ZAMAN-I MÂZİYE MÜRACAAT
Âsâr-ı Bediiye · s.52
Yani, sahife-i ûlâ zaman-ı mazidir. İşte şu sahifede dört nükteyi nazar-ı dikkate almak lâzımdır. Birincisi: Bir fende veyahut kasasta, bir adam esaslarını ve ruh ve ukdelerini ahzederek müddeasını ona bina ederse, o fende hazakat ve maharetini gösterir. İkincisi: Ey birader! Eğer tabiat-ı beşere ârif isen bak; küçük bir haysiyetle, küçük bir davada, küçük bir kavimde, küçük bir hilafın suhulet ve serbestiyetle irtikâb olunmadığına nazar edersen; gayet büyük bir haysiyetle, nihayet cesîm bir davada, hasra gelmeyen bir kavimde, hadsiz bir inada karşı, her cihetten ümmiliğiyle beraber, hiçbir cihetiyle akıl müstakil olmayan meselelerde; tam serbestiyetle, bilâ-perva ve kemal-i vüsuk ile alâ ruûsi'l-eşhad zikr ve naklinden güneş gibi sıdk tulû' edeceğini göreceksin. Üçüncüsü: Bedevilere nisbeten çok ulûm-u nazariye vardır; medenîlere nisbeten lisan-ı âdât ve ef'alin telkinatıyla ulûm-u mütearife hükmüne geçmişlerdir. Bu nükteye binaen; bedevilerin hallerini muhakeme için kendini o bâdiyede farzetmen gerektir. Dördüncüsü: Bir ümmi, ulema meyanında mütedavil bir fende beyan-ı fikir ederse, ittifakî noktalarda muvafık olarak ve muhtelefün-fîha olan noktalarda muhalefet edip musahhihane olan sözü, O'nun tefevvuku, kesbî olmadığını isbat eder. Şu nüktelere binaen deriz ki: Resul-i Ekremin (A.S.M.) malûm olan ümmiyetiyle beraber, güya gayr-ı mukayyed olan ruh-u cevvale ile tayy-ı zaman ederek, mazinin a'mak-ı hafâsına girerek hazır ve bizzat görmüş ve görüyor gibi, Enbiya-yı Sâlifenin ahvallerini ve esrarlarını teşrih etmesiyle; bütün enzar-ı âleme karşı öyle bir dava-yı azîmede -ki bütün ezkiya-yı âlemin nazarlarını dikkate celbeder- bilâ-perva ve nihayet vüsuk ile müddeasına mukaddeme olarak o esrar ve ahvalin ukad-ı hayatiyeleri hükmünde olan esaslarını zikretmek ile beraber, Kütüb-ü Salifenin ittifak noktalarında musaddık ve ihtilaf noktalarında musahhih olarak, kasas ve ahval-i enbiyayı ve ümemi bize hikâyet etmesi, sıdk ve nübüvvetini intac eder. ﻭَﺍﻟَّﺬ۪ﻯ ﻗَﺺَّ ﻋَﻠَﻴْﻪِ ﺍﻟْﻘِﺼَﺺَ ﻟِﻠْﺤِﺼَﺺِ ﻭَﺳَﻴَّﺮَ ﺭُﻭﺣَﻪُ ﻓ۪ﻰ ﺍَﻋْﻤَﺎﻕِ ﺍﻟْﻤَﺎﺿ۪ﻲ ﻭَﻓ۪ﻲ ﺷَﻮَﺍﻫِﻖِ ﺍﻟْﻤُﺴْﺘَﻘْﺒَﻞِ ، ﻓَﻜَﺸَﻒَ ﻟَﻪُ الْاَسْرَارَ ﻣِﻦْ ﺯَﻭَﺍﻳَﺎ ﺍﻟْﻮَﺍﻗِﻌَﺎﺕِ ﺍِﻥَّ ﻧَﻈَﺮَﻩُ ﺍﻟﻨَّﻘَّﺎﺩَ ﺍَﺩَﻕُّ ﻣِﻦْ ﺍَﻥْ ﻳُﺪَﻟِّﺲَ ﻋَﻠَﻴْﻪِ، ﻭَ ﻣَﺴْﻠَﻜَﻪُ ﺍﻟْﺤَﻖَّ ﺍَﻏْﻨٰﻰ ﻣِﻦْ ﺍَﻥْ ﻳُﺪَﻟِّﺲَ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﻨَّﺎﺱِ Evet, O'nun nur-u nazarına hayal kendini hakikat gösteremez! Ve hak olan mesleği telbisten müstağnidir.