Birinci Bâb
Âyet ve Hadîs Meâlleri · s.351
ﻓِﻰ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ٭ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺛَﻼﺎﺛَﺔُ ﻓُﺼُﻮﻝٍ Sübhânallâh hakkındadır. (Ve o, üç fasıldır.) ﺍَﻟْﻔَﺼْﻞُ ﺍﻻﺎَﻭَّﻝُ ﺑِﺴْﻢِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟﺮَّﺣْﻤٰﻦِ ﺍﻟﺮَّﺣِﻴﻢِ ﻓَﺴُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﺗُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﺍﻟﺴَّﻤَﺎﺀُ ﺑِﻜَﻠِﻤَﺎﺕِ ﻧُﺠُﻮﻣِﻬَﺎ ﻭَ ﺷُﻤُﻮﺳِﻬَﺎ ﻭَ ﺍَﻗْﻤَﺎﺭِﻫَﺎ ﺑِﺮُﻣُﻮﺯِ ﺣِﻜَﻤِﻬَﺎ ٭ ﻭ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﴾ﺍﻟْﺠَﻮُّ﴿ ﺑِﻜَﻠِﻤَﺎﺕِ ﺳَﺤَﺎﺑَﺎﺗِﻪِ ﻭَ ﺭُﻋُﻮﺩِﻫَﺎ ﻭَ ﺑُﺮُﻭﻗِﻬَﺎ ﻭَ ﺍَﻣْﻄَﺎﺭِﻫَﺎ ﺑِﺎِﺷَﺎﺭَﺍﺕِ ﻓَﻮَﺍﺋِﺪِﻫَﺎ ٭ ﻭَ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﺭَْﺱُ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﺑِﻜَﻠِﻤَﺎﺕِ ﻣَﻌَﺎﺩِﻧِﻬَﺎ ﻭَ ﻧَﺒَﺎﺗَﺎﺗِﻬَﺎ ﻭَ ﺍَﺷْﺠَﺎﺭِﻫَﺎ ﻭَ ﺣَﻴْﻮَﺍﻧَﺎﺗِﻬَﺎ ﺑِﺪَﻻﺎﻻﺎﺕِ ﺍِﻧْﺘِﻈَﺎﻣَﺎﺗِﻬَﺎ ٭ ﻭَ ﺗُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﺍﻟﻨَّﺒَﺎﺗَﺎﺕُ ﻭَ ﺍﻻﺎَﺷْﺠَﺎﺭُ ﺑِﻜَﻠِﻤَﺎﺕِ ﺍَﻭْﺭَﺍﻗِﻬَﺎ ﻭَ ﺍَﺯْﻫَﺎﺭِﻫَﺎ ﻭَ ﺛَﻤَﺮَﺍﺗِﻬَﺎ ﺑِﺘَﺼْﺮِﻳﺤَﺎﺕِ ﻣَﻨَﺎﻓِﻌِﻬَﺎ ٭ ﻭَ ﺗُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﺍﻻﺎَﺯْﻫَﺎﺭُ ﻭَ ﺍﻻﺎَﺛْﻤَﺎﺭُ ﺑِﻜَﻠِﻤَﺎﺕِ ﺑُﺬُﻭﺭِﻫَﺎ ﻭَ ﺍَﺟْﻨِﺤَﺘِﻬَﺎ ﻭَ ﻧُﻮَﺍﺗَﺎﺗِﻬَﺎ ﺑِﻌَﺠَﺎﺋِﺐِ ﺻَﻨْﻌَﺘِﻬَﺎ ٭ ﻭَ ﺗُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﺍﻟﻨُّﻮَﺍﺗَﺎﺕُ ﻭَ ﺍﻟْﺒُﺬُﻭﺭُ ﺑِﺎَﻟْﺴِﻨَﺔِ ﺳَﻨَﺎﺑِﻠِﻬَﺎ ﻭَ ﻛَﻠِﻤَﺎﺕِ ﺣَﺒَّﺎﺗِﻬَﺎ ﺑِﺎﻟْﻤُﺸَﺎﻫَﺪَﺓِ ٭ ﻭَ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﻛُﻞُّ ﻧَﺒَﺎﺕٍ ﺑِﻐَﺎﻳَﺔِ ﺍﻟْﻮُﺿُﻮﺡِ ﻭَ ﺍﻟﻈُّﻬُﻮﺭِ ﻋِﻨْﺪَ ﺍِﻧْﻜِﺸَﺎﻑِ ﺍَﻛْﻤَﺎﻣِﻬَﺎ ﻭَ ﺗَﺒَﺴُّﻢِ ﺑَﻨَﺎﺗِﻬَﺎ ﺑِﺎَﻓْﻮَﺍﻩِ ﻣُﺰَﻳَّﻨَﺎﺕِ ﺍَﺯَﺍﻫِﻴﺮِﻫَﺎ ﻭَ ﻣُﻨْﺘَﻈَﻤَﺎﺕِ ﺳَﻨَﺎﺑِﻠِﻬَﺎ ﺑِﻜَﻠِﻤَﺎﺕِ ﻣَﻮْﺯُﻭﻧَﺎﺕِ ﺑُﺬُﻭﺭِﻫَﺎ ﻭَ ﻣَﻨْﻈُﻮﻣَﺎﺕِ ﺣَﺒَّﺎﺗِﻬَﺎ ﺑِﻠِﺴَﺎﻥِ ﻧِﻈَﺎﻣِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﻣِﻴﺰَﺍﻧِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺗَﻨْﻈِﻴﻤِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺗَﻮْﺯِﻳﻨِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺻَﻨْﻌَﺘِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺻِﺒْﻐَﺘِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺯِﻳﻨَﺘِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﻧُﻘُﻮﺷِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺭَﻭَﺍﺋِﺤِﻬَﺎ ١ ﻓِﻰ ﻃُﻌُﻮﻣِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺍَﻟْﻮَﺍﻧِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺍَﺷْﻜَﺎﻟِﻬَﺎ ﻛَﻤَﺎ ﺗَﺼِﻒُ ﺗَﺠَﻠِّﻴَﺎﺕِ ﺻِﻔَﺎﺗِﻚَ ﻭَ ﺗُﻌَﺮِّﻑُ ﺟَﻠَﻮَﺍﺕِ ﺍَﺳْﻤَﺎﺋِﻚَ ﻭَ ﺗُﻔَﺴِّﺮُ ﺗَﻮَﺩُّﺩَﻙَ ﻭَ ﺗَﻌَﺮُّﻓَﻚَ ﺑِﻤَﺎ ﻳَﺘَﻘَﻄَّﺮُ ﻣِﻦْ ﻇَﺮَﺍﻓَﺔِ ﻋُﻴُﻮﻥِ ﺍَﺯَﺍﻫِﻴﺮِﻫَﺎ ﻭَ ﻣِﻦْ ﻃَﺮَﺍﻭَﺓِ ﺍَﺳْﻨَﺎﻥِ ﺳَﻨَﺎﺑِﻠِﻬَﺎ ﻣِﻦْ ﺭَﺷَﺤَﺎﺕِ ﻟَﻤَﻌَﺎﺕِ ﺟَﻠَﻮَﺍﺕِ ﺗَﻮَﺩُّﺩِﻙَ ﻭَ ﺗَﻌَﺮُّﻓِﻚَ ﺍِﻟٰﻰ ﻋِﺒَﺎﺩِﻙَ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻳَﺎ ﻭَﺩُﻭﺩُ ﻳَﺎ ﻣَﻌْﺮُﻭﻑُ ﻣَﺎ ﺍَﺣْﺴَﻦَ ﺻُﻨْﻌَﻚَ ﻭَ ﻣَﺎ ﺍَﺯْﻳَﻨَﻪُ ﻭَ ﻣَﺎ ﺍَﺑْﻴَﻨَﻪُ ﻭَ ﻣَﺎ ﺍَﺗْﻘَﻨَﻪُ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﺗُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﺟَﻤِﻴﻊُ ﺍﻻﺎَﺷْﺠَﺎﺭِ ﺑِﻜَﻤَﺎﻝِ ﺍﻟﺼَّﺮَﺍﺣَﺔِ ﻭَ ﺍﻟْﺒَﻴَﺎﻥِ ﻋِﻨْﺪَ ﺍِﻧْﻔِﺘَﺎﺡِ ﺍَﻛْﻤَﺎﻣِﻬَﺎ ﻭَ ﺍِﻧْﻜِﺸَﺎﻑِ ﺍَﺯْﻫَﺎﺭِﻫَﺎ ﻭَ ﺗَﺰَﺍﻳُﺪِ ﺍَﻭْﺭَﺍﻗِﻬَﺎ ﻭَ ﺗَﻜَﺎﻣُﻞِ ﺍَﺛْﻤَﺎﺭِﻫَﺎ ﻭَ ﺭَﻗْﺺِ ﺑَﻨَﺎﺗِﻬَﺎ ﻋَﻠٰﻰ ﻭَ ﺍَﺛْﻤَﺎﺭِﻫَﺎ ﺍَﻳَﺎﺩِ ﺍَﻏْﺼَﺎﻧِﻬَﺎ ﺣَﺎﻣِﺪَﺓً ﺑِﺎَﻓْﻮَﺍﻩِ ﺍَﻭْﺭَﺍﻗِﻬَﺎ ﺍﻟْﺨَﻀِﺮَﺓِ ﺑِﻜَﺮَﻣِﻚَ ﻭَ ﺍَﺯْﻫَﺎﺭِﻫَﺎ ﺍﻟْﻤُﺘَﺒَﺴِّﻤَﺔِ ﺑِﻠُﻄْﻔِﻚَ 1 : On iki perde perde üstünde, bürhân bürhân içinde, delîl delîl içinde bir çiçekten muhtelif negamât ve mütenevvi' lemaât ile Nakkâş-ı Ezelî'yi kalbe gösteriyor ve aklın gözüne baktırıyor. ﺍﻟﻀَّﺎﺣِﻜَﺔِ ﺑِﺮَﺣْﻤَﺘِﻚَ ﺑِﺎَﻟْﺴِﻨَﺔِ ﻧِﻈَﺎﻣِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﻣِﻴﺰَﺍﻧِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺗَﻨْﻈِﻴﻤِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺗَﻮْﺯِﻳﻨِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺻَﻨْﻌَﺘِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺻِﺒْﻐَﺘِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺯِﻳﻨَﺘِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﻧُﻘُﻮﺷِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﻃُﻌُﻮﻣِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺭَﻭَﺍﺋِﺤِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺍَﻟْﻮَﺍﻧِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺍَﺷْﻜَﺎﻟِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺍِﺧْﺘِﻼﺎﻑِ ﻟُﺤُﻮﻣِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﻛَﺜْﺮَﺓِ ﺗَﻨَﻮُّﻋِﻬَﺎ ﻓِﻰ ﻋَﺠَﺎﺋِﺐِ ﺧِﻠْﻘَﺘِﻬَﺎ ﴾٢﴿ ﻛَﻤَﺎ ﺗَﺼِﻒُ ﺻِﻔَﺎﺗِﻚَ ﻭَ ﺗُﻌَﺮِّﻑُ ﺍَﺳْﻤَﺎﺋَﻚَ ﻭَ ﺗُﻔَﺴِّﺮُ ﺗَﺤَﺒُّﺒَﻚَ ﻭَ ﺗَﻌَﻬُّﺪَﻙَ ﻟِﻤَﺼْﻨُﻮﻋَﺎﺗِﻚَ ﺑِﻤَﺎ ﻳَﺘَﺮَﺷَّﺢُ ﻣِﻦْ ﺷِﻔَﺎﻩِ ﺛِﻤَﺎﺭِﻫَﺎ ﻣِﻦْ ﻗَﻄَﺮَﺍﺕِ ﺭَﺷَﺤَﺎﺕِ ﻟَﻤَﻌَﺎﺕِ ﺟَﻠَﻮَﺍﺕِ ﺗَﺤَﺒُّﺒِﻚَ ﻭَ ﺗَﻌَﻬُّﺪِﻙَ ﻟِﻤَﺨْﻠُﻮﻗَﺎﺗِﻚَ ٭ ﺣَﺘّٰﻰ ﻛَﺎَﻥَّ ﺍﻟﺸَّﺠَﺮَ ﺍﻟْﻤُﺰَﻫَّﺮَﺓَ ﻗَﺼِﻴﺪَﺓٌ ﻣَﻨْﻈُﻮﻣَﺔٌ ﻣُﺤَﺮَّﺭَﺓٌ ﻟِﺘُﻨْﺸِﺪَ ﻟِﻠﺼَّﺎﻧِﻊِ ﺍﻟْﻤَﺪَﺍﺋِﺢَ ﺍﻟْﻤُﺒَﻬَّﺮَﺓَ ٭ ﺍَﻭْ ﻓَﺘَﺤَﺖْ ﺑِﻜَﺜْﺮَﺓٍ ﻋُﻴُﻮﻧَﻬَﺎ ﺍﻟْﻤُﺒَﺼَّﺮَﺓَ ﻟِﺘَﻨْﻈُﺮَ ﻟِﻠْﻔَﺎﻃِﺮِ ﺍﻟْﻌَﺠَﺎﺋِﺐَ ﺍﻟْﻤُﻨَﺸَّﺮَﺓَ ٭ ﺍَﻭْ ﺯَﻳَّﻨَﺖْ ﻟِﻌِﻴﺪِﻫَﺎ ﺍَﻋْﻀَﺎﺋَﻬَﺎ ﺍﻟْﻤُﺨَﻀَّﺮَﺓَ ﻟِﻴَﺸْﻬَﺪَ ﺳُﻠْﻄَﺎﻧُﻬَﺎ ﺍٰﺛَﺎﺭَﻫَﺎ ﺍﻟْﻤُﻨَﻮَّﺭَﺓَ ٭ ﻭَ ﺗُﺸْﻬِﺮَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻤَﺸْﻬَﺮِ ﻣُﺮَﺻَّﻌَﺎﺕِ ﺍﻟْﺠَﻮْﻫَﺮِ ٭ ﻭَ ﺗُﻌْﻠِﻦَ ﻟِﻠْﺒَﺸَﺮِ ﺣِﻜْﻤَﺔَ ﺧَﻠْﻖِ ﺍﻟﺸَّﺠَﺮِ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﺍَﺣْﺴَﻦَ ﺍِﺣْﺴَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﺍَﺑْﻴَﻦَ ﺗِﺒْﻴَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﺍَﺑْﻬَﺮَ ﺑُﺮْﻫَﺎﻧَﻚَ ﻭَ ﻣَﺎ ﺍَﻇْﻬَﺮَﻩُ ﻭَ ﻣَﺎ ﺍَﻧْﻮَﺭَﻩُ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﺍَﻋْﺠَﺐَ ﺻَﻨْﻌَﺘَﻚَ ٭ ﺗَﻠَﺌْﻼﺎ ﺍﻟﻀِّﻴَﺎﺀِ ﺑِﺪَﻻﺎﻟَﺔِ ﺣِﻜَﻤِﻬَﺎ ﻣِﻦْ ﺗَﻨْﻮِﻳﺮِﻙَ ﺗَﺸْﻬِﻴﺮِﻙَ ٭ ﺗَﻤَﻮُّﺝُ ﺍﻻﺎِﻋْﺼَﺎﺭِ ﺑِﺴِﺮِّ ﻭَﻇَﺎﺋِﻔِﻬَﺎ ﴾ﺧُﺼُﻮﺻًﺎ ﻓِﻰ ﻧَﻘْﻞِ ﺍﻟْﻜَﻠِﻤَﺎﺕِ﴿ ﻣِﻦْ ﺗَﺼْﺮِﻳﻔِﻚَ ﺗَﻮْﻇِﻴﻔِﻚَ ٭ ﺗَﻔَﺠُّﺮُ ﺍﻻﺎَﻧْﻬَﺎﺭِ ﺑِﺎِﺷَﺎﺭَﺓِ ﻓَﻮَﺍﺋِﺪِﻫَﺎ ﻣِﻦْ ﺗَﺪْﺧِﻴﺮِﻙَ ﺗَﺴْﺨِﻴﺮِﻙَ ٭ ﻭَﺗَﺰَﻳُّﻦُ ﺍﻻﺎَﺣْﺠَﺎﺭِ ﻭَ ﺍﻟْﺤَﺪِﻳﺪِ ﺑِﺮُﻣُﻮﺯِ ﺧَﻮَﺍﺻِّﻬَﺎ ﻭَ ﻣَﻨَﺎﻓِﻌِﻬَﺎ ﴾ﺧُﺼُﻮﺻًﺎ ﻓِﻰ ﻧَﻘْﻞِ ﺍﻻﺎَﺻْﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍﻟْﻤُﺨَﺎﺑَﺮَﺍﺕِ﴿ ﻣِﻦْ ﺗَﺪْﺑِﻴﺮِﻙَ ﺗَﺼْﻮِﻳﺮِﻙَ ٭ ﺗَﺒَﺴُّﻢُ ﺍﻻﺎَﺯْﻫَﺎﺭِ ﺑِﻌَﺠَﺎﺋِﺐِ ﺣِﻜَﻤِﻬَﺎ ﻣِﻦْ ﺗَﺤْﺴِﻴﻨِﻚَ ﺗَﺰْﻳِﻴﻨِﻚَ ٭ ﺗَﺒَﺮُّﺝُ ﺍﻻﺎَﺛْﻤَﺎﺭِ ﺑِﺪَﻻﺎﻟَﺔِ ﻓَﻮَﺍﺋِﺪِﻫَﺎ ﻣِﻦْ ﺍِﻧْﻌَﺎﻣِﻚَ ﺍِﻛْﺮَﺍﻣِﻚَ ٭ ﺗَﺴَﺠُّﻊُ ﺍﻻﺎَﻃْﻴَﺎﺭِ ﺑِﺎِﺷَﺎﺭَﺓِ ﺍِﻧْﺘِﻈَﺎﻡِ ﺷَﺮَﺍﺋِﻂِ 2 : Bu on beş delîl delîl içinde, bürhân bürhân içinde Sâni'-i Zülcelâl'e işâret eder. ﺣَﻴَﺎﺗِﻬَﺎ ﺑِﺎِﻧْﻄَﺎﻗِﻚَ ﺍِﺭْﻓَﺎﻗِﻚَ ٭ ﺗَﻬَﺰُّﺝُ ﺍﻻﺎَﻣْﻄَﺎﺭِ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﻓَﻮَﺍﺋِﺪِﻫَﺎ ﻣِﻦْ ﺗَﻨْﺰِﻳﻠِﻚَ ﺗَﻔْﻀِﻴﻠِﻚَ ٭ ﺗَﺤَﺮُّﻙُ ﺍﻻﺎَﻗْﻤَﺎﺭِ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺓِ ﺣِﻜَﻢِ ﺣَﺮَﻛَﺎﺗِﻬَﺎ ﻣِﻦْ ﺗَﻘْﺪِﻳﺮِﻙَ ﺗَﺪْﺑِﻴﺮِﻙَ ﺗَﺪْﻭِﻳﺮِﻙَ ﺗَﻨْﻮِﻳﺮِﻙَ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﺍَﻧْﻮَﺭَ ﺑُﺮْﻫَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﺍَﺑْﻬَﺮَ ﺳُﻠْﻄَﺎﻧَﻚَ Birinci Fasıl Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Her türlü naks ve kusûrdan seni tenzîh ederim ey o Zât-ı Zülcelâl ki, Semâ, yıldızlarının ve güneşlerinin ve aylarının kelimeleriyle, hikmetlerinin remizleriyle senin hamdinle tesbîh eder. Dünyâ semâsı, bulutlarının ve gök gürültülerinin ve şimşeklerinin ve yağmurlarının kelimeleriyle, fâidelerinin işâretleriyle senin hamdinle tesbîh eder. Yeryüzü, ma'denlerinin ve bitkilerinin ve ağaçlarının ve hayvânlarının kelimeleriyle, intizâmâtının delâletiyle senin hamdinle tesbîh eder. Nebâtât ve ağaçlar, yapraklarının ve çiçeklerinin ve meyvelerinin kelimeleriyle, menfaatlerinin tasrîhâtıyla senin hamdinle tesbîh eder. Çiçekler ve meyveler, tohumlarının ve kanatlarının ve çekirdeklerinin kelimeleriyle, san'atlarının acâibiyle senin hamdinle tesbîh eder. Çekirdekler ve tohumlar, bilmüşâhede sünbüllerinin lisânıyla ve dânelerinin kelimeleriyle senin hamdinle tesbîh eder. Ve her bir nebât, tomurcuklarının inkişâfı ve çiçeklerinin müzeyyenâtının ve sünbüllerinin muntazamâtının ağızlarıyla kızlarının tebessümü ânında gâyet vuzûh ve zuhûr ile, tohumlarının mevzûnâtının ve habbelerin manzûmâtının kelimeleriyle, şekilleri içindeki renkleri içindeki tadları içindeki kokuları içindeki nakışları içindeki zînetleri içindeki boyaları içindeki san'atları içindeki ölçüleri içindeki tanzîmleri içindeki mîzânları içindeki nizâmlarının lisânıyla senin hamdinle tesbîh eder. Çiçeklerinin zarâfet-i uyûnundan ve sünbüllerinin tarâvet-i esnânından takattur eden şeyle, Senin kullarına olan teveddüdünün ve tearrüfünün cilvelerinin reşehât-ı lemeâtından Senin tecelliyât-ı sıfâtını vasfettiği, celevât-ı esmânı ta'rîf ettiği ve teveddüdünü ve tearrüfünü tefsîr ettiği gibi. Her türlü nakıs ve kusûrdan seni tenzîh ederim ey Vedûd, ey Ma'rûf! San'atın ne kadar güzeldir ve o ne kadar süslüdür ve o ne kadar açıktır ve o ne kadar sağlamdır. Her türlü nakıs ve kusûrdan seni tenzîh ederim ey o Zât-ı Zülcelâl ki, bütün ağaçlar, tomurcuklarının açması, çiçeklerinin inkişâfı, yapraklarının tezâyüdü, meyvelerin olgunlaşması ve dallarının ellerinde kızlarının raksetmesi ânında, kereminle yeşil olan yapraklarının ve lütfunla tebessüm eden çiçeklerinin ve rahmetinle gülen meyvelerinin ağızlarıyla, acâib-i hilkatlerinin içindeki kesret-i tenevvü'lerinin içindeki etlerinin ihtilâfı içindeki şekillerinin içindeki renklerinin içindeki kokularının içindeki tadlarının içindeki nakışlarının içindeki zînetlerinin içindeki boyalarının içindeki tevzînlerinin içindeki tanzîmlerinin içindeki mîzânlarının içindeki nizâmlarının lisânlarıyla hamdederek kemâl-i sarâhat ve beyânla Senin hamdinle tesbîh eder. Meyvelerinin ağızlarından tereşşüh eden şeyle, Senin mahlûkâtına olan tehabbüb ve teahhüdünün cilvelerinin reşehât-ı lemeâtının katarâtından Senin sıfâtını vasfettiği, esmânı ta'rîf ettiği ve masnûâtına olan tehabbüb ve teahhüdünü tefsîr ettiği gibi. Hattâ sanki o çiçek açmış olan ağaç, Sâniine medâyih-i bâhire inşâd etmek için yazılmış manzûm bir kasîdedir. Yâhûd o Fâtırın neşrolunan acâibine bakmak için çoklukla bakar gözlerini açmıştır. Yâhûd yeşillenmiş a'zâlarını kendi bayramı için süslemiş ki, sultânı O'nun münevver eserlerini müşâhede etsin ve meşherde mürassaât-ı cevheri teşhîr etsin ve ağacın hikmet-i hilkatini beşere i'lân etsin. Sen her türlü nakıs ve kusûrdan münezzehsin. İhsânın ne kadar güzel, beyânın ne kadar âşikâr, bürhânın ne kadar bâhir, ne kadar zâhir ve ne kadar nûrludur. Sen her türlü nakıs ve kusûrdan münezzehsin. San'atın ne kadar acâibdir. Hikmetlerinin delâletiyle ışığın parlaması senin tenvîrin ve teşhîrindendir. Vazîfelerinin sırrıyla kasırganın dalgalanması hususan kelimelerin naklinde Senin tasrîfin ve tavzîfindendir. Fâidelerinin işâretiyle nehirlerin fışkırması Senin tedhîrin ve teshîrindendir. Hâssalarının ve menfaatlerinin remizleriyle taşların ve demir süslenmesi ve muhabere naklinde hususan seslerin Senin tedbîrin ve tasfîrindendir. Hikmetlerinin acâibliği ile çiçeklerin tebessümü Senin tahsînin ve tezyînindendir. Fâidelerinin delâleti ile meyvelerin süslenmesi Senin in'âmın ve ikrâmındandır. Şerâit-i hayâtlarındaki intizâmın işâretiyle kuşların cıvıltısı senin konuşturman ve fâidelendirmendendir. Fâidelerinin şehâdetiyle yağmurların sesi Senin tenzîlin ve tafdîlindendir. Harekâtındaki hikmetlerin şehâdetiyle ayların hareketi Senin takdîrin, tedbîrin, tedvîrin ve tenvîrindendir. Sen her türlü naks ve kusûrdan münezzehsin! Bürhânın ne kadar nûrludur. Saltanatın ne kadar âşikârdır. (Osmanlıca Lem'alar sh: 667) ﺍَﻟْﻔَﺼْﻞُ ﺍﻟﺜَّﺎﻧِﻰ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻻﺎ ﺍُﺣْﺼِﻰ ﺛَﻨَﺎﺀً ﻋﻠَﻴْﻚَ ﺍَﻧْﺖَ ﻛَﻤَﺎ ﺍَﺛْﻨَﻴْﺖَ ﻋَﻠٰﻰ ﻧَﻔْﺴِﻚَ ﻓِﻰ ﻓُﺮْﻗَﺎﻧِﻚَ ٭ ﻭَ ﺍَﺛْﻨٰﻰ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﺣَﺒِﻴﺒُﻚَ ﺑِﺎِﺫْﻧِﻚَ ٭ ﻭَ ﺍَﺛْﻨَﻴْﺖَ ﻋَﻠَﻴْﻚَ ﺑِﺠَﻤِﻴﻊِ ﻣَﺼْﻨُﻮﻋَﺎﺗِﻚَ ﺑِﺎِﻧْﻄَﺎﻗِﻚَ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﻋَﺮَﻓْﻨَﺎﻙَ ﺣَﻖَّ ﻣَﻌْﺮِﻓَﺘِﻚَ ﻳَﺎ ﻣَﻌْﺮُﻭﻑُ ﺑِﻤُﻌْﺠِﺰَﺍﺕِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﻣَﺼْﻨُﻮﻋَﺎﺗِﻚَ ﻭَ ﺑِﺘَﻮْﺻِﻴﻔَﺎﺕِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﻣَﺨْﻠُﻮﻗَﺎﺗِﻚَ ﻭَ ﺑِﺘَﻌْﺮِﻳﻔَﺎﺕِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﻣَﻮْﺟُﻮﺩَﺍﺗِﻚَ ٭ ﺳُﺒﺤَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﺫَﻛَﺮْﻧَﺎﻙَ ﺣَﻖَّ ﺫِﻛْﺮِﻙَ ﻳَﺎ ﻣَﺬْﻛُﻮﺭُ ﺑِﺎَﻟْﺴِﻨَﺔِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﻣَﺨْﻠُﻮﻗَﺎﺗِﻚَ ﻭَ ﺑِﺎَﻧْﻔُﺲِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﻛَﻠِﻤَﺎﺕِ ﻛِﺘَﺎﺏِ ﻛَﺎﺋِﻨَﺎﺗِﻚَ ﻭَ ﺑِﺘَﺤِﻴَّﺎﺕِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺫَﻭِﻯ ﺍﻟْﺤَﻴَﺎﺓِ ﻣِﻦْ ﻣَﺨْﻠُﻮﻗَﺎﺗِﻚَ ﻟَﻚَ ﻭَ ﺑِﻤَﻮْﺯُﻭﻧَﺎﺕِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍﻻﺎَﻭْﺭَﺍﻕِ ﺍﻟْﻤُﻬْﺘَﺰَّﺓِ ﺍﻟﺬَّﺍﻛِﺮَﺓِ ﻓِﻰ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍَﺷْﺠَﺎﺭِﻙَ ﻭَ ﻧَﺒَﺎﺗَﺎﺗِﻚَ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﺷَﻜَﺮْﻧَﺎﻙَ ﺣَﻖَّ ﺷُﻜْﺮِﻙَ ﻳَﺎ ﻣَﺸْﻜُﻮﺭُ ﺑِﺎَﺛْﻨِﻴَﺔِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍِﺣْﺴَﺎﻧَﺎﺗِﻚَ ﻋَﻠٰﻰ ﺍِﺣْﺴَﺎﻧِﻚَ ﻋَﻠٰﻰ ﺭُُﺱِ ﺍﻻﺎَﺷْﻬَﺎﺩِ ﻭَ ﺑِﺎِﻋْﻼﺎﻧَﺎﺕِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﻧِﻌَﻤِﻚَ ﻋَﻠٰﻰ ﺍِﻧْﻌَﺎﻣِﻚَ ﻓِﻰ ﺳُﻮﻕِ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ﻭَ ﺑِﻤَﻨْﻈُﻮﻣَﺎﺕِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺛَﻤَﺮَﺍﺕِ ﺭَﺣْﻤَﺘِﻚَ ﻭَ ﻧِﻌْﻤَﺘِﻚَ ﻟَﺪٰﻯ ﺍَﻧْﻈَﺎﺭِ ﺍﻟْﻤَﺨْﻠُﻮﻗَﺎﺕِ ﻭَ ﺑِﺘَﺤْﻤِﻴﺪَﺍﺕِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﻣَﻮْﺯُﻭﻧَﺎﺕِ ﺍَﺯَﺍﻫِﻴﺮِﻙَ ﻭَ ﻋَﻨَﺎﻗِﻴﺪِﻙَ ﺍﻟْﻤُﻨَﻈَّﻤَﺔِ ﻓِﻰ ﺧُﻴُﻮﻁِ ﺍﻻﺎَﺷْﺠَﺎﺭِ ﻭَ ﺍﻟﻨَّﺒَﺎﺗَﺎﺕِ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﺍَﻋْﻈَﻢَ ﺷَْﻨَﻚَ ﻭَ ﻣَﺎ ﺍَﺯْﻳَﻦَ ﺑُﺮْﻫَﺎﻧَﻚَ ﻭَ ﻣَﺎ ﺍَﻇْﻬَﺮَﻩُ ﻭَ ﻣَﺎ ﺍَﺑْﻬَﺮَﻩُ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﻋَﺒَﺪْﻧَﺎﻙَ ﺣَﻖَّ ﻋِﺒَﺎﺩَﺗِﻚَ ﻳَﺎ ﻣَﻌْﺒُﻮﺩَ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍﻟْﻤَﻠٰﺌِﻜَﺔِ ﻭَ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺫَﻭِﻯ ﺍﻟْﺤَﻴَﺎﺓِ ﻭَ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍﻟْﻌَﻨَﺎﺻِﺮِ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﺨْﻠُﻮﻗَﺎﺕِ ﺑِﻜَﻤَﺎﻝِ ﺍﻻﺎِﻃَﺎﻋَﺔِ ﻭَ ﺍﻻﺎِﻣْﺘِﺜَﺎﻝِ ﻭَ ﺍﻻﺎِﻧْﺘِﻈَﺎﻡِ ﻭَ ﺍﻻﺎِﺗِّﻔَﺎﻕِ ﻭَ ﺍﻻﺎِﺷْﺘِﻴَﺎﻕِ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻣَﺎ ﺳَﺒَّﺤْﻨَﺎﻙَ ﺣَﻖَّ ﺗَﺴْﺒِﻴﺤِﻚَ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﴾ﺗُﺴَﺒِّﺢُ ﻟَﻪُ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕُ ﺍﻟﺴَّﺒْﻊُ ﻭَ ﺍﻻﺎَﺭْﺽُ ﻭَﻣَﻦْ ﻓِﻴﻬِﻦَّ ﻭَ ﺍِﻥْ ﻣِﻦْ ﺷَﻲْﺀٍ ﺍِﻻَﺎ ﻳُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻩِ﴿ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﺗُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﺍﻟﺴَّﻤَﺎﺀُ ﻭَ ﺍﻻﺎَﺭْﺽُ ﺑِﺠَﻤِﻴﻊِ ﺗَﺴْﺒِﻴﺤَﺎﺕِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﻣَﺼْﻨُﻮﻋَﺎﺗِﻚَ ﻭَ ﺑِﺠَﻤِﻴﻊِ ﺗَﺤْﻤِﻴﺪَﺍﺕِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﻣَﺨْﻠُﻮﻗَﺎﺗِﻚَ ﻟَﻚَ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﺗُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﺍﻻﺎَﺭْﺽُ ﻭَ ﺍﻟﺴَّﻤَﺎﺀُ ﺑِﺠَﻤِﻴﻊِ ﺗَﺴْﺒِﻴﺤَﺎﺕِ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍَﻧْﺒِﻴَﺎﺋِﻚَ ﻭَ ﺍَﻭْﻟِﻴَﺎﺋِﻚَ ﻭَ ﻣَﻠٰﺌِﻜَﺘِﻚَ ﻋَﻠَﻴْﻬِﻢْ ﺻَﻠَﻮَﺍﺗُﻚَ ﻭَ ﺗَﺴْﻠِﻴﻤَﺎﺗُﻚَ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﺗُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕُ ﺑِﺠَﻤِﻴﻊِ ﺗَﺴْﺒِﻴﺤَﺎﺕِ ﺣَﺒِﻴﺒِﻚَ ﺍﻻﺎَﻛْﺮَﻡِ ﺻَﻠَّﻰ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺗَﻌَﺎﻟٰﻰ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﺳَﻠَّﻢَ ﻭ ﺑِﺠَﻤِﻴﻊِ ﺗَﺤْﻤِﻴﺪَﺍﺕِ ﺭَﺳُﻮﻟِﻚَ ﺍﻻﺎَﻋْﻈَﻢِ ﻟَﻚَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﻭَ ﻋَﻠٰﻰ ﺍٰﻟِﻪِ ﺍَﻓْﻀَﻞُ ﺻَﻠَﻮَﺍﺗِﻚَ ﻭَ ﺍَﺗَﻢُّ ﺗَﺴْﻠِﻴﻤَﺎﺗِﻚَ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﺗُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﻫٰﺬِﻩِ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕُ ﺑِﺎَﺻْﺪِﻳَﺔِ ﺗَﺴْﺒِﻴﺤَﺎﺕِ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓُ ﻭَ ﺍﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﻟَﻚَ ﺍِﺫْ ﻫُﻮَ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﺗَﺘَﻤَﻮَّﺝُ ﺍَﺻْﺪِﻳَﺔُ ﺗَﺴْﺒِﻴﺤَﺎﺗِﻪِ ﻟَﻚَ ﻋَﻠٰﻰ ﺍَﻣْﻮَﺍﺝِ ﺍﻻﺎَﻋْﺼَﺎﺭِ ﻭَ ﺍَﻓْﻮَﺍﺝِ ﺍﻻﺎَﺟْﻴَﺎﻝِ ٭ ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﻓَﺎَﺑِّﺪْ ﻋَﻠٰﻰ ﺻَﻔَﺤَﺎﺕِ ﺍْﻟﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ﻭَ ﺍَﻭْﺭَﺍﻕِ ﺍﻻﺎَﻭْﻗَﺎﺕِ ﺍِﻟٰﻰ ﻗِﻴَﺎﻡِ ﺍْﻟﻌَﺮَﺻَﺎﺕِ ﺍَﺻْﺪِﻳَﺔَ ﺗَﺴْﺒِﻴﺤَﺎﺕِ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻋﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟﺼَّﻠَﻮَﺍﺕُ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺴْﻠِﻴﻤَﺎﺕُ ٭ ﺳُﺒﺤَﺎﻧَﻚَ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﺗُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﺑِﺎٰﺛَﺎﺭِ ﺷَﺮِﻳﻌَﺔِ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓُ ﻭَ ﺍﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ٭ ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﻓَﺰَﻳِّﻦِ ﺍﻟﺪُّﻧْﻴَﺎ ﺑِﺎٰﺛَﺎﺭِ ﺩِﻳَﺎﻧَﺔِ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓُ ﻭَ ﺍﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﺍِﻟٰﻰ ﻳَﻮْﻡِ ﺍﻟْﻘِﻴَﺎﻡِ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﺗُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﺍﻻﺎَﺭْﺽُ ﺳَﺎﺟِﺪَﺓً ﺗَﺤْﺖَ ﻋَﺮْﺵِ ﻋَﻈَﻤَﺔِ ﻗُﺪْﺭَﺗِﻚَ ﺑِﻠِﺴَﺎﻥِ ﻣُﺤَﻤَّﺪِﻫَﺎ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓُ ﻭَﺍﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ٭ ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﻓَﺎَﻧْﻄِﻖِ ﺍﻻﺎَﺭْﺽَ ﺑِﺎَﻗْﻄَﺎﺭِﻫَﺎ ﺑِﻠِﺴَﺎﻥِ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓُ ﻭَﺍﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ﺍِﻟٰﻰ ﻳَﻮْﻡِ ﺍﻟْﺒَﻌْﺚِ ﻭَ ﺍﻟْﻘِﻴَﺎﻡِ ٭ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻚَ ﻳَﺎ ﻣَﻦْ ﺗُﺴَﺒِّﺢُ ﺑِﺤَﻤْﺪِﻙَ ﺟَﻤِﻴﻊُ ﺍﻟْﻤُْﻤِﻨِﻴﻦَ ﻭَ ﺍﻟْﻤُْﻤِﻨَﺎﺕِ ﻓِﻰ ﺟَﻤِﻴﻊِ ﺍﻻﺎَﻣْﻜِﻨَﺔِ ﻭَ ﺍﻻﺎَﻭْﻗَﺎﺕِ ﺑِﻠِﺴَﺎﻥِ ﻣُﺤَﻤَّﺪِﻫِﻢْ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓُ ﻭَﺍﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ٭ ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﻓَﺎَﻧْﻄِﻖِ ﺍﻟْﻤُْﻤِﻨِﻴﻦَ ﻭَ ﺍﻟْﻤُْﻤِﻨَﺎﺕِ ﺍِﻟٰﻰ ﻳَﻮْﻡِ ﺍﻟْﻘِﻴَﺎﻡِ ﺑِﺎَﺻْﺪِﻳَﺔِ ﺗَﺴْﺒِﻴﺤَﺎﺕِ ﻣُﺤَﻤَّﺪٍ ﻟَﻚَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟﺼَّﻼﺎﺓُ ﻭَﺍﻟﺴَّﻼﺎﻡُ ٭ İkinci Fasıl Sen her türlü nakıs ve kusûrdan münezzehsin. Seni senâ etmeyi saymakla bitiremem. Sen Furkân'ında kendi zâtını senâ ettiğin gibi ve Senin izninle Habîbinin Seni senâ ettiği gibi ve Senin intâkınla bütün masnûâtın Seni senâ ettiği gibisin. Sen her türlü nakıs ve kusûrdan münezzehsin. Senin ma'rîfetinin hakkıyla Seni tanıyamadık, ey bütün masnûâtının mu'cizâtıyla ve bütün mahlûkâtının tavsîfâtıyla ve bütün mevcûdâtının ta'rîfâtıyla Ma'rûf olan! Sen her türlü naks ve kusûrdan münezzehsin. Senin zikrinin hakkıyla Seni zikredemedik, ey bütün mahlûkâtının lisânlarıyla ve kitâb-ı kâinâtının bütün kelimelerinin nefisleriyle ve mahlûkâtından bütün zevi'l-hayâtın Sana olan tahiyyeleriyle ve bütün ağaçların ve nebâtlarındaki ihtizâz eden, zikreden bütün yaprakların mevzûnâtıyla mezkûr olan! Sen her türlü nakıs ve kusûrdan münezzehsin. Senin şükrünün hakkıyla Sana şükredemedik, ey şâhidlerin gözü önünde bütün ihsânâtının ihsânına olan senâlarıyla ve kâinât çarşısında bütün ni'metlerinin senin in'âmını i'lân etmesiyle ve mahlûkâtın enzârı önünde rahmetinin ve ni'metinin bütün semerâtının manzûmâtıyla ve ağaçların ve nebâtların dizilişindeki munazzam çiçeklerin ve salkımlarının bütün mevzûnâtının tahmîdâtıyla Meşkûr olan! Sen münezzehsin. Şânın ne büyük, bürhânın ne süslü, ne kadar zâhir ve ne kadar bâhirdir. Sen münezzehsin. Senin ibâdetinin hakkıyla sana ibâdet edemedik, ey bütün melâikenin ve bütün zevi'l-hayâtın ve bütün anâsır ve mahlûkâtın kemâl-i itâat ve imtisâl ve intizâm ve ittifâk ve iştiyâkla ma'bûdu olan! Sen münezzehsin. Senin tesbîhinin hakkıyla Seni tesbîh edemedik, ey "Kendisini yedi gök ile yerin ve bunlarda bulunan herkesin tesbîh ettiği ve kendisine hamd ile tesbîh etmeyen hiçbir şeyin olmadığı" (İsrâ Sûresi, 17:44) zât! Sen münezzehsin. Gök ve yer, bütün masnûâtının bütün tesbîhâtıyla ve bütün mahlûkâtının Sana olan bütün tahmîdâtıyla, Senin hamdinle tesbîh eder. Sen münezzehsin. Yer ve gök, bütün peygamberlerinin ve velîlerininin ve meleklerinin -salât ve selâmın onlar üzerine olsun- bütün tesbîhâtıyla Senin hamdinle tesbîh eder. Sen münezzehsin. Kâinât, Habîb-i Ekreminin (asm) bütün tesbîhâtıyla ve Resûl-i A'zamının Sana olan bütün tahmîdâtıyla- efdal-i salavâtın ve etemm-i teslîmâtın O'nun üzerine ve âlinin üzerine olsun- Senin hamdinle tesbîh eder. Sen münezzehsin. Ey O Zât-ı Zülcelâl ki, Bu kâinât, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Sana olan tesbîhâtının sadâlarıyla Senin hamdinle tesbîh eder. Zîrâ Sana olan tesbîhâtının sadâlarının asırların dalgaları ve nesillerin bölükleri üzerinde dalgalandığı Zât O'dur. Allâhım, Muhammed Aleyhissâlâtü Ve't-Teslîmât'ın tesbîhât sadâlarını, kıyâmet gününe kadar kâinâtın sahîfelerinde ve zamânın yapraklarında devâm ettir. Sen münezzehsin ey o Zât-ı Zülcelâl ki, dünyâ Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın âsâr-ı şerîatiyle Senin hamdinle tesbîh eder. Allâhım, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın âsâr-ı diyânetiyle dünyâyı kıyâmet gününe kadar süsle. Sen münezzehsin ey o Zât-ı Zülcelâl ki, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın lisânıyla arz senin azamet-i kudretinin arşı altında secde ederek Senin hamdinle tesbîh eder. Allâhım, arzı kıyâmet ve diriliş gününe kadar Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın lisânıyla, bütün aktârıyla konuştur. Sen münezzehsin ey o Zât-ı Zülcelâl ki, bütün mekânlarda ve zamânlarda bütün mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, Muhammedlerinin -Aleyhissalâtü Vesselâm- lisânıyla Senin hamdinle tesbîh eder. Allâhım, mü'min erkekleri ve mü'min kadınları, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Sana olan tesbîhâtınının sadâlarıyla kıyâmet gününe kadar konuştur. (Osmanlıca Lem'alar sh: 670) ﺍَﻟْﻔَﺼْﻞُ ﺍﻟﺜَّﺎﻟِﺚُ ﺫُﻭ ﺍﻟْﺠَﻼﺎﻝِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻮَﺍﺣِﺪِ ﺍﻻﺎَﺣَﺪِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻘَﺪِّﺱِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻨَﺰِّﻩِ ﻋَﻦِ ﺍﻻﺎَﺿْﺪَﺍﺩِ ﻭَ ﺍﻻﺎَﻧْﺪَﺍﺩِ ﻭَ ﺍﻟﺸُّﺮَﻛَﺎﺀِ ﺫُﻭ ﺍﻟْﺠَﻼﺎﻝِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻘَﺪِﻳﺮِ ﺍﻻﺎَﺯَﻟِﻰِّ ﺍﻟْﻤُﺘَﻘَﺪِّﺱِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻨَﺰِّﻩِ ﻋَﻦِ ﺍﻟْﻤُﻌِﻴﻦِ ﻭَ ﺍﻟْﻮُﺯَﺭَﺍﺀِ ٭ ﺫُﻭ ﺍﻟْﺠَﻼﺎﻝِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻘَﺪِﻳﻢِ ﺍﻻﺎَﺯَﻟِﻰِّ ﺍﻟْﻤُﺘَﻘَﺪِّﺱِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻨَﺰِّﻩِ ﻋَﻦْ ﻣُﺸَﺎﺑَﻬَﺔِ ﺍﻟْﻤُﺤْﺪَﺛَﺎﺕِ ﺍﻟﺰَّﺍﺋِﻼﺎﺕِ ٭ ﺫُﻭ ﺍﻟْﺠَﻼﺎﻝِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐِ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍﻟْﻤُﻤْﺘَﻨِﻊُ ﻧَﻈِﻴﺮُﻩُ ﺍﻟْﻤُﻤْﻜِﻦُ ﻛُﻞُّ ﻣَﺎﺳِﻮَﺍﻩُ ﺍﻟْﻤُﺘَﻘَﺪِّﺱُ ﺍﻟْﻤُﺘَﻨَﺰِّﻩُ ﻋَﻦْ ﻟَﻮَﺍﺯِﻡِ ﻣَﺎﻫِﻴَّﺎﺕِ ﺍﻟْﻤُﻤْﻜِﻨَﺎﺕِ ٭ ﺫُﻭ ﺍﻟْﺠَﻼﺎﻝِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻟَﻴْﺲَ ﻛَﻤِﺜْﻠِﻪِ ﺷَﻲْﺀٌ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟﺴَّﻤِﻴﻊُ ﺍﻟْﺒَﺼِﻴﺮُ ﺍﻟْﻤُﺘَﻘَﺪِّﺱُ ﺍﻟْﻤُﺘَﻨَﺰِّﻩُ ﻋَﻤَّﺎ ﺗَﺘَﺼَﻮَّﺭُﻩُ ﺍﻻﺎَﻭْﻫَﺎﻡُ ﺍﻟْﻘَﺎﺻِﺮَﺓُ ﺍﻟْﺨَﺎﻃِﺌَﺔُ ٭ ﺫُﻭ ﺍﻟْﺠَﻼﺎﻝِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟَّﺬِﻯ ﻟَﻪُ ﺍﻟْﻤَﺜَﻞُ ﺍﻻﺎَﻋْﻠٰﻰ ﻓِﻰ ﺍﻟﺴَّﻤٰﻮَﺍﺕِ ﻭَ ﺍﻻﺎَﺭْﺽِ ﻭَ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻌﺰِﻳﺰُ ﺍﻟْﺤَﻜِﻴﻢُ ﺍﻟْﻤُﺘَﻘَﺪِّﺱُ ﺍﻟْﻤُﺘَﻨَﺰِّﻩُ ﻋَﻤَّﺎ ﺗَﺼِﻔُﻪُ ﺍﻟْﻌَﻘَﺎﺋِﺪُ ﺍﻟﻨَّﺎﻗِﺼَﺔُ ﺍﻟْﺒَﺎﻃِﻠَﺔُ ٭ ﺫُﻭ ﺍﻟْﺠَﻼﺎﻝِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻘَﺪِﻳﺮِ ﺍﻟْﻤُﻄْﻠَﻖِ ﺍﻟْﻐَﻨِﻰِّ ﺍﻟْﻤُﺘَﻘَﺪِّﺱِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻨَﺰِّﻩِ ﻋَﻦِ ﺍﻟْﻌَﺠْﺰِ ﻭَ ﺍﻻﺎِﺣْﺘِﻴَﺎﺝِ ٭ ﺫُﻭ ﺍﻟْﺠَﻼﺎﻝِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻜَﺎﻣِﻞِ ﺍﻟْﻤُﻄْﻠَﻖِ ﻓِﻰ ﺫَﺍﺗِﻪِ ﻭَ ﺻِﻔَﺎﺗِﻪِ ﻭَ ﺍَﻓْﻌَﺎﻟِﻪِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻘَﺪِّﺱِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻨَﺰِّﻩِ ﻋَﻦِ ﺍﻟْﻘُﺼُﻮﺭِ ﻭَ ﺍﻟﻨُّﻘْﺼَﺎﻥِ ﺑِﺸَﻬَﺎﺩَﺍﺕِ ﻛَﻤَﺎﻻﺎﺕِ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ٭ ﺍِﺫْ ﻣَﺠْﻤُﻮﻉُ ﻣَﺎ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ﻣِﻦَ ﺍﻟْﻜَﻤَﺎﻝِ ﻭَ ﺍﻟْﺠَﻤَﺎﻝِ ﻇِﻞٌّ ﺿَﻌِﻴﻒٌ ﺑِﺎﻟﻨِّﺴْﺒَﺔِ ﺍِﻟٰﻰ ﻛَﻤَﺎﻟِﻪِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻧَﻪُ ﺑِﺎﻟْﺤَﺪْﺱِ ﺍﻟﺼَّﺎﺩِﻕِ ﻭَ ﺑِﺎﻟْﺒُﺮْﻫَﺎﻥِ ﺍﻟْﻘَﺎﻃِﻊِ ﻭَ ﺑِﺎﻟﺪَّﻟِﻴﻞِ ﺍﻟْﻮَﺍﺿِﺢِ ٭ ﺍِﺫِ ﺍﻟﺘَّﻨْﻮِﻳﺮُ ﻻﺎ ﻳَﻜُﻮﻥُ ﺍِﻻَﺎ ﻣِﻦَ ﺍﻟﻨُّﻮﺭَﺍﻧِﻰِّ ﻭَ ﺑِﺪَﻭَﺍﻡِ ﺗَﺠَﻠِّﻰ ﺍﻟْﺠَﻤَﺎﻝِ ﻭَ ﺍﻟْﻜَﻤَﺎﻝِ ﻣَﻊَ ﺗَﻔَﺎﻧِﻰ ﺍﻟْﻤَﺮَﺍﻳَﺎ ﻭَ ﺳَﻴَّﺎﻟِﻴَّﺔِ ﺍﻟْﻤَﻈَﺎﻫِﺮِ ﻭَ ﺑِﺎِﺟْﻤَﺎﻉِ ﻭَ ﺍِﺗِّﻔَﺎﻕِ ﺟَﻤَﺎﻋَﺎﺓٍ ﻛَﺜِﻴﺮَﺓٍ ﻣِﻦَ ﺍﻻﺎَﻋَﺎﻇِﻢِ ﺍﻟْﻤُﺨْﺘَﻠِﻔِﻴﻦَ ﻓِﻰ ﺍﻟْﻤَﺸَﺎﺭِﺏِ ﻭَ ﺍﻟْﻜَﺸْﻔِﻴَّﺎﺕِ ﺍﻟْﻤُﺘَّﻔِﻘِﻴﻦَ ﻋَﻠٰﻰ ﻇِﻠِّﻴَّﺔِ ﻛَﻤَﺎﻻﺎﺕِ ﺍﻟْﻜَﺎﺋِﻨَﺎﺕِ ﻻﺎﻧْﻮَﺍﺭِ ﻛَﻤَﺎﻝِ ﺍﻟﺬَّﺍﺕِ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐِ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ٭ ﺫُﻭ ﺍﻟْﺠَﻼﺎﻝِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻻﺎَﺯَﻟِﻰِّ ﺍﻻﺎَﺑَﺪِﻯِّ ﺍﻟﺴَّﺮْﻣَﺪِﻯِّ ﺍﻟْﻤُﺘَﻘَﺪِّﺱِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻨَﺰِّﻩِ ﻋَﻦِ ﺍﻟﺘَّﻐَﻴُّﺮِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺒَﺪُّﻝِ ﺍﻟﻼَﺎﺯِﻣَﻴْﻦِ ﻟِﻠْﻤُﺤْﺪَﺛَﺎﺕِ ﺍﻟْﻤُﺘَﺠَﺪِّﺩَﺍﺕِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻜَﺎﻣِﻼﺎﺕِ ٭ ﺫُﻭ ﺍﻟْﺠَﻼﺎﻝِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺧَﺎﻟِﻖِ ﺍﻟْﻜَﻮْﻥِ ﻭَ ﺍﻟْﻤَﻜَﺎﻥِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻘَﺪِّﺱِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻨَﺰِّﻩِ ﻋَﻦِ ﺍﻟﺘَّﺤَﻴُّﺰِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺠَﺰِّﻯ ﺍﻟﻼَﺎﺯِﻣَﻴْﻦِ ﻟِﻠْﻤَﺎﺩِّﻳَّﺎﺕِ ﻭَ ﺍْﻟﻤُﻤْﻜِﻨَﺎﺕِ ﺍﻟْﻜَﺜِﻴﻔَﺎﺕِ ﺍﻟْﻜَﺜِﻴﺮَﺍﺕِ ﺍﻟْﻤُﻘَﻴَّﺪَﺍﺕِ ﺍﻟْﻤَﺤْﺪُﻭﺩَﺍﺕِ ٭ ﺫُﻭ ﺍﻟْﺠَﻼﺎﻝِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻘَﺪِﻳﻢِ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﺍﻟْﻤُﺘَﻘَﺪِّﺱِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻨَﺰِّﻩِ ﻋَﻦِ ﺍﻟْﺤُﺪُﻭﺙِ ﻭَ ﺍﻟﺰَّﻭَﺍﻝِ ٭ ﺫُﻭ ﺍﻟْﺠَﻼﺎﻝِ ﺳُﺒْﺤَﺎﻥَ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺍﻟْﻮَﺍﺟِﺐِ ﺍﻟْﻮُﺟُﻮﺩِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻘَﺪِّﺱِ ﺍﻟْﻤُﺘَﻨَﺰِّﻩِ ﻋَﻦِ ﺍﻟْﻮَﻟَﺪِ ﻭَ ﺍﻟْﻮَﺍﻟِﺪِ ﻭَ ﻋَﻦِ ﺍﻟْﺤُﻠُﻮﻝِ ﻭَ ﺍﻻﺎِﺗِّﺤَﺎﺩِ ﻭَ ﻋَﻦِ ﺍﻟْﺤَﺼْﺮِ ﻭَ ﺍﻟﺘَّﺤْﺪِﻳﺪِ ﻭَ ﻋَﻤَّﺎ ﻻﺎ ﻳَﻠِﻴﻖُ ﺑِﺠَﻨَﺎﺑِﻪِ ﻭَ ﻣَﺎ ﻻﺎ ﻳُﻨَﺎﺳِﺐُ ﻭُﺟُﻮﺏَ ﻭُﺟُﻮﺩِﻩِ ﻭَ ﻋَﻤَّﺎ ﻻﺎ ﻳُﻮَﺍﻓِﻖُ ﺍَﺯَﻟِﻴَّﺘَﻪُ ﻭَ ﺍَﺑَﺪِﻳَّﺘَﻪُ ﺟَﻞَّ ﺟَﻼﺎﻟُﻪُ ﻭَ ﻻﺎ ﺍِﻟٰﻪَ ﺍِﻻَﺎ ﻫُﻮَ ٭
٭ ٭ ٭ Üçüncü Fasıl Vâhid-i Ehad olan ve zıtlardan ve benzerlerden ve şerîklerden mukaddes ve berî olan Allâh Celâl sâhibidir ve münezzehtir. Kadîr-i Ezelî olan ve yardımcılarından ve vezîrlerden mukaddes ve berî olan Allâh Celâl sâhibidir ve münezzehtir. Kadîm-i Ezelî olan ve sonradan vücûda gelen ve zâil olup gidici olanlardan mukaddes ve berî olan Allâh Celâl sâhibidir ve münezzehtir. Vâcibü'l-Vücûd ve nazîri mümteni' ve kendisinden başka her şey mümkini'l-vücûd olan ve mümkinâtın mâhiyetlerinin levâzımından mukaddes ve berî olan Allâh Celâl sâhibidir ve münezzehtir. Celâl sâhibi ve münezzehtir O Allâh ki, "Kendisinin benzeri hiçbir şey yoktur ve O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir." (Şûra Sûresi, 42:11) Hatâlı ve kâsır evhâmın tasavvur ettiklerinden mukaddes ve berîdir. Celâl sâhibi ve münezzehtir O Allâh ki, "Göklerde ve yerde en yüce sıfatlar O'nundur. Ve O Azîzdir, Hakîm'dir." (Rum Sûresi, 30:27) Bâtıl ve nâkıs akîdelerin vasfettiklerinden mukaddes ve berîdir. Kadîr-i Mutlak ve hiçbir şeye muhtâc olmayan ve acz ve ihtiyâctan mukaddes ve berî olan Allâh Celâl sâhibidir ve münezzehtir. Kâinâtın kemâlâtının şehâdetiyle, Zâtında ve sıfâtında ve efâlinde Kâmil-i Mutlak olan ve kusûr ve noksândan mukaddes ve berî olan Allâh Celâl sâhibidir ve münezzehtir. Çünki kâinâtta kemâl ve cemâlden ne varsa hepsi, hads-i sâdıkla ve kat'î bürhânla ve vâzıh delîlle sâbîttir ki, O münezzeh olan Zâtın kemâline nisbeten zaîf bir gölgedir. Zîrâ tenvîr ancak nûrânîden olur. Âyînelerin fânîliği ve mazharların seyyâletiyle berâber cemâl ve kemâlin tecellîsinin devâmıyla ve eâzımdan, meşreblerde ve keşfiyâtta muhtelif ve kâinâttaki kemâlâtın, Zât-ı Vâcibü'l-Vücûd'un envâr-ı kemâlinin gölgesi olduğunda müttefik bir çok cemâatin icmâ' ve ittifâkıyla da sâbittir. Ezelî, ebedî ve sermedî olan ve sonradan vücûda gelip teceddüd ve tekâmül edenlerin lâzımı olan tagayyür ve tebeddülden mukaddes ve berî olan Allâh Celâl sâhibidir ve münezzehtir. Hâlık-ı kevn ve mekân olan ve kesîf, kesîr, mukayyed ve mahdûd olan mâddiyât ve mümkinâtın lâzımı olan tahayyüz ve tecezzîden mukaddes ve berî olan Allâh Celâl sâhibidir ve münezzehtir. Kadîm-i Bâkî olan ve hudûs ve zevâlden mukaddes ve berî olan Allâh Celâl sâhibidir ve münezzehtir. Vâcibü'l-Vücûd olan çocuk ve babadan, çözülüp dağılmaktan ve birleşmekten, hasr ve tahdîd edilmekten, cenâbına yakışmayan ve vücûb-ı vücûduna münâsib olmayan ve ezeliyetine ve ebediyetine muvâfık olmayan şeylerden mukaddes ve berî olan Allâh Celâl sâhibidir ve münezzehtir. O'nun celâli ne yücedir ve O'ndan başka ilâh yoktur. (Osmanlıca Lem'alar sh: 672) ﺍَﻟْﺒَﺎﺏُ ﺍﻟﺜَّﺎﻧِﻰ (3)