺮَﺍﻁٍ Bir yol... ﻫَﺪٰﻳﻨ۪ﻰ ﺭَﺑّ۪ٓﻰ ﺍِﻟٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ Elbette Rabbim beni dos doğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161) (Şualar sh: 700) ﻓَﻘَﺪِ ﺍﺳْﺘَﻤْﺴَﻚَ ﺑِﺎﻟْﻌُﺮْﻭَﺓِ ﺍﻟْﻮُﺛْﻘٰﻰ ("Allah'a iman eden,) hiç kopmayacak bir zincir-i nuranîye yapışır, temessük eder." (Bakara Sûresi, 2:256; Lokman Sûresi, 31:22) ﺑِﺎﻟْﻌُﺮْﻭَﺓِ ﺍﻟْﻮُﺛْﻘٰﻰ Hiç kopmayacak bir zincir-i nuranî. (Bakara Sûresi, 2:256; Lokman Sûresi, 31:22.) ﻳُْﺘِﻰ ﺍﻟْﺤِﻜْﻤَﺔَ ﻣَﻦْ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ Allah hikmeti dilediğine verir (de ona hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak gösterir.) (Bakara Sûresi, 2:269) ﻭَ ﻳُﻌَﻠِّﻤُﻬُﻢُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏَ ﻭَ ﺍﻟْﺤِﻜْﻤَﺔَ ﻭَ ﻳُﺰَﻛّ۪ﻴﻬِﻢْ Onlara kitabı öğretecek, hikmeti (kâinatın yaratılış sırlarını ve gayesini) bildirecek ve onları inkâr ve isyan kirlerinden temizleyecek... (Bakara Sûresi, 2:129) ﻭَ ﻳُﺰَﻛّ۪ﻴﻜُﻢْ ﻭَ ﻳُﻌَﻠِّﻤُﻜُﻢُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏَ ﻭَ ﺍﻟْﺤِﻜْﻤَﺔَ Sizi inkâr ve günah kirlerinden temizler, size Kur'an'ı, kâinatın gayesini ve sırlarını öğretir. (Bakara Sûresi, 2:151) (Şualar sh: 701) ﺍٰﻟِﻴَﻪ Alet ilimleri: Felsefe, mantık, psikoloji, matematik vs.. ﻭَﻣَﺎ ﻳَﻌْﻠَﻢُ ﺗَﺎْﻭ۪ﻳﻠَﻪُٓ ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻭَﺍﻟﺮَّﺍﺳِﺨُﻮﻥَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢِ Halbuki o âyetlerin tefsirini Allah'tan ve Allah'ın kendilerine ilimde derinlik ve istikamet ihsan ettiği kimselerden başkası bilemez. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:7) ﻟٰﻜِﻦِ ﺍﻟﺮَّﺍﺳِﺨُﻮﻥَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢِ ﻣِﻨْﻬُﻢْ Fakat onlardan ilimde derinlik ve istikamet sahibi olanlar... (Nisâ Sûresi, 4:162) (Şualar sh: 702) ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Allah'tan başka. ﺍِﻥَّ ﺍﻻﺎِﻧْﺴَﺎﻥَ ﻟَﻴَﻄْﻐٰﻰ Şüphesiz ki insan azgınlaşır. (Alâk Sûresi, 96:6) ﺍِﻻَﺎ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Allah'tan başka. ﺍَﻟﺮَّﺍﺳِﺨُﻮﻥَ Derinlik sahibi olanlar... ﺍَﻟﺮَّﺍﺳِﺨُﻮﻥَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻌِﻠْﻢِ ﻣِﻨْﻬُﻢْ Onlarda ilimde derinlik ve istikamet sahibi olanlar. (Şualar sh: 703) ﻳَٓﺎ ﺍَﻳُّﻬَﺎ ﺍﻟﻨَّﺎﺱُ ﻗَﺪْ ﺟَٓﺎﺀَﻛُﻢْ ﺑُﺮْﻫَﺎﻥٌ ﻣِﻦْ ﺭَﺑِّﻜُﻢْ ﻭَﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَٓﺎ ﺍِﻟَﻴْﻜُﻢْ ﻧُﻮﺭًﺍ ﻣُﺒ۪ﻴﻨًﺎ Ey insanlar! Size, Rabbinizden ap açık bir delil olan bir peygamber geldi ve size, dünyanızı ve âhiretinizi aydınlatıcı ap açık bir nûr olarak Kur'ân'ı indirdik. (Nisâ Sûresi, 4:174) ﻣُﺒِﻴﻨًﺎ Apaçık. ﻗَﺪْ ﺟَٓﺎﺀَﻛُﻢْ Muhakkak size geldi. ﺑُﺮْﻫَﺎﻥٌ Apaçık bir delil. ﻧُﻮﺭًﺍ Apaçık bir nur. ﻗَﺪْ ﺟَٓﺎﺀَﻛُﻢْ ﺑُﺮْﻫَﺎﻥٌ Muhakkak size, ap açık bir delil olan bir peygamber geldi... (Nisâ Sûresi, 4:174) ﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎ ﺍِﻟَﻴْﻜُﻢْ ﻧُﻮﺭًﺍ ﻣُﺒ۪ﻴﻨًﺎ Size, ap açık bir nûr olarak Kur'ân'ı indirdik. (Nisâ Sûresi, 4:174) ﻟِﻠَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ ﻫُﺪًﻯ ﻭَ ﺷِﻔَٓﺎﺀٌ O, îmân edenler için bir hidâyet rehberi ve bir şifâdır. (Fussilet Sûresi, 41:44) (Şualar sh: 704) ﻓَﺎِﻥْ ﺗَﻮَﻟَّﻮْﺍ ﻓَﻘُﻞْ ﺣَﺴْﺒِﻰَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺗَﻮَﻛَّﻠْﺖُ Ey Peygamber, eğer insanlar senden yüz çevirirse, sen, de ki: 'Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. (Tevbe Sûresi, 9:129) ﻓَﻘُﻞْ ﺣَﺴْﺒِﻰَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻻٓﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺗَﻮَﻛَّﻠْﺖُ De ki: 'Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. ﺣَﺴْﺒِﻰَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ Allah bana yeter. (Şualar sh: 705) ﺍِﻥَّ ﺣِﺰْﺏَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻫُﻢُ ﺍﻟْﻐَﺎﻟِﺒُﻮﻥَ Şüphesiz Allah'a tâbi olan topluluk gerçek galiplerin tâ kendisidir. (Mâide Sûresi, 5:56) ﻭَ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺍٰﻣَﻨُﻮﺍ ﻣَﻌَﻪُ ﻧُﻮﺭُﻫُﻢْ ﻳَﺴْﻌٰﻰ ﺑَﻴْﻦَ ﺍَﻳْﺪ۪ﻳﻬِﻢْ ﻭَ ﺑِﺎَﻳْﻤَﺎﻧِﻬِﻢْ ﻳَﻘُﻮﻟُﻮﻥَ ﺭَﺑَّﻨَٓﺎ ﺍَﺗْﻤِﻢْ ﻟَﻨَﺎ ﻧُﻮﺭَﻧَﺎ ﻭَ ﺍﻏْﻔِﺮْﻟَﻨَﺎ O gün onların nûru önlerinden ve sağlarından koşarak Cennete yol gösterirken, onlar da 'Ey Rabbimiz,' derler. 'Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla. (Tahrîm Sûresi, 66:8) ﻳَﻘُﻮﻟُﻮﻥَ ﺭَﺑَّﻨَٓﺎ ﺍَﺗْﻤِﻢْ ﻟَﻨَﺎ ﻧُﻮﺭَﻧَﺎ 'Ey Rabbimiz,' derler. 'Nûrumuzu tamamla... (Tahrîm Sûresi, 66:8) ﻭَﺍﻏْﻔِﺮْﻟَﻨَﺎ Bizi bağışla. (Şualar sh: 706) ﻭَ ﻧُﻨَﺰِّﻝُ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ ﻣَﺎ ﻫُﻮَ ﺷِﻔَٓﺎﺀٌ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔٌ ﻟِﻠْﻤُْﻤِﻨ۪ﻴﻦَ Biz Kur'ân'dan mü'minler için bir şifâ ve rahmet olan şeyi indiriyoruz. (İsrâ Sûresi, 17:82) ﻣَﺎ ﻫُﻮَ ﺷِﻔَٓﺎﺀٌ ﻭَ ﺭَﺣْﻤَﺔٌ ﻟِﻠْﻤُْﻤِﻨ۪ﻴﻦَ Mü'minler için bir şifâ ve rahmet olan şey... ﻭَ ﻫَﺪٰﻳﻪُ ﺍِﻟٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ Allah da onu dos doğru bir yola iletti. (Nahl Sûresi, 16:121) ﻗُﻞْ ﺍِﻧَّﻨ۪ﻰ ﻫَﺪٰﻳﻨ۪ﻰ ﺭَﺑّ۪ﻰ ﺍِﻟٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ De ki: Elbette Rabbim beni dos doğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161) (Şualar sh: 707) ﺻِﺮَﺍﻁٍ (Dos doğru) bir yol. ﺍَﻟﻨُّﻮﺭِ Nûr. ﻫَﺪٰﻳﻨ۪ﻰ ﺭَﺑّ۪ٓﻰ ﺍِﻟٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ Rabbim beni dos doğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161) ﻓَﺎَﻋْﺮِﺽْ ﻋَﻨْﻬُﻢْ Onlardan yüz çevir. (En'âm Sûresi, 6:68) (Şualar sh: 708) ﻫَﺪٰﻳﻨ۪ﻰ ﺭَﺑّ۪ٓﻰ ﺍِﻟٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ Rabbim beni dos doğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161) ﺍِﻥَّ ﺭَﺑّ۪ﻰ ﻋَﻠٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ Şüphesiz ki benim Rabbim hak ve adâlet üzeredir. (Hûd Sûresi, 11:56) ﺗِﻠْﻚَ ﺍٰﻳَﺎﺕُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ Bu yüce kitabın âyetleridir. (Yûnus Sûresi, 10:1; Yûsuf Sûresi, 12:1; Hicr Sûresi, 15:1; Ra'd Sûresi, 13:1; Şuara Sûresi, 26:2; Kasas Sûresi, 28:2; Lokman Sûresi, 31:2) ﻃٰﺲٓ ﺗِﻠْﻚَ ﺍٰﻳَﺎﺕُ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ Tâ sîn. Bu, yüce Kur'an'ın âyetleridir. (Neml Sûresi, 27:1) (Şualar sh: 709) ﺗِﻠْﻚَ ﺍٰﻳَﺎﺕُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ Bu yüce kitabın âyetleridir. (Yûnus Sûresi, 10:1; Yûsuf Sûresi, 12:1; Hicr Sûresi, 15:1; Ra'd Sûresi, 13:1; Şuara Sûresi, 26:2; Kasas Sûresi, 28:2; Lokman Sûresi, 31:2) ﺗِﻠْﻚَ İşte bu.. (Şualar sh: 710) ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ Dos doğru bir yol... (En'âm Sûresi, 6:161) ﻋَﺴٰﻰ ﺭَﺑُّﻨَٓﺎ ﺍَﻥْ ﻳُﺒْﺪِﻟَﻨَﺎ ﺧَﻴْﺮًﺍ Umulur ki Rabbimiz bize bundan daha hayırlısını verir. (Kalem Sûresi, 68:32) ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰِ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢِ Bu Kur'an, kudreti herşeye galip olan ve hikmeti herşeyi kuşatan Allah tarafindan indirilmiştir. (Zümer Sûresi, 39:1) (Şualar sh: 711) ﺷُﺠُﻮﻥٍ ﻭَ ﻏُﺼُﻮﻥٍ Her bir âyetin mânâ mertebeleri vardır; zâhirî (açık), bâtınî (açık ve görünür mânâsının içindeki, ehlinin anlayabileceği mânâ), haddi (kapsamı) ve muttala'ı (anlam çerçevesi) vardır. Bu dört mânâ tabakasından herbirinin de fürûatı (detayları), işaretleri, dalları ve ayrıntıları vardır. (bk. Ebu Yâ'lâ, el-Müsned 9:287; et-Taberânî, el-Mu'cemü'l-Evsat 1:236) ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ Bu Kur'ân, indirilmiştir. (Zümer Sûresi, 39:1) (Şualar sh: 712) ﺍﻟٓﻢٓ ٭ ﻛٓﻬٰﻴٰﻌٓﺺٓ "Surelerin başlarındaki huruf-u mukattaa İlahî bir şifredir. Hâs abdine, onlarla bazı işaret-i gaybiye veriyor. O şifrenin miftahı, o Abd-i Hâstadır, hem Onun veresesindedir." Mektubat (390) (Şualar sh: 713) ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰِ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢِ Bu Kur'an, kudreti herşeye galip olan ve hikmeti herşeyi kuşatan Allah tarafindan indirilmiştir. (Zümer Sûresi, 39:1) (Şualar sh: 714) ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ Bu Kur'ân, indirilmiştir. (Zümer Sûresi, 39:1) ﺣٰﻢٓ "Surelerin başlarındaki huruf-u mukattaa İlahî bir şifredir. Hâs abdine, onlarla bazı işaret-i gaybiye veriyor. O şifrenin miftahı, o Abd-i Hâstadır, hem Onun veresesindedir." Mektubat (390) ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰِ ﺍﻟْﻌَﻠ۪ﻴﻢِ Bu Kur'an, kudreti herşeye galip olan ve hikmeti herşeyi kuşatan Allah tarafindan indirilmiştir. (Zümer Sûresi, 39:1) ﺣٰﻢٓ ٭ ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Hâ mîm. Bu kitap, Rahmân ve Rahîm olan Allah tarafından indirilmiştir. (Fussilet Sûresi, 41:1-2) (Şualar sh: 715) ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞٌ Bir indirme'dir. ﺣٰﻢٓ ٭ ﺗَﻨْﺰ۪ﻳﻞٌ ﻣِﻦَ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Hâ mîm. Bu kitap, Rahmân ve Rahîm olan Allah tarafından indirilmiştir. (Fussilet Sûresi, 41:1-2) ﺣٰﻢٓ , ﺣَﺎﻣ۪ﻴﻢْ "Surelerin başlarındaki huruf-u mukattaa İlahî bir şifredir. Hâs abdine, onlarla bazı işaret-i gaybiye veriyor. O şifrenin miftahı, o Abd-i Hâstadır, hem Onun veresesindedir." Mektubat (390) (Şualar sh: 716) ﻓَﻤِﻨْﻬُﻢْ ﺷَﻘِﻰٌّ ﻭَ ﺳَﻌ۪ﻴﺪٌ O gün insanlardan şakîler ve saidler vardır. (Hûd Sûresi, 11:105) ﻭَﺍَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺳُﻌِﺪُﻭﺍ ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟْﺠَﻨَّﺔِ Saidlere gelince, onlar da Cennette kalacaklardır. (Hûd Sûresi, 11:108) ﺍَﻟْﺠَﻨَّﺔِ Cennet. ﻭَﺍَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺳُﻌِﺪُﻭﺍ Saidlere gelince... ﺳُﻌِﺪُﻭﺍ Mesut kılınanlar.. ﻓَﻤِﻨْﻬُﻢْ ﺷَﻘِﻰٌّ ﻭَ ﺳَﻌ۪ﻴﺪٌ O gün insanlardan şakîler ve saidler vardır. (Hûd Sûresi, 11:105) ﺳَﻌ۪ﻴﺪٌ Said, mutlu kimse.. ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟْﺠَﻨَّﺔِ Cennette kalacaklardır. (Hûd Sûresi 11:108) ﺧَﺎﻟِﺪ۪ﻳﻦَ Ebedî olarak kalıcıdırlar. (Hûd Sûresi 11:108.) (Şualar sh: 717) ﻭَﺍَﻣَّﺎ ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﺳُﻌِﺪُﻭﺍ Saidlere gelince... (Hûd Sûresi, 11:108) ﻓَﻔِﻰ ﺍﻟْﺠَﻨَّﺔِ ﺧَﺎﻟِﺪ۪ﻳﻦَ Ebedî olarak Cennette kalacaklardır. (Hûd Sûresi, 11:108) (Şualar sh: 718) ﻳُﺮ۪ﻳﺪُﻭﻥَ ﻟِﻴُﻄْﻔُِﺎ ﻧُﻮﺭَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺑِﺎَﻓْﻮَﺍﻫِﻬِﻢْ ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻣُﺘِﻢُّ ﻧُﻮﺭِﻩ۪ ﻭَﻟَﻮْ ﻛَﺮِﻩَ ﺍﻟْﻜَﺎﻓِﺮُﻭﻥَ Onlar Allah'ın nûrunu ağızlarıyla (söndürmek isterler.) Fakat Allah nûrunu tamamlayacaktır -kâfirler hoşlanmasa da... (Saf Sûresi, 61:8) ﻧُﻮﺭَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺑِﺎَﻓْﻮَﺍﻫِﻬِﻢْ ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻣُﺘِﻢُّ ﻧُﻮﺭِﻩ۪ Onlar Allah'ın nûrunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Fakat Allah nûrunu tamamlayacaktır... (Saf Sûresi, 61:8) ﺗِﻠْﻚَ ﺍٰﻳَﺎﺕُ ﺍﻟْﻜِﺘَﺎﺏِ Bu yüce kitabın âyetleridir. (Hicr Sûresi, 15:1; Ra'd Sûresi, 13:1; Yûsuf Sûresi, 12:1) ﻃٰﺲٓ ﺗِﻠْﻚَ ﺍٰﻳَﺎﺕُ ﺍﻟْﻘُﺮْﺍٰﻥِ Tâ sin. Bunlar yüce Kur'ân'ın âyetleridir. (Neml Sûresi, 27:1) ﻫَﺪٰﻳﻨ۪ﻰ ﺭَﺑّ۪ٓﻰ ﺍِﻟٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ Rabbim beni dosdoğru bir yola eriştirdi. (En'âm Sûresi, 6:161) ﺍِﻥَّ ﺭَﺑّ۪ﻰ ﻋَﻠٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁٍ ﻣُﺴْﺘَﻘ۪ﻴﻢٍ Şüphesiz ki benim Rabbim hak ve adâlet üzeredir. (Hûd Sûresi, 11:56) ﻓَﺎَﻋْﺮِﺽْ ﻋَﻨْﻬُﻢْ Onlardan yüz çevir. (En'âm Sûresi, 6:68) ﻧُﻮﺭَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺑِﺎَﻓْﻮَﺍﻫِﻬِﻢْ ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻣُﺘِﻢُّ ﻧُﻮﺭِﻩ۪ Allah'ın nûrunu ağızlarıyla (söndürmek istiyorlar.) Yemin olsun ki, Allah nûrunu tamamlayacaktır. (Şualar sh: 719) ﻳُﺮ۪ﻳﺪُﻭﻥَ ﺍَﻥْ ﻳُﻄْﻔِﺌُﻮﺍ ﻧُﻮﺭَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ِﺑﺎَﻓْﻮَﺍﻫِﻬِﻢْ ﻭَﻳَﺎْﺑَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍِﻻَٓﺎ ﺍَﻥْ ﻳُﺘِﻢَّ ﻧُﻮﺭَﻩُ ﻭَﻟَﻮْ ﻛَﺮِﻩَ ﺍﻟْﻜَﺎﻓِﺮُﻭﻥَ Allah'ın nûrunu ağızlarıyla üflemekle söndürmek isterler. Allah nûrunu tamamlamaktan başka birşeye râzı olmaz -kâfirler istemese de.. (Tevbe Sûresi, 9:32) ﻧُﻮﺭَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ِﺑﺎَﻓْﻮَﺍﻫِﻬِﻢْ ﻭَﻳَﺎْﺑَﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍِﻻَٓﺎ ﺍَﻥْ ﻳُﺘِﻢَّ ﻧُﻮﺭَﻩُ Allah'ın nûrunu üflemekle (söndürmek isterler.) Allah ise nûrunu tamamlamaktan başka birşeye râzı olmaz... (Tevbe Sûresi, 9:32) (Şualar sh: 720) ﺍَﻟْﻘَﻄْﺮَﺓُ ﺗَﺪُﻝُّ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟْﺒَﺤْﺮِ Damla denize delâlet eder. ﺍﻟٓﺮٰ ﻛِﺘَﺎﺏٌ ﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎﻩُ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﻟِﺘُﺨْﺮِﺝَ ﺍﻟﻨَّﺎﺱَ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻈُّﻠُﻤَﺎﺕِ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺑِﺎِﺫْﻥِ ﺭَﺑِّﻬِﻢْ ﺍِﻟٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁِ ﺍﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰِ ﺍﻟْﺤَﻤ۪ﻴﺪِ Elif lâm râ. Bu bir kitap ki, insanları Rablerinin izniyle zulümattan çıkarman; kudreti herşeye galip olan ve her türlü hamde lâyık Allah'ın yoluna kavuşturman için onu sana indirdik. (İbrahim Sûresi, 14:1) ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺑِﺎِﺫْﻥِ ﺭَﺑِّﻬِﻢْ İnsanları Rablerinin izniyle (inkâr karanlıklarından) îman nûruna... ﺍِﻟٰﻰ ﺻِﺮَﺍﻁِ ﺍﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰِ ﺍﻟْﺤَﻤ۪ﻴﺪِ Kudreti herşeye galip olan ve her türlü hamde lâyık olan Allah'ın yoluna... (Şualar sh: 720) ﺍَﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰِ ﺍﻟْﺤَﻤ۪ﻴﺪِ Kudreti herşeye galip olan ve her türlü hamde lâyık olan Allah'ın... ﻣِﻦَ ﺍﻟﻈُّﻠُﻤَﺎﺕِ İnkâr karanlıklarından. (İbrahim Sûresi, 14:1) (Şualar sh: 721) ﺍَﻟْﻌَﺰ۪ﻳﺰِ ﺍﻟْﺤَﻤ۪ﻴﺪِ Kudreti herşeye galip olan ve her türlü hamde lâyık olan Allah'ın... ﻣِﻦَ ﺍﻟﻈُّﻠُﻤَﺎﺕِ İnkâr karanlıklarından. (İbrahim Sûresi, 14:1) ﻟِﺘُﺨْﺮِﺝَ ﺍﻟﻨَّﺎﺱَ İnsanları çıkarman. (İbrahim Sûresi, 14:1) ﺍﻟٓﺮٰ ﻛِﺘَﺎﺏٌ ﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎﻩُ ﺍِﻟَﻴْﻚَ Elif lâm râ. Bu bir kitap ki, onu Sana indirdik... (İbrahim Sûresi, 14:1) ﺍِﻟَﻴْﻚَ Sana ﺍﻟٓﺮٰ ﻛِﺘَﺎﺏٌ ﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎﻩُ Elif lâm râ. Bu bir kitap ki, onu indirdik... (İbrahim Sûresi, 14:1) (Şualar sh: 722) ﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎﻩُ Onu (Kur'an'ı) indirdik ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻻﺎ ﻋِﻠْﻢَ ﻟَﻨَٓﺎ ﺍِﻻَﺎ ﻣَﺎ ﻋَﻠَّﻤْﺘَﻨَٓﺎ ﺍِﻧَّﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﺍﻟْﻌَﻠ۪ﻴﻢُ ﺍﻟْﺤَﻜ۪ﻴﻢُ Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. (Bakara Sûresi, 2:32) (Şualar sh: 723) ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣ۪ﻴﻢِ Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. ﺍﻟٓﺮٰ ﻛِﺘَﺎﺏٌ ﺍَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎﻩُ ﺍِﻟَﻴْﻚَ ﻟِﺘُﺨْﺮِﺝَ ﺍﻟﻨَّﺎﺱَ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻈُّﻠُﻤَﺎﺕِ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺑِﺎِﺫْﻥِ ﺭَﺑِّﻬِﻢْ Elif lâm râ. Bu bir kitap ki, insanları Rablerinin izniyle zulümattan (karanlıklardan) nura çıkarman için onu sana indirdik. (İbrahim Sûresi, 14:1) ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺑِﺎِﺫْﻥِ ﺭَﺑِّﻬِﻢْ İnsanları Rablerinin izniyle (inkâr karanlıklarından) îman nûruna... (Şualar sh: 724) ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻳَﺴْﺘَﺤِﺒُّﻮﻥَ ﺍﻟْﺤَﻴَﺎﺓَ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻻﺎٰﺧِﺮَﺓِ ﻭَﻳَﺼُﺪُّﻭﻥَ ﻋَﻦْ ﺳَﺒ۪ﻴﻞِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻭَﻳَﺒْﻐُﻮﻧَﻬَﺎ ﻋِﻮَﺟًﺎ ﺍُﻭﻟٰٓﺌِﻚَ ﻓ۪ﻰ ﺿَﻼﺎﻝٍ ﺑَﻌ۪ﻴﺪٍ Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler, halkı Allah yolundan alıkoyarlar ve doğru yolu eğri göstermeye çalışırlar. Öyleleri, haktan pek uzak bir sapıklık içindedirler. (İbrahim Sûresi, 14:3) ﻭَ ﻳَﺼُﺪُّﻭﻥَ ﻋَﻦْ ﺳَﺒ۪ﻴﻞِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Halkı Allah yolundan alıkoyarlar.. ﻭَ ﻳَﺒْﻐُﻮﻧَﻬَﺎ ﻋِﻮَﺟًﺎ Doğru yolu eğri göstermeye çalışırlar.. (Şualar sh: 725) ﺍﻟَّﺬ۪ﻳﻦَ ﻳَﺴْﺘَﺤِﺒُّﻮﻥَ Onlar dünya hayatını seve seve... ﻭَ ﻳَﺒْﻐُﻮﻧَﻬَﺎ ﻋِﻮَﺟًﺎ Doğru yolu eğri göstermeye çalışırlar.. ﺑِﺎَﻳَّﺎﻡِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Allah'ın geçmişteki azap günleri (İbrahim Sûresi, 14:5) ﻭَﻣَٓﺎ ﺍَﺭْﺳَﻠْﻨَﺎ ﻣِﻦْ ﺭَﺳُﻮﻝٍ ﺍِﻻَﺎ ﺑِﻠِﺴَﺎﻥِ ﻗَﻮْﻣِﻪ۪ ﻟِﻴُﺒَﻴِّﻦَ ﻟَﻬُﻢْ Hak dini onlara açıklasın diye, her peygamberi Biz ancak kendi kavminin lisanıyla gönderdik. (İbrahim Sûresi, 14:4) (Şualar sh: 726) ﺭَﺳُﻮﻝٍ Her peygamberi.. ﺍَﻥْ ﺍَﺧْﺮِﺝْ ﻗَﻮْﻣَﻚَ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻈُّﻠُﻤَﺎﺕِ ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﻭَﺫَﻛِّﺮْﻫُﻢْ ﺑِﺎَﻳَّﺎﻡِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Kavmini karanlıklardan nûra çıkar ve Allah'ın geçmişteki azap günlerini onlara hatırlat. (İbrahim Sûresi, 14:5) ﺍِﻟَﻰ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﻭَﺫَﻛِّﺮْﻫُﻢْ ﺑِﺎَﻳَّﺎﻡِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ Allah'ın geçmişteki azap günlerini onlara hatırlat. (Şualar sh: 727)