Risale-i NurÂsâr-ı Bediiye

ZİYA-YI HAKİKAT

Âsâr-ı Bediiye · s.511

{() Volkan'ın iki sayısında devam eden bu makale bilâhare Hazret-i Üstad'ın sair makalelerinde yaptığı gibi bazı tasarruflarına uğramamıştır. Biz ise onun Volkan'daki ilk aslını derc ediyoruz.} Lisanım fikrime iyice tercümanlık edemiyor. Muhakemenizle bu perişan sözlere bir intizam veriniz. SUAL: Asl-ı İttihad-ı Muhammedînin numunesi ve bir şu'lesi olan buradaki ittihad ne edecektir? Elcevap:Manevî ve irşad tarîkiyle ikaz edecek ve aktar-ı erbaaya yayılmış olan silsile-i müteselsile-i nuraniyeyi ihtizaza getirecek ve beynel mü'minîn muhabbet ve uhuvveti kuvveden fiile çıkaracak.. Müteferrik ve tavaif-i mülûk temelleri olan cem'iyetleri tevhid edecek ve vasıta-i terakki olan hubb-u din, hubb-u vatan gibi ve hedef-i maksad olan i'lâ-yı kelimetullahı menfaat-i dünyeviye gibi, hamiyet-i İslâmiye ile hamiyet-i milliye gibi herkesi müteveccih kılacak!.. Zira vasıta-i terakkimiz tarîkde, maksadda ve hiss-i hamiyette müsennadır, daha muhkemdir. Amma vâesefâ ki, istifade tarîkini bilmedik. Bu "müsenna"nın bir katı çözülse nısf-ı kuvvet gibidir. Hem de: "Yürüyüşünü terk ile başkasının yürüyüşünü öğrenmedi" meseline mâsadak olacağız. Hem de: Lahm ve demlerine karışmış olan hissiyat-ı diniyenin yerini başka bir şey tutamaz. Meğer birden vücud, tamamıyla birden inkılab edebilsin. SUAL: Bu cem'iyet-i Muhammedî sair cem'iyetler gibi hiss-i tarafdarı ve rekabeti ve münakaşayı uyandıracak. Bâhusus askere sirayet ile neticesi iyi çıkmaz.? Elcevab:İttihad-ı Muhammedî, sair cem'iyâtın akran ve emsali değildir. Belki umumun pederi ve mürşididir; o yıldızlara, bu şems ziya verecek ve her dairenin mâfevkinde... Ve sair devaire muhittir. Zira manen livaü'l-hamd-i Muhammedî (A.S.M.) altına girmeyen mü'min yoktur. Lâsiyyema asakir-i muvahhidin, cem'iyetin hedef-i maksadı olan muhabbet ve uhuvvete ve i'lâ-yı kelimetullaha tamamıyla mazhardırlar. Asıl İttihad-ı Muhammedînin saff-ı evvelini umum asakir-i muvahhidin teşkil eyler. Biz bu İttihad-ı Muhammedî ile isteriz ki; umum millet de asker gibi müttehid ve yek-vücud olsun. Ve o muhabbet ve uhuvveti kuvveden fiile çıkarsınlar. Ve müdafi ve muhafız-ı hukuk ve hallal-i müşkilât, efkâr-ı âmmeyi tevlid ve tehzib etsin. Zira katre katre su müteferrik kalsa, kurur hebaya gider, ittihad ile bir havz-ı âb-ı hayat olur. Ey ümmet-i Muhammed! Bu İttihad-ı Muhammedî'nin sadâsı umum mü'minlere bir "Arş!" emridir. Mübareze-i hayat meydanında, tarîk-i terakkide parlak müstakbel tarafına asker gibi sizi sevk ediyor. SUAL: Anasır-ı gayrı müslimeyi de, ittihad-ı İsevî ve Musevîye teşebbüslerine teşviktir. Bu ise taassubla ve iftirakla meşrutiyete darbe olmaz mı?! Elcevab:Zarar yoktur, onlar da yapsınlar ve hem de çokdan yapmışlar. Şimdi bir Nebiyy-i Zîşanın ismine isnad ile bir cem'iyet çıksa; ya o Nebinin ihtiramı tasdik ve tebcil ve muhabbeti izhar içindir, bu ise husumeti davet etmez. Veyahut ona mensup ayinleri icra etmektir. Bu ise ferman-ı ﻻٓﺎ ﺍِﻛْﺮَﻩَ ﻓِﻰ ﺍﻟﺪّ۪ﻳﻦِ ile hürriyet-i mezhebiye teessüs ettiğinden, münakaşaya mahall olmaz. Eğer siyasiyat ve maddiyata karışmaya vesile addedecekler ise, buna muvaffak olamazlar. Zira onların dinleri sırf vicdanî olduğundan, siyaset ve maddiyata münasebeti az ve hem de çoktan kesilmiş ve hem de muhtaç değillerdir. Zira, milliyet ve menfaat onların terakkiyatına muharrik-i kâfidir. Biz ise, saadet-i dünyeviye ve uhreviye ile bu ittihada eşedd-i ihtiyaçla muhtacız. Çünkü milliyetimiz İslâmiyetten başka yoktur. Kavmiyet nazara alınsa, tavaif-i mülûk gibi olur. Ve vicdanımıza dinden başka âmir ve müşevvik yoktur. Hem de menba-ı istidadımız ve nokta-i istinadımız bu ittihad-ı diniyedir. SUAL: Böyle nazik bir zamanda hissiyat-ı diniyeyi heyecana getirmekle, teskin ve ta'dili güç olur? Elcevab:Dinde hükümferma olan hak ve adalet, hissiyatı ta'dil ve tahdid eder. Sair hissiyata kıyas olunmaz. Hem de bu heyecanın hararetiyle imtizac-ı kimyevî-i anâsır gibi, bize lâzım olan "ziya-yı maarif" hararetli kuvvet ve şevki tevlid edecektir. Hem de terakkiyat ve medeniyete lâzım olan hissiyat-ı ulviyede en bedevi adam, en münevverü'l-fikir gibi İslâmiyet namıyla tarîk-i terakkide şevk-i vicdanî ile sevk edecektir. Hem de bu sadâ-yı dinî bu merkez-i hilafetten sudûr etmekle, etrafa aks-endaz olmaz ise, istibdad her unsurda merkezden iftirak meylini ekdiğinden; bu meyilden istifade ederek, bazı sahib-i zuhur mütemehhidlik veya müceddidlik namıyla başka taraflarda bu sadâyı çıkaracak ve bu devlet-i İslâmiyeyi tefrikaya düşürecek ve bu ism-i mübareki de tenzil ve tahdîd edecektir.. Hem de intizam-ı idareye şiddet-i ihtiyacımızdan yüz derece veya daha ziyade tehzib-i ahlâka muhtacız. Bu da iksir-i diyanetledir. Zira, umum enbiyanın memalik-i Osmaniyeden zuhuru, kaza ve kader-i İlahînin bir işareti ve remzidir ki; bu memleket insanlarının tekemmülatı ve tehzib-i ahlâkı, hiss-i dinin mâyesiyle olacaktır. Hem de şeriatla münasebet-i vehmîden başka irtibatı olmayan istibdad, o kadar zamanda o derece dâhil ve haric mühacemata karşı kendini muhafaza ettiğinden, şimdi şeriatın has abd-i memlûkü ve münasebet-ı hakikî ile merbut olan meşrutiyet-i meşruâ bu kuvvet-i azîme-i şer'iyeye isnad ve istimdad etmek zarurîdir. SUAL: Eğer Cem'iyet-i Muhammediye siyasete karışırsa hükûmetin ruhu olan itaat muhtell olur? Elcevab:Evvela: Cem'iyetin hedef-i maksadı siyaset değil. Zira ekser meb'usan, ulema ve müttaki olduklarından, siyaset ciheti onlara muhavveldir. Saniyen:Hükûmet hükûmet-i İslâmiye olduğundan, İttihad-ı Muhammedî'nin kanunnamesi olan evamir ve nevahi-i şer'iyeyi takib etmesi zarurîdir. Şayet etmezlerse ikaz edilecektir. Lâkin tagallüb ve kuvvet ile icbar değildir... İhtar ediyorum ki; İttihad-ı Muhammedî dediğimiz cem'iyet, bazı zevattan ibaret bir cem'iyet değildir ki; o efradın teferrukuyla veya sû'-i istimaliyle leke gelsin. Zira, şemsin küçük bir misaline ma'kes olan bir cam parçası kırılsa; veyahut göz yummakla nehar leyle tahvil edilse, bütün âyinelerde mütecelli olan ziya-yı şems mürtefi olmadığı gibi; buradaki resmî cem'iyet teferruk etse ve hasbe'z-zaman tebeddüle uğrasa, yine şems-i hakikat-i ittihad-ı Muhammedînin tecelliyatına sekte getiremez. Zira İttihad-ı Muhammedî hakikaten her mü'mini muhittir. Lâkin bâzı zevat-ı ma'dude, nısf-ı küre-i arzda kurulmuş o cesîm fabrika-i İslâmiyetin çarklarını temizlik ve harekâtını tesri' etmek için başkalarını davet ve istimdad ile hademe gibi hizmet ettirecektir ki, bunların en birincisi ulema ve meşayih ve talebe ve hutebâdırlar. SUAL: Şimdiye kadar bu fikre neden teşebbüs olunmadı? Elcevab:Zaten istibdad herkesin şevkini kırıp atalete sevk ediyordu. Şimdi ise, madem ki meşrutiyette efkâr-ı âmme hâkimdir, o efkârın eczası da her ferdin fikr-i mahsusudur, her ferd de hareket etmek lâzımdır. Tâ cereyan-ı umumî muhtell olmasın. Binaenaleyh, yalnız saadet-i vatan ve selâmet-i hükûmet olan makâsıd, farz-ı kifaye gibi telakki olunduğundan; herkes: "Neme lâzım, başkası düşünsün" gibi cevab-ı miskinâneye ve başkasına havale ve itimad etmek gibi tevekkül-ü âcizâneye müsait bir zemin olur. Amma hubb-u din ve i'lâ-yı kelimetullah herkese farz-ı ayn olduğundan, herkes kendini mükellef bildiğinden, ﻧَﺤْﻦُ ﺭِﺟَﺎﻝٌ ﻭَﻫُﻢْ ﺭِﺟَﺎﻝٌ na'ra-yı merdanesiyle teşmir-i sak ederek, zincir-i âtaleti kırmak ve perde-i sefaleti yırtmakla meydan-ı terakkiye atılacaktır. Şimdiye kadar ihtilaf-ı efkârımızdan istibdad istifade etti.. Kezalik, ihtilaf-ı İslâmdan Avrupa da istifade ederek istibdad-ı manevîleri altında bizi ezdi. Şimdi evvelen biz müttefik olalım. Tâ ki dest-i vifakı bizdeki gayr'i müslimlere de uzatabilelim. Ve Avrupa'nın istibdad-ı manevîsi de meşrutiyet-i maneviyeye inkılab edebilsin. İhtar-ı mühim:İttihad-ı Muhammedî hedef-i maksadımızdır ve o noktaya çalışacağız. Şimdiki resmî İttihad-ı Muhammedî ki onun bir katresidir, o ittihad-ı Muhammedîye bir mukaddemedir. Herkes san'atına ve hedef-i maksadına mensub olabilir. Binaenaleyh, teberrük ve taakkul için hedef-i maksadımız olan "İttihad-ı Muhammedî" unvan-ı mübarekini taşıyoruz. Asıl İttihad-ı Muhammedî'nin tarif ve hendesesi şöyledir ki:Esası,aktar-ı âleme mümted bir silsile-i nuranî ile bağlıdır.MerkeziHaremeyn-i Şerifeyndir. Vecihetü'l-vahdeti,tevhid-i İlâhidir. Vepeyman ve yemini,imandır. Venizamnamesi,sünen-i Ahmediyedir. Vekanunnamesi,evamir ve nevahi-i şer'iyedir. Vekulüp ve encümenleri,umum medaris ve mesacid ve zevâyadır. Vecem'iyetin ilel-ebed ve daimi nâşir-i efkârıumum kütüb-ü İslâmiyedir. Vemuvakkat nâşir-i efkârı,i'lâ-yı kelimetullahı hedef-i maksad eden umum ceraiddir. Vemüntesibîni,umum mü'minlerdir.Saff-ı evveli,guzât ve şüheda teşkil eder, kalû belâ'dan beri müntesibdirler.Defter-i esmaları,levh-i mahfuzdur. Böyle bir İttihad-ı Muhammedî cem'iyeti,reisi ve seyyidi,Fahr-i Âlemdir (A.S.M.). Hem de her ferdin de her cem'iyet-i diniyenin de reisi yine O'dur, hem de Reis-i Âlemdir. "Ben İttihad-ı Muhammedî efradındanım" dediğim vakit, muradım bu ittihaddır. Hem de bu ittihadı hedef-i maksad eden adamlardanım, demek istiyorum. Mesleğimiz muhabbettir, muhabbeti neşretmektir. Biz husumet edenlere muhalifiz. Hem de şimdiki resmî bir cem'iyeti teşkil ediyoruz. Bütün müteferrik cem'iyat-ı İslâmiyeyi tevhid etmek için!.. Yoksa, fazla bir fırkayı çıkarmak değildir. Hâşâ ve kellâ!... Tefrika ika' edenden değilim. İtiraz ve evham-ı fasideyi sonra red ve ilân edeceğim.

Bedîüzzaman

Said-i Kürdî